Genelliklekışın yapılan bitki çayları, hastalığa karşı koruyucu olması ya da hastalıklarda virüslere karşı direnç sağlaması amacıyla hazırlanıyor. Bu nedenle bitki çaylarını amacına göre doğu bitkileri kullanarak demlemek gerekiyor. Tabi, kararında içmek dikkat edilmesi gereken en önemli detay. Formdatutan çaylar, ülkemizde çokça tüketilmektedir. Bitki çayları her kesim tarafından tercih edilen ve tüketilen çaylardır. Metabolizmayı hızlandıran, ödem attıran ve yağ yakımını kolaylaştıran bitki çayları mevcuttur. Beslenme düzenine dikkat edildiği zaman bu çayların çok fazla işe yaradığı görülmektedir. Bitki çayları aynı şekilde kilo vermek için de bu kadar etkili olabiliyor. Güçlü bitkilerle hazırlanan zayıflama çayı vücudunuzda harikalar yaratabilir. Şerbetçiotu Çayı. Rahatlatıcı ve uyku getirici etkiye sahip şerbetçiotu, gerginlik ve kaygı nedeniyle yaşanan uykusuzluk sorunu için sıklıkla kullanılır. Aynı zamanda zayıflayan bitki çaylarından biri olan şerbetçiotu en tercih edilen bitki çaylarından da biri. Hazımsızlığınızı da, huzursuzluğunuzu da alır. Bitki Çayları Nasıl ve Ne Kadar Tüketilmeli? Kan şekerini düzenlemeden sakinleştirmeye, yağ yakmadan mikroplara karşı savaşmaya, depresyondan mide bulantısına birçok faydası bulunan bitki çayları diyet sürecini de destekliyor. Vücuda önemli faydaları bulunan bitki çaylarının yeterli miktarda tüketilmesi gerektiğini cash. Kan grubuna göre beslenme; farklı kan grubuna sahip kişilerin farklı tarzda beslenmesi gerektiği bir programdır. Yapılan birtakım araştırmalara göre kan grubuna göre beslenme, 1900'lü yılların başında kan gruplarının bulunmasının ardından ortaya çıkmıştır. İnsanların fazla kilolarından kurtulabilmesi için bilimin tüm imkanlarından yararlanılmaktadır. Bu aşamada insan vücudundaki birçok farklı etmen incelenirken, daha az efor sarf ederek istenilen kiloya inmesi amaçlanmaktadır. İnsanların farklı kan gruplarında olması beslenme düzenlerinin vücutlarını farklı şekilde etkilemesine sebep oluyor. Kanın yoğun yapısı, akışkanlığı ya da içerisinde yer alan kan hücresi oranı alınan gıdaların farklı biçimde etkilerini ortaya çıkarırken bu durum ekstradan kilo almayı ya da alınan gıdalara göre çok daha az kilo alınmasına sebep olmaktadır. Bu sebeple de kan grubuna göre beslenme konusunda çok ciddi araştırmalar gerçekleştirilmektedir A Kan Grubuna Göre Beslenme Listesi Ülkemizde kan grupları incelendiğinde A kan grubunun en fazla karşılaşılan kan grubu olduğu ortaya çıkmaktadır. A kan grubuna sahip olan kişiler sebze ve meyve bakımından zengin beslenmelidir. Uzmanlar A kan grubuna sahip olan kişilerin Börülce, enginar, karalahana, havuç, pazı, diğer yeşil yapraklı sebzeler; greyfurt, erik, zencefil, kayısı, kiraz, mandalina, portakal ve muz gibi meyveler yanı sıra mantar, mercimek, çavdar, sarımsak, soğan ve pekmez de tüketmesi gerektiğini belirtmektedir. A kan grubuna sahip olan kişilerin kanının daha kalın olması ve buna ek olarak bağışıklık sistemlerinin zayıf olması sebebiyle meyve ve sebze tüketimlerinin üst düzeyde olması gerekir. B Kan Grubu Ne Yemeli? B kan grubuna sahip olan kişiler kan grubuna göre beslenme önerilerine baktığımızda süt ve süt ürünleri, kırmızı et, zeytinyağı, yumurta ve ceviz gibi besinleri bol miktarda tüketmelidir. Bunların haricinde sebze ve meyve tüketimi de uygundur. Eğer B kan grubu ne yememeli diye bakacak olursak; tavuk, deniz ürünleri, mercimek, nohut, domates, domates salçası, mısır ve kavrulmuş kuru yemişler tüketilmemelidir. Ab Kan Grubu Nasıl Beslenmeli? AB kan grubuna sahip olan kişilerin vejetaryen bir besin düzenine geçmesi kendileri için en doğru karar olmaktadır. Yapılan araştırmalar vejetaryen insanların kan grubu yoğunluklarında en yüksek oranı AB kan grubunun elde ettiğini belirtmektedir. Genel olarak AB kan grubuna sahip kişiler levrek gibi balıkları tüketmelidir. Bunun yanı sıra taze yumurta, peynir başta olmak üzere işlenmemiş süt ve süt ürünleri, ceviz yağı ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar, lahana ve benzeri sebzeler, yeşil yapraklı sebzeler, mercimek, sarımsak, soğan, yulaf ve karabuğday gibi besinler tüketilebilir. Meyve olarak ise kivi, limon, greyfurt, incir, kiraz ve vişne yenebilir. 0 Kan Grubuna Göre Beslenme Tüm dünya çapında sayısı oldukça az olan 0 kan grubuna sahip insanların ise protein ağırlıklı olarak beslenmeleri gerekirken karbonhidratlardan uzak durmaları tavsiye edilir. Süt ve süt ürünleri belirli miktarlarda tüketilebilmektedir. Buna ek olarak buğday da az oranda tercih edilebilir. Beslenme listesinde kırmızı ve beyaz ete ağırlık verilmesi kan grubuna göre beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesinde daha doğru bir karar olacaktır. Gün içerisinde tüketilen bitki çayları da 0 kan grubuna sahip olan insanlar için son derece uygun olacaktır. Kan Grubuna Göre Yiyecekler ve Zayıflama Her kanın grubunun yapısının farklı olması metabolizma üzerinde etkilidir. Bundan dolayı kan grubuna göre zayıflama sağlarken tüketilen yiyecekler değişkenlik göstermektedir. Kan grubuna göre beslenme bağışıklık sistemi ve sindirim sistemi açısından oldukça faydalı olmaktadır. Bu nedenle kan grubuna göre beslenme önerilerini dikkate almanız gerekmektedir. Eski yıllardan beri kullanılan kan grubuna göre beslenmeye çay tüketimi de eklendi. Uzmanlar sağlıklı bir beden ve ideal kilo için her grubun ayrı çayları olduğunu ifade yıllarda sıkça bahsedilen kan grubuna göre beslenmenin yanında, içilecek çaylarda sağlıklı bir programın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Uzmanlar, kan gruplarının ortaya çıkışını şöyle anlatıyor "Avcı-toplayıcı olan ilk insanlar '0' kan grubu idiler. Bu yüzden de 0 kan grubu olan bireyler et ve balık ağırlıklı beslenmelidir. A kan grubu, çiftçi kan grubu olarak da adlandırılır, avcılıktan tarıma geçişten sonra ortaya çıkmıştır. B grubu ise Himalaya Bölgesi'ne göç edenlerde ortaya çıkan göçebe gruptur. Kırmızı et faydalı iken beyaz et tüketiminden uzak durulmalıdır. AB grubu ise modern çağda ortaya çıkan kan grubudur." Yenilen besinler kadar içilecek çayların da önemli olduğunu aktaran uzmanlar, kan grubuna göre doğru çay tercihlerini şöyle sıralıyor...0 grubuna zencefil Stresten kurtulmak için fiziksel faaliyetlere ağırlık verirler. Enerjik ve ince kalabilmek için metabolizmalarının hızlanması önemlidir. Bu kan grubuna sahip kişilerin süt ve glütenden kaçınması gerekiyor. Çünkü dikkat edilmediğinde, mide asidi sorunlara neden olabiliyor. Çay olarak ise zencefil çayı, meyve suyu ve ginseng içilmelidir. Kahve tüketilmemeli, yeşil çay ile değiştirilmesi gerekir. Ayrıca maydanoz, şerbetçiotu, ıhlamur, köpek gül, karahindiba ve nane çayı iyi bir grubuna yasemin Bu kan grubuna sahip olan insanlar, duygusaldır ve analitik düşünürler. Stres ile yüksek kortizol seviyelerine sahiptirler. Onlar ilk vejetaryenlerdir. Sindirim sistemi duyarlıdır. Bağışıklık sistemi beslenme ve çevre koşullarına kolayca uyum sağlar. Stresi yenebilir. Güçlü ve sağlıklı kalması için sebze ağırlıklı diyet uygulamalıdır. Kahve ve çay, bu kan türü için tavsiye sebze-meyve açısından zengin bir diyet uygulanmalı ve stresten kurtulmak için yoga yapılmalıdır. Çay olarak, yasemin çayı, civanperçemi, kekik, kadife çiçeği ve yeşil çay idealdir. Daha iyi vücut fonksiyonları için ise alıç, gül, zencefil ve sarı kantaron çayı tüketmek grubuna nane Bu kan grubuna sahip insanlar yavaş metabolizmaya sahiptir. Dolayısıyla obezite ve kronik yorgunluğa meyillidir. İyi bir bağırsak işlevi ve bağışıklık sistemi için içtikleri şeylere özellikle dikkat edilmesi gerekiyor. Bu kan türüne sahipseniz, sizin için ideal çaylar maydanoz, nane, huş yaprağı, sarı kantaron çayı, karahindiba, civanperçemi ve grubuna papatya Bu kan grubunun sindirim sistemi duyarlıdır. Et yerken yanında mutlaka sebze yiyin. Mide asidi az olduğundan azar azar ama sık sık yemek yiyin. C vitamini takviyesi alın. Bu kan grubu insanlar, sezgisel ve strese karşı dirençlidir. Nane, şakayık, sandal ağacı, ısırgan otu, alıç, zencefil, papatya ve nar en ideal çaylardır. Ayrıca yeşil çay içmek de bu grubun bağışıklığında önemli rol oynar. Kadın Haberler Kan, hayatın ta kendisidir. Tüm uygarlıklar, kan bağlarıyla kurulmuştur. İnsanlık tarihinde, çok önemli bir dinsel ve kültürel simge sayılır. Fiziksel ve figüratif olarak kansız asla yaşayamayız. Aslında kan grubu, bizleri birbirimize bağlayan kopmaz bir bağdır. Her kan grubu atalarımızın beslenme ve davranış özelliklerinin genetik mesajlarını taşır. Eğer tarih boyunca, biyolojik doğamızın içgüdülerine uyarak beslenmeye devam etseydik, bugün her şey çok farklı olabilirdi. Fakat teknoloji ve değişik görüşler araya girdi, biz doğal beslenme yöntemlerimizi bir kenara bıraktık. İnsanoğlunun belli bir ömrü var, her şeyin saati ve vakti ezelde takdir edilmiştir. Bize verilen ömrü yaptığımız hatalar sonucu sıkıntı ile geçirmek veya sünnete uygun davranarak rahat bir şekilde yaşamak kendi elimizdedir. Basit bir şekilde izah edecek olursak insan vücudu, motor gibi düşünülmelidir. Dizel motora benzin koymadığımız gibi benzinle çalışan araca da mazot koymayız, koyarsak neler olacağını hepimiz az çok biliriz. İnsan yapısı, bazı gıdaları yemeye müsait değildir. Günümüzde bize gıda diye sunulan birçok ürün ve içecek mutasyona sebebiyet vermektedir. İnsanlık, ilerde daha korkutucu boyutlara ulaşacak bir tehlikenin içindedir… Biz sürekli bir şeyler yiyerek vücudumuzun başka alanlar için harcaması gereken enerjisini, sindirim hizmetine yönlendirmiş oluruz. Böylece iç salgı bezlerimiz dur durak bilmeden yeni enzimler salgılar. Tasavvuf, nefsin hallerinin Allah’ın rızasına uygun olarak düzenlenmesidir ki, onun da ilk basamağı Allah’û Teâla’ya yönelmek, riyazet ve az yemektir. Riyazet, ciddi bir yeme – içme disiplinidir. Bugün maalesef insanlar, özellikle de kadınlar ve çocuklar günün neredeyse tamamını bir şeyler yiyerek geçirmektedirler. Yürürken, otururken, konuşurken, film izlerken, her yerde bir şeyler atıştırıp bedenler birer çöp öğütme kutusuna dönüştürülmektedir. İnsanın bir sonraki öğünü yeme zamanı, gerçek anlamda yediğimiz gıdaların hücrelerde kullanılması süreci olan üçüncü hazımdan sonra olmalıdır. Oysa çoğumuz daha birinci hazmı bitirmeden yeniden yemek yiyoruz. Bize Allah’ın lütfedip ihsan ettiği bu vücutlar birer çöp öğütme kutusu değil, onların kıymetini iş işten geçmeden bilmemiz gerekir. Bizler için en doğal en güzel içecek sudur, ondan sonra da doğal olarak sıkılmış sebze ve meyve sularıdır. Eskiler buğday ve arpa ununu; su, yağ ve bal ile karıştırıp ekmek yaparlardı, sofralarında bol çeşit bulunmazdı. Böylece sıhhatli yaşarlardı. Bu asırda ülkemiz insanının ömrü 65-70 yıl civarındadır. Doğru Beslenme Peygamber Efendimiz SAV “ İnsanoğlu’nun doldurduğu en kötü kap, midesidir” derken; Hz. Davut da, “ Bir gün gelir, insanın yedikleri kendisine tuzak olur” buyurmuştur. Dinlerin kutsal kitaplarında yasaklı ve izinli yiyecekler konusunda detaylı bahisler vardır. İbni Sina’ya sormuşlar, hastalık nedir?’ diye. Ünlü âlim bu soruyu şöyle yanıtlamış “ Bir önceki yediğini sindirmeden, ikinci bir yemeği yemektir.” İbni Sina, besinlerin sıralı ve aralıklı alınması hususunu çok önemser. Sabah ekmek yiyen kişinin ancak akşam yemeğinde et yemesinin uygun olduğunu söyler. Oysa biz, eti asla ekmeksiz yiyemeyen bir toplumuz. Bizim hastalık dediğimiz kimi neticeler vücudumuzun iyi bir savunma yaptığının işaretleridir. “Ey peygamberler! Temiz olan şeylerden yiyin ve salih ameller işleyin” Müminun suresi, 51 Dikkat edilirse ayette yemek, amelden önce gelmektedir. Büyüklerimiz de “Önce yemek yemeyi öğren, sonra marifetten bahset”, derdi. Bugün herkes doğru beslenmeyi unuttuğu halde marifetten bahsetmektedir. Yemek yemeyi bilmeyen doğru ile yanlışı ayırt edemez, salih amel işleyemez, hayır işleri yapamaz, yani kendine faydası olmayanın, başkasına faydası olamaz. Araf Suresi 31. Ayet-i Kerime’de “Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” buyruluyor. Yiyip içmede ve israf etmedeki ölçüyü bulmak için peygamber efendimizin hadislerine bakmak gerekir. Peygamber efendimiz “Gündüz beyazlığı ve gece karanlığında ikişer kere yemek ve içmek israf ve illettir.” buyurmuştur. Yemek insanların hayatında çok önemli bir yer tuttuğu için onu üretme, elde etme ve tüketme şekli hataya düşmenin en kolay yolu olmuştur. Bu yolda hataya düşen ve bu sebeple cennetten çıkarılan ilk insan Hz. Adem’dir. Bugün de doğru beslenmeye gereken önemin verilmeyişi ve aşırı yemek hırsı yaratılış sebebinin unutulmasına, ahlak ve davranış bozukluğuna, mutsuzluğa ve hastalıklara sebep olmuştur. Herhangi bir hastalığın tedavisi öncelikle beslenme alışkanlıklarının düzeltilmeyle başlamalıdır, çünkü beslenmeyi düzeltmedikçe hastalık, bir taraftan tedavi edilirken, diğer taraftan beslenmektedir. Tedaviye zararlı yiyecekleri faydalı yiyeceklerle değiştirerek, pişmiş yemekleri azaltıp çiğ meyve-sebzeyi arttırarak başlamak gerekir. Doğru olan, günlük gıdanın yüzde 40’ını pişmiş yemeklerin ekmek dahil, yüzde 60’ını ise çiğ yiyeceklerin oluşturmasıdır. İkinci basamak yiyecek ve içecek miktarını azaltmaktır. Öğün sayısı günde iki defaya indirilmeli ve iki öğün arası 6-8 saatten az için en uygun saat 7-8 arası, ikinci yemek için ise ikindi-akşam arasıdır. Yemekte sıralama önce su, çay veya meyve suyu, sonra meyve veya tatlı, sonra yemek ve salata şeklinde olmalıdır. Mesela; Sabah Yeşil çay veya su 1-2 tatlı kaşığı bal, 80-100 gr. ekmek 15-20 gr. tereyağı tereyağı bal, zencefil veya tarçınla karıştırılabilir veya Havuç suyu, meyve suyu veya meyve, 40-50 gr. peynir veya 1-2 tane yumurta, 5-7 tane zeytin, 100-150 gr. salata, 50 gr. ekmek. Akşam Meyve, Micaza uygun bir yemekle beraber yoğurt veya salata, yanında ekmek ya da pilav veya Havuç suyu, meyve suyu, meyve veya çorba, Micaza uygun bir et veya balıkla beraber salata. Yemekten 1,5-3 saat sonra su içilebilir. Burada dikkat edilecek çok önemli bir nokta vardır. Sindirim organlarının günlük görevi saat sona erer. Bu saatte yenen yemek hazmedilemez midede sabah 6-7’ye kadar çürür, sonra bağırsaklara inerek mukozaya saldırır. Yemeğin miktarı ve cinsi, insanın işine, hareketliliğine ve yaşına bağlıdır. Ancak 250-300 gramdan fazla yememek ve doymadan sofradan kalkmak gerekir. Öğlen bitkisel çay, doğal kahve, su içilebilir veya bir çeşit meyve yenebilir. Suyun birçok görevleri vardır Besleyici maddelerin emilimine yardımcı olur, metabolizma etkinliği sırasında , üretilen maddeleri eritir ve vücuttan dışarı atar, vücut ısısını sabit tutmakta önemli bir rol oynar buharlaşma, terleme, en önemli organlarımızı korur, hücrelerin elektron ve proton düzeyini regüle eder ve diğer birçok fizyolojik proses için vazgeçilmezdir. Bir insan yalnızca iki litre su kaybederse, susuzluktan ölür!…. Böylece su sadece çok önemli bir temel madde olmakla kalmaz, hassas bir dengenin de anahtarıdır!… Herkes ağırlığının % 3 ü kadar su tüketmelidir… Fazla içilen su vücudu çamurlaştırır. Aç içilen soğuk su insülin salınımını etkiler. Su yemekten önce içilebilir. Fakat yukarıda anlattığımız gibi, bu durumda bir incelik vardır. Pişen yemeğin kokusunun algılanmasıyla, tükürük ve mide bezleri bu yemeğin hazmı için gereken enzimleri üretmeye başlar. Bu sırada içilen su, bu enzimleri silip bağırsağa akıtır, sindirim zorlaşır. İhtiyaç halinde yemekten önce sadece birkaç yudum su içilebilir. Meyve, meyve suyu, çay veya su yemekten 30 dk-1,5 saat önce alınmalıdır. Bunlar midede çok durmadan bağırsağa iner ve midenin genişlemesini önler. Yemekle birlikte içilen su ise, tükürük üretimini azaltır, tükürükte bulunan enzimlere karışarak onları zayıflatır ve ağızda gerçekleşmesi gereken hazmı engeller. Neticede mide, karaciğer ve bağırsakların işi zorlaşır. Yemekten sonra meyve suyu içmek durumu daha da zorlaştırır, çünkü meyve suyu yemekle zıt karakterde olduğu için sindirimi bozarak, midede mayalanmaya neden olur. Yemekle birlikte çok su içmek kabızlık meydana getirir. Sindirim sistemini bozar ve emilim zora girer. Ve emilim tüycükleri yanar. Bu yanan tüycükler iyi bir emilim yapmazlar. Bu stoklar karaciğere gider. Karaciğer vücuda zararlı olan bu atıkları depolamaya çalışır. Yemekten sonra içilen su mideden bağırsağa geçemez, mideyi genişletir. Enzimleri seyreltir, sindirimi yavaşlatır, sindirimde görev alan salgı bezlerinin ve kalbin yükünü arttırır. İhtiyaç halinde sadece birkaç küçük yudum içilebilir. Yemekten 1 buçuk-3 saat sonra insanın susaması doğaldır ve su veya şekersiz nane, kekik, zencefil, biberiye, mercanköşk çayı veya yeşil çay için uygun zamandır. Ancak bayat, katkılı veya karışık yiyen ya da hazmı zayıf olanların sindirimi daha uzun sürdüğünden bunları daha sonra alabilir. Şu yedi durumda su içmeyin! Yorgun ve terli iken, banyodan/hamamdan çıktıktan hemen sonra, yemek sırasında, yemekten hemen sonra, meyve- özellikle kavun- yedikten sonra, uykudan uyanır uyanmaz, ayakta. Yemeği küçük lokmalar halinde alıp 21 defa çiğnemek gerekir. Mide, dalak ve bağırsakların bozulan fonksiyonunu düzeltebilmek için bazen sadece yemekleri düzeltip, çiğneme sayısını arttırmak yeterli olmaktadır. Midenizin dişleri olmadığını unutmayın! Sağlıklı yaşamak isteyen gıda çeşidini azaltmalı, birkaç çeşit meyve, sebze ve yemek seçerek onlara devam etmelidir. Doğru seçilen yemeklerden sonra insan kendini zinde ve hafif hisseder, az uyur. Gaz, şişkinlik, geğirme, ekşime, yanma, reflü ve büyük abdest problemi yaşamaz. Yanlış seçilen yemekten sonra, ağırlık çöker, uyku basar, horlama, gaz, kabızlık ve ağız kokusu olur. Mide denilen harika organ ardışık yenen gıdaları karıştırmadan kat kat muhafaza eder. Ve her katın değdiği mide çeperi o yiyeceğin hazmedilmesi için gerekli olan enzimi üretir. Sırayla ve en çabuk hazım olan ilk yenmişse, hiç şişkinlik ve gaza sebep olmadan hazmı bitiririz. Ama bir pilav bir et bir salata ıslatmak için de şekerli meyve suyu ve biraz da ekmeği beraber çiğner karıştırırsak, birinin hazım olmasını sağlayan enzim diğerinin hazım olmasını sağlayan enzimi bloke eder. Hazım tamamlanmaz çürüme başlar bu şekilde bağırsağa geçen gıda çürümeye devam eder vücudu zehirler. Hiçbir gıdasından yararlanılmaz. İnsanın teni kara sarı olur. Teri leş gibi kokar. Büyük abdesti patır patır gazlı ve kötü kokulu çıkar. Hatta idrarı bile çok koyudur. Onun için diyetisyenler bol bol su için demektedirler. Yoksa sağlıklı vücudun su ihtiyacı çok düşüktür. Peygamber Efendimiz hurma, üzüm, kavun, karpuz, salatalık, kabak, kereviz, bal, kaymak, süt, mercimek, pirinç, keşkek buğdayla pişirilmiş et, koyun ve kuş etini severdi. “Rabbimden her gün et yemeyi isteseydim nasip ederdi”, buyurmuştur. Ancak bunu istememiş, hayatı boyunca genellikle su ve hurma ile yetinmiştir. Halk arasında “Ne kadar çok ve çeşitli yesem, o kadar faydalıdır. Çeşitli yemekte bol vitamin ve gerekli maddeler var, bunlar hastalıklara karşı direnç kazandırır”, düşüncesi yaygındır. Öyle olsaydı, zenginler daima sağlıklı, fakirler ise hasta olurdu. Halbuki tam tersidir. Farklı yemeklerin karışımı midede sindirilemez ve çürür, çürümüş gıda metabolikleri damarlarda birikir, kılcal damarları tıkar. Bu durumda dokular, ihtiyaç duyduğu besin ve vitaminlerden mahrum kalır. Sonuçta karışık yemek yiyenler daima açlık hisseder. Gerçekten de onlar açtır, az yiyenler ise toktur. Çünkü az yiyen ve günde 2 defadan fazla yemeyen yediğini kolayca ve sonuna kadar sindirir, gerekli olan besinler kana karışır, zararlılar dışarı atılır. Mide, bağırsaklar ve damarlar temiz, dirençli ve sağlıklı kalır. Sağlıklı bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmalar vitamin, hatta havadaki azotu kullanarak protein üretir. Büyüklerimizin de söylediği gibi “Açlık azaları doyurur, tokluk ise aç bırakır”. Bize verilen ömürle birlikte rızkımız da verilmiştir. Unuttuğumuz bu gerçeği aşağıdaki hikaye ile hatırlamaya çalışalım ” Hak Teala bir Tavus Kuşu yaratmış ve ona dünya dolusu vadileri rızık olarak vermiş. Tavus Kuşu kendisine verilen rızkı bol görmüş ve hiç düşünmeden yıllarca yemiş, sonunda sadece on tane vadi kalınca da, korkusundan günde ancak on ekin tanesi yemeye başlamış. Sonra bir tek vadi kalınca kuş bir tane ile kanaat etmeye başlamış. Kendisine ayrılan rızık bitince, kuşun eceli gelmiş.” Bilim adamları, kısıtlı miktarda yiyecek verilen hayvanların, fazla besin tüketenlere göre daha uzun yaşamasının sebebi olan geni tesbit etmişlerdir. Ömrün uzamasını sağlayan bu gen, diğer genlerin işlemesini de düzenlemektedir. Bilim adamları, bir hayvana normalde tükettiği besinin %70’ini vermekle, hayvanın ömrünün %20-30 arttığını belirtiyorlar. Çağımızda 4-5 kişilik yemek yiyen insan, çeşitli hastalıklara maruz kalmakta ve sağlığını kaybetmektedir. İmanlı ve az yiyen insan ise sağlığını kaybetmeden, ihtiyarlık zilletine düşmeden, rızkının tükenmesiyle beraber sessiz sedasız bu dünyadan ayrılır. Son yıllarda hazır gıdaların tüketilmesi nedeniyle çok genç yaşlarda görülen kalp krizleri, yüksek tansiyonlar ve buna benzer hastalıklar çoğalmıştır. Bunların sebebi genetiği oynanmış gıdalardır. Bunlara örnek çekirdeğinden üreyemeyen sebzelerdir. Nasıl başaracaksınız bilemeyiz ancak temiz, yani genetiği değiştirilmemiş yani, GDO’lu olmayan gıdalar tüketin. Domatese kütür kütür ve dayanıklı olsun diye Köpekbalığı geni’; patatese ise başının belası olan bir bakteriye karşı korunması için akrep geni’ ilave edilmiştir! Cenabı Hakk’ın yarattığı insan kan hücresi, insan için yaratılmış olan gıdaları yemek üzerine tasarlanmıştır. Genetiği ile oynanan her gıdaya vücut tepki verir. Kan Gruplarına Göre Beslenme Kan grubumuz ve beslenme biçimi arasındaki bağ kulağa ilginç gelse de, aslında birbirleriyle direkt alakalıdır. Eğer biz ne yiyorsak oysak, vücut hücrelerinin beslenmesi kan dolaşımı ile sağlanıyor ise kan grubuna uygun beslenmemiz çok önemlidir. İnsanoğlunda çeşitli kan grupları vardır. Bunlar A, B, AB ve 0 gruplarıdır. Beslenme kan gruplarına göre değişiklikler göstermektedir. Bizi, biz yapan kanımızdır. Her kanın bir kimliği vardır. Vücudumuz muazzam bir kaledir. Vücuda giren herhangi bir nesne tanımlanamıyorsa vücut tarafından hemen savunmaya geçilir. Bu dışarıdan alınan her neyse gıda, virüs vb. vücut tarafından tanımlanmadığı sürece vücut tepki gösterir. İnsanoğlu yaratılışına uygun olmayan beslenme şekline devam etmektedir. Bu şekilde beslenme kanın mutasyona uğramasına yol açmakta ve nitekim birkaç ay önce Amerika’da C grubu kanbulunduğu açıklanmıştır. Kötü beslenmeden sonra açığa çıkan budur. O bakımdan beslenme çok önemlidir. Bugün dünyada O kan grubu %40-45, A kan grubu %35-40, B kan grubu %4-11 ve AB kan grubu %0-2 arasındadır. Sahip olduğumuz kan grubuna göre vücudumuz besin maddelerini üçe ayırır. Yediğimiz takdirde ilaç gibi olanlar “faydalı gıdalar”, zehir etkisi gösterenler “zararlı gıdalar” ve direkt etki göstermeyenler “nötr gıdalar”. Bizim kan grubuna göre beslenme programımızda esas olan zararlı gıdaları, beslenme alışkanlıklarımızın dışarısında tutmak olmalıdır. Mümkün olduğunca faydalı ve nötr gıdaları tüketmek öncelik taşımalıdır. Vücudun adaptasyonu ve aradaki fiziksel ve ruhsal değişikliği görmek için sadece 4 hafta boyunca zararlı gıdaları tüketmemek yeterlidir. Elbette listelediğimiz zararlı gıdaların içerisinde kişinin, iki kuşaktır o gıdalar ile ilgili nasıl beslendiği çok önemlidir. Bölgesel ve kişisel olarak değişiklik gösterebilir. . Dengeli bir beslenme programı ile kan grubuna uygun gıda tüketimi yapıldığı takdirde, vücutta su ve kas kaybı değil, yağ kaybı sağlanacak, özellikle bel bölgesindeki yağlarda azalma görülecektir. Kişi tartı üzerinde göreceli olarak az bir kilo kaybı görse dahi, beden ölçüsü olarak incelme fazla olacaktır. Kan grupları 0, A, B, ve AB olarak dörde ayrılmış ve bu dört ana grup, kişilerin kan özelliklerine örnek oluşturmaktadır. Kan grupları belirtilirken Rh pozitif ya da Rh negatif deyimleri kullanılmaktadır. Bu deyimler sizi şaşırtmasın. Rh faktörü, her kan grubunda bulunur. Kan grubunuz 0 da olsa Rh faktörü bulunabilir. Eğer bu faktör mevcut değil ise Rh negatif deyimi kullanılır. Kanınız dört gruptan birine dahildir ama Rh negatif ya da pozitif ibaresini taşıyabilir. 0 Kan Grubuna Göre Beslenme Vahşi hayvanları avlayan ve onların etleriyle beslenen ilk insanların kan grubudur. Dolayısıyla bu kan grubunda olanların asla vazgeçemeyeceği yiyeceklerin başında kırmızı et gelir. A grubunun tersine bu kan grubunda olanlar kilo verebilmek için tahıllardan, taneli sebzelerden uzak durmalıdır. Genellikle bu kan grubunu taşıyan insanlar dayanıklı, güçlü, kendine güvenli, cesaretli ve liderlik ruhuna sahip kişiler olarak tanınırlar. Doğal liderlerdir. O grupları hayvansal protein ve yoğun egzersizle güçlenirler. Güçlü sindirim ve bağışıklık sisteme sahip O grupları enfeksiyonlara karşı doğal olarak korunurlar. Doymuş yağların kanser ve kalp hastalığı riskini arttırdığını bildiğimiz günümüzde O grubu için hayvansal protein tüketimi kimyasal madde içermeyen yağsız etler, balık ve tavuk ile yapılmalıdır. Hormonların ve antibiyotiklerin gelişigüzel kullanılması ile kirletilen hayvansal ürünler elimine edilmelidir. O Kan grubu, iltihaplı hastalıklar, kan pıhtılaşma problemleri, düşük tiroid, ülser, bağırsak iltihabı, hiperinsulinemia, alerji, manik depresif eğilimler, depresyon, kalp hastalıkları, Parkinson hastalığı, şizofreni, felç, diş plağı gibi hastalıklarda diğer kan gruplarından daha risklidir. 0 Grubu’nun özellikleri 0 Grubu’nda olanlar ilk insanları simgeler. Et yemeye bayılırlar. Sindirim sistemleri sağlamdır. Bağışıklık sistemleri fazla hareketlidir. Diyet yapmaya ve çevreye uymaya zor alışırlar. Stresten kurtulmak için fiziksel faaliyetlere ağırlık verirler. Enerjik ve ince kalabilmek için metabolizmalarının hızlanması gerekir. 0 Grubu’nun yemesi gerekenler Kırmızı et Karaciğer Beyaz et Balık ve deniz ürünleri. İyotlu tuz Ispanak ve brokoli 0 Grubu’nun yememesi gerekenler Tahıl ürünleri Ekmek Taneli sebzeler Buğday Buğdayda bulunan gluten maddesi, 0 grubundaki kişilerin kilo vermesini engellediği için buğday unundan yapılmış yiyeceklerden uzak durulmalıdır Süt ürünleri ve yumurta Sıvı yağ özellikle de zeytinyağı. Sağlık riskleri Ülser Mafsal iltihabı Uygun sporlar Aerobik 40-60 dk. haftada 3-4 kez Yüzme 30-45 dakika haftada 3-4 kez Jogging 30 dakika haftada 3-4 kez Ağırlık kaldırma 30 dakika haftada 3 kez O Kan Grubunda Faydalı olan yiyecekler aynı zamanda en emniyetli ilaçlar Kırmızı et dana, sığır, koyun, yabani yağlı olabilir; balık, zeytin yağı, keten yağı, ceviz, ceviz yağı, kavrulmamış kabak çekirdeği, enginar, lahana, brokoli, hindiba, marul, çiğ ıspanak, roka, maydonoz, her türlü yeşil yapraklı sebze, pazı, turp bilhassa kara turp, kırmızı pancar, kabak, balkabak, soğan, sarımsak, zencefil, safran, kırmızı pul biber, keçiboynozu tohum ile beraber körri zerdeçal, kimyon, kuşburnu, mercanköşk, ıhlamur, incir, üzüm bilhassa kara üzüm, erik, mürdüm erik, kiraz, vişne, greyfurt ve suyu, kara dut, karpuz, mango, bal gerçek, soda maden su, yeşil çay, keten tohumu, Zararlı olan yiyecekler Karışık et salam, sucuk, sosis gibi; süt ve ürünleri “Yenebilenler” hariç, dondurma; buğday ve ürünleri bilhassa tip 405-550, mısır ve ürünleri; rafine olmuş sıvı yağlar zeytin ve keten yağı hariç; kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş, yerfıstığı, karnıbahar, portakal, aloe vera, ketçap, domates salçası, şarap sirkesi, kahve, siyah çay, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, tatlandırıcı, buğday ve mısır nişastası, glikose, fruktose, piyasa zeytinleri, hazır turşular, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek. Yenebilenler Tavuk, hindi ve yabani kuş eti, tereyağı, arasıra kaymak, kefir, yoğurt, beyaz peynir, eski kaşar, tulum peyniri, koyun ve keçi peyniri, peynirler haftada 1-3 defa olabilir, taze yumurta, susam ve ürünleri, kestane, fındık, badem ve badem yağı, çam fıstığı, her çeşit lahana bağırsaklarda gaz yapan hariç, börülce, barbunya, beyaz semiz fasulye, yeşil fasulye, nohut, pirinç ve ürünleri, kara buğday ve çeşitleri, çavdar ve çeşitleri, nişasta buğday eski turk buğdayı çeşitleri, patlıcan, kereviz, her meyve ve sebze yasaklanmış olanlar hariç, doğal zeytin, ve “Zararlılar”a girmeyen yiyecekler. A Kan Grubuna Göre Beslenme Asya ya da Ortadoğu’da 25 bin-15 bin yılları arasında ortaya çıkan A Grubu’nun atalarıçiftçiler ve ilk vejetaryenlerdir. Yeni taş devri insanlarının yavaş yavaş toprağı işlemeye başlaması ve artık otlarla, bitkilerle beslenmesi yeni bir kan grubunun doğmasına yol açmıştır. Enfeksiyonlara karşı çok dirençli olan bu gruptaki insanların, kolera ve çiçek gibi hastalıkları atlattığı yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bugün Batı Avrupa’da en yaygın olan bu kan grubu en çok Akdeniz, Adriyatik ve Ege bölgelerinde yaşayanlarda görülür. Doğu Asya’da ise A Grubu’nun en yoğun olduğu ülke Japonya’dır. Genellikle bu kan grubunu taşıyan insanlar paylaşımcı, ılımlı, düzenli, kurallara-yasalara saygılı, detaycı, grup içinde yaşamaya uygun kişiler olarak tanınırlar. A grupları tarımsal beslenme ve tai chi, nefes hareketleri, şarkı söyleme benzeri rahatlama egzersizleriyle güçlenirler. Hassas sindirim sistemleri vardır. Otobur A Gruplarının toleranslı bağışıklık sistemleri vardır. Gerilim karşısında dingin bir tavır ile mücadele ederler. A grubu insanı hassas bağışıklık sistemi nedeniyle kalp hastalıkları, kanser ve karaciğer ve safra kesesi problemlerine karşı eğilimlidir. Romatizmal kalp hastalığı, mide kanseri, Tip II diyabet, obsesif/kompülsif bozukluklar, beyinde tromboz, yorgunluk, sarılık, safra taşları, kemik erimesi, kalın bağırsak kanseri, karın boşluğu hastalıkları, böbrek hastalıklarına diğer kan gruplarından daha yüksek risk taşırlar. Strese karşı çok duyarlıdırlar. Stres sağlıklarını dramatik olarak etkiler. Anksiyete’ye eğilimlidirler. Metabolik olarak A grubu O grubunun tam tersidir. Hayvansal gıdalar O grubunun metabolizmasını hızlandırırken, A grubu insanı üzerinde farklı etkiler yapar. Birçok A grubu kendisi hayvansal protein tükettiklerinde, bitkisel protein tükettikleri zamana nazaran ne kadar hantal olduklarını, kendilerini güçsüz hissettiklerini ve vücutlarının su tuttuğunu hissetmiştir. Düşük düzeyde mide asidine sahip olan A Kan Grubu süt ürünlerini de iyi sindiremezler. Süt ürünlerinin içerisinde doymuş yağların yüksek oranda olması kalbi tehlikeye attığı gibi şişmanlık ve şeker hastalığına da neden olabilir. A grubu beslenmesinde sebzelere ağırlık verirken, bunu deniz ürünleri, düşük glisemik sebzeler, soya ürünleri, kuruyemişler, meyveler ve baklagil dengesini ile yapmalıdır. A Grubu’nun özellikleri Onlar ilk vejetaryenlerdir. Sindirim sistemi duyarlıdır. Bağışıklık sistemi dayanıklıdır. Yerleşik beslenme ve çevre koşullarına kolayca uyum sağlar. Stresi yenebilir. Güçlü ve sağlıklı kalması için sebze ağırlıklı diyet uygulamalıdır. A Grubu’nun yemesi gerekenler Soya proteinleri, tahıl ürünleri ve sebzeler Balık ya da tavuk eti Sebze daha çok çiğ ya da buharda pişirilerek Brokoli, havuç, balkabağı, ıspanak, sarmısak Erik, vişne gibi meyveler A Grubu’nun yememesi gerekenler Kırmızı et Bu gruptakiler et yedikleri zaman ağırlık hisseder, enerji kaybına uğrarlar. Ayrıca et yağ olarak vücutta depolanır. Sütlü besinler metabolizmayı yavaşlatır Salam, sosis, kavurma. Biber, domates, patates ve lahana Tropikal meyveler Mandalina, portakal gibi turunçgiller Sağlık riskleri Bağışıklık sistemi Kalp hastalıkları Kanser Diyabet Sindirim sisteminden kaynaklanan vücut su toplaması Uygun sporlar Tai Chi 30- 45 dakika haftada 3-5 kez Hatha Yoga 30 dakika haftada 3-5 kez Hızlı yürüme 30 dakika haftada 2-3 kez Yüzme 30 dakika haftada 3-4 kez Dans 30-45 dakika haftada 2-3 kez Aerobik 30-45 dakika haftada 2-3 kez Gerinme 15 dakika haftada 3-5 kez Kan grubu “A” Olanlara Faydalı olan yiyecekler Zeytin yağı, balık, yer fıstığı, ceviz, kabak çekirdeği, badem, börülce fasulye, her türlü mercimek, soya ve ürünleri doğal, genetiği değiştirilmemiş, çavdar ürünleri ve ekmeği, yulaf ürünleri ve ekmeği, karabuğday ürünleri ve ekmeği, eski tip buğday ürünleri ve ekmeği amarant veya eski turk buğday enginar, kara lahana, marul, havuç, kabak, pırasa, ıspanak, pazı, beyaz lahana, brokoli, yer elması, sarımsak, soğan, kereviz, maydanoz ve bütün yeşil yapraklı sebzeler, kayısı, dut, incir, üzüm, kiraz, vişne, erik, greyfurt, limon, mürdüm eriği, zencefil, pekmez, hardal sirkesiz, kedi otu, ginseng, kuşburnu, papatya, kahve, yeşil çay, keten tohumu, kimyon, kekik, biberiye, aloe vera, magnezyum sülfat ingiliz tuzu. Zararlı olan yiyecekler Her et tavuk ve hindi hariç; karışık et salam, sucuk, sosis gibi; deniz hayvanları kerevit, kalamar ve havyar; süt, dondurma, tereyağı; herhangi sıvı veya katı yağ balık yağı, inek iç yağı, zeytin yağı ve keten yağı hariç; kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş, buğday tip 405-550, patates, biberler, pul biber, domates salçası, portakal ve suyu, soda, gazoz, şarap sirkesi, fruktose, glikose, tatlandırıcı, sakız, jelatin, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, piyasa boyanmış ve beyaz sirke veya limon asidi ile karıştırılmış zeytinler, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek. Yenebilenler Tavuk ve hindi eti, taze yumurta, yoğurt, kefir, koyun keçi peyniri ve sütü, beyaz peynir, salamura peynir, eski kaşar, tulum peyniri, mozarella, kestane, badem, susam ve ürünleri, pirinç ve ürünleri, mısır ve çeşitleri, arpa çeşitleri, barbunya, nohut, turp, kırmızı pancar ve “Zararlılara girmeyen meyve, sebze ve yiyecekler. Dikkat! Kırmızı et, süt, soda, gazoz ve tüm karbondioksit içeren içecekler; transgenik tatlandırıcı, aroma, boya, nişasta, glikoz, fruktoz; süt tozu, yumurta tozu, yağlı ve koruyucu kimyasallar içeren hazır içecek ve yiyecekler hazım yetersizliğine veya tam hazımsızlığa neden olabilirler. Bunlardan uzak durun! Kabız olmamaya dikkat edin! Sıhhatli olmak isteyen büyük abdesti gelmeden yemek yemeye oturmamalıdır. karpuz, incir, greyfurt, üzüm gibi bağırsakları rahatlatıcı meyveler ve yeşil yapraklı sebze hariç Bu kaideye ömür boyu riayet edilmelidir. Kabızlık varsa Aynı miktarda sinameki ve pelin otu öğütülüp 1/4 veya 1/2 çay kaşığı her yemekten sonra su ile veya 1 çorba kaşığı öğütülmüş civan perçemi ve 1 tatlı kaşığı öğütülmüş sinameki karıştırılıp her sabah 1 tatlı kaşığı su veya bal şurubu ile içilirse bu iyi gelir. Zencefil, kekik, mercanköşk, hardal, köri, çemen ve biberiyeyi sırayla devamlı kullanmak lazım. Onlar mide ve bağırsakları kuvvetlendirir, sindirimi kolaylaştırır, iltihaplanma surecini durdurur, gastrit hatta H. Pylori enfeksiyonuna son verir. Karabiber, fülfül, pul biber ve sirkeyi ilaç olarak kullanabilirsiniz. Eti azaltın! Proteinlerden haftada 1-2 defa hindi veya tavuk eti, 1-2-3 defa balık, 1-2 defa taze yumurta, 1-2 defa peynir, hemen hemen her gün kefir ve yoğurt ev yoğurdu!, 2- 3 defa her gün de olabilir yeşil veya kırmızı mercimek olsun. Yumurtayı sadece taze olarak 1-3 günlük en fazla 7- 9 günlük yiyebilirsiniz. 10 günlük ve daha eski yumurta veya 5 dakikadan fazla kaynatılmış yumurta zehirlidir, allerjendir. Yumurta tozu ve süt tozu da sizin için alerjendir. Bu ikisini içeren ürünleri ağzınıza bile almayın! Süt ürünlerini balık ile ve et ile birlikte yemeyin; karışık et sosis, sucuk, salam gibi; nohut, mercimek, fasulyeyi yoğurt ile yemeyiniz! Hazım bozulmasına, vücutta zehirli kalıntılar oluşmasına, alerji ve karaciğer hastalıklarına yol açar! Sarımsak yutmaya kendinizi alıştırın! İlk önce 3 diş, sonra 21 dişe kadar çoğaltın. Böylece yılda 1 defa 21 günlükten sarımsak kürleri yapın! İmkan var ise, bu 21 günlük kürlerde 10 gün her akşam bir baş sarımsak dövülür, 1 tatlı kaşık öğütülmüş çörekotu, 1 çay kaşık ısırgan otu tohumu ve 1/4 çay kaşığı hardal bal ile karıştırılır ve yenir aç karnına. Ama 1- 3 diş her akşam yutmaya hiç bırakmadan devam edin. Sarımsak ve karışımı kansere, alerjiye, ağır enfeksiyonlara ve genetik mutasyonlara karşı vücudun direncini artırır. Yeşil sebzeyi çoğaltınız! Sizin durumunuzda havuç, çiğ ıspanak, hindiba, kereviz, maydanoz, semiz otu, soğan, yeşillik, brokoli, kısaca “Faydalı olan” herhangi istediğiniz sebze – limon suyu ve zeytinyağı eklenerek – salata şeklinde her gün yemek lazım. Havuç ve havuç suyunu, zencefil ve zencefil suyunu, hindiba ve suyunu, ısırgan ve suyunu, kereviz ve suyunu tüm hastalıklara karşı ilaç alarak kullanın! Bunlar mide, bağırsak ve karaciğer enzimlerini çoğaltıcı ve hazmi düzelticidir. Karpuz mevsiminde – karpuzu, enginar mevsiminde – enginarı, tüm hastalıklara karşı büyük nimet olarak görün! Enginarı kabukla pişirin, suyunu için ve içini yiyin. Karpuzu çekirdekleri ile yeyin ve 1- 2 çay bardak sıkılmış kabuğun suyunu için. Onlar karaciğer ve böbreklerinizi temizler, kuvvetlendirir ve temiz tutar; böbreklerin taşlarını eritir ve düşürür, B1, pantetin, B6, B12 vitaminlerinin kaynağı çimlenmiş buğday veya arpa, veya yulaf, veya çavdar yılda bir defa 30 – 40 günlük kür olarak kullanın. Sizin için zararlı olan siyah çay yerine, faydalı olan yeşil çayı veya bitkisel çayları içiniz! “Faydalı” olarak belirtilmiş yiyecekler, sizin için en kuvvetli ilaçlardır. Sebze ve meyvenin genetiğinin değiştirilmemiş olmasına dikkat ediniz. Hazır yiyecek ve içecekleri, parfümleri evinize almayın! Onlar genetiği değiştirilmiş ürünleri içerir. Alerjilere, bugüne kadar bilinmeyen hastalıklara yol açarlar. Temizlik maddeleri ve deterjanları kullanmayın! Deterjanların tümü GMO aromalar içerir ve GMO bazlı yağlardan üretilir. B Kan Grubuna Göre Beslenme Göçebeler, dengeli hem et, hem ot beslenenler. 10000-15000 yılları arasında, Himalaya bölgesinde ortaya çıkan B Grubu kan, Pakistan ve Hindistan’da doğmuştur. Doğu Afrika’dan Himalayalar’a göç edenlerin iklim değişikliğine bağlı olarak B grubu kan taşıdıkları düşünülmektedir. B grubuna dahil olan kişiler çoğunlukla Japonya’dan Moğolistan’a, Çin ve Hindistan’dan Ural Dağları’na kadar olan geniş bir bölgede görülür. Batıya doğru gidildikçe, B grubu kan yapısına sahip olanların sayısı azalır. Avrupa’nın batısında ise kan grubu B olan kişilerin sayısı son derece azdır. En ağır hastalıklara karşı bile dirençli olan bu kan grubundakiler kalp hastalıkları ve kanseri diğer kan gruplarına oranla daha fazla yenmektedir. Genellikle bu kan grubunu taşıyan insanlar dengeli, uyumlu ve yaratıcılardır. B grupları diğer gruplardan daha ılımlıdır. Birçok yönden B grupları olası seçeneklerin en iyisine sahiptir. A grupları gibi zihinsel ve duygusal dengelerinin yanında O gruplarının keskin ve saldırgan fiziksel özelliklerine de sahiptir. Empati yeteneği gelişmiştir. B grupları fiziksel egzersizin zihinsel dengelendiği tenis, yüzme, bisiklete binme, tırmanma gibi sporları tercih etmelidir. Güçlü bağışıklık sistemleri vardır. Beslenme ve çevresel değişikliklere karşı hemen adapte olabilirler. Gerilim karşısında en yaratıcı tavır ile mücadele ederler. B grubu insanlar genellikle dayanıklı bir yapıya sahip olmakla birlikte, MS, lupus ve kronik yorgunluk, strese karşı fazla kortizol üretimi, Tip I Diyabet, depresyon, düşük troid, yüksek tansiyon, obezite, hipoglisemi, hiperinsulinemia, çeşitli gripal enfeksiyonlar, bağırsakta sızıntı, idrar yolları enfeksiyonları, stafilokok enfeksiyonu, sinüzit enfeksiyonu, Alzheimer hastalığı riskini diğer kan gruplarından daha çok taşırlar. B grubu diyeti etlerin ve sebzelerin en iyisine sahiptir. Ancak kilo vermek isteyen B grupları kesinlikle mısır, tavuk, domates, tuzlu fıstık, susam, buğday, mercimek ve kabuklu deniz ürünlerinden uzak durmalıdır. Süt ürünlerinin çoğunu tamamen sindirebilen tek kan grubu B’dir. Genel olarak balık, hindi, süt ürünleri, patates, düşük glisemik endeksli sebzeler, ananas ve yeşillik tüketmeleri tavsiye edilir. B Grubu’nun özellikleri Sindirim sistemi dayanıklıdır. Beslenmede katı kuralcı değildir. Sütlü besinlere ilgi duyabilir. Strese karşı yaratıcılığını kullanır. Formda kalabilmek için fiziksel ve zihinsel faaliyetler arasında denge kurması gerekir. B Grubu’nun yemesi gerekenler Sütlü besinler Dana ve hindi eti Balık İstakoz, karides, kalamar, midye gibi kabuklu deniz ürünleri hariç Zeytinyağı Yeşil yapraklı sebzeler 4-5 öğün Patates, lahana ve mantar B Grubu’nun yememesi gerekenler Mısır, buğday, mercimek, fındık ve susam Kuzu ya da tavşan eti Piliç ve tavuk eti Susam yağı, ayçiçek yağı, mısırözü yağı Zeytin Sağlık riskleri Yorgunluk Bağışıklık sistemi düzensizlikleri Kan şekerinin düşmesi Uygun sporlar Aerobik 45-60 dakika haftada 3 kez Bisiklet 45-60 dakika haftada 3 kez Yüzme 30-45 dakika haftada 3 kez Golf 60 dakika haftada 2 kez Kan grubu “B” Olanlara Faydalı olan yiyecekler Aynı zamanda en emniyetli ilaçlar Koyun, kuzu, keçi, hindi, tavşan ve yabani et, alabalık, sardalya, kırmızı levrek, mezgit, morina, havyar, bey balığı, taze yumurta, yoğurt, doğal süt, beyaz peynir, kaşar peyniri, mozarella, koyun ve keçi sütü ve peyniri, zeytinyağı, ceviz, inci fasulye, yulaf ve çeşitleri, pirinç ve çeşitleri, doğal buğday ve çeşitleri, horoz ibiği, yulaf ve ürünleri, patlıcan, kereviz, kırmızı pancar, havuç, her çeşit lahana, karnabahar, patates, her biber, pul biber, kara hindiba, maydanoz, erik, karpuz, muz, üzüm, incir, vişne, kiraz, frenküzümü, köri, reyhan fesleğen, yeşil çay. Zararlı olan yiyecekler Deniz hayvanları kabuklu ve kabuksuz, tavuk ve kaz eti, dondurma, her türlü mercimek, nohut, rafine olmuş sıvı yağlar zeytin ve keten yağı hariç, kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş, yer fıstığı, susam ve ürünleri, mısır ve ürünleri, çavdar ve ürünleri, kara buğday ve ürünleri, enginar, piyasadaki yeşil ve siyah zeytinler, aloe vera, hindistan cevizi, kara biber, beyaz biber, domates salçası, tarçın, sakız, jelatin, glikose, fruktose, mısır siropu ve nişastası, tatlandırıcı, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek. Yenebilenler Her et tavuk ve kaz hariç, tereyağ, arasıra kaymak, barbunya, beyaz fasulye, yeşil fasulye, kestane, badem, keten tohumu, mantar, kabak, “Zararlı”lara girmeyen her meyve ve sebze, sinameki yaprak olarak, kekik, kimyon, keçi boynuzu, nane, anason, çay, kahve, şeker, bal, sirke ve “Zararlı”lara girmeyen yiyecekler. Tedavi Sabah güneş doğmadan önce uykudan kalkın ve akşam güneşin batmasına 1-2 saat kala uykuya yatmayın! Bu saatlerde uyuyanların uyku, yorgunluk ve tembelliği çoğalır. Çünkü bu saatlarde vücût, sinir sisteminin dengeli olabilmesi için gerekli olan maddeyi üretiyor. Uykuda ise bu süreç yavaşlıyor. Bu durum psikolojik ve psişik rahatsızlıklara yol açıyor. Şekeri azaltın, tatlandırıcı ve hazır içecek ve yiyecekleri hiç kullanmayın!. Buğday tip 405-550, durra buğdayı, çavdar ve mısırdan uzak durun! Onlar sizi hafıza kaybına, konsantrasyon bozukluğuna ve şeker hastalığına sürükler, Süt ürünlerini balık ve et ile; fasulyeyi yoğurt ile yemeyin. Karışık et salam, sucuk, sosis gibi yemeyin. Hazım bozulmasına, zehirli kalıntıların oluşmasına, cild hastalıklarına ve sara krizlerine malzeme vermeye ve karaciğer hastalıklarının başlamasına yol açar! Hemen hemen tüm “doğal” denilen vitaminler genetik mısır ve genetiği değiştirilmiş diğer ürünlerden elde edilir. Dikkatli olun! AB Kan Grubuna Göre Beslenme A ve B gruplarının karışımından oluşan bu kan grubu çok ender olarak görülür. Doğu ve batıda farklı ulusların birbirine karışması sonucunda ortaya çıkmıştır. 900 yıllarından itibaren oluşan ve en yeni kan grubu olan AB grubuna dünyadaki insanların ancak yüzde 5′i dahildir. Bu gruptaki insanların bağışıklık sistemi çok güçlüdür. Ancak bazı kanser türlerine yakalanma riskleri vardır. Karizmatik ve gizemli kişiliklerdir. Modern dünyaya ayak uydurmuşlardır. Hem A hem de B kan grubunun bazı özelliklerini almış, modern şartlara ayak uydurarak karışık beslenme şekline adapte olmuşlardır. Değişen çevre ve beslenme koşullarına bukalemun gibi cevap verir. AB grupları tenis, bisiklete binme, tırmanma gibi egzersizleri birlikte tercih etmelidir. Hassas sindirim sistemleri ve fazlasıyla toleranslı bağışıklık sistemler vardır. AB gruplarının kanı kolayca pıhtılaşır, GI’ya hassastır, solunum yolları ve kulak enfeksiyonları, parazitler, kanserlerin çoğu, yorgunluk, kalp hastalıkları, astım ve alerjiler, bipolar bozukluklar, depresyon, Parkinson hastalığı, şizofreni, yüksek tansiyon, safra taşları, sarılık, kemik erimesi, kolon kanseri, yüksek tansiyon, beyinsel tromboz, böbrek hastalıkları, bağırsak sızıntısı, karın boşluğu hastalıkları, bağırsak zehirlenmesi, kronik virüssel ve düşük dereceli enfeksiyonlara karşı hassaslığı vardır. Genellikle tavuk, mısır, bakla, nohut, fasulye, buğday, muz ve çekirdekleri beslenme listelerinden çıkartıp modern karışım dediğimiz deniz ürünleri, süt ürünleri, sebzeler, kuzu eti, yumurta, meyve, ananas ve yulaf ekmeği ağırlıklı beslendiklerinde kilo vereceklerdir. AB Grubu’nun özellikleri A ile B’nin modern karışımıdır. Çevresel değişikliklerden kaynaklanan beslenme özellikleri gösterir. Sindirim sistemi çok duyarlıdır. Bağışıklık sistemi çok güçlüdür. Stresi yenmek için zihinsel faaliyetlerden yararlanabilir. A ve B grubu için sakıncalı olan yiyecekler bu grup için de sakıncalıdır. AB Grubu’nun yemesi gerekenler Domates Deniz ürünleri Süt ürünleri Sebze Koyun, tavşan ve hindi eti Yoğurt Yumurta AB Grubu’nun yememesi gerekenler Dana ve sığır eti Et vücutta yağ olarak depolanır. Tavuk ve piliç eti Sarımsak, biber, sirke Hayvansal yağlar Sağlık riskleri Yaşlılık ve çocuk hastalıkları Alerjiler Astım ve saman nezlesi Bağışıklık sistemiyle ilgili sorunlar Kan hastalıkları Kalp ve damar hastalıkları Diyabet Enfeksiyon hastalıkları Karaciğer hastalıkları Cilt sorunları Kadınların üreme organlarında sorunlar. Uygun sporlar Golf 60 dakika haftada 2-3 kez Bisiklet 60 dakika haftada 2-3 kez Yüzme 30 dakika haftada 3-4 kez Dans 30-45 dakika haftada 2-3 kez Aerobik 30-45 dakika haftada 2-3 kez Kan grubu “AB” Olanlara Faydalı olan yiyecekler Koyun ve hindi eti, kırmızı levrek, sardin, morina, bey balığı, makrel ve ton balığı, yoğurt, beyaz peynir, eski kaşar, keçi ve koyun sütü ve peyniri, taze yumurta, kara buğday ürünleri ve ekmeği, yulaf ürünleri ve ekmeği, pirinç ürünleri ve ekmeği, yumuşak buğday eski turk buğdayı ürünleri ve ekmeği, zeytin yağı ve ceviz yağı, yeşil mercimek, yerfıstığı, ceviz, salatalık, karnıbahar, beyaz lahana, patlıcan, kırmızı pancar, semiz otu, çiğ ıspanak, kara lahana, marul, havuç, pazı, brokoli, yerelması, sarımsak, soğan, kereviz, maydonoz ve her türlü yeşil yapraklı sebze, incir, üzüm, kiraz, vişne, erik, greyfurt, limon, mürdüm eriği, karpuz, kivi, ananas, zencefil, pekmez, ginseng, kuşburnu, papatya, karri, yeşil çay, kimyon, keten tohumu, deniz lahanası laminariya magnezium sülfat ingiliz tuzu. Zararlı olan yiyecekler Tavuk ve her et koyun ve hindi hariç, deniz hayvanları, mısır ve ürünleri, çevder ekmeği, buğday tip 405-550 durra ve ürünleri, susam ve ürünleri, börülce fasulye, ayçıçak çekirdekleri, pul biber ve her biber, kara ve beyaz biber, domates salçası, şarap sirkesi, siyah çay, kafe, portakal ve suyu, nar ve suyu, muz, avokado, enginar, turp, aloe vera, şarap sirkesi, jelatin, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, piyasa zeytinler, tereyağı, dondurma, süt, tereyağı ve her türlü sıvı yağ veya katı yağ zeytin yağı ve ceviz yağı hariç, kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş, portakal, şarap sirkesi, anason, hindistan cevizi, fruktose, glikose, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek. Yenebilenler Havyar, arpa ekmeği, kırmızı mercimek, keten tohumu, kekik, nane, beyaz fasulye, barbunya, pırasa, domates, arpa ve ürünleri, antep fıstığı, badem, kayısı, dut, kavun ve “Zararlılara girmeyen yiyecekler, meyve ve sebze. Tedavi Dikkat! Zararlıları unut! Onlar senin için hastalıktır. Tavuk, mısır, soda, gazoz ve tüm karbondioksit içeren içecekler, glikose ve fruktose içeren hazır içecek ve yiyecekler senin düşmanların! Karışık et salam, sucuk, sosis gibi; süt ürünleri et ve balık ile; fasulye yoğurt ile yeme! Hazım bozulmasına, zehirli kalıntı oluşturmasına, karaciğer hastalıklarının başlamasına yol açma! Eti azalt! Proteinlerin haftada 1- 2-3 defa hindi veya koyun eti, 1- 2-3 defa balık, 1- 2 defa taze yumurta, 3-4 defa peynir, hemen hemen her gün yoğurt ev yoğurdu!, 1- 2 defa yeşil mercimek olsun. Sarımsak yutmaya kendini alıştır! İlk önce 3 diş, sonra 30 dişe kadar çoğalt. Böylece yılda 1-2 defa 21 günlükten sarımsak kurları yap. Ama 1-3 diş her akşam yutmayı hiç bırakma. Yeşil sebzeyi çoğalt! Senin durumunda çiğ ıspanak, maydanoz, semiz otu, soğan her gün, brokoli haftada 2-3 defa yemek lazım. Havuç ve havuç suyu, kırmızı pancar ve kırmızı pancar suyu yıllarca kullanmak lazım. Karpuz mevsiminde karpuzu tüm hastalıklara karşı büyük nimet olarak gör! “Faydalı”larda belgelenmişler senin için en kuvvetli ilaçlardır. Sebze ve meyvenin genetiği değiştirilmemiş olmasına dikkat et. Hazır yiyecek ve içecekler, parfüm, temizleyici madde evine alma! Onlar genetiği değiştirilmiş ürünleri içerir. Alerjilere, bugüne kadar bilinmeyen hastalıklara yol açarlar. Kan gruplarımız insan olsaydı bir yemek menüsünden beklentileri ne olurdu? ’0 sıfır’ grubu; tam bir etobur, her yemeğin içinde kırmızı et olsun istiyor, ekmeğin yüzüne bile bakmıyor. A’ grubuna yemek beğendirmek zor, tabii biraz hak vermek lazım; narin ve naif bir sindirim sistemi var. B’ grubu canı ne isterse yiyor A’ya nispet eder gibi, güçlü enzimleriyle sindirim sorunlarına savaş açıyor. AB’ grubu bazı yemekleri iştahla yerken bazılarına burun kıvırıyor. Peygamber Efendimiz SAV in Kan Grubu Peygamber Efendimiz SAV’in kanı yüzde doksan ihtimalle B grubudur. Zira , Kureyşliler B’dir. Sami kavmi, Türkler, Yahudiler ve Arapların bir kısmının kanıda B’dir. Kan grupları ile besinler arasında direkt bir ilişki vardır. Yediğimiz besinlerdeki lektinlerin bir çeşit yağ kanımızı olumlu veya olumsuz etkiler, bunun sonucunda ise sağlıklı beslenme veya sağlıksız beslenme ortaya çıkar. Kan da süt gibi genetik yapıyı bozucudur. Öyle olmasaydı kan haram olmazdı ve süt emildiğinde süt kardeşliği diye bir şey de olmazdı. Allah-U Teâla kanı haram kılmıştır. Çünkü genetik yapının karışmasına sebebiyet vermektedir. Nitekim İrlanda’da böyle bir çalışma vardır. Kanın da süt gibi genetik yapıyı etkilediği tespit edilmiştir. Normalde insanın sindirim sistemi sütü hazmedememektedir. Erkeklerde 24 ay, kız çocuklarında 20 ay sütü sindirebilen bir sistem vardır vücutlarında. 24. üncü aydan itibaren bu sistem kesinlikle kapanmaktadır. Sadece sütün içindeki bakteriler sütü hazmetmemize hizmet etmektedir. O da ancak sütün sağılımdan 8 dakika içinde tüketilirse sindirim gerçekleşmektedir. Ancak bu şekilde faydalıdır. Aksi takdirde o süt faydalı değildir. Çünkü o süt bekledikçe içinde mikroplar ve bakteriler artmaya başlamaktadır. Bunun içinde zararlı bakteriler de vardır. Bu sütü arındırmak için kaynatmak gerekmektedir. Kaynatıldığında da zararlı mikrop ve bakteriler ölürken yararlı olanları da ölmektedir. Bu yüzden sütü yoğurt, peynir yapmak zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü insanın vücudunda sütü hazmedecek sindirim sistemi yoktur . Peygamber Efendimiz SAV sütü içerdi ama sütü bekletip, kaynatıp içmezdi. Sütü taze olarak içerdi. Unu eleyip ekmek yapmazdı. Yüce Rabbimiz’in ağzımıza yerleştirdiği tad duyusu bir kapıcıdır; midenin kapıcısı… Oysa bu vücut sarayına alınacak yiyecek ve içeceklerin tanzimi ve idaresi noktasında vücudumuzun efendisi ve hâkimi, midedir. Sağlıklı beslenmek , tad duyusuna doğru muameleyi yapmakla başlamaktadır. Lezzet ve haz endeksli yaşamak ise insanı hem müsrifleştirmekte hem de hasta etmektedir. Sağlıklı ve mutlu bir yaşam temennisiyle…. Sıhhatle ve sevgiyle kalın….. Alıntıdır. Nazan Başoğul – Tabiat Eczanesinden Reçeteler A Kan Grubu İçin Bitki Çayları A grubunun bazı bitki çaylarına verdiği tepki, 0 grubunun tam grubunun bağışıklık sistemi rahatlama ihtiyacı duyarken A grubu hızlanmak ister. A grubu olanların risk altında oldukları sağlık sorunları, yavaş işleyen bağışıklık sistemine bitkiler bu konuda çok akdiken kalp hastalığına iyi gelir, aloe, alfalfa, dulavrat otu ve ekinezya bağışıklık sistemini çayın sindirim sistemine çok faydası vardır, kansere karşı korur. A grubu olanların mide asidi düşük olduğundan bunu yükseltmek ve karaağaç, mide asidini ve kedi otu kökü gibi rahatlatıcı bitkiler strese iyi gelir. Çok Faydalı Yiyecekler Alfalfa Rezene Boğa Dikeni Aloe Çemen Otu Kuşburnu Geven Kantaron Kılıç Otu Dulavrat Otu Gingko Biloba Papatya Gingseng Karaağaç Hindiba Akdiken Limon Otu Ekinezya Fesleğen Kedi Otu Faydalı ya da Zararlı Olmayan Yiyecekler Kuş Otu Meyan Kökü Adaçayı Öksürük Otu Ihlamur Saparna Dişi Gingseng Dut Senna Mürver Sığırkuyruğu Çoban Çantası Şerbetçiotu Nane Takke Çiçeği Köpek Otu Ahududu Yaprağı Çilek Yaprağı Mine Çiçeği Akmeşe Kabuğu Dağ Kekiği Kayın Ağacı Civan Perçemi Uzak Durulması Gereken Yiyecekler Kedi Nanesi Altınmühür Işgın Arnavut Biberi Ardıç Sarıkuyruk Mısır Püskülü Kızıl Yonca Bitki çayları kış aylarında hayatımızda önemli bir yer tutuyor. Sıcacık bir yudumunda insanı dinginleştiren özelliği bulunuyor. Bitki çaylarının insan sağlığına faydaları ve yararları saymakla bitmez. Bitki çayları neye iyi gelir? Bitki çaylarının faydaları nelerdir? Zayıflatan bitki çayları nelerdir? Sakinleştiren bitki çayları nelerdir?BİTKİ ÇAYLARI Özellikle insanlar tarafından kış aylarında tercih edilen bitki çayları, uzmanlar tarafından tüketim önerisi, günde bir veya iki defa tüketilmektedir. Renk renk bitki çayları kadın erkek demeden tüketilmektedir. Her yaş grubuna uygun olan bu bitki çaylarını %100 organik olup hiçbir zararı bulunmamaktadır. Bitki çaylarının her hastalığa deva olduğunu, mide rahatsızlıklarına ve sakinleştirici özelliğinin olduğunu biliyor muydunuz? Sıcacık bir yudum içtiğinizde içinizi ısıtan bu bitki çaylarını birçok faydaları bulunuyor. Bitki çayları neye iyi gelir? Bitki çaylarının faydaları nelerdir? Zayıflatan bitki çayları nelerdir? Sakinleştiren bitki çayları nelerdir? Haydi gelin yararları ve yan etkileri hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız detaylar haberimizde...BİTKİ ÇAYLARI VE FAYDALARIBitki çaylarının faydaları, kan şekerini düzenlemeden ve insanı sakinleştirmeye yarar. Yeşil çayın, yağ yakmadan mikroplara karşı savaşmaya yaradığını biliyor muydunuz? Papatya çayının, depresyondan ve ayrıca mide bulantısına gibi birçok faydası bulunan bu bitki çayları aynı zamanda diyet sürecini de destekliyor. Her besin gibi bitki çaylarının da insan sağlığına büyük büyük faydaları bulunmaktadır. Bitki çaylarının faydalarını, önemli birer organik şifa kaynağını olduğu belirtilir. Türk kültüründe şifalı otların hayatımızda yerinin bolca bulunuyor. Büyükten küçüğe herkesin bitki çayını gönül rahatlığı ile kullanabilir. Günümüzde bitki çaylarının kullanımının giderek artmaktadır. Her kaynakta olduğu gibi bitki çaylarının da vücuda çok faydası bulunuyor. Fakat bitkilerin içerdiğindeki bazı küçük maddelerinçok fazla tüketilmesi de zarara ve olumsuz etkilere yol açabilir. Bu yüzden insanlar tüketirken bitki çaylarını miktar ve demleme sürelerine çok dikkat etmek de fayda var. Birey, fazla tüketme durumunda toksik etkiye sebeb olabileceği gibi demleme zamanında ortalama 3-5 dakikada süre tutmak gerekiyor. Bununla beraber, günde 2-3 fincandan veya bardaktan fazla bitki çayı içmek, tansiyon problemine de yol açabiliyor. Uzmanlara göre, bitki çaylarını her yaş grubuna önermektedir fakat günde çok fazla tüketilmemesi BİTKİ ÇAYLARIZayıflatan bitki çayları nelerdir? Bizi hangi bitki çayları zayıflatır? Bitki çaylarıyla zayıflamak mümkün mü? İnsanlar, fazla kilolarından kurtulmak için birçok yönteme başvurmaktadır. Bu yöntemlerden biride bitki çaylar sayesinde zayıflamayı planlayanlardır. Bitki çaylarının metabolizmayı çalıştırdığı bir gerçektir. Bunun yanı sıra diyet yapan insanlar sadece bitki çayı içerek zayıflaması mümkün değildir. Araştırmalara göre, diyet yapan insanlar, bitki çayını yanında takviye edici bir besin olarak kullanmaktadırlar. Hangi bitki çayları zayıflamamıza yardımcı bir besin olabilir gelin birlikte inceleyelim…Maydanoz çayı, maydanoz potasyum, kalsiyum, folat, C ve A vitaminleri bakımından oldukça fazla zengin bir bitkidir. Ayrıca ödem söktürme özelliği çay, yeşil çay krom, selenyum, çinko, E ve C vitamini bakımından oldukça zengin bir bitkidir. Sinameki çayı Kekik çayı Yaban mersini çayı Biberiye çay ıMate çayı, bilimsel olarak kanıtlanmış bu çay, bu çayın bileşenlerinden olan mateine metabolizmayı hızlandıran ve vücut sıcaklığını yükselterek normalden çok fazla kalori yakımını sağlamaktadır. Bununla beraber tokluk hissini uzatarak öğünler arasında açlığın önüne geçiyor. Kuş otu çayı, dolaşım sisteminin dostu olan bu çay, hafif müshil etkisi bulunuyor. Kuş otu çayı, şişkinliği önler ve fazla suyun vücuttan atılmasına yardımcı olmaktadır. Potasyum ve magnezyum bakımından oldukça zengin olan bu bitki bağırsakları temizleme özelliğine sahiptir. Akşam üzeri bir bardak kuş otu çayı içerek mide şişliği ve ödem gibi sorunları varsa eğer çay ı, yabanmersini çayının birçok farklı özelliği vardır. Bununla beraber en büyük özelliği kan şekerini dengeleyerek yemek yemeden önce açlığınızı hafifletmesinde büyük yardımcı besinlerden biridir. Bununla birlikte, akşam yemeğinden önce bir fincan yabanmersini çayı içerek sizi, yemek sırasında çok fazla aşırıya kaçmadan daha az kaloriyle masadan kalkmanıza yardımcı olur. Biberiye çayı, spor yapmadan önce, biberiye çayı diyet yapan insanlara ihtiyaç duyacağınız vitamin ve mineraller bakımından zengin olmasından dolayı destek sağlayabilir. Kan dolaşımını arttırarak insan vücuduna enerji veriyor ve konsantrasyonunuzu normalden çok daha fazla arttırabiliyor. Bu sayede normalden daha fazla enerji çayı, araştırmalara göre bilimselliği yapılan araştırmalarla da kanıtlanmıştır. Kuşburnu çayı kilo sorunlarıyla mücadele eden diğer bitki çaylarından biridir. Uzmanlara göre, özellikle de obezite ile mücadele eden insanlar, karın yağlarını azalttığı tespit edilen kuşburnu çayı, doğal C vitamini bakımından oldukça fazla BİTKİ ÇAYLARIGünümüz yaşantısında çok fazla strese maruz kalabiliyoruz. Kent yaşamında, sabahtan akşama kadar tempolu bir şekilde yaşam sürdürmekteyiz. Günün yorgunluğunu üzerimizden atmak için birçok yönteme başvururuz. Bunlar kişiden kişiye değişmekle birlikte resim yapmak, spora gitmek, yoga yapmak, kitap okumak gibi birçok farklı yollarla stresten uzaklaşabiliriz. Bunlara en güzel örnek ise, sakinleştirici bitki çayları da yerini alıyor. Bu bitki çayları doğal besin kaynağı olmakla beraber insan bedenini sakinleştiriyor ve biraz olsun günün yorgunluğunu üzerimizden atmamıza yardımcı oluyor. Hangi bitki çayları bizi sakinleştirir haydi gelin birlikte haberimizi inceleyelim…Papatya çayı, sakinleştirici bitkisel çaylar için ilk sırada tabii ki de papatya çayı gelmektedir. Papatya çayı, çok eski zamanlarda beri sakinleştirici ve insan bedenine iyi geldiği bilinmekte ve etkisinden dolayı içilmektedir. Kaslarda oluşan gerginliği ve yorgunluğu yok etme özelliğine sahiptir. Genellikle uyku problemleri ile mücadele eden bireylerde papatya çayı şiddetle tavsiye edilir. Papatya çayı içen insanlar kısa bir süre sonra uykusu gelmektedir. Stresli ruh halini insan bedeninden uzaklaştırır ve kişiye sakinlik, huzur verir. Bahar tazeliğinde olan papatya çayı işten yorgun döndüğünüz günlerde vücut yorgunluğunuzu alır ve gerginliği yok etmekte görev çayı, son günlerde depresyon belirtileri var ise, size en iyi morali, huzuru ve sakinliği verecek bir bitki çayı olacaktır. Melisa çayı, sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde üç bardak veya fincan melisa çayı tüketebilirsiniz. Melisa çayını bir yudum aldığınızda/içtiğimizde kısa bir zaman sonra zihninizde oluşan karmaşık ve kötü duygular emin olun sona erecektir. Melisa çayı sadece sinir ve strese değil insan vücutta oluşan mikroplara karşı da etkili olmaktadır. Gün boyu uykusuzluk, gergin ruh hali, endişeli, kötü günler ve bebeklerdeki gaz sancısı tedavisi için bir bardak melisa çayı çok iyi çayı, stresli günlerde genellikle yoğun bir baş ağrısı yaşıyorsanız, bu baş ağrısını isterseniz biberiye çayı demleyerek yok edebilirsiniz. Biberiye çayı tükettiğinizde baş ağrısı problemini önlemiş olursunuz. Bununla beraber, gün boyu yaşadığınız beden yorgunluğunu da atacaksınız. Her akşam, günün yorgunluğunu ve endişenizi önce zihninizden sonra bedeninizden atmak için bir fincan biberiye çayı tüketebilirsiniz. Kan dolaşımını hızlandırarak, beyne giden oksijene yardım eder ve böylece kişi kendini daha iyi hissetmektedir. Biberiye çayı bedeni ve ruhu yoran gerginliğin kaybolması konusunda çok etkili bir besindir. Uzmanlara göre, depresyona yer vermemek için düzenli olarak biberiye çayı içebilirsiniz. Ada çayı, adaçayının sayısız şifaları ve faydaları vardır. Bunlardan biri de stresi yok etmesidir. Son zamanlarda hayatınızda oluşan bazı değişimlere alışamamış olabilirsiniz veya iş ortamında bazı sorunlarla mücadele içinde olabiliriz. Böyle durumlarda yapmamız gereken şey zihninizi hiç yoktan stresle meşgul etmemiz ve bitki çaylarından ada çayını denemelisiniz. Adaçayı bu zamanlarda yanınızda olacak çok etkili bitkili çaylarından biridir. Kendinizi yorgun, endişeli ve bitkin hissettiğiniz anlarda bir bardak veya fincan adaçayı demleyin ve sakince yudumlayın. Adaçayı ne sinir ne de stres bırakacaktır sizi pamuk gibi yapacaktır. Yeni bir güne daha iyi başlamak için adaçayı tüketilmesini şiddetle tüketiciye tavsiye kantaron çayı, sık sık baş ağrısı çekenlere ve migren ağrısı ile mücadele eden insanlara muhteşem bir çay öneriyoruz. Sarı kantaron çayı! Bu bitki çayını içenler adeta yeniden hayata geliyor. Kuru sarı kantaron bitkisinin bir fincan sıcak suda demlenmesi ile ortada stres gibi istenmeyen kötü durumlar kalmayacaktır. Uyku problemleri çekenler ise hiç durmasın, en yakın aktara gidip hemen bir fincan sarı kantaron çayı satın alsın. Ardından hemen demlesin. Çünkü sarı kantaron çayının stresi yok etme, uyku problemini giderme, endişeden uzaklaşmayı sağlaması ve zihni rahatlatma gibi birçok muhteşem faydalı etkileri vardır. Bitki Çayları Bitki Çayı Gündem Sağlık Haberler

kan grubuna göre bitki çayları