Allahın 99 İsmi Ve Türkçe Anlamları(Esma-Ül Hüsna ) ESMAÜ'L HÜSNA - 99 HAZiNE "En güzel isimler (Esmaü'l Hüsna) Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin." [ Araf Suresi,180 ] "Allah'ın 99 ismi vardır, Kim bunları sayarsa [Ahsaha] cennete gider" [ Buhari, Müslim ]
Efendimizin (sallallahu aleyhi vesellem) isimleri büyükler tarafından pek çok eserde anlatılmış, esmâ-i nebîden isimler seçilerek, teberrük amacıyla evlere asılmıştır. Ola bir hânede ol levha-i pâk, Belâyâdan ider Hak anı pâk. Seyyid Şeyh Mehmed Hasîb Efendi esmâ-i nebî'nin fazileti hakkında der ki:
Elizabethisminin anlamı; Tanrı’nın yemini ya da Tanrı’nın bereketi şeklindedir. İncil’de geçen ve Kral Arthur döneminde de kullanılmış olan isimlerden biridir. İngilizce dışında Yunanca ve İbranicede de kullanılmaktadır.Bu isme sahip insanlar analiz etme, anlama ve öğrenme konusunda mükemmeldir.
Esma Sultan Yalısı’nda gerçekleştirilen düğün törenine; Başkan Ali Koç, Yönetim Kurulu Üyesi Selahattin Baki, Teknik Direktör Jorge Jesus gibi isimler de vardı. Pelkas’ın düğününde en çok dikkat çeken isim ise Acun Ilıcalı ve genç sevgilisi Ayça Çağla Altunkaya oldu.
Tayı alan Cemal’in babasıymış. Onu çiftliğine götürmüş. Cemal, babası bir tay aldığı için çok sevinmiş. İlk günlerde tay, ne Cemal’i ne de babasını yanına yaklaştırırmış. Her fırsatta kaçıyormuş. Onu yakalayıp ahıra götürmeleri bile zor oluyormuş. Ama Cemal taya her zaman sevgiyle yaklaşmış.
cash. ESMÂ-İ HÜSN İZAHI BURÇLARI VE İNSANA ETKİLERİ“En güzel isimler” demek olan esmâ-i hüsnâ, naslarda Kur’an ve Sünnette Allah Teâlâ hakkında kullanılan isim ve sıfatlardan oluşur. Kurân-ı Kerîm de ve peygamberimizin hadislerinde Cenâb-ı Hakka nisbet edilen birçok isim bulunmaktadır. Bu durum bizzat Kuran tarafından şu şekilde ifade edilmektedir “En güzel isimler Allahındır. Ona bu isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında eğri yola sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir” [A'râf 7/150]. Peygamberimiz ise “Allah Teâlânın doksan dokuz ismi vardır. Bunları sayan cennete girecektir” [Tirmizî, Daavât, 82] okumanın değişik usulleri vardır. Ebced değerleri kadar okuma usulü en yaygın olanıdır. Mesela Hay esması ebced değeri 18 bu isim bu şekilde hesaplanıp okunacağı gibi esma kaç harfliyse harf adetiyle ebced değeri çarpılarak çıkan rakamla da meşgul olunur Hay ismi El takısı hariç 2 harflidir 2*1836 gibi veya bu ismin değeri 18 kendiyle çarpılarak 18*18 324 çıkan rakamla meşgul olunur ki zaten maksadın tam husulü için bu usulle uygulanmalıdır. Veya harf sayısı 4 ise 4 ile çarpılır 16 çıkar buna bin ilave edilerek 16 bin defa o esma ile meşgul olunur ki bu usul esma okumalarının iksiri azamıdır. Veya velilerin en çok uyguladığı okuma usulü ki örneğin ihtiyaca göre iki isim seçtik ehad ve samed bunların ebced değerleri ehad13 samed134 bunları toplar 134+13147 çıkar buna bin ilave edilerek 147 bin olarak meşgul olunur ki bu büyük bir usuldür riyazetlerde esma vazifelileriyle irtibata geçmenin usullerinden biri de yollarında salike başında bulunan mürşidi onun meşgul olacağı esmayı ve zikri tavsiye eder salikte verilen usulle manevi terakki sağlar. Esmalarda asıl kast her ne kadar seyr makamlarında ilerleme manevi terakki elde etme olsa da esmaların belli zamanlarda belli maksatlar için kullanılması da ihtiyaçlara göre kuranın tavsiyesidir Ayette De ki “Rabbinizi ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O’nundur el-İsrâ, 1 7/110 ayetin deki ister Allah diye ister rahman diye çağırın ayetinden alimler ayrıca ihtiyaca uygun olan esma hangisi ise Allah ise Allah esması Rahman ise Rahman esmasıyla meşgul olunması gerektiğini de anlamış ve esmaların üzerine çalışmışlar çalışma şekillerini özelliklerini tesbit edip bizlere ulaştırmışlardır Rabbim onlardan razı olsun bizde şimdi alimlerimizin esmalar hakkında verdikleri bilgileri kısaca toparlayarak hem dağınık halde olan bilgilerin toparlanması hem hangi burca hangi esmalar bakar o burcun hastalıklarında hangi esmalar faydalıdır gibi bilgileri Müslüman kardeşlerimize kolaylık olsun diye bir araya getirerek bu çalışmayı yapıyoruz Tevfik Allah Aslan burcu Pazar - GÜNEŞ ŞEMS Bu burcun tabiatı kuru sıcak olup, anasırı ates ve gezegeni Sems Günes dir. Aslan burcunun cinsiyeti erkek, madeni altın, günü Pazar, gecesi Persembe ve buhuru Uddur. Rengi sarı, Dost burcu ikizler,düsman burcu Bogadır. Tabiatı itibariyle düsmanı dört unsurdan biri olan Sudur. Gününün harfi Fe, günün Esması Ferdün, ulvi melek Rukyail, Ardi burcun genel hastalıkları şunlardır Kalp ve sırt bölgeleri hassastır. Kalp rahatsızlıkları, kalp romatizması, çarpıntı görülür. Kalp krizi riskleri oldukça fazladır. Dengeli bir hayat, aşırı yorulmamak ve üzülmemek sağlıklı kalmaları için çok önemlidir. İleri yaşlarda kilo sorunları olur ki bu kalp krizi riskini artırır. Sırt, adale ağrıları, omurga ve bel kemiği rahatsızlıkları olabilir. Mikrobik hastalıklara istidat artar, ateş yükselir.. Kova burcundan zıt etki ile dolaşım sistemi rahatsızlıkları, bacak ağrıları, bacağın alt kısmında hassasiyet görülebilir. soğuk safra ve sevdadan mütevellit baş ağrıları da burçta olup bu rahatsızlıkları olanlar aşağıda kendi burçlarının Esmalarından hastalıklarına uygun olanlarla meşgul olurlarsa biiznillah Aslan burcun Esmaları 1- ALLÂH اَللَّهُVarlığı zorunlu olan ve bütün övgülere lâyık bulunan, her türlü eksiklik ve noksanlıklardan uzak, bütün kemal sıfatları kendinde toplayan, eşi ve benzeri bulunmayan zâtın özel ve en kapsamlı adıdır. Allaha nisbet edilen isimler hâs özel ve âm cins olmak üzere ikiye ayrılır. Allah adı özel isim; Rab, Rahmân, Rahîm gibi isimler ise, Allahın özel ismine nisbetle anılan isimlerdir. Allah ism-i şerifi, Cenâb-ı Hakkın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi mânalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz. Bu isim, Allahtan başkasına ne hakikaten ve ne de mecazen verilemez. Diğer isimlerin ise, Allahtan başkasına isim olarak verilmesinde bir mahzur yoktur Kadir, Celâl gibi. Yalnız bu isimlerin başına, insanlara izafe edildiklerinde, “kul” mânâsına gelen “abd” kelimesinin ilâvesi güzel olur [Abdülkadir Kadirinkulu ismi gibi].ALLAH ebced değeri -66-4356 Vazifeli Melekler İsrafil-Ardi Kardeyuşin bu esmayı şems saatinde meşgul olmaya devam eden nuru ilahiye kavuşur. Bu isim zata baktığından ve bütün esmaları içinde barındırdığından dolayı tarikatta seyr makamlarında ilerleme bu esma ile başlar Nakşi yolunda salike ilk bu esma kalb dersi olarak beş bin adet verilir ve kalbin masivanın etkisiyle unuttuğu yüce zatı tekrar öğretir hatırlatır latifeler bu isme ısındırıl ki salik manevi terakki de bu esmanın feyziyle ilerleyebilsin cezbe makamlarına ulaşabilsin. nefsi emare levvame bu esma bereketiyle aşılır hemen çabucak geçilir. Bu esma ile meşgul olanlarda ilahi bir nur ve heybet belirir bu isim ulvi ve sufli bütün nefsin ve makamların aşılmasında en etkili ve seri esmayı güneş doğduğu saatte yazıp üzerinde taşıyan ve zikriyle meşgul olan kişi cin ve şeytanların şerrinden emin ve mahfuz olur. Her türlü kötülüklerden korunur büyüklerin yanında haceti reva olur. İnsanlar arasında mahbub olur. Yine bu yazıyı üzerinde taşıyana sihir ve büyü yapılmışsa bozulur. Yine bu isim gümüş üzerine Cuma günü oruçlu bir şekilde kazılıp kısmeti bağlı kadın ve kızların üzerinde taşıtılsa kısmetleri çıkar. Bir kimse bu gümüş üzerindeyken yolcuğa çıkacak olsa her türlü şerden korunur sağ salim vatanına döner. Aynı şekilde bu gümüşü saralı birisi üzerinde taşısa bu illetten Gazaliye göre Cuma günü bin kere Ya Allah diye okuyanlar evliyalar sınıfına katılırlar. Yine Cuma günü namazdan önce yüz defa “Ya Allah, Ya Hu” diyen kimsenin hayırlı dileği gerçekleşir. Her gün bin defa “Ya Allah “ diyen kimse mesafe katederek temiz bir kalbe, yani Kalb-i Selîme erişir. Bir hastaya iki yüz kere okunsa eceli gelmedikçe şifa bulur. Vakit namazlarının sonunda yüz defa “La İlahe İllâ Hû” demeye devam edenler kalp katılığından, gafletten ve unutkanlıktan kurtulurlar. Dualarımıza “Allâhümme” ile başlamak kabulüne işarettir.“Vallâhu Gâlibün Alâ Emrihî” Yusuf 21 süresindeki bu ayeti yetmiş bir defa okumak hayırlı bir işte başarılı olmaya vesiledir. DenenmiştirER-RAHMÂN اَلرَّحْمَنُ 298 Hamyail-Tarfyail Esirgeyen, bağışlayan, şefkat ve merhametinin eserleriyle bütün kâinatı dolduran, mümin-kâfir, sevdiği-sevmediği ayırt etmeksizin bu dünyada bütün mahlûkatına sayısız nimetler veren, ezelde bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, hayatları için lüzumlu olan bütün rızkları veren. Allahı bu ismiyle anan kimseye hak teala rahmet nazarıyla tecelli eder. İsmi Abdurrahman olan şahıslar bu isimle Allahı andıklarında daima ilahi yardıma mazhar olurlar. Bu esmayı Ebced sayısı kadar şems saatinde zikrine devam edenlerin kalbi genişler müşahade makamına yükselir. Ve cümle muradına kavuşur. Her gün yüz defa “Ya Rahman” diyen kimsenin merhamet duygusu gelişir. Cuma namazından sonra yüz defa “Ya Rahman” diyenler unutkanlıktan ve gafletten kurtuldukları gibi kalpleri de nurlanır. Cuma günü ikindi namazından sonra Ya Allah Ya Rahman diye güneş batana kadar sayısız zikredip akabinde haceti haktan istese revadır. Rahman ismi korktuğu bir zalimin yüzüne karşı 50 kez okunsa onun şerrinden korunmuş olur. Bu ismi temiz bir kap içine yazıp tembel ve zekası kuvvetlenmesini istenilen şahsa içirilse zekası artar tembelliği اَلرَّحِيمُ 258 Hanail-Cerail Bağışlayan, esirgeyen, rahmeti herşeyi kuşatan, kâinattaki bütün nimet ve ihsanlar af ve rahmet, şefkat ve merhamet kendi eseri olan ve âhirette müminlere sonsuz nimetler ihsan edecek olan, pek ziyade merhamet edici; verdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedî nimetler vermek suretiyle mükâfatlandırıcı. Rahmân ism-i şerîfinden Allah Teâlâ;nın ezelde bütün mahlûkatı için hayır ve rahmet irade buyurduğu anlaşılır, Rahîm ism-i şerîfi ise, mahlûkatı arasında irade sahipleri, hususan müminler için rahmet-i İlâhiyyenin tecellisini ifade eder. Bu ismi şems saatinde zikre devam edenler dünya ve ahiret saadetini elde ederler rızıkları genişler zalimlere karşı okunsa galip gelirler. Bu isim vucuttaki gazabı, kasveti, kederi giderir. Bu ismi sayı kıymeti kadar bir kağıda yazıp devamlı ağlayan bebeğin boynuna assalar ağlaması kesilir. “Er-Rahim” ism-i şerifi yazılıp ağaç köküne dökülürse o ağacın meyveleri bol olur. Aynı ism-i şerifi kağıda yazıp bir bardaktan onun suyunu içirdiği kimse, suyu içene karşı bir sevgi ve ilgi duyar. Bu üç ismin birleştirilmiş bismillahirrahmanirrahim şekilde meşgul olunması bir çok faydaları içinde barındırır. Bunlardan bazıları şunlardır. Bir kimse her ne murad için olursa olsun besmeleyi 786 kere okursa ve yedi gün buna devam ederse her türlü muradına nail Yatarken 21 defa besmele okursa her türlü şerden korkudan kötü ölümden emin Bir zalimin veya düşmanın yüzüne 51 kere okursa şerrinden emin olur3- Güneş doğarken güneşe doğru 600 kere okuyup 600 salavat okursa devamlı kesintisizrızka nail olur zengin olur4- 786 defa suya okuyup bir kimsenin sevgisini celp için o kimseye içirse derhal 786 defa suya okunsa ve vesvese sahibi içse vesveseden kurtulur. Aklı giden içse aklı geri gelir. Hafızası az olan içse zeki olur lakin gün doğarken ve yedi sabah içmesi Sabah namazından sonra defa okuyanın keşfi açılır olacak şeyleri rüyasında görür7- Bir tabak içine 40 defa yazılıp su veya zemzem ile hangi hastaya içirilirse şifa bulur Allahın Bir kağıda 35 kere yazıp eve asılsa o evden her türlü şer def olur cin ve insan şerri dokunmaz dükkana asılsa ticareti artar9- Muharrem ayının birinci gününde 130 defa yazsa hamile olana ve akrabasına ömrü müddetince musibet gelmez10- Evladı yaşamayan veya evladdan mahrum olana 100 defa yazıp muska edilse evladı olur ve yaşar. 100 kere yazılıp tarlaya gömülse mahsulü bol olurbereketi artar11- 70 kere yazılıp bir ölünün kefenine konsa münker ve nekir halinden ve kabir azabından emin Kurşun üzerine yazılıp oltaya bağlansa avı çok 21 kere yazılıp “Selamün ala nuhun fil alemin” ayeti Saffat 79 hurufu mukatta Ayrık olarak ile yazarak su ile zehirlenen kimseye içirilse Besmeleyi yazıp aynaya her gün kırk defa baksa ve Ali İmran 26 ayetini okusa az vakitte zengin olur ayet budur.Kulillahumme malikel mulki tu;til mulke men teşau ve tenziul mulke mimmen teşa;, ve tuizzu men teşau ve tuzillu men teşa;, bi yedikel hayr, inneke ala külli şey;in Rahman ve rahimi 50 kere yazıp üzerine 150 kere besmele okursa her haceti eda olur16- 14 gün oruç tutup o müddet zarfında her namazın peşinden bin besmele okusa ruhanilerle görüşür17- 190 kere muska yapıp harbe girse silah tesir etmez hasta dahi 7 badem üzerine bakır iğne ile rahim ismi şerifini yazıp her badem üzerine 331 defa okuyup dilediği kimseye yedirse yiyen kimsenin ziyadesi ile muhabbetine sebep Besmele-i şerifeyi bir daire içene 8 defa yazıp fetih suresinin son ayetlerini etrafına yazıp muska yapılsa o muskayı taşıyanı her kes sever, her kese güzel görünür ve herkesin hürmet ve muhabbetini اَلسَّلَامُ 131 Garail-Deriyail Esenlik veren, sulh ve barış temin eden, yaratıklarını selâmette kılan, her türlü kusur, acizlik, noksanlık ve başkalarının kendisine kusur, noksan ve zarar vermesinden sonsuz derecede uzak ve emin bulunan, yaratıklarına huzur ve emniyet bahşeden, her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan; her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran; Cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden. Bu ism-i şerif, Kuddûs ismi ile yakın bir mana ifade etmekte ise de Selâm ismi, daha ziyade istikbale aittir. Yani Cenâb-ı Hakk;ın gerek zâtı, gerek sıfatı ileride en ufak bir tegayyüre, bir değişikliğe, bir zaafa uğramaktan münezzehtir. O, ezelde nasılsa ebedde de öyledir. Bu ismi devamlı zikreden her türlü belalardan görünen görünmeyen afetlerden yangın, deprem, selden salim olur. Bu ismi temiz bir kaba 66 kez yazıp su ile sildikten sonra vesvese ve evham sahibine içirilse kalbinden şüphe evham kaybolur. Bu isim yasin suresinde Selamun kavlem mir rabbirrahim ayetiyle beraber gelmiştir bu ayetle meşgul olunsa bir çok sırra vakıf olunur. Selam isminin cinni, saralı ve ciddi hastalıklarda büyük büyük bir etkisi vardır hatta tıbben çaresi olmayan hastalıklarda dahi biiznillah etkilidir. Bu ismin 4 lü vefkini ceylan derisine yazıp üstünde taşıyan felaketler anında mahfuz olur. Eğer bir kimse mühim bir hacet için Çarşamba gününden başlayıp on beş gün süreyle, günde yedi yüz on sekiz defa selamun kavlen min rabbin rahim ayetini zikrederse, o mühim işi gerçekleşir, hacetine nail olur. Bu Selam ismini kaza ve belalardan korunmak için hafız ismiyle beraber okunması daha faydalıdır. Aynı şekilde rızık darlıkları veya sıkıntı anlarında Ya Selam Ya Basit isimleriyle okumak çok faydalıdır. Aynı şekilde gözlerinde sıkıntısı olanlar veya kulaklarında Ya selam Ya Semi Ya Basir isimlerini zikretseler sıkıntıları اَلْخَالِقُ 731- Dahail-Hakyail-Tamhail Yaratan, bütün yaratıkları takdirine uygun olarak gerekli şartlarla birlikte yaratan, her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan var eden. Bu ism-i şerîfin mânasında iki husus vardır a Bir şeyin nasıl olacağını tayin ve takdir etmek, b O takdire uygun olarak o şeyi îcad etmek. bu ismi şems saatinde zikre devam eden kişi bir işe başladığında fenalıklar zuhur etmez ayıpları çıkmaz. Bilim dünyasında yeni projeler üretmeye keşif ve ilham kaynağı olur eğer zikredilirse. Bu ismi işleri düğümlenmiş çözümlemesi gecikmiş kişiler 5115 veya 5106 defa zikredip hacetini haktan isterse revadır. Gece yatmadan önce yüz defa “Ya Hâlık” ism-i şerifini okuyan ve “Ya Rabbi filanca yakınımın hâlini bana bildir” diye dua edenin Allahu Teala duasını kabul eder ve haberini alamadığı yakını olan kişinin durumunu rüya veya ilham yolu ile kuluna bildirir. Çocuğu olmayanlar Halik ismini Bari ve Musavvir isimleriyle beraber zikretmeye devam ederlerse biiznillah çocukları olur. Yeri gelmişken özellikle Rahim içi hastalıklarında bu ismin tek başına zikredilmesi hastalığı ilerletir. Her ne kadar tirmizi hadisinde esmalar arasında Şafi ismi yoksa da bu isim Rabbimizin kuranda ve Efendimizin Hadislerinde bildirilen Esmalardan bir isimdir ve hastalıklara şifa verici demektir ki bu isimle ebced değeri kadar 391 meşgul olunup akabinde hastalığın olduğu yere sağ el konulup Efendimizin yaptığı dua kiAllahümme ezhibil base rabbennasi işfi ve enteş şafi la şifai illa şifauke şifaen la yuğadiru segama. Anlamı İnsanların Rabbi Allahım hastalığı gider şifa ver şifa veren sensin senin şifandan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa verki hiç hastalık bırakmasın. Diye dua edilir eğer Halıg ismi Şafi ismiyle beraber meşgul olunursa rahimdeki hastalıklara faydalıdır. Ayrıca Şafi ismi değeri kadar yazılıp bir kaba veya kağıda zemzem suyuyla veya nisan yağmuruyla siler ve bu suyu üç gün aç karnına içerse biiznillah şifaya kavuşur. Bu uygulama her hastalığa kim yüz gün, günde bin üç yüz altı defa zikrederse, batını temizlenir, gönlü mesrur, müşkülleri kolay olur. Yöneldiği her şey zahmetsiz ele geçer. El attığı her sanatta başarıya ulaşır, halktan müstagni olur. Her kim Cuma günü güneş doğmadan önce doksan mim yazar, yazma esnasında devamlı ya halık ya muhit esmalarını zikreder ve bunu üzerinde taşırsa, dilediği her hacet gerçekleşir. Bir bağ ya da tarlaya asılırsa afetlerden emin ve muhafazada اَلْبَارِئُ 213 Selsail-Eryail İbni isa bu esmanın gezegeni olarak müşteriyi zikretmiştir Örneği, modeli olmaksızın bütün varlıkları yaratan, eksiksiz yaratan, eşyayı ve her şeyin organlarını birbirine uygun bir halde yaratan. Her şeyin vücudu birbirine münasib olarak yaratıldığı gibi, hizmeti ve faydası da umumî âhenge uygun yaratılmıştır. Şems saatinde zikrine devam eden hasmına galip çıkar gam ve kederden kurtulur ve insanlar yanında sevilir. Doktorların bu esmayla devamlı meşgul olmaları hastalarınada şifa kaynağıdır. Aynı şekilde ince işlerde çalışanlarında bu esmayla meşgul olmaları büyük faydadır. Yine işlerini kaybedenler işyerinde her hangi bir sebepten dolayı makamını kaybedenlerde bu isimle meşgul olurlarsa kaybettiklerini en kısa sürede tekrar kazanırlar. Yedi gün üst üste her defasında yüz kere “Ya Bari” ism-i şerifini okuyanlar, bedensel ve ruhsal rahatsızlıklardan ve her türlü afetten kurtulurlar Aynı şekilde bu ism-i şerifi okumaya devam edenler kabirlerinde meleklerden bir arkadaşa sahip olup yalnızlık, korku ve karanlıktan kurtulmuş اَلْخَافِضُ 1481 Akyail-Kimyail-Denail Alçaltan, düşüren, zillete düşüren, inançsızları ve emrine muhalefet edenleri alçaltan, zelil kılan, yukarıdan aşağıya indiren. Allah Teâlâ, istediği kulunu yukarıdan aşağı atıverir. Şan ve şeref sâhibi iken, rezîl ve rüsvây eder ve bu muamelesi çok defa, kendisini tanımıyan, emirlerini dinlemeyen âsiler, başkalarını beğenmiyen mütekebbirler ve hak, hukuk tanımayan zâlim zorbalar hakkında tecellî eder. Kahriye olan isimlerdendir Zühre veya zuhal saatinde meşgul olsa düşmana galip gelir düşmanları darmadağın olur. Muradı hasıl olur. Bu esmayı Rafi esmasıyla beraber okumak faydanın husulüne اَلرَّافِعُ 351 Merkıyail-Aliyail Yücelten, yükselten, derece derece yukarı kaldıran, müminleri yükselten, izzet ve şeref veren, inananları ve emrine itaat edenleri yükselten; maddî manevî her türlü rütbe iradesinin elinde olan ve istediğini bu rütbelere yükselten. Allah Teâlâ, istediği kulunu indirdiği gibi, istediği kulunu da yükseltir. Şan ve şeref verir. Bazı gönülleri iman ve irfan ışığı ile parlatır, yüksek hakikatlardan haberdar eder. Allah;ın yükselttiği insanlar, çok defa melek huylu, tatlı dilli, insanların ayıplarını, kusurlarını örtüp eksiklerini tamamlayan; onlara malıyla, bedeniyle, bilgisiyle, nasihatiyle yardım eden nazik, kibar insanlardır. Onlar bu istikametten ayrılmadıkça Allah da bu nimeti kendilerinden almaz. Şems saatinde zikrine devam eden ali mertebelere yükselir gam ve kasavetten kurtulur. Aynı şekilde Şems saatinde meşgul olsa matlubunun kalbini kendine çekmekte gayet kuvvetli bir terkiptir. Bu esmanın zikrine devam edenler özellikle iş yerlerinde, ilmi alanlarda yükselmelerine sebeptir. Düşmanlarına karşı izzet ve heybet sahibi olurlar. Bir çok çözümünde müşkil olan hastalıklarda bu isimle şifalar ihsan edilir. Şems saatinde adeti kadar zikretmek vesvese ve evham sahiplerinin şifasına vesiledir. Başla alakalı hastalıklarda baş ağrıları, göz rahatsızlıkları, geniz, sinüzit, ağız yaralında şifadır adeti kadar şifa ayetleriyle beraber suya okunur ve suyu içilir. İbadet ve taatte gevşeklik, tembellik yaşayanlar kullukta şevk muhabbet ve devamlılığı kazanmak isteyenler özellikle ehli Tarik olanlar bu esmayı kuranda geçtiği mümin suresinin 15 ayetiyle beraber zikrederlerse hak teala yardım eder. Yine bu esmayı ilgili ayette geçtiği şekliyle ki rafi’ud deracati Zül arş olarak zikredenler de maksatlarına ulaşırlar. Zulmünden korkulan bir kimsenin yanına girmeden önce 70 defa “Yâ Râfi ism-i şerifini okuyan, o kimsenin zulmünden emin اَلْمُعِزُّ 117 Kafahail-Mutyail Aziz kılan, izzet ve şeref veren, yücelten, bütün izzet doğrudan doğruya irâdesine bağlı olan; dilediğini dilediği şekilde aziz kılan, ağırlayan. İzzet ve zillet, birbirine zıd mânalardır. İzzet kelimesinde “şeref ve haysiyet”, Zillet kelimesinde ise “alçaklık” mânası vardır. Bunlar hep Allah Teâlânın, mahlûkatı üzerindeki tasarrufları cümlesindendir. Halk içinde aziz olmak için Merih saatinde zikredilse maksadı hasıl olur. Zillete düşmüş itibarı varken itibarını yitirmiş, fakirlik ve miskinlik halinde olanlar zikrine devam ederlerse hak teala aziz eder. Kendisinden bir şey saklansa arkadan dalavere çevirseler bu esmanın bereketiyle bu işleri yapanlar ve yaptıkları şeyler ortaya çıkar. Şems saatinde zikrine devam edenler dünya ve ahiret saadetini kazanır. Bu ism-i şerîf Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin ve pazartesi geceleri akşam ve yatsı namazları arasında yüz elli defa “Yâ Muizz” ism-i şerifini okuyanın heybeti ve saygınlığı artar. Aynı zamanda bu ism-i şerife devam edenlerin kalbine Allah korkusu yerleşir. Allah Teala, bazılarını kanaat ve rıza ile aziz, ve bazılarını hırs ve tama ile zelil kılar, Muiz esmasını Aliimran 26-27 ayetleriyle beraber hacetlerde kullanmak bir اَلْبَصِيرُ 302 Melhail-Katyail Gören, gizli ve açık her şeyi her haliyle çok iyi gören, sonsuz kudret ve hikmetiyle her canlıya lâyık gözü ve görme kabiliyetini ihsan eden, iyi gören. Allah Teâlâ herkesin gizli açık yaptığını ve yapacağını görüp durmaktadır. Karanlıklar O;nun görmesine mâni olamaz. Karanlık gibi, yakınlık-uzaklık, büyüklük-küçüklük gibi insanların görmelerine engel olan şeyler de O;nun görmesine mâni olmaz. Şems saatinde zikrine devam eden izzet bulur makbul biri olur sözü muteber saatinde meşgul olsa büyük tesiri vardır. Bayanlar için muhabbet okunsa kamer saatinde meşgul olunmalıdır. Müşahade keşf elde etmek için şems saatinde 312 defa zikrine devam edilir ara verilmezse rüya, yakaza, ilham gibi haller tezahür eder bir çok şeyleri olmadan görmeye başlar gözleri her geçen gün daha da kuvvetlenir. Gözlerinde görme sıkıntısı olanlar rahatsızlıkları olanlar devam ederlerse Ya Şafi Ya Nur Ya Basir şeklinde sıkıntıları zail olur. Her kim ya semi’ ya basir şeklinde günde beş yüz iki defa zikre devam ederse, hiçbir zaman hali perişan ve hiç muhtaç olmaz. Bu ismi günde bin altı yüz beş defa okumaya devam eden kimse havassın sırlarına vakıf kim yedi bin üç yüz beş defa okursa bütün muratlarına altı bin altı yüz elli defa okunmaya devam edilirse, insanların içlerinde olan ve isimlerine vakıf olunur. Ya Semiu Ya Basir isimlerinin beraber zikredilmesi göz ve kulak rahatsızlıklarına şifadır. Bu isme birlikte devam edenlerin her şeyi görme yetileri gelişeceği gibi duyma yetileri de gelişir gayba vukufiyetleri artar. Bu isimlerin beraber zikrinin bir diğer bereketi de hafızayı kuvvetlendirir. Heybet ve haya sahibi اَلْحَكِيمُ 78 Galail-Derdyail Her şeyi yerli yerinde yapan, hükmü hikmetli olan, hikmet sahibi, bütün işleri hikmetli, bütün emirleri ve işleri yerli yerinde olan, her şeyi en kısa yoldan, en faydalı, en kolay ve en güzel bir şekilde yaratan. Boş iş yapmayan, her bir şeyde sayısız faydalar gözeten ve bunu yaratıkları üzerinde tecellileriyle gösteren. Allah Hakîm dir. Faydasız, boş ve tesadüfî bir işi yoktur. Her emir ve fiilinin her yönüyle sonsuz fayda ve maslahatları vardır. Her yarattığı mahlûk, her yaptığı iş bütün kâinat nizamı ile alâkalıdır. Kâinatın umumî nizamı ile tenâkuz teşkil eden hiçbir hâdise, bir mahlûk, bir iş yoktur. En zararlı görülen mahlukatın bile yaratılmasının hikmeti vardır. Fare gibi zararlı görülen hayvanlar tamamen yok edildiği durumlarda bu husus açıkça görülmüştür. Bu sefer başka sorunlar ortaya çıkmıştır. Şems saatinde meşgul olsa cümle ulema makamına ulaşır. Zühre saatinde meşgul olmana hikmeti ilahiye öğretilir. Yaptığı her hangi bir işte mani ve engelle karşılaşan bu ismi zikretse engelleri aradan kaldırılır işlerine galip gelir. Hakîm” ism-i şerifini her gün 78 defa okuyan, korkulacak durumlara düşmez, büyük dertlerden kurtulur. Bu esmanın Alim ve Rafi esmalarıyla beraber zikredilmesi hikmet ilimlerini öğrenmeyi hızlandırır ve manevi yükselmeyi gerçekleştirir. . Hakim ismine ism-i azam dairesinde mazhar olanlar hiçbir kimseye hiçbir soru sormadan bütün sorulara ilahi tecelli sırrıyla şaşmaz ve doğru bir şekilde cevap verirler. Hangi ilimden sorulursa sorulsun mutlaka doğru cevap verirler. Said Nursi Hazretleri Hakim esmasını ism-i azam olarak elde edip, bu esmanın sırrına vukuf olduğundan hiç kimseye soru sormamış, her sorulana doğru cevap vermiştir. Bu ismin zikrine beş yüz kırk beş defa devam hacetlerin gerçekleşmesi için çok faydalıdır. Bazıları bu mübarek ismin Hz. İsa’ya mensup olduğunu beyan etmişlerdir. her kim bu ismi yazar, su içine koyup bir bağ ya da tarlaya serperse, oranın bereketi bol, afetlerden mahfuz اَلْعَدْلُ 104 Gatail-Aryail Adaletli, mutlak adalet sahibi, her şeyi yerli yerine koyan, aşırılığa meyletmeyen, kâinatı bütün varlıklarıyla birlikte ölçü altına alıp dengeleyen; canlı cansız her şeye en güzel ve en uygun vaziyeti veren; her varlığa lâyık olduğu ölçüde varlığını devam ettirme hakkı vermekle sonsuz adaletini gösteren; emrine itaat edenleri mükâfatlandırırken, haddini aşanları dizginleyen ve hak ettikleri cezayı veren; haşrin büyük mahkemesinde ise mutlak adaletini en geniş ve en mükemmel tarzda gösteren, tam adâletli. Adalet, zulmün zıddıdır. Zulüm kelimesinde; incitme, can yakma mânası vardır. Zulmetmiyerek herkese hakkını vermek ve her şeyi akıl ve mantığa, hikmet ve maslahata uygun olarak yapmak da adalet demektir. Allah Teâlâ Âdil;dir. Zâlimleri sevmez. Zâlimlerle düşüp kalkanları ve hattâ sadece uzaktan onlara imrenenleri ve sevenleri de sevmez. Haddi aşan haksızlık yapanlara karşı Zühre saatinde 140 kere meşgul olunur. Şems saatinde meşgul olsa talihinde kapalılıktan emin olur. Ve talihi güzel ahlaktan kurtulup ahlakı hamide sahibi olur. Tansiyon dengesizliklerinde kolesterolde şeker hastalıklarında bu isim faydalıdır dengeler. Bu esmaya devam eden zulme uğramayacağı gibi zulumde etmez adalet sahibi olur. Bu esma bilindiği gibi Hz. Alinin ismi azamlarından biridir cünnetül esma başında yönetici olanların bu isimle meşgul olması gerekir ki adelet sahibi اَلْخَبِيرُ 812 Mahyail-Fehiryail-Asiyail Her şeyin iç yüzünü, gizli tarafını bilen, her şeyden haberdar, göklerde ve yerde, görünen ve görünmeyen âlemlerde en gizli sırtardan, en saklı şeylerden haberdar olan, ilminin dışında hiçbir şey bulunmayan; her şeyin gizli-açık, küçük-büyük her halini bilen. En küçüğünden en büyüğüne kadar bütün eşya ve hâdiselerden Allah haberdardır. Onun haberi olmadan hiçbir hâdise cereyan etmez. Şems saatinde zikrine devam eden gizli sırlara muttali olur. Muhabbet için Şems saatinde erkek için meşgul olunur. bayan için kamer saatinde meşgul olunur kimin niyetine okunsa bu saatlere dikkat etsin zarar görmemesi için. Taleb ettiği bir şeyin mahiyetini öğrenmek için 818 kere Zühre saatinde meşgul olunur. İstihare ettiği şeyi rüyada görmek isteyen Mülk suresi 14 ayetini Ela ya;lemu men halak ve hüvel Latifül Habir 124 kere okuyup uykuya yatsa istihare ettiği şeyi kusursuz görür. Hafıza, zeka ve unutkanlık rahatsızlıklarında bu isim zikredilse ve devam edilse hafıza ve zekası kuvvetlenir. Hadi Habir Mübin Allamul guyub esmalarını günlük 400 defa zikredenler ariflerin bilgilerine mazhar اَلْغَفُورُ 1286 Şekvail-Henyail Çok bağışlayan, çok affedici, bütün günahları bağışlayan, sonsuz rahmetiyle dilediğinde küçük-büyük bütün günahları bağışlayan, mağfireti çok. Allah Teâlâ;nın mağfireti çoktur. Bir kulun kusuru ne kadar büyük ve çok olursa olsun onları örter, meydana çıkarıp da sâhibini rezîl etmez. Kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. İnsanların görmediği bâzı şeyleri melekût melekler ve ruhlar âlemi sâkinleri görürler. Gafûr ism-i şerîfi, kusurların onların gözünden de gizlenmesini ifade eder. Şems saatinde meşgul olunsa Hak Tealanın affına mazhar olmaya sebeptir. Aynı şekilde esir ve hapis olanlar bu ismin zikrine devam etseler saatinde meşgul olanların hallerine kimse vakıf olamaz. Bu ismin zikrine devam edenler düştükleri her türlü korku ve endişeden uzak olurlar. Amirlerinin sıkıntı vermesinden korkanlar bu ada sığınmalıdır. Bu esma Dili tutulan kişilere yazılıp suyu içirilse şifadır aynı şekilde ateşli hastalıklara da şifadır ağrı ve sızıları keser. Afüv Ğafur Gaffar isimleri büyük musibetlerde beraber anılırsa acıları dindirir. Kanser ve migren gibi rahatsızlıklarda Şafi esmasıyla beraber zikrine devam edilmesi اَلشَّكُورُ 526 Gayail-Tavyail Mükafatlandıran, az amele/iyiliğe çok sevap veren, kullarının bütün şükür ve sâlih amellerinden haberdar olan, şükredenlerin nimetlerini arttıran; en küçüğünü dahi zayi etmeksizin bütün iyiliklere bol bol sevaplar ihsan eden, kendi rızâsı için yapılan iyi işleri, daha ziyadesiyle karşılayan. Şükür, iyiliği, iyilikle karşılamak demektir. Şükür, Allah Teâlâ;ya karşı kulun yapması gereken bir vazifesidir. Şekûr ise, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden demektir. Şems saatinde muradı için okunur. Zühre saatinde bayanlar ve zalimlerin zulmünden halas olmak için okunur. Şems saatinde devam eden kazalardan ve belalardan korunur. Izdırap ve gamdan halas olurlar. Bir bardak suya kırk bir defa “Yâ Şekûr” ism-i şerifi okunup birazı içilir, kalanı da yüze ve gözlere sürülürse gönül darlığı ve bunalma gibi hallerden kurtulur. Gözlerin nuru artar, iyi görmeleri sağlanır. Aynı zamanda bu işlemin yapılması rızkın bolluğuna, kalbin de ferahlamasına sebeb olur. Bu isme devam edenler Günden güne rızkları artar. Aileleriyle bereket içinde bir ömür sürerler. Suphanallahi vebi habdihi suphanallahil azim duasına günde 100 defa devam edenler Şekur esmasını da ebcetsel sayı değerince anarlarsa bütün sıkıntılar, yerini sevince bırakır. Her kim cumartesi günü on üç vav yazar ve yazma esnasında adet gözetmeksizin devamlı ya hakim ya şekur okur. Sonra, hacetinin gerçekleşmesi için mushafın arasına koyarsa hacet ve isteği gerçekleşir bu ismin zikrine devamlılık nimetleri artırıcı olduğu gibi bırakmak nimetlerin kesilmesine اَلْعَلِي 110 Kebrail-Atyail Pek yüce, yüce, yüceltici, izzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın, zât, sıfat ve isimleriyle her türlü kusur ve noksandan uzak, mümkün ve düşünülebilecek ve tasavvur edilebilecek her türlü derece ve merte¬belerin üstünde olan, her hususta, herşeyden yüce olan. Yüksekliğin hakikî mânası şudur a Allah;tan daha üstün bir varlık düşünülmesi imkânsızdır. b Bir benzeri veya ortağı veya yardımcısı yoktur. c Şânına yaraşmayan her şeyden uzaktır. d Kudrette, bilgide, hükümde, iradede ve diğer bütün kemâl sıfatlarında üstündür. Şu halde Alî, her şey kendisinin altında, emrinde ve hükmü altında olan zât demektir. Şems saatinde meşgul olsa ululardan olmaya sebeptir. Yüce mertebelere ulaşır kadri yüce olur. Lakin hiç terk etmemek lazımdır. Gurbette olan birinin Ali isminin zikrine devamı, izzet ve ikramla vatana dönmeye vesile olur. Tanınan bir şahsiyet olmak için müşteri saatinde meşgul olunur. Şems saatinde bu ismi zikre devam edenler her gittikleri mecliste itibar ve hürmet görürler. Ali adını Alim esmasıyla beraber zikretmek bilgi kapılarının açılmasına sebeptir. Birinin kulağına bir şey kaçtığında ya ali ya azim ya halim ya azim okunursa biznillahi teala dışarı çıkar Hayız veya nifas halinde bir kadının bu ismin zikrine Müteal ismiyle beraber devam etmesi, onun bu hallerde gelecek tehlikelerden emin olmasını sağlar. Cuma gecesi on dokuz tı harfi yazılır, aded gözetmeksizin uyuyana kadar ya A’li ya kuddus zikrine devam edilirse, o gece rüyada Hz. Peygamberin cemaliyle müşerref اَلْمُقِيتُ 550 Melhayil-Kutyail Rızıklandıran, besleyen, idare eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren, bilip gücü yeten ve koruyan, her şeyi lâyıkıyla gözeten, iyiyi iyiliğinden, kötüyü de kötülüğünden derecesine göre hissedar eden; maddî ve manevî her türlü rızkı veren, her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden. Bu mânaya göre Mukît, Rezzak mânasınadır. Yalnız Mukît, Rezzâk tan daha hususîdir. Rezzak, azık olanı da olmayanı da içine alır. Şems saatinde zikrine devam eden hasmına galebe eder. Bedenin sıhhat bulması için Zühre saatinde 550 defa zikrine devam edilir. Bir bardak suya 21 defa “Yâ Mukît” ism-i şerifi okunduktan sonra bu su çok ağlayan çocuğa içirilirse, çocuğun ağlaması kesilir. Ayrıca bu ismin zikrine devam edenler açlık hissi yaşamazlar özellikle oruç tutarken açlıktan sıkıntı yaşayanlar için iyidir. Her türlü beden rahatsızlıklarında bu isim şifa kaynağıdır. Bedensel olarak zayıf olanlar bu isimle kuvvet kazanırlar. Kıtlık zamanlarında bu ismin zikredilmesi uzun süre açlığa dayanmaya اَلْجَلِيلُ 73 Azail-Cehtiyail Şanı yüce, erişilmez, yüce kudreti ile her şeyi yoluna koyan, yücelik sıfatları bulunan, azamet sahibi, bütün celâl sıfatlarıyla sıfatlanmış olan; varlıkların türleri üzerinde icraat ve tecelliyatlarıyla rubûbiyetinin ihtişamını gösteren; birliğini ve yüce zâtına lâyık muhteşem sıfatlarını bildiren, celâdet, ululuk ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. Celâdet ve ululuk, Allaha mahsustur. Onun zâtı da büyük, sıfatları da büyüktür. Fakat bu büyüklük, cisimlerdeki gibi hacim veya yaşlılık itibarı ile değildir. Zamanla ölçülmez, mekânlara sığmaz. Şems saatinde meşgul olunsa hevadan ve nefsin azgın isteklerinden Letafet sahibi olur nice latif şeyler müşahede eder. İlahi tecelliyatın gizliliğine mazhar için Zühre saatinde meşgul olunmalıdır. Her gün “Yâ Celîl” ism-i şerifini okuyanın değeri ve meziyetleri artar. Sözü dinlenir. Zalimlerin saldırısına maruz kalanlar bu ada devam ederlerse kısa sürede zalimler dize gelir, her biri bir felakete uğrar. Esmaya devam edenler tehlikeli yerlerden emniyet içinde geçerler İnsanlar, cinler ve Arslan gibi vahşi hayvanlar bile bu ismin zikriyle meşgul olandan korkarlar. Önemli istek ve hacetlerde Malikel mülk zül celali vel ikram şeklinde meşgul olmak hacetlerin kabulune اَلْبَاعِثُ573 Legranail-Yahtıyail Ölüleri dirilten, öldükten sonra dirilten ve şuur sahibi yaratıklarına peygamberler göndererek emir ve yasaklarını bildiren; sayısız insan, hayvan ve bitkileri hayat sahnesine çıkaran; haşirde bütün ölüleri tek bir emirle diriltip kabirlerinden çıkaran ve onları yüce huzurunda toplayan, ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. Şems saatinde meşgul olan Lütfi ilahiye mazhar olur ve her işte muvaffak olur. Başarı sağlar. Kapalı olan işleri açılır ve düzene girer. Gönlün nurlanması iç sıkıntı ve kasavetten kurtulmak için kamer saatinde zikrine devam edilir. Bu esma kalp, damar rahatsızlıkları, saç dökülmesi, akıl ve beden kuvveti ve tıbben çare olmayan hastalıklara şifadır. Hastalıklarda uygun esmalarla beraber zikredileceği, mesela tıbben çare olmayan hastalıkta Ya Şafi Ya Bais gibi Hacetlerinde Fettah ismiyle beraber zikredilse hacetleri reva اَلْحَيُّ 18Rabail-Cehyail-Hahtiyail Diri, daimî, ezelî ve ebedî olup ölme ve yok olma gibi arızalardan uzak bulunan; kâinattaki bütün hayat izleri ve canlı fertler üzerinde taklit edilmez mühürleri bulunan. Hayy, diri demektir, bunun zıddına meyyit denir ki, ölü mânasına gelir. Allah Teâlâ ölmez, daima hâzır ve nâzırdır. Yaşayan mahlûkatın hayatını veren de Odur. O olmasaydı hayattan eser olmazdı. O daima fenâdan, zevalden, hatâdan münezzehtir. Şems saatinde bu esmanın zikrine 324 defa devam etse kalbi nurlanır ve kalbinde tasarruf hasıl olmaya başlar. Şems saatinde 518 defa hasta üzerine okunsa şifaya kavuşur. Esir ve hapistekiler okusa kurtulurlar. Uzun ve bereketli bir ömre sahip olur. Ayetel-Kürside geçtiği gibi bu ismi Kayyum ismiyle beraber Allahu la İlahe illahuvel Hayyul Kayyum zikretmek her türlü hayrı celb eder ilahi nur ve feyzi ihsan eder. Her türlü hacetlerin icabetine sebeptir. Bu isimlerin rivayetlerde ismi azam olduğu bildirilir. Hay ismi idrisin ismi azamıdır. İsmi İdris olanlara bu esmanın ayrıca faydası göre Efendimizin de bu isimlerle çok dua ettiği bilinir özellikle Bedir savaşı günü secde de bu isimlerle dua etmiştir. Bu isim özellikle göz ağrıları hastalıklarıyla beraber diğer bütün hastalıklara şifadır. Yalnız ciddi rahatsızlıklarda en az 7 gün hastanın üzerine اَلْقَادِرُ 305 Cebiryail Kudretli, her şeye gücü yeten, kendisine hiçbir şey ağır gelmeyen; zâtından ayrılmaz ve ezelî olan kudretine acizlik asla bulaşmayan, Allah Teâlâ, kudretine bir ayna olmak üzere kâinatı yaratmıştır. Şems saatinde zikrine devam edenler Ticarette işleri açılır. Yolculuklarda kuvvet ve fayda bulur. Güçsüzlerin bu isime devamları güç kuvvet sahibi olmalarına sebeptir. Düşmanlarına galebe etmek isteyenler bu isimle meşgul olurlarsa onları alt ederler. Bu ismi sancılı hastalıklarda yazıp bal ile silip ve üzerine sayısı kadar zikredip hastaya içirilse şifadır. Kayıp olan hakkında bilgi edinemeyenler bu isimle hakka tevessül etseler kayıpları ifşa olur. Her abdest aldığında bu ismi zikreden düşmanlarının şerrinden emin olur. Bu ismin Melik Kadir Muktedir isimleriyle beraber zikrine devam izzet heybet ve Düşmanlarına karşı kalibiyyet اَلْمُقْتَدِرُ744Hakyail Herşeye gücü yeten, kudretli, sonsuz ve sınırsız kudretine bütün varlıkları itirazsız itaat ettiren, kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. Allah Teâlâ her şeye karşı mutlak ve ekmel surette Kâdirdir. Her şeye kâdir olduğu içindir ki, dilediği şeyi yaratır ve isterse onda dilediği kadar kuvvet ve kudret de yaratır. Şems saatinde devam eden kimse her işinde başarılı ve düşmanlarına galip gelir. Muktedir isminin zikrine devam etmek, büyük makamlara ulaşmak, düşmanın yenilgisi ve makamından azli için mücerrebdir. Günde 100 defa “Yâ Muktedir” ism-i şerifini okuyan, unutkanlıktan ve aciz olmaktan kurtulur; bedeni ve aklı kuvvetli olur. Sanat erbabının bu isimle meşgul olması onlar için çok faydalıdır. Kemik ve Eklem rahatsızlıklarının genelinde kadir Muktedir Kaviy isimleri اَلْأَوَّلُ 37 Tahtyail İlk, ezeli, varlığının başlangıcı olmayan, başlangıcı olmadığı gibi, bütün varlıkların başlangıcı da Onun ilim ve kudretine bağlı olan; her şeyin ilk hali ve aslı Onun ezelî ilminin düsturlarıyla tanzim edilen, her varlıktan mukaddem olan. Allah Teâlâ bütün varlıklar üzerine mukaddem olup kendi varlığının evveli yoktur. Kendisi için asla başlangıç tasavvur olunamaz. Merih saatinde zikrine devam edenler her işte başarılı olurlar. Aynı şekilde bir iş yapmadan önce bu ismi zikredip işini yapsa başarılı olur. Eğer bir kimsenin kaybı olsa, Cuma gecesinden başlayıp kırk gece her gece bin defa bu ismi zikrederse kayıbı geri gelir. Eğer başka bir haceti dahi olsa gerçekleşir. Çocuk talebi için de mücerrebdir. 4 Cuma üst üstte her Cuma bin defa zikretmek üzere bu uygulamayı yapsa biiznillah çocuk sahibi şekilde hamilenin düşük yapmaması için Evvel ismini Mübdi ismiyle beraber zikretse veya elini karnına koyup zikretse çocuğa bir zarar gelmez. Yâ Evvel Yâ Âhir Yâ Zahir Yâ Bâtın esmasını günde 41 defa okuyan Hızır a اَلْوَالِي 47 Beğgamzail Yöneten, sahip, kâinata hâkim olup onu yöneten, her şeyin dizginini elinde tutan; varlıkları idare, hâkimiyet ve tasarrufu altında bulunduran, mahlûkatın işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an olan biten hâdisatı tek başına tedbir ve idare eden. Allah Teâlâ bütün varlığı idare eden, biricik ve en büyük vâlidir. Diğer vâliler ve hükümdarların idaresi, O;nun izni ve müsaadesi iledir. Ve onların velâyet ve idaresi, son derece noksandır. Allah;ın velâyet ve tedbiri ise sınırsız, gerçek ve hakikîdir. Her şey emri ve iradesi altındadır. Her şeyi bilir. Ondan habersiz mülkünde hiç bir şey cereyan etmez. Âdile mükâfatını, zâlime cezasını eksiksiz verir. Sebepler, O;nun icraat ve idaresinde yardımcı değil, sadece izzet ve haşmetini gösteren birer perdedirler. Hakikî tesir, O;nun saatinde zikrine devam edeni herkes sever hatta düşmanları dahi dost olur. Cuma günü 1000 defa “Yâ Vâlî” ism-i şerifini okuyarak dua edenin duası kabul olur, işleri kolaylaşır. 47 defa “Yâ Vâlî” ism-i şerifini okuyan her türlü afetten kurtulur. Tarikat yolunda sülük edenler bu simi çok anmalıdır. Her hangi bir makamı isteyenler bu isimle meşgul olup istedikleri şeyi belirtmelidirler ayın 14-15-16 günlerinde yapılırsa yorgunluklarda tembelliklerde bu ismi Ya Vali Ya Müteali ismiyle beraber zikredenler yorgunluktan kurtulur uyuşuklukları اَلْعَفُوُّ 156 Ğazyedail-Temzail Affeden, affedici, bağışlayan, hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, günahları silen, çok affeden ve affetmeyi seven, affı çok. Allah Teâlâ, günahları silen, onları hiç yokmuş gibi kabûl edendir. Bu mânaya göre bu isim, Gafûr ismine yakındır. Ancak arada şu fark vardır Gufran Günahları örtüvermek demektir. Afv ise, günahları kökünden kazımaktır. Günahları kökünden kazımak, o şeyi örtmekten daha saatinde devamlı zikreden şahıs geçici heveslerden kurtulup daima letafet üzere olur. Zalimlerin zulmünden korunmak için bu isim daima zikredilirse korunmuş üzüntülere düçar olanlar Afüv Gaffar Gafur esmalarını birlikte zikrederlerse üzüntülerinden kurtulurlar. Kötü hasletleri olanlar günlük Afüv ismine 100 kere devam etseler bu kötü isteklerden ve şeytanın vesveselerinden korunmuş VEL-İKRÂM ذُو الْجَلَالِ والْإِكْرَام 1100 Tafyail-Merhyail Şan ve şeref sahibi, ululuk ve ikram sahibi, azamet ve kerem sahibi, sonsuz büyüklük, azamet ve yüceliğiyle beraber, canlı mahlukâtına ihsan ve ikramlarıyla iltifat eden, hem büyüklük sâhibi, hem fazl-ı kerem sahibi. Celâl; büyüklük, ululuk manasınadır. Büyüklük alâmeti olan ne kadar kemâlât varsa hepsi Allah;a mahsustur. Mahlûkattaki kemâlât, O;nun kemâlinin zayıf bir gölgesi ve işaretidir. Allah Teâlâ aynı zamanda büyük bir fazl-ı kerem sâhibidir de. Mahlûkat üzerine akıp taşmakta olan sayıya gelmez, sınır kabûl etmez nimetler hep O;nun ihsanı ve ikrâmıdır. O nimetlerin zerresinde olsun hiç kimsenin hakkı yoktur. Bu isimler, içerik itibariyle incelendiği zaman kiminin Allah;ın zâtıyla, kiminin kemal sıfatlarıyla, kiminin fiilleriyle, kiminin tevhid ve tenzihle ve kiminin de kâinatın idaresiyle ilgili isimler olduğu görülür. Tümünün bir arada değerlendirilmesiyle ortaya çıkan kompozisyon şudur Allah Teâlâ kemal sıfatları ile nitelenen, her türlü noksanlıktan münezzeh, varlıklar üzerinde etkin biridir. Allah Teâlâ hakkında doğru bir anlayışa ulaşabilmek için, bu isimlerin tümünü bir arada düşünmek gerekir. Şems saatinde zikrine devam eden şeref izzet saadet bulur. İnsanlar ve cinler hürmet ederler korkarlar. Yâ Zül Celâli vel İkram” ism-i şerifini günde 100 defa okuyan, keramet sahibi olur ve halk arasında ikram, iltifat ve hürmet “Yâ Zül Celâli vel İkram” isminin de ismi azamdan olduğu bildirilir. Her türlü korku endişe taşıyanlar bu isimleri zikrederlerse korkularından ve korktuklarından emin اَلْغَنِي 1060 Hatyail Hiçbir kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan, kendi dışındaki her şey O;na muhtaç, sonsuz zengin olan; hiçbir cihetle kâinata ve mevcudata ihtiyacı bulunmayan, çok zengin ve her şeyden müstağnî. Gani, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herşey yanında mevcud bulunduğu için hiçbir şekilde başkasına müracaat mecburiyetinde kalmayan zât demektir. Şems saatinde zikrine devam eden mal mülk sahibi ali mertebelere ulaşır. Rızık darlıklarında bu isimi diğer Rezzak Muksit gibi isimlerle zikretmek rızkın genişlemesine bereketlenmesine için bu isim cumartesi sabahları sayısı kadar zikredilse maksad hasıl şekilde bir beladan veya hastalıklan kurtulmak niyeti ile sayısı kadar okusa namaz kılınıp peşininden bin defa Ya Gani Ya Galib şeklinde zikretse ve haktan hacetini dilese reva olur. Cimrilik hasislik gibi hasletleri olanlar bu ismi Şekur ismiyle beraber zikrederlerse cimrilikleri cömertliğe اَلْمَانِعُ 161 Finyail Engel olan, istediği şeylere engel olan, dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere engel olan, varlıkları hadlerini aşmaktan ve saltanatına ortaklıktan men eden; zararlı ve tehlikeli sebepleri izni dışında yaratıklarına zarar vermekten alıkoyan; dilediğinden dilediği şeyi esirgeyen, bir şeyin meydana gelmesine müsâade etmeyen. İyi ve kötü pek çok arzularımız vardır ki biri bitmeden biri ortaya çıkar. Yaşadığımız müddetçe bunlar ne biter, ne de tükenir. Biz de bu arzularımızı elde etmek için çalışır dururuz. Her arzumuz bir takım sebeplere, sebepler de Mâni; mani olan ve Mu;tî veren olan Allahın emrine bağlıdır. Allah Teâlâ isteyenlerin isteklerini, dilerse verir; o zaman isteyenin tuttuğu sebepler çabucak meydana gelir. Mu;tî ism-i şerîfinin mânası budur. Allah Teâlâ bazı isteklere de müsaade etmez. O zaman isteyenin yapıştığı sebepler kısır kalır, ne kadar çabalanırsa çabalansın netice vermez. Bu da Mâni; ism-i şerîfinin tecellîsidir. Kullarının başına gelecek felâket ve musibetleri önlemek, geri çevirmek de yine Mâni; ism-i şerîfinin tecelliyatındandır. Şems saatinde zikrine devam eden her zaman ve her yerde kaza ve belalardan mahfuz olur. Düşmanları olanlar onların şerrinden korunmak için bu adı çok ansınlar. Aralarında soğukluk bulunan, dargın olan eşlerden biri yattığında içinden “Yâ Mâni” ism-i şerifini okumaya devam ederse araları iyi olur. Bu ismi Kanser ve salgın yayılabilen hastalıklarda zikredilirse şifadır. Beyin urlarına rahim kilslerine de aynı şekilde şifadır. Vucut yaralarında da şifa ayetleriyle beraber bu isim bir miktar suya zikredilip suyu hasta hem içse hemde biraz şişlerin yaraların olduğu yere sürse اَلْهَادِيُّ 20 Şe’atail Yol gösteren, lâyık gördüğü kullarını hidâyete erdiren, hidayeti yaratan, istediği kulunu hayırlı ve kârlı yollara muvaffak kılan, muradına erdiren, her yarattığına neye ihtiyacı varsa, ne yapması gerekiyorsa onu öğreten, murada erdiren, her bir varlığı tam bir hikmetle yaratılış gayesine doğru ileten; dünyevî ve uhrevî her konuda bütün zarar ve menfaatleri gösterip doğru yola sevk eden. Hidâyet; Allah Teâlâ;nın lütuf ve keremiyle kullarına, sonu hayır ve saadet olacak isteklerin yollarını göstermesi veya o yola götürüp muradına erdirmesi demektir. Sadece hayır yolunu ve sebeblerini göstermeye irşâd; neticeye erinceye kadar o yolda yürütmeye de tevfîk denir. Hidâyetin karşılığı dalâlettir. Dalâlet, doğru yoldan bile bile veya gaflete kapılarak sapmak demektir. Hidâyetin neticesi îman, dalâletin neticesi îmansızlık ve küfürdür. Şems saatinde zikrine devam eden delaletten şaşırmışlıktan kurtulur. Hidayet nurları kalbine akar. Zahiri ve Batini lütüflara yolda olmayan günahkarların iyi kul olmaları için bu ismi onların yerine başkaları da onların niyetine zikredip hacetini haktan isterse müstecabtır. Devlet büyüklerinin bu ismi fazlaca anmaları halkı onlara bağlamasına sebeptir. Yolunu kaybetmiş bulamayanlarda bu ismi zikrederlerse ياَلْبَاقِ 113 Tuğyail-Atyail Kalıcı olan, hep kalan, varlığını sonu olmayan, varlığı sürekli olan, zât, sıfat ve isimleriyle dâimi olan; her türlü yokluk ve fânilikten münezzeh bulunan; kendisine ölüm arız olmayan. Bu ism-i şerîf “varlığın devamını” bildiren bir kelimedir. Varlığın devamı, önü ve sonu olmamakladır. Önü olmamak mülâhazasıyla Allah Teâlâya Kadîm, sonu olmamak mülahazasıyla Bâkî denir. Bu mânalara yakın Ezelî ve Ebedî ism-i şerifleri de vardır. Allah Teâlânın varlığı, devam bakımından zaman mefhumu içine girmez. Çünkü zaman denilen şey, kâinatın yaratılmış olduğu andan itibaren sonsuzluğa doğru akışının derecelerini gösteren bir mefhumdur. Şu halde, zaman yaratılmışlarla başlamıştır ve onlarla bitecektir. Kâinat yokken zaman da yoktu, fakat Allah Teâlâ vardı. Kâinat biter, zaman da biter, fakat Allah Bâki’ saatinde zikrine devam edenin batınında hicap perdeleri kalkar. Hal üzere baki kalır. Dünyanın faniliğini nefsin geçiciliğini hakkın bakiliğini tam bir idrak halinde anlar masivayı terk eder. Tariki Nakşi yolunda Hatme-i Haceganlar da bu isim okunur. Yâ Bakî” ism-i şerifini 1000 defa okuyan, her türlü endişe ve tasadan kurtulur, düşmana mağlup olmaz. Korku anında 100 defa “Yâ Bakî” ism-i şerifinin okunması insanı korktuğundan emin kılar. Bu ismin zikrine devam ömrü uzatır, işleri sağlamlaştırır, evlad ve mülkün kalıcılığını sağlar. Bir kimse günde yüz kere bu ismin zikrine devam eder, Cuma geceleri de bin defa okursa duaları kabul olup geri çevrilmez. Malının eşyalarının hububatın üzerine bu isim okunursa mal teleften اَلرَّشِيدُ 514 Sertyail Yol gösteren, bütün işleri isabetli ve hedefine ulaştıran, irşad edici, hiç kimseye danışma ihtiyacı duymadan, bizzat, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan en güzel şekilde ayırıp kullarına da bunu gösteren; kâinatı bütün varlıklarıyla istikâmet üzere hikmetle, en kısa ve en kolay yola sevk eden, bütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizama sokan. Reşîd isminde iki mâna vardır a Doğru ve selâmet yolu gösteren. Bu mânada Hâdî ismiyle eş mânaya gelir. b Hiçbir işi boş ve faydasız olmayan, hiçbir tedbirinde yanılmayan, hiçbir takdirinde hikmetsizlik bulunmayan zât mânasındadır. Şems saatinde zikrine devam eden kimse dünya ve ahrette yüce mertebelere ulaşır. Bu zikrin bereketinden kişi feraset erbabından ehli nazardan olur yani insanları sadece bakışlarıyla zahiri ve batını hastalıklarına şifa olur onları irşad namazından sonra 100 defa “Yâ Reşîd” ismi şerifini okuyanın ibadetleri kabul ve hareketleri kusurlu olanlar Sakar olanlar günde 1000 defa “Yâ Reşîd” ism-i şerifini okumaya devam ederlerse tedbirde hata etmez hale gelir, kendilerine çeki düzen verirler düzelirler. Bu isim hakkında Hasan-ı Basri ve Muhyiddin-i Arabi hazretleri de ismi azam demişlerdir. Ayrıca; Caferi Sadık, Şeyh Şibli, Hacı Bayram-ı Veli ve Mecdeddin-i Aksarayi kaddas Allahu sırrahu hazaratlarının da zikridir. İki cihan saadetine erişmek için; yegane ilaçtır. Belki de; hayat iksiridirES-SABÛR اَلصَّبُورُ 298 Hehyail Çok sabırlı, bütün âsilere lâyık oldukları cezayı vermeye her an gücü yettiği halde onları cezalandırmada acele etmeyen; sabırsızlıkla henüz zamanı gelmeyen bir işi yapmaya tevessül etmeyen ve bütün sabırlıların sabrı onun yardım ve rahmetiyle var olan. Allah, bir işi, vakti gelmeden yapmak için acele etmez. Yapacağı işlere muayyen bir zaman koyar ve onları koyduğu kanunlara göre -zamanı gelince- icra eder. Önceden çizdiği zamandan, -bir tembelin yaptığı gibi- geciktirmez. Ve keza -bir acelecinin yaptığı gibi- zamanı gelmeden yapmağa kalkmaz. Bilakis her şeyi, hangi zamanda yapılmasını takdir buyurmuş ise, o zaman yapar. Şems saatinde zikrine devam eden dünya ve ahrette yücelir. Kalp göğüs iç daralması yaşayanlar bu ismi zikirle sözler sahibi olan düzelir kötü ahval kendinden gider başkasının yerine niyetlenip de okunabilir. Güneş doğmadan önce 100 defa “Yâ Sabûr” ismi şerifini okuyan, belâ ve musibetler anında sabır ve metanetli olur. kendisine ibadetlerin en kıymetlilerini yapmak nasip olur. Hastaya 33 defa şifa niyetine okunan “Yâ Sabûr” ism-i şerifi şifaya sancılı hastalıklarda ya Sabur Ya Cemil ismi beraber zikredilirse sancı Gününün Cin Padişahı Pazar günü, Ebu Abdullah Müzhib;dir. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi beyazdır buna bağlı cin liltahtildir. bunlar rugyail adlı meleğe bağlıdır. İnsanlara sıkıntı veren Cinnisi ismi Haksah ibni Teymuz dur. Bu Cin taifesinin mekanı sarp dağlar ve büyük ağaç dipleridir. Bu burca mensup olana sıtma gibi tasallut eder. Hastanın karnı ve kasığı şişer. Bazen hastanın iki omuzunun arasına oturur. O an hastanın ellerinden ayaklarına doğru bir ağrı girer. Bu ağrı sanki bir et parçası olana kadar devam eder. Bu durum hastada uzun süre kalır ve çeşitli hastalıklar meydana Yengeç burcu Pazartesi - AY KAMER Bu burcun tabiatı nemli soguk olup, anasırı Su ve gezegeni Kamer Ay dir. Yengeç burcunun cinsiyeti disi, madeni gümüs, günü Pazartesi, gecesi Cuma ve buhuru Misktir. Günün Harfi Cim Rengi beyaz, Esması Cebbar, Ulvi Cebrail Ardi burcu Boga, düsman burcu Hamel;dir. Tabiatı itibariyle düsmanı dört unsurdan biri olan burcun genel hastalıkları Göğüs kafesi, memeler ve mide en hassas bölgeleridir. Gastrit, ülser, 12 parmak bağırsağı, pankreas, bağırsak iltihapları görülebilir. Hazımsızlık sorunları olur. İleri yaşlarda kilo sorunları yaşanabilir. Duygulardaki ani değişikler, duygusal hassasiyet mideyi etkiler. Üşütme gaza neden olur. Hava değişikliklerinden çabuk etkilenirler. Lodos, aşırı baş ağrısı yapar. Süt bezleri iyi çalışır. Memelerle ilgili rahatsızlıklar, kadın üreme sistemi bozuklukları görülebilir. Güneş ışınlarına karşı hassasiyet vardır. Vücut enerjisini yitirir, yorgunluk olur. Oğlak burcundan gelen zıt etki ile iskelet sistemi, dizler ve deri hassasiyeti olur. Yengeçlerin bünyeleri kuvvetli değildir. Acı, ağrı, rahatsızlıklara dayanıksız olur, hastalığını çok büyütür, endişe ve evham yüzünden ufak bir şeyi Seretan Yengeç Burcun Esmaları EL-MU;MİN اَلْمُؤْمِنُ 136 Gadzail-Hekyail Güven veren, inananları güvenlikte kılan, vaadine güvenilen, muhafaza ve himayesiyle her korkuyu gideren, her tehlike ve felâketten kurtuluş ve güven veren, gönüllerde iman ışığı yakan; kendine sığınanlara aman verip onları koruyan, rahatlandıran. Allah Teâlâ, kalblere iman ve hidayet bağışlayarak oralardan şübhe ve tereddüdleri kaldırmıştır. Kendine sığınanlara aman verip korumuş, emniyetle rahatlandırmıştır. Zühre saatinde bu ismin zikrine devam edenin kalbi nurla dolar dünyevi ve uhrevi hacetleri reva karşı galip gelir. Gıybet edenlerin gıybetinden mahfuz olur. Her türlü hastalığa okunduğunda faydası vardır özellikle her türlü göğüs hastalıklarına daha saatinde bu isimle meşgul olanlar şeytanın şerlerinden mahfuz olurlar. Aynı şekilde malı ve canı ve dili yalandan korunur. Her gün bin defa okuyan bulaşıcı hastalıklardan emin olur. Vesvese evham gibi durumlarda bu adı yazıp su ile sildikten sonra içenin evhamı اَلْمُصَوِّرُ 336 Seydail-Sakyail Şekil veren, her şeye şekil ve özellik veren, her bir yaratığa titizlik ve maharetle sanatlı bir şekilde farklı suretler giydirerek sanatının güzellik ve mükemmellikleri gösteren. Allah Teâlâ herşeye bir suret, bir özellik vermiştir. Herşeyin kendisine göre şekli, dıştan görünüşü vardır ki, başkalarına benzemez. Mesela İnsanlar arasında tamamiyle birbirinin aynı iki insan yoktur. Bundan daha garibi, parmak uçlarındaki çizgilerdir. Bu çizgiler, insanların sayısı kadar değişiktir ve hiçbiri ötekine uymaz. Şu halde insanın hiç taklit olunamayacak imzası, bastığı parmak izidir. İşte bunlar, Allah Teâlâ;nın Musavvir isminin tecellileridir. Kamer saatinde bu ismin zikrine devam edenler bir çok sırlara rüyalarında vakıf olurlar ve yine istedikleri şahsın rüyasına bu ismi zikirle girebilirler. Çocuğu olmayan bir ailede Kadın Yedi gün oruç tutup her iftar anında yirmi bir defa “Ya Musavvir” ism-i şerifini okur Erkek ise; Üç gün oruç tutarak “Ya Musavvir” ismi şerifini yirmi bir defa bir bardak suya okur ve onunla iftar ederler. Bu günler içerisinde dua edip bir arada olurlarsa Allah;ın izni ile bir evlada kavuşurlar. Bir hatırlatma alimlerin bu isimle ve ne için okunması gerektiği ve adetleri ihlal etmeyin bu isim alem-i berzah ve Misal alemiyle bire bir alakalı olduğundan Bir Mürşidin izni olmadan çok fazla bu isimle meşgul olmayın Alimlerin belirttiği ihtiyaçlarda ve adetlerde meşgul olun ki bu esmanın bereketi olarak Alemi Berzah ve mana kapıları açılırsa sapıtmayın çünkü bu ismin o alemin kapılarını açıcı bir özelliği var. Çocuğu devamlı düşük olan hamile kadınlar bu Esmayı Hac suresi 5 ayetinde ki bu verdiğim yerle beraber okurlarsa inşallah bir daha düşük yapmazlar. Bismillahirrahmanirrahim ve nukirru fil erhami ma neşau ila ecelim musemmen summe nuhricukum tiflen Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz. Hac 5EL-VÂSİ; اَلْوَاسِعُ137 Takdihail-Talhiyail Bol veren, evreni kucaklayan, ilmi ve merhameti geniş olup her şeyi kuşatan, kudret, rahmet, bağışlama, iş ve fiilleri, tecellî ve tasarrufları, sıfat ve isimleri, bütün varlıkları içine alacak kadar geniş olan. Kullarına bol bol nimetler veren. Allah;ın ilmi, rahmeti, kudreti, afv ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. Allah;ın ilminden hiçbir şey gizlenemez, ikram ve ihsanına bir nihayet yoktur. Zuhalde zikrine meşgul olsa gam ve kederden kurtulur istediğine nail olur. Aynı şekilde kamer saatinde meşgul olanında kalbi genişler keder ve sıkıntıdan kurtulur. Rızkında bolluk olur. Haset ve kin gibi kötü hasletleri olanlara faydalıdır. Bu ismin de iç sıkıntısı kalp çarpıntısı göğüs darlıkları ve göğüs hastalıklarına faydası vardır ama en fazla karaciğer akciğer ve dalak rahatsızlıklarında faydalıdır. Zor ve meşekkatli işlerde çalışanlar bu ismi zikrederlerse her işleri kolaylaşmaya başlar. İşleri iyi olmayanlar evinde meşakkat ve rızık darlığı olanlarda bu ismi zikir edelerse hak teala genişlik ihsan eder. İlminin keşfinin ahlakının çoğalması genişlemesini isteyenler Arşı taşıyan meleklerin duası ile beraber bu ismi zikrederlerse bunlara kavuşurlar okunacak ayet Esteizu billah rabbena vesi;te kulle şey;ir rahmetev ve ilmen Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır Mümin 7 EL-VEDÛD اَلْوَدُودُ 20 Cegail-Hehyail Çok seven ve sevilen, müminleri seven, iyi kullarını seven, onları rahmet ve rızasına erdiren, cemâlini, isimlerini ve bunların tecellîleri olan mahlukâtının güzelliklerini çok seven; rahmetinin güzel meyveleriyle söz ve fiilleriyle kendini yaratıklarına sevdiren, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya biricik lâyık olan. Vedûd;un, seven ve sevilen olmak üzere iki manası vardır. Allah Teâlâ, kullarını çok sever, onları lütuf ve ihsanına garkeder. Sevilmeye lâyık ve müstehak olan da ancak O;dur. Kamer saatinde bayanları teshir için okunur. Okunan şahsın üzerine teshir olur . kalbi okuyana sevgiyle dolar. Kamer saatinde bu ismin zikrine devam edenlerin kalplerinden masiva silinir. Muhabbetullah hasıl olmaya başlar çalışan aslında bunun için çalışmalı bu isim Mevlana Hazretlerinin Baskın esmasıdır. Her kim ağzını zevcesinin ağzına dayayıp yirmi defa bu ismi zikreder, sonra dilini onun ağzının içine sokarsa uzak durmaya bir an bile dayanamayacak büyük bir sevgiyle onu sever. Üzerine 1000 defa “Yâ Vedûd” ism-i şerifi okunan tatlı bir yiyeceği yiyen eşler arasında muhabbet ve sevgi daha da artar. Sabah evden çıkmadan önce, 21 defa “Yâ Vedûd, Yâ Rahim” ism-i şeriflerini okuyan kimse, o gün insanlardan sevgi ve merhamet اَلْبَاطِنُ62Ahityail Gizli, zât ve mahiyeti gizli olan, zâtının görülmesi ve mahiyetinin bilinmesi açısından duyuların ve aklın idrakinden gizli olan, duyu organları ile idrâk edilemeyen, her şeyin gerçek yüzüne vâkıf olan; her şeyin iç yüzüne şahitlik eden; zuhurunun şiddetinden [Mûsâ tayin ettiğimiz vakitte gelip de Rabbi ona hitab edince “Ya Rabbî! Göster bana Zatını, bakayım Sana!” dedi. Allah Teâla şöyle cevap verdi “Sen Beni göremezsin. Ama şimdi şu dağa bak, eğer yerinde durursa sen de Beni görürsün!”. Derken Rabbi dağa tecelli eder etmez onu un ufak ediverdi. Mûsâ da düşüp bayıldı. Kendine gelince dedi ki “Sübhansın ya Rabbî. Her noksanlıktan münezzeh olduğun gibi, dünyada Seni görmemizden de münezzehsin. Bu talebimden ötürü tövbe ettim. Ben ümmetim içinde Seni görmeden iman edenlerin ilkiyim!” Araf 7/143], sınırsız büyüklüğünden ve zıddının olmayışından dolayı mahlukâtın gözünden gizlenen, ancak eserleriyle varlığını gösteren. Allah Teâlâ;nın varlığı hem âşikardır, hem gizlidir. Âşikârdır, çünkü varlığını bildiren delil ve nişanları gözsüzler bile görmüş ve bu hakikatler hakikatı yüce varlığa, eşyanın umumî şehadetini sağırlar bile işitmiştir. Gizlidir. Çünkü biz Onu künhüyle bilemeyiz. Amma varlığını kat;î surette biliriz. Kamer saatinde zikrine devam edenin kalbi nurlanır kederleri dağılır Bu ismi Ya Zahir Ya Batın şeklinde zikredenler fena düşünceler den halas olurlar sırlara müttali olurlar. Bu isimi el-evvelu el-ahiru el-zahiru el-batınu esmalarıyla zikrederse insanların gizledikleri bütün sırlar, o kimseye keşf olur. Her varlığın batınını ve zahirini görür ve bilir. Eşyanın havassı, zahiri ve batıni ilimler ona malum olur. Bu ismin kalbi hastalıklar yanı sıra mide bağırsak rahatsızlıklarına da faydası Alem Günün Cin PadişahıPazartesi günü. Abdullah el-Hiyem ibni Ehlim Mürre;dir Müreh. Tacı vardır. Çadırı yündendir ve yardımcılarının giyimi beyazdır. Müslüman olup adını Yusuf olarak değiştirmiştir. Mekanı Mardin;in Musaybin ilçesi olup oranın sakini ve kralıdır. 150 cm boyunda olup elleri, olduğundan daha uzun bir görüntüye sahiptir. İki hizmetkârı da kendisine benzer. Şimşek hızına sahiptir. Bu cin, elleri arasında bu dini kabul eden cin padişahıdır. Aynı zamanda Cin suresinin hadimidir. Buna bağlı cinin ismide mehtahtildir. Bunlar Cebrail a s sıkıntı veren Cinnisi ismi Meymun ibni Zenki Cin taifesinin mekanı boş evler, harap yerler ve kabirlerdir. Bu burcun Cinnisi Kiliselerde İncil okur. Kuş gibi uçarak her yerde hazır olur. Bu burç sahibinin üzerine uçarak konar ve sıtma gibi tasallut eder. Hasta nın bütün bedeni kesik kesik olur. Yüzünün rengi gider. Hasta geceleri uyku uyuyamaz ve korkarak sabahlar. Gündüzleri ise ağrı ve sızılardan rahat ve Hamel Koç Burcu Salı - MARS MERİH Akreb Akrep burcu Bu burcun tabiatı nemli soğuk olup, anasırı Su ve gezegeni Merih Mars tir. Akrep burcunun cinsiyeti disi, madeni demir, günü Salı, gecesi Cumartesi ve buhuru Sandal;dır. Günün harfi Şin, Esması Şekur,Rengi Kırmızı, Ulvi Semsamail Ardi Ahmer Tabiatı itibariyle düsmanı Ates; Koç burcu Bu burcun tabiatı kuru sıcak olup, anasırı ates ve gezegeni Merih Mars tir. Hamel burcunun cinsiyeti erkek madeni demir, günü Salı, gecesi Cumartesi ve buhuru Sandal;dır. Dost burcu ikizler, düşman burcu Yengeçtir. Tabiatı itibariyle düsmanı dört unsurdan biri olan Su HastalıklarıAkrep Burcu Üreme ve genital organları hassas olur. Kasık ağrıları, mesane, idrar yolları, genital organlarla ilgili rahatsızlıklar görülmesi mümkündür. Erkekte prostat, kadında rahim ve yumurtalık rahatsızlıkları olabilir. Kalın bağırsak sorunları, iltihaplanma, polip, fıtık, basur, cinsel salgı bezleri, üreme organları hastalıklarına istidat vardır. Aşırı hırslı oluşları sinir gerilimlerine yol açar. Sinir ve asabiyet görülebilir. Boğa burcundan aldıkları zıt etkiyle boğaz, koku ve tat alma organları da hassas Burcu Baş bölgesi hassastır. Baş ağrısı, ateş yükselmesi, migren, yüz nevraljisine sık rastlanır. Baş, kafatası, şah damarı, yüzle ilgili sorunlar, beyin iltihabı, adale rahatsızlıkları, ileri yaşlarda yüksek tansiyon görülebilir. Aşırı heyecan ve telaş beyni zorlar. Aceleci, ani ve atak oluş yüzünden kazalara açıktır. Kanamaya istidatlıdır. Adrenalin bezi fazla çalışır. Terazi burcundan gelen zıt etki böbrek ve bel bölgesinde de hassasiyet verir. Koçlar genelde sık hastalanmazlar, bünyeleri oldukça EsmalarıEL-AZÎZ اَلْعَزِيزُ 94 Mendail-Menciyail Yenilmeyen, yegâne galip olan, ulu, galip, izzet, kudret ve bütün kudsî sıfatlarıyla acizlik ve kusurlardan uzak olan, bütün varlıkları acizlik, zayıflık ve tezellül içerisinde kendisine boyun eğdiren, mutlak galip, karşı konulamayan güç sahibi, mağlûp edilmesi mümkün olmayan galib. İzzet sıfatı, Kur;an;da birçok yerlerde azab âyetleri bahsinde gelmiştir. Fakat bu ism-i şerifin yine birçok defa Hakîm ism-i şerîfi ile birleştiği görülür. Bunun mânası Allah Teâlâ;nın kudreti galibdir, fakat hikmeti ile kötülerin cezasını tehir eder, kötülük edip durmakta olan insanları cezalandırmakta acele etmez, demektir. Merih saatinde zikrine devam eden büyükler indinde izzete ve lütfa mazhar olur. Hasmına galip gelir ve düşmanları kahr olur. Bu Esma Yusufun devamlı meşgul olduğu isimdir bunun bereketine Mısıra sultan olmuştur. Bu isim kahra da ve lutfa da şamildir. Yani Kahrı ve Lutfu ve Tesiri kendinde toplayan bir isimdir. Dilediğine galip gelmek için Müşteri saatinde de okunur. 40 gün her sabah namazından sonra kırk bir defa “Ya Azız” ism-i şerifini okuyan kimse borçtan kurtulup zengin olur. Kalbi her türlü şüphelerden arınır, temizlenir. Zillete düşenler, fakir düşenler, zulme uğrayanlar, kendilerine içten içe düşmanlık besleyenler ki kişi onları bilmese bile Devamlı zikriyle meşgul olurlarsa hak teala onları düşmanlarından korur ve bu müşküller den اَلْجَبَّارُ 206 Cayil- Dilediğini zorla yaptırma gücüne sahip olan, iradesini her durumda yürüten, yaratılmışların halini iyileştiren, sonsuz ve sınırsız büyüklük ve kudret sahibi olan; bütün varlıklar bütün yönleriyle doğrudan doğruya kudretine bakan ve emrine boyun eğen; hiçbir şey hiçbir cihetle mutlak kudretine karşı koyamayan, kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan; dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan. Bu ism-i şerif cebir maddesindendir. Cebir, “kırık kemiği sarıp bitiştirmek, eksiği bütünlemek” mânasına geldiği gibi, “icbar etmek”, yani, “zorla iş gördürmek” mânasına da gelir. Bu mânaya göre Allah Teâlâ Cebbâr;dır. Yani, kırılanları onarır, eksikleri tamamlar, her türlü perişanlıkları düzeltir, yoluna kor. Cebbâr;ın ikinci mânasına göre de; Allah Teâlâ kâinatın her noktasında ve her şey üzerinde dilediğini yaptırmağa muktedirdir. Hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali yoktur. Merih saatinde zikrine devam eden zalim münafık ve yalancılar üzerine galip gelir. Zikre devam ederse hakkında hiçbir söz söyleyemezler. Bu isimle Zalimleri kahredebilir. Bu isim kahriye isimlerindendir. Haksız yere hapse giren veya esir düşen kimse kırk gün sabah namazından sonra yirmi bir kere “Ya Cebbar,” ism-i şerifini okumaya devam ederse hapisten kurtulur. Bu ismi kemik çıkık ve kırıklarında ve kemiksel rahatsızlıklarda, zikretmek اَلْقَهَّارُ 306 Şegail-Vahyail Yenilmeyen, yegâne galip, isyankârları kahreden, bütün varlıkları emir ve iradesi altında bulunduran, hiç kimse hükmünden kaçıp kurtulamayan. Kahr, bir şeye, onu hor ve hakîr kılacak veya mahv ve helâk edebilecek sûrette galib olmaktır. Allah Teâlâ Kahhâr;dır, her vechile üstün ve daima galibdir. Kuvvet ve kudretiyle her şeyi içinden ve dışından kuşatmıştır. Hiçbir şey O;nun bu ihâtasından dışarı çıkamaz. Ona karşı herşeyin boynu büküktür. Kahrına yerler, gökler dayanamaz. Kahr ile nice azıp sapmış ümmetleri ve milletleri mahv ve perişan etmiştir. Merih saatinde meşgul olan mazlumlar düşmanlarına hasetçilerine ve zalimlere galip ismi okumaya devam edenlerin kalplerindeki dünyaya ait sevgi ve endişelerin yerini Allah sevgisi alır. Kötü hasletlerden اَلْمُذِلُّ 770Tehmail-Şartyail İtibardan düşüren, değersiz kılan, alçaltan, zillet veren, dilediğini müstahak olduğu şekilde zillete düşüren, hor ve hakîr eden. İzzet ve zillet, birbirine zıd mânalardır. İzzet kelimesinde “şeref ve haysiyet”, Zillet kelimesinde ise “alçaklık” mânası vardır. Bunlar hep Allah Teâlâ;nın, mahlûkatı üzerindeki tasarrufları cümlesindendir. Merih saatinde zikrine devam eden zalim ise mazlum olur kötü ahlaktan kurtulur. Aynı şekilde Merih saatinde meşgul olan düşmanlarından kurtulur ve selamet اَلْقَوِي116Şerail-Mutyail Kuvvetli, güçlü, her şeye gücü yeten, kudretli, kuvveti bütün kâinata hâkim ve bütün eşyayı zapteden ve bütün varlıkları hükmü altına alan, çok kuvvetli. Merih saatinde zikrine devam edenlerin bağlı olan bütün işleri açılır. Zorluklar kolaylaşır ve düşmanlarına hasmına karşı galip gelir. Aynı şekilde Merih saatinde meşgul olunmak fethe sebeptir. Akşemseddin hazretlerinin virdidir. İstanbul’un fethinde bu esma ile çok meşgul olmuştur. Ayrıca cennet mekan Fatih Sultan Mehmet Han’a bu esmayı öğretti. Oda fetih de daima bu esma ile meşgul ve kemiksel zayıf olanlar bu isimle meşgul olurlarsa güçlenirler özellikle kemik zayıflıkları ismin zikrine devam edenlerin hepsi zor işlerde başarılı olurlar yolculuklarda sıkıntı anlarında bu isimle meşgul olmak sıkıntıları hafifletir aslında kişiyi tahammül ehli şekilde batini darlık sıkıntılarda da çok oldukça kuvvetlendiren esmalardandır. Savaş gibi çok meşakkatli durumlarda bu ismi Ahzab 25 ayetindeve kanellahu kaviyyen aziza_Allah, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. Geçtiği şekilde okumak çok faydalıdır zaten bu ayet savaş ayetidir. Aynı şekilde diğer dünya ile ilgili işlerde ise Ya Kaviy Ya Kadir şeklinde zikretmek daha اَلْوَلِي46Hakayil-Kehyail Dost, yardımcı, müminlere dost ve yardımcı, kullarının işlerini üzerine alan, sevdiklerine dost olan ve yardım eden, varlıkların bütün işlerini ve ihtiyaçlarını üzerine alan, bütün yardımlar ve muvaffakiyetler kendisinden gelen, kendisine iman ile bağlananları her zaman yardım, himaye ve yakın dostluğuyla koruyup gözeten. Allah, sevdiği kullarının dostudur. Onlara yardım eder. Sıkıntılarını, darlıklarını kaldırır, ferahlık verir. İyi işlere muvaffak kılar. Her çeşit karanlıklardan kurtarır, nurlara çıkarır. Artık onlara korku ve hüzün yoktur. Herkesin korktuğu zaman, onlar korkmazlar. Merih saatinde veya Zühre de zikrine devam edenlerin manevi makamlarda ilerlemeleri ve sonlarına varmaları kolaylaşır aynı zamanda alemi manadan kapı açılmasına da sebeptir bu isim. Her kim altmış gün, günde dört yüz otuz iki defa veliyyun hamid zikrine devam ederse, bütün mahlukat ona dost olur, bütün herkes tarafından kabul görür. Evine her girişinde bu ismi zikreden kişinin eşi itaatli ve mahbup olur. Cuma günü ikindi namazından sonra güneş batana kadar sayısız bu ismi zikredip haktan hacetini isteyenin haceti reva olur. Bu ismin zikrine devam edenlerin hiçbir işleri ters gitmez dünyalık ve ahiretlik makam ve mevki sahibi dahi olmasına اَلْمُمِيتُ 490 Tebrayil-Atyail Öldüren, ölümü veren, kullarını fani dünyadan baki âleme götüren, canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan. Allah, yarattığı her canlıya muayyen bir ömür takdir etmiştir. Canlı varlıklar için ölüm mukadder ve muhakkaktır [“Her canlı ölümü tadacaktır” Âl-i Imrân 3/185, Enbiya 21/35, Ankebut 29/57]. Hayatı yaratan Allah olduğu gibi, ölümü yaratan da yine O;dur. Ancak bu ölüm, yok oluş, hiçliğe gidiş değil, bilakis fâni hayattan bâkî hayat geçiştir. Merih saatinde zikrine devam edenlerin kötü ahlakları düzelir nefsi ıslah niyetiyle bu ismin kullanılması çok faydalıdır. Müşteri saatinde düşmanlarına hasetçilerine karşı okuyan onların şerlerinden korunur buda kahriye esmalarındandır. Vesvese ve evhamlarından şizofren türü rahatsızlıklardan kurtulmak niyetiyle bu isim zikredilse bu hasletler kişiden kaybolur. Bu esmanın tam açılımı ise zıttı olan Muhyi ismiyle beraber zikredilmesindedir. Bu ismin salgın hastalıklara veya hepatit gibi rahatsızlıklara çok faydası vardır. Özellikle de ur, kist ve vucutta geçmeyen çıbanlara karşı faydalıdır. EL-VÂHİD اَلْوَاحِدُ19Letyail Bir, zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde ve hükümlerinde asla ortağı veya benzeri ve dengi bulunmayan, bölünüp parçalara ayrılmaması ve benzerinin bulunmaması anlamında tek, eşi bulunmayan; birliğinin tecellisiyle kâinatı bir fabrika gibi çalıştırıp varlıkları o fabrikanın çarkları ve bir vücudun azaları gibi birlik, dayanışma ve bütünlük içerisinde birbirinin yardımına koşturan. Merih saatinde zikrine devam edenin kalbi masivadan kurtulur vahdet deryalarına dalar boş hayal ve emellerle uğraşmaz. Kalbi nur ile dolar. Cuma güneş doğarken bu ismin zikrine devam edenlerde heybet vakar belirir gören herkes اَلْمُنْتَقِمُ 630Talyail Günahkarları/suçluları adaleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran, asilerden intikam alan, emir ve yasaklarına karşı gelenleri, helâl dairenin dışına taşanları cezalandıran; din düşmanlarına, hakkı alçaltmak için çalışanları er veya geç, hatır ve hayale gelmez felâketlerle perişan eden. Allah Teâlâ;nın intikamı vardır. Asilerin belini kıran, canilerin hakkından gelen, taşkınlık yapan azgınlara hadlerini bildiren şübhesiz ki O;dur. Merih saatinde zikrine devam edenler düşmanlarına ve zalimlere karşı galip olurlar. Bu isimde kahriye esmalarındandır. Herhangi bir yer ve sebepten dolayı hakkına tecavüz edilmiş olan haksızlığa uğramış olanlar bu ismi zikredip hakka sığınsalar hak teala ona bunu yapandan intikamını alır. Bu ismin büyük özelliklerinden biride cinlere karşı etkili olmasıdır bu ismin zikrine devam edenlere cinler asla اَلضَّارُّ1001Sarfyail Dilediğini zarara sokan, zarar veren, her türlü zarar elinde bulunan ve Onun izniyle var olan; bir hikmete binâen zarar vermek istediği bir kimseden o zararı geri çevirecek kendisinden başka hiç kimse bulunmayan, elem ve zarar verici şeyleri yaratan. Merih saatinde zikrine devam edenin düşmanları kahrolur kendisine bir zarar ilişmez. Cuma günleri bu ismin zikrine devam edenler hak tealaya yakınleri artar. Her türlü semavi ve arzi felaketlerden korunmak için bu ismi Nafi ismiyle baraber zikretmek gerekir. Manevi darlık sıkılma hallerinde basit vasiu esmalarıyla okumak Gününün Cin PadişahıSalı günü, Mihrez el-Ahmer;dir. Tacı, altındır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi, kırmızıdır. İblis;in çocuklarından biridir. Kırmızı renkte ve insan görünümündedir. İnsanlara tasallut ettiğinde musallat olduğunda burunlarından kan akıtır. Kuyuları kurutur. Ateşten yatanların çoğuna halisünasyon gösterme yeteneğine bağlı cin gahtahtildir. bunlar Semsemail adlı meleğe bağlıdır. Bu günün burclarının cinni isimleriKoç Burcu Cinnisinin ismi Eba Leys ibni Seylüb deniz kenarı, çeşme ve kuyu başlarıdır. Bu burca mensup olan kişiyi rüzgar gibi tutar. O kişi sıtmalı gibi titremeye başlar ve güçsüz kalır. Vücudunda ve içerisinde şişlikler olup yüzü ve gözleri şişer, gözleri kararır. Rengi kızarır, yemek yemez, başı ağrır ve harareti çok olur. Geceleri ise zahmeti daha fazla olup, uyku burcunun Cinnisi ismi Yemhur ibni Cezzab Cin taifesinin mekanı deniz ile göl kıyıları, çeşme, kuyu ve su başlarıdır. Bu burca mensup olan kişiye rüzgarı ile vurduğu zaman, o kişinin bütün azaları buz gibi olur. Yemek yemez, görmesi güçleşir ve işitmeside ağırlaşır. Harareti çoğalır ve gözleri kararır, zaman zaman bayılır. Hastalığı ilerledikçe yürümesi zorlaşır ve elleride uyuşur .İkizler ve Başak BurcuÇarşamba - MERKÜR UTARİDCevza İkizler burcu Bu burcun tabiatı nemli sıcak olup, anasırı hava ve gezegeni Utarid Merkür dir. İkizler burcunun cinsiyeti erkek, madeni civa, günü Çarsamba, gecesi Pazar ve buhuru ise Mastakidir. Günün harfi Sa Esması Sabit Ulvi Mikal Ardi Burkan rengi Mavi Dost burcu Aslan, düsman burcu Balıktır. Tabiatı itibariyle düsmanı dört unsurdan biri olan Basak burcu Bu burcun tabiatı nemli soğuk olup, anasırı Toprak ve gezegeni Utarid Merkür tir. Basak burcunun cinsiyeti disi, madeni civa, günü Çarsamba, gecesi Pazar ve buhuru ise Mastaki;dir. Günün harfi Sa Esması Sabit Ulvi Mikal Ardi Burkan rengi Mavi Dost burcu Akrep, düsman burcu Yay dır. Tabiatı itibariyle düsmanı dört unsurdan biri olan Hava; Hastalıklarıİkizler Burcu Sinir sistemleri pek güçlü değildir. Ayrıca omuzlar, kollar ve eller hassastır. Köprücük kemiği kırıkları, omuz ve kol ağrıları olur, parmaklarla ilgili sorunlar, sinirsel rahatsızlıklar görülebilir. Kekemelik, konuşmayla ilgili problemlere rastlanabilir. Sindirim sistemleri çok çalışır. Bu yüzden kilo almaları zordur. Fazla merak sinir sistemini yorar. Vücut direnci azalır, yorgunluk, uykusuzluk Burcu Sindirim ve merkezi sinir sistemleri hassastır. Psikomatik hastalıklar görülür. Hastalık hastası olabilirler. Aşırı titizlikten dolayı sinirsel kökenli yaralar, tırnak iltihaplanması, çıbanlar gibi çeşitli rahatsızlıklara yakalanmaları mümkündür. Bağırsak sorunları, kolit, karın zarı iltihabı, ayakları üşütünce mide yanması, hazımsızlık, gaz rahatsızlıkları olur. Evhamlı oluşları ülsere neden olabilir, kara sevda hastalığına da tutulmaları mümkündür. Balık burcundan aldıkları zıt etkiler sonucu ayakları oldukça hassas olur. Başakların bünyesi kuvvetli değildir fakat sağlık kurallarına, temizlik ve beslenmelerine dikkat ettikleri için sağlıklı olurlar. Hastalık konusunda aşırı titizlenmeleri kendilerini sık sık hasta sanmalarına neden EsmalarıEL-FETTÂH اَلْفَتَّاحُ489 Tefhayil-Lehyail Açan, iyilik/hayır kapılarını açan, zorlukları kolaylaştıran, her şeye hâkim olan, hakemlik yapan, basit basit maddelerden yarattığı sayısız ve mükemmel varlıkların ve türlü türlü canlıların suretlerini ayrı ayrı, muntazam bir tarzda veren, her birisine lâyık ve farklı birer şekil giydiren. Fettâh kelimesi, feth;den gelmektedir. Feth ise, “kapalı olan şeyi açmak” mânasınadır. Kapalı bir şeyi açmak a Maddî olur; bir kapıyı, bir kilidi açmak gibi. b Mânevî olur; kalbden tasaları, kederleri atıp gönlü açmak gibi. Onun için bitkilerin çiçek açması, tohum ve çekirdeklerin sünbül vermesi, rızık ve rahmet kapılarının açılması hep Fettâh ism-i şerifinin tecellîsindendir. Utarit saatinde zikrine devam edenlerin her işleri asan olur. Enfüsi ve Afaki Hicap perdeleri açılır. Dünyalığın kazanılması ve matlub edilen şeylerin kazanılmasında bu isim çok faydaldır. Her sabah ismi zikredenin rızkı bol işleri kolay olur. Rızık darlıkları yaşıyanlar bu ismi Rezzak ismiyle beraber zikrine 121 kere devam ederlerse kapalı işleri açılır rızkı genişler ve celp eder. Bu ismin Tarikat erbabına çok faydası vardır. Bu ismin zikrine devam edenler dünya ve ahrette mahzun olmazlar. İlmi ve bilimsel işlerde olanlar bu ismin zikriyle meşgul olurlarsa ilerlemelerine yeni projelere imza atmalarına sebeptir. Aynı şekilde manevi ilimlerde ilerlemek isteyenlerde zikretmelidir. Fetih suresinin ilk ayetleri inna fetahna leke fetham mübina ayetiyle beraber bu ismin meşgul olunması her kapalı işleri açmaya yarar fetih suresi ve yasin suresiyle bu isim hacetlerde kullanılması mücerreptir. Bu ismin Yasin suresiyle riyazet şeklide vardır ki hayırları celp eder ledünni ilimlerin kapılarını açmaya yarar yeter ki kişi sabretsin ve hakka riayeti yerine getirsin. Bu ismin define gibi gizli gömülü şeylerin keşfinde de faydası vardır. Aynı şekilde çocukları olmayanlar nisa 1 ayetiyle beraber bu esmayı zikre devam ederlerse hak teala çocuk ihsan eder. İlahi bağışlara maddi ve manevi ermek için bu ismi Vehhab ismiyle beraber zikretmek çok اَلْعَظِيمُ1020Ahfevayil-Kanyail Büyük, azametli, zâtının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılmayacak kadar ulu, bütün varlıkları her hallerinde kudret ve hâkimiyetiyle çekip çeviren, en küçükten en büyüğe her şeyi sınırsız isim ve sıfatlarının tecellileriyle kuşatan, bütün büyüklüklerin sâhibi. Azamet, büyüklük mânasınadır. Hakikî büyüklük Allah;a mahsustur. Yerde, gökte, bütün varlık içinde mutlak ve ekmel büyüklük, ancak O;nundur ve herşey O;nun büyüklüğüne şâhiddir. Bu sıfatta da Allah;a herhangi bir denk bulunması muhaldir. Utarit saatinde zikrine devam eden izzet heybet saadet ve mertebe sahibi olur. Şems saatinde zikredenler halkın üzerine sözlerini geçirirler devlet erkanının amirlerin bu isimle meşgul olmaları hem ilerlemelerine sebeptir hemde emirleri altındakileri idare etmelerine sebeptir. bu isminde hastalıklara şifa verici özeliği vardır. Bu ismin Ayetelkürsinin sonunda aliyyül azim şeklinde zikrine devam etmek nazar haset cin rahatsızlıklarında büyük bir faydası zikreden Bu şahsa kötü düşünce dahi besleyemezler beslerlerse anında kendilerine döner. Birinin kulağına bir şey kaçtığında ya ali ya azim ya halim ya azim okunursa biznillahi teala dışarı çıkarMÂLİKÜl-MÜLK مَالِكُ الْمُلْكِ212Terhyail Mülkün gerçek sahibi, kâinatın, ezelden ebede tek gerçek sahibi ve mutlak hâkimi, Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır. Mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. Hiçbir kimsenin O;nun bu tasarrufuna itiraz ve tenkide hakkı yoktur. Dilediğine verir, dilediğinden alır. Mülkünde hiçbir ortağa ve yardımcıya ihtiyacı saatinde zikrine devam edenlerin şanları itibarları ve malları çok olur. Devlet büyüklerinin bu ismin zikriyle meşgul olmaları iktidarlarını yükselmek isteyenler işlerinde başarılı ve yükselmek isteyenler bu ismin zikrine devam etmelidirler. Yâ Mâlikül Mülk” ism-i şerifini günde 100 defa okuyanın kalbi üzüntü, sıkıntı ve yaramaz fikirlerden arınır, helal mal ile zenginliğe اَلْمَلِكُ90Hihyail Hükümran olan, buyrukları tutulan, görünen ve görünmeyen âlemlerin sahibi ve idarecisi olan, mülk ve saltanat en yüksek mertebesiyle sadece kendisine âit olan, bütün mahlûkatın hakikî sâhibi ve mutlak hükümdârı. Allah;ın, ne zâtında ve ne de sıfatında hiçbir varlığa ihtiyacı yoktur, bilâkis herşey zâtında, sıfâtında, varlığında ve varlığının devamında O;na muhtaçtır, bütün kâinatın hakikî sâhibi, mutlak hükümdârıdır Utarit saatinde zikrine devam eden seferde ve normal zamanda her türlü kazadan ve beladan mahfuz olur. Zahiri ve batını güçlü olur. Bu ism-i şerifi şafak vaktinden fecirden sonra 120 yüz yirmi defa okuyan kimse zengin olur. Öğle vaktine yakın bir zamanda 90 doksan defa “Ya Melik” ism-i şerifini okuyan kederden ve sıkıntıdan kurtulur. bu ismi Melikül Guddüs şeklinde okumakta da çok fazla faydalar vardır. Nefsin pis hasletlerinden kurtulmada tezkiye etmede çok etkili olan isimlerdendir. Bu ismin zikrine devam etmek kalpteki hicapların açılmasına Gününün Cin PadişahıÇarşamba günü, Burkan;dır. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi, bağlı cin fehtahtil Mikail bağlıdır. bu burçların cinni isimleriİkizler cinni ismi Cabir ibni Mervan dır .Bu Cin taifesinin mekanı viran mahaller, değirmen içleri ve yol aralarıdır. Bu burca mensup olan kişiye rüzgarı ile çarpınca o kişinin dizlerinin bağı çözülür, elleri ayakları ve bütün mafsalları titrer. Başı ağrır, gözleri kararır ve vücudunun kuvveti kalmaz. Devamlı sancısı olup, konuşmaya dermanı kalmaz. İştahı olmaz, harareti düşer ve uyku uyuyamaz. Geceleri hastalığı iyice cinni ismi Derşür ibni Merşür cin taifesinin mekanı pis yerler ve yol geçitleridir. Bu burca mensup olan kişinin vücuduna hava gibi girip, humma gibi tasallut eder. Karnı ve kasıkları şişer. Ayaklarında ve diz kapaklarında ağrı başlar. Kalbide ağrıdan yanıp, gece gündüz hiç rahat yüzü ve Balık Burcu-Müşteri-Perşembe - JUPİTER MÜŞTERİKavs Yay burcu Bu burcun tabiatı kuru sıcak olup, anasırı ates ve gezegeni Müsteri Jüpiter dir. Yay burcunun cinsiyeti erkek, madeni kalay, günü Persembe, gecesi Pazartesi ve buhuru Ladendir Rengi harfi Zı Esması Zahir, Ulvi Sarfeyail Ardi Şemhuraş. Dost burcu Kova, düsman burcu Balık;tır. Tabiatı itibariyle düsmanı dört unsurdan biri olan Su; Balık burcu Bu burcun tabiatı nemli soguk olup, anasırı Su ve gezegeni Müsteri Jüpiter dir. Balık burcunun cinsiyeti disi, madeni kalay, günü Persembe, gecesi Pazartesi gecesi olup, buhuru ise Laden;dir Rengi harfi Zı Esması Zahir, Ulvi Sarfeyail Ardi Şemhuraş. Dost burcu Boga, düsman burcu ikizlerdir. Tabiatı itibariyle düsmanı dört unsurdan biri olan HastalıklarıYay Burcu Karaciğerleri ve bacakların üst kısımları hassastır. Kalçalar ve uyluk bölgesi ile ilgili kilo sorunları olur. Romatizma, siyatik, gut, kuyruk sokumu ağrıları çekebilirler. Dişlerle uğraşmaları gerekebilir. Diş eti rahatsızlıkları, kemik erimesi görülebilir. Karaciğer hassasiyetinden kaynaklanan alerjiler, kansızlık, zafiyet olabilir. El ve ayaklar soğuk olur. İkizler burcundan aldıkları zıt etki ile sinir sistemleri zayıftır. Sinirsel kökenli rahatsızlıklar geçirebilirler. Ciğerler ve bronşlar da hassastır. Bünyeleri güçlü değildir. Küçük hastalıkları bile önemli gibi abartabilirler. Ama iyimser oluşları sayesinde kendilerini bırakmazlar. Hasta oldukları zaman bile hareketliliklerini kaybetmezler. Her zaman kullanabilecekleri bir enerjileri Burcu Ayakları ve sinir sistemleri oldukça hassastır. Psikomatik rahatsızlıklara istidatları çoktur. Karamsar ve agresif oldukları zamanlarda içki, ilaç, uyuşturucu gibi maddelere meylederler. Fazla yemek yüzünden kilo sorunları olur. Ayaklarını iyi korumalı, dar ayakkabılar giymemeli ve üşütmemelidirler. Gut, nasır, tırnak iltihapları, taban, ayak defarmasyonu gibi sorunları olabilir. Vücutları su tutmağa çok müsaittir. Sulu şeylerden zehirlenme görülebilir. Mikrobik hastalıklara dirençleri azdır. Çabuk üşütebilir, mikrop kapabilirler. Lenf sistemleri de zayıftır. Başak burcundan gelen zıt etki ile bağırsakları ve sindirim sistemleri de hassas olur. Hasta olunca güvenlerini kaybeder, evhamlı olurlar. Bu yüzden geçimsiz davranabilirler. Her şeyden bir mana çıkarır, hayal güçlerini olumsuz yönde çalıştırarak kendilerini mutsuz ederlerBurcun EsmalarıEL-KUDDÛS اَلْقُدُّوسُ 170-Gadzayil-Enyail-Linyail Tertemiz, yüce, her türlü hatâdan, gafletten, aczden ve eksiklikten çok uzak ve pek temiz, her eksiklikten münezzeh; dalâlet ehlinin kendisi hakkındaki her türlü asılsız düşüncelerinden uzak; kâinatı bütün varlıklarıyla temizleyen ve güzelleştiren. Allah, hissin idrâk ettiği, hayâlin tasavvur ettiği, vehmin tahayyül ettiği, fikrin tasarladığı her vasıftan münezzeh ve müberradır. Müşteri saatinde 170 kere okumaya devam edenlerin sırları açığa çıkmaz evham vesevese hayalet görenler bu ismin zikrine devam ederlerse kurtulurlar. Aynı şekilde bu esma tarikat yollarında gidenler için ve nefsin pis hasletlerinde temizlemeye en faydalı esmalardandır. Kalbin güçlenmesine manevi olarak çok faydalıdır aynı şekilde kalbi rahatsızlıklarda bu isim inşirah suresiyle okunması şifadır. Göğüs hastalıklarınada hakeza şifadır. Ruhun manevi gelişiminde de buesma çok tesirlidir. Hz. Alinin ismi azam esmalarındandır. Bu esmanın zikrine devam eden gittiği her yerde itibar görür izzet eko sistem halinde olan temizlikler yağmur, rüzgar, toprağa dönüşme ve benzeri hep Kuddüs adının tecellisiyle olur. Bu adın ruhanileri etkileme gücü vardır. Gayp alemlerinin açılması ,sıkıntıların giderilmesi bu esma tecellisiyle açığa çıkar. Bu esmayı çalışanlar Subbuhun Kuddüsün Rabbuna ve Rabbül Melaiketi ve Ruh duasını da çalışırlarsa gaybın sırları ortaya çıkmaya başlar yedinci kat semanın melekleri bu isimle meşguldur bu dua ayrıca Vitr namazı kılınıp selam verilince hemen 3 kere okumak sünnettir.. Bütün kötülüklerden korunurlar. Bütün kötü işler hayra dönüşür. Ruhaniler kendisini uyku uyanıklık arasında ziyaret ederler. Cuma gecesi on dokuz tı harfi yazılır, aded gözetmeksizin uyuyana kadar ya A’li ya kuddus zikrine devam edilirse, o gece rüyada Hz. Peygamberin SAS cemaliyle müşerref olunur. Eğer bu yazılı kağıt suya atılır ve o sudan içilirse kalbde nur hasıl üstte taşınırsa büyükler katında aziz ve muhterem olunur. Bir kılıç üzre yazılırsa o kılıç çok keskin Abdülkuddus ve İshak olanlarda bu esma çok اَلْمُهَيْمِنُ145-Garyail-Tatyail Gözeten, gözetici ve koruyucu, hükmü altına alan, kâinatın bütün işlerini gözetip yöneten, bütün yaratıkları her türlü hal, hareket ve davranışlarında görüp gözeten; herşey denetim ve koruyuculuğu altında bulunan. Allah, yarattığı mahlûkatının amellerini, rızıklarını, ecellerini bilip muhafaza eder. Bütün varlığı görüp gözeten, yetiştirip varacağı noktaya ulaştıran ancak O dur. Müşteri saatinde meşgul olan konuşması etkileyici sözü muteber ve düşmanlarına galip olur. Muradın hasıl Yunus batın halde bu esma ila meşgul olmuştur. Güzel bir gusül abdesti alıp sakin bir köşede 100 yüz defa “Ya Müheymin” ism-i şerifini okuduktan sonra dua edenin şeref ve izzeti artar, dileği yerine gelir. Bu ismin zikrine devam edenler edep ve ahlaka riayet etmelidirler ki bu ismin tam faydasını görsün. Eğer buna riayet ederse ilim ve irfan sahibi olur bir çok gizliliklere rüya veya mukaşefe yollu mazhar bela ve sıkıntılardan korunmak için bu adın çok etkili yönü günlük en az 5000 defa okumaya gayret edenler bir çok gizliliklere ve merak ettikleri bilgilere اَلْمُتَكَبِّرُ662-Şerayil-Sencayail Ululuk sahibi, yegâne büyük, azamet ve yüceliğini izhar eden, yaratıkların bütün sıfatlarından sonsuz derecede yüksek olan; varlıklar dünyasında büyüklüğünü gösteren; kendini zâtına lâyık sıfatlarla tanıtan, her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren. Büyüklük ve ululuk, ancak Allaha mahsustur, varlığı ile yokluğu Allahın bir tek emrine ve iradesine bağlı bulunan kâinattan hiçbir mevcut, bu sıfatı ismin esmasına müdavemet edenler halkın ve büyüklerin indinde muteber olurlar büyüklerin yanın her türlü hacetleri görülür. . Bu esma cinni ve insi düşmanları olanlara bir zırh gibidir. Günaha girmekten kendini alıkoyamayanlar bu esmaya devam ederlerse, dileseler de günahlara girmeye cesaret edemezler. Cinniler bu esmadan çok çekinirler. Mütekebbir esmasının tecellisi cinnileri mahvedip öldürebilir. Ruhani hastalıklara uğrayanlar bu adı anmakla büyük yararlar sağlarlar. Düşmanı çok olanlar bu ada devam ederlerse düşmanlarını tümü zelil ve perişan duruma düşer. Esmaya devam edenlerin sözleri herkes tarafından dinlenir. Bu adı ananlarda korkunç bir heybet oluşur. Öyleki hiç kimse onların yüzüne bakarak konuşmaya cesaret edemez Gerdek gecesinde güzelce abdest alıp iki rekat namaz kıldıktan sonra; el açıp “Ya Mütekebbir” diye zikredip peşinden dua eden çiftler, Allah;ın lütfü ihsanı ile yumuşak huylu ve güzel yaratılışta, halûk evlat sahibi olurlar. Kibir büyüklük gurur gibi hasletleri fazla olanlar özellikle tarikatta yeni olanlara bu hasletlerini kırmada çok etkili bir ve zorbalara karşı bu isim kahriye esmaları gibi kahredici özelliğe اَلْعَلِيمُ 150-Henayil Her şeyi bütün incelikleriyle bilen, hakkıyla bilen, ezelden ebede her şeyi bütün yönleriyle, hiçbir şey hiçbir şekil¬de hiçbir zaman ilminden gizlenemeyen, her şeyi çok iyi bilen. Allah, her şeyi tam mânasıyla bilir. Her şeyin, içini, dışını, inceliğini, açıklığını, önünü, sonunu, başlangıcını, bitimini çok iyi bilendir O, olmuşları bildiği gibi, olacakları da aynı şekilde bilir. Onun için, olmuş-olacak, gizli-açık söz konusu değildir. Bunlar, insanlar hakkında geçerli olan mefhumlardır. İnsanların bilmesi nisbî belli oranda ve ârızîdir geçicidir. Allahın bilmesi ise, -bütün isim ve sıfatlarında olduğu gibi- zâtîdir. Onun için O;nun bilmesinde dereceler bulunmaz Müşteri saatinde meşgul olsa düşmanları para pare olur. Ayrıca kalp tesiri içindir. Aynı şekilde dost düşman herkesin sevgisini kazanmaya sebeptir. Bu isim özellikle öğretmen ve öğrencilere yarar sağlayan bir addır. Kavrama gücünün yükseğe çıkması bu ismi anmakla söz konusu olur. Bu esmanın kalbi nurlandırma hikmeti de vardır. Alim esmasına devam edenler zaman içerisinde çok büyük bir kavrama gücü elde ederler. Ruhani alemleri anlama algılama hassası kazanırlar. Alim esmasına ilave olarak Ya Allemel Guyup; kelimelerini de zikredenler kısa sürede kimi garip şeyleri görmeye başlar. Yakaza, rüya haliyle başlayan bu güzellikler esmayı zikredenin istidadına göre keşif dairesine doğru kayabilir. Öğrenci olanlar günde 150 defa bu adı anıp ders çalışmaya başlarlarsa çalıştıkları bilimde oldukça başarılı olmaya başlarlar. Her geçen gün kavrama güçleri artar. Alim esmasını çalışanlar her gün sabah ve akşam üçer kez Bismillahillezi la yadurru me;asmihi şey;ün fil ardı ve la fissema; vehüves Semi;ul Alim derlerse, bütün belalardan ve musibetlerden Allah;ın yardımıyla Alîm” ism-i şerîfmi günde yüz defa okuyanların kalbinde şüphe ve evhamdan eser kalmaz. Alim;bütün sırları ve gizli olanları bilen demektir. Olan ve olacak olan ondan saklı değildir. O eşyanın ilmini yaratılıştan önce de sonra da bilendir. Bu ismin zikrine devam futuhat-ı kalbiye ve marifet-i ilahiyenin hasılı hacetlerin gerçekleşmesi için mücerrebdir. Her namazdan sonra on kere zikrine devam keşf-i gaybiye için çok faydalıdır. Çocuklarına 1225 Hadi Alim Halim ve Kavi esmalarını bebekliklerinde üzerlerine veya suya okuyup bunu içirseler o çocuk zamanın büyük ilim erbabından olur biiznillah. Hafıza ve akli gerileme sıkıntısı yaşanlarada hakeza bu şekilde uygulansa اَلْقَابِضُ903-Abayil-Şeratyail Daraltan, canlıların ruhunu alan, rızkı tutan, başta ruh, kalb ve nefisler olmak üzere bütün varlıkları bütün halleriyle kudret elinde tutan; maddî, manevî bütün darlık ve sıkıntılar sadece iradesiyle gerçekleşen, dilediğinin maddî ve manevî rızkını daraltan. Bütün varlıklar Allah Teâlâ;nın kudret elindedir. İstediği kulundan, ihsân ettiği serveti, evlâd ve iyâli, yahut hayat zevkini, gönül ferahlığını alıverir. O adam zenginken fakir olur yahut evlâd acısına boğulur yahut iç sıkıntısına, ıstırap ve huzursuzluk içine düşer. İşte bu haller, Kâbıd isminin tecellileridir. Müşteri saatinde bu ismi kulanana şer adına her işi başarılı olur. Matlubunun kalbini kazanmada celbinde faydalı bir esmadır. Alimlerin çoğunluğuna göre bu esma aslında tek başına okunması caiz değildir bu esmanın zıttı olan Basit esmasıyla beraber okunması tavsiye edilmiştir. Bu esmalar beraber zikredilirse her türlü sıkıntı maddi ve manevi darlık maişet rızık kalp sıkışması göğüs hastalıkları çözümlenmeyen düğümlenen işler vs. hepsinin çözümünde iki isim çok karşı günlük sayısı kadar okuyanlar düşmanlarından emin olur. Kırk gün boyunca; birer lokma ekmek üzerine “Yâ Kâbıd” ism-i şerifini yazıp yemeğe devam edenler açlıktan emin olurlar riyazet ve çilelerde açlığa dayanmak için bu isim kullanılırdı eski اَلسَّمِيعُ180Şeyail-Fenciyail İşiten, ezelden ebede varlıkların bütün seslerini biri diğerine engel olmaksızın işiten; iyi işiten. Allah Teâlâ işitir. Kalblerimizdeki sözleri ve işitilmek şanından olan her şeyi işitir. Mesafeler, onun işitmesine perde olamaz. Birini işitmesi, ötekilerini işitmesine mâni olmaz. Her hâdiseyi aynı derece açık olarak işitir. Müşteri saatinde meşgul olsa ve matlubun muradı ve hayrı hasıl olur onu tesir eder. Perşembe günü Duha Namazından sonra beş yüz defa “Ya Semi” ism-i şerifini zikredenin duası kabul olur her hangi şekilde korkuları olanlar iki rekat namaz kılıp Selamdan sonra 131 kere ya Selam, 180 kere de ya Semi’ esmaları okunursa korkulan şeylerden emin olunur. Şeyh Receb Bursinin açıkladığı gibi, bir çini kap içerisine misk ve zaferanla yazılıp üzerine zeytin yağı konulduktan sonra kulağı az işiten ya da sağır birinin kulağına damlatılırsa şifa bulur. Bu ismin çifti sayılan basir esmasıyla beraber okunması büyük hayırları kim ya semi’ ya basir şeklinde günde beş yüz iki defa beşyüz veya 1001 defa zikre devam ederse, hiçbir zaman hali perişan ve hiç muhtaç istekleri daim kabul görür. Bu isimlerin göz kulak gibi her türlü rahatsızlıklara faydası vardır şifadır. Bu isimlerin birde bazı esmalarla kullanılması çok çabuk bir şekilde keşfi açıcı özelliğe اَلْكَبِيرُ232-Mentehayil Büyük, ulu, zâtının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu, sınırsız isim ve sıfatlarıyla ilmimizi aşan sonsuz büyüklük sahibi olan, büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen. Allah Teâlâ kibriyâ sâhibidir. Kibriyâ, zâtın kemâli demektir. Her bakımdan büyük, varlığının kemâline hudut yoktur. Bütün büyüklükler O;na mahsustur Müşteri saatinde zikriyle meşgul olunur. Padişahlar indinde haceti makbul olur. İzzet ve şeref bulur. Günde yüz defa “Yâ Kebîr” ism-i şerifini okuyan, borçlu ise borcundan kurtulur, işini kaybeden tekrar işine “Yâ Kebîr” ism-i şerifinin yüz defa okunduğu yemeği yiyen dargın eşler barışırlar. İki yüz otuz iki defa “Yâ Kebîr” ism-i şerifini okuyan kimse ilim ve marifet ile mükafatlandırılır. Manevi terakki de faydalıdır özellikle ehli sülük manevi takılma hallerinde bu ismin bereketiyle bulunduğu yeri geçer. Bari esmasıyla beraber bu isim zikredilirse ervah alemini müşahade اَلشَّهِيدُ319-Vekayail-Nuryail Her şeyi görüp şahit olan, her şeyi gözlemiş olarak bilen, bütün varlıkları her an müşâhadesi altında bulunduran; varlık ve birliğine, elçilerinin ve kitaplarının hak olduğuna, konuşması, fiilleri ve eserle¬riyle bizzat şahitlik eden, her zamanda hâdiselerin dış yüzünü bilen ve her yerde hâzır ve nâzır olan. Allah, mutlak surette herşeyi bilmesi bakımından Alîm;dir. Hâdiselerin esrarını, iç yüzünü bilmesi yönünden Habîr;dir. Dış yüzünü bilmesi yönünden ise Şehîd; zikrine devam edenin kalbi şad olur. Müşteri saatinde meşgul olunmak teshiri ekberdir Düşmanlarına karşı daima galip olur. Kaybolan bir nesne veya kimse için bir kağıdın dört köşesine şehid hakk yazılır, ortasına da kaybın adı da kağıdın ortasındaki boşluğa yazılır. Gece yarısı dışarı gökyüzünün altına çıkılır, gökyüzüne nazar edilerek yetmiş kere eş-şehidü’l-hak zikredilir. O kayıb kısa bir süre de ortaya çıkar. Bu esmaya devam edenlerin nefsi yavaş yavaş halktan kopup Hakk;a dönmeye başlar. İstese de, topluluk içine girip onlarla düşüp kalkamaz, uzlet ehli olur. Ailesi ve çocukları kendisine asi olanlar bu ada devam ederlerse çocukları ve ailesi itaat dairesine girip sözünü dinlemeye başlarlar. Düşmanları çok olanlar bu adı anarak Şehid olana havale ederlerse düşmanlar hezimete uğratılırlar. Bu isme devam edenlerin kalbi Allah;ın murakabesine doğru çekilip gider, bütün zor işlerin üstesinden rahatlıkla gelmeye başlarlar. Bu adın kerameti ile gayp aleminin varlıkları gölge halinde isme devam edenlere görünmeye başlarlar. Ayrıca, Allah bu adı anana heybet ve vakar verir. Bu ada devam edenler şehitlik mertebesini elde ederler ve şehit giderler. Virdi yaptıkları yerde bile esmanın tecellisiyle şehit olmaya aşık olup şevkle şehit düşmeyi dilerler. Tehlikeli hastalıkların şifasında da bu ad oldukça etkilidir, adın şifa verici özelliği de vardır. Şehit düşenler bu adın tecellisiyle bu alemden çekip giderken, ne kadar feci bir şekilde ölseler de ölümün acısını duymazlar; Allah;ın ikramı olarak öldüklerini de bilmezler. Dünya hayatına benzeyen bir yerde yaşamaya devam ederken Rableri tarafından gıdalanırlar. Bu esmanın aşkına yananlar şahadetin kan kırmızı güllerine aşık olup dünya hayatından kalp ellerini çekerek şehitler gibi sırlı ve yanlız bir hayat sürerler, onlar gibi de bu fani dünya konağından göçüp giderler; şehit olan ashab-ı Bedirin ruhani nefeslerini, yanlarında hazır bulup onlardan çok ciddi yardım esma özellikle şehit olan ashabların ve bütün şehitlerin ism-i azamıdır. Bu yüce zatların başında da Hazret-i Hamza ra gelir. Esmanın ebcetsel değerinin şuheda-yı Uhud ashaplarının sayısına yakın olması oldukça düşündürücüdür İtaatsiz, söz dinlemeyen çocuğun ya da eşin alnından alınan bir saça 1000 defa “Yâ Şehîd” ism-i şerifi okunursa bu kimselerin ahlakı huyunun güzel olması için sabah namazından sonra çocuk uyurken yüzüne doğru 21 defa “Yâ Şehîd” ism-i şerifi okunup simaya nazar edilir, dua edilir EL-HAMÎD اَلْحَمِيدُ62Şernayil-Bıtyail Övülen, Övgüye ve takdire lâyık, zâtındaki sonsuz kemalâtıyla her hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyık olan; ezelden ebede kâinattaki bütün nimet ve ihsanlar karşılı¬ğında, hal ve dil ile her kimden her kim için yapılırsa yapılsın sayısız hamd, şü¬kür ve övgüler yalnızca kendisine ait olan, ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. Hamd; ihsan sâhibi büyüğü övmek, tâzim fikri ve teşekkür kasdiyle medh ü senâ etmektir. Her mevcûd, hâl diliyle olsun, kâl diliyle olsun, Allah Teâlâ;yı tesbih tenzih ve takdîs mukaddes kılmak, büyüklemek etmektedir. Bütün hamd ü senâlar O;na mahsustur. Hamd ve şükürle kendisine tâzim ve ibâdet olunacak veliyy-i nimet ancak O; 62 defa “Yâ Hamîd” ism-i şerifini okuyan, ahlakı ve hareketleriyle öğülmeye layık bir hale ulaşır. Aklı kuvvetlenir ve zeki ki bu ismi bir kap içerisine yazar, üzerine su koyar ve sudan içerse, fuhuş, rezillik gibi kötü ahlakı zail olur, isim altmış iki defa yemeğe okunur ve kötü ahlak sahibi birine yedirilirse o kötü ahlakı iyiye kim Perşembe günü otuz ayn yazar, yazma esnasında ya mahmud ya kerim zikreder ve bunu üzerinde taşırsa, kendisine iman-ı kamil ve güzel ahlak ihsan edilir. Halk arasında salah bulur ve salahıyla meşhur olur. Her kim Cuma günü namazdan sonra iki yüz kere ya Allahü’l-mahmudu fi külli fialihi zikrini yaparsa istediği her hacet kim altmış gün, günde dört yüz otuz iki defa veliyyun hamid zikrine devam ederse, bütün mahlukat ona dost olur, bütün herkes tarafından kabul اَلْمُبْدِئُ56-Nekveyail-Kehyail İlkin yaratan, her şeyi yokluktan çıkaran, kudret ve iradesiyle varlıklara ilk yaratılışlarında yoktan, hiçten vücut veren, onlara gerekli olan şeyleri de hiçten icat edip ellerine veren, mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. Mübdi, bir mânada îcad demektir. Muîd ism-i şerîfi de îcad mânasına gelir. İcadın bir benzeri daha evvel yaratılmış, meydana getirilmiş ise iâde; değilse, yani benzeri, maddesi olmayan yeni bir şey ise ibdâ denir. Müşteride zikrine devam edenler istediklerini rüyasında görürler ve istediklerine düşük yapmaya müsait olan kimseler eşleriyle birlikte bu ism-i şerifi okumaya devam ederler ve biiznillah sıkıntılarından kurtulurlar. Çocuğu olmayanlar hakeza bu ismi zikrine devam etseler çocuk sahibi olurlar. Rahim hastalıklarına şifadır. Bir kimse küçük parmağını veya elini hamilenin karnına koyar ve evvel ismiyle mübdi ismini okursa düşük yapmaktan emin ve muhafazada ismi Muid ismiyle beraber daima zikredenler ledünni ilimlerden nasiplerini alırlar. Ve bilim insanlarının bu isimle meşgul olması yeni projeler üretmesine sebeptir. Sanat erbabına da çok اَلْقَيُّومُ156-Tukyail-Cehtıyail Kendi kendine var, varlığı için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan, bizatihi varlıkta kalabilen fakat bütün eşya onun iradesi ve yaratmasıyla varlıklarını sürdüren ve bütün varlıkları hassas bir denge ve ölçü ile ayakta tutan ve önemli vazifelerde çalıştıran, gökleri, yeri, her şeyi ayakta tutan; her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Kayyûm, kâim;in mübalâğasıdır. “Her şey üzerinde kâim” demektir. Bunun mânası “Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren” demektir. Allah Teâlâ, her şeyin mukadder olan vaktine kadar durması için sebeblerini ihsân etmiştir. Onun için herşey Hak ile zikrine devam eden ebedi saadet bulur ve asla bulunduğu mevkiden düşmez. Az uyumak isteyen kimsenin 156 defa “Yâ Kayyûm” ism-i şerifini okuması tavsiye yemeğin her lokmasında “Yâ Kayyûm” ism-i şerifinin okunmasıyla gıdalar mideye nur olur. Zehirlere namazının sünnetiyle farzı arasında 40 defa “Yâ Hayy, Yâ Kayyûm lailahe ente” duasını okumaya devam eden her türlü hayrı celb eder ve istekleri reva olur. Dünyaya ve ahirete yönelik menfaatler edinir. Rivayetlerde İsmi Azam El Hayy ve El Kayyûm ism-i şerifleri ism-i azam olarak nitelenir. Ayetelkürsi 313 defa okunup peşinden bu isimlerin sayısız zikredilip istekde bulunulması müstecabtır. Bu esmalar zat esmalarından olduğundan tekil halde okumamakta fayda vardır. Bu isimlerde ismi azam isimlerindendir. Efendimiz de malumunuz bedir savaşında secdede daima bu isimleri zikrederek haktan nusret talep etmiştir ve Rabbimiz 3 bin melekle yardım etmiştir. Düğümlerin çözülmesinde önemli anlarda maddi ve manevi her sıkıntıda çok etkili ki hayatın devamı ikamesi bu isimlerin tecellileriyle اَلصَّمَدُ134-Gamedyail Her şey kendisine muhtaç olduğu halde kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan, muhtaç olmayan, hâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci, ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan. Allah Teâlâ, her dileğin biricik merciidir. Yerde, gökte bütün hâcet sâhipleri yüzlerini O;na döndürmekte, gönüllerini O;na bağlamakta, el açarak yalvarmalarını O;na arzetmektedirler. Buna lâyık olan da yalnız O; zikrine devam edenlerin kalpleri nurlanır ve asla darlık görmezler. Yâ Samed” ism-i şerifini hergün 100 defa okuyanın isteklerine Allahu Teala kafi gelir, imdadına yetişir. Seher vaktinde 134 defa “Yâ Samed” ism-i şerifini okuyan, haramdan sakınanlardan olur. 100 defa “Yâ Ferd, Yâ Samed” ism-i şeriflerini okumaya devam edenler, Allah;tan hakkıyla korkan Allah dostlarından olur. Kötülüklerden sakınır, Allah düşüncesini hakim tutarlar. Sıkıntı darlık anlarında bu isimle meşgul olunması sıkıntı ve darlıkları giderir. Bu isim malumunuz ihlas suresinde geçer onun ihlasın elde edilmesi takvayı yakalamak için bu sure ve esmayla çok meşgul olmak gerekir. Bu sureyi çok okuyanlar malumunuz İman selametiyle ölürler. Bu surenin hizmetlilerinden birinin adı da bu isimdedir Abdussameddir. Bu sureyi çok okuyanlara Şeytan imanlarına bir zarar veremez. Yine gebe kalmak istemeyen bir kadın bu ismin zikriyle meşgul olsa gebe susuzluk anlarında bu adı zikredenler açlık ve susuzluk duymazlar bu esmada riyazetlerde eskiden bunun için kullanılan اَلتَّوَّابُ409-Halyail Tövbeleri kabul edip, günahları bağışlayan, kullarını tövbeye sevkeden ve tövbelerini kabul eden, isyanından dönen kullarının tövbelerini her zaman kabul eden; sevdiği kulunun günahla bağlantısını kesen ve tövbeye muvaffak kılan. Bu ism-i şerîf, tevbe;nin mübalâğa sîgasıdır. Tevbenin asıl mânâsı dönmektir. Kulun isyan yolundan dönmesi saatinde zikrine devam edenin her ne haceti varsa dergahı izzette kabul Namazından sonra 300 defa “Yâ Tevvâb” ism-i şerifini okumaya devam edenlerin tevbeleri kabul yere zulme uğrayanı zulümden, zalimin elinden kurtarmak için 10 defa “Yâ Tevvâb” ism-i şerifi namazlardan sonra 41 defa “Yâ Tevvâb, Yâ Rahim” ism-i şeriflerini okuyan, geçim sıkıntısından kurtulur, rızkı bollaşır nefsine zulmetmiş kişiler bu esma ile hakka sığınsalar Mevla tövbelerini kabul eder. Aynı şekilde bu ismi bir kağıda yazıp suya koyup üzerinede bu isim okunup asi olanlara içirilse Mevla onlara tövbe ihsan اَلْمُقْسِطُ209-Raytayail Adaletle hükmeden, adaletli, her fiil ve icraatında hak ve adaleti gözeten, adaletten ayrılmayan, bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan, mazluma acıyıp zalimin elinden kurtaran. Allah Teâlâ en üstün bir adalet ve merhametin sahibidir. Kullarına muamelesi merhamet ve adalet üzeredir. Yapılmış olan hiçbir iyiliğin zerresini bile karşılıksız bırakmaz. İnsanların birbirlerine karşı işledikleri haksızlıkları da düzelterek hakkı yerine getirir. Müşteri saatinde zikrine devam eden borçlu borcundan kurtulur. Hapis esir hürriyetine kavuşur. Her gün 100 defa “Yâ Muksit” ism-i şerifini okumaya devam eden geçimsiz ve hırçın tabiatlı kimse, bu istenmeyen huylarından kurtulup anlayışlı, hoşgörülü ve şefkatli hale gelir. Aynı zamanda şeytanın kendisine namazda verdiği vesveseden kurtulur. Kavgalı olunan kişi ile görüşmek gereği olduğu taktirde 209 defa “Yâ Muksit” ism-i şerifini okuyup “Allahümme innî es;elüke bismikel afuvvul muksit entedfeu anni gazabi kavgalı şahsın ismi” duası 12 defa yapılırsa o şahsın kötülüğünden emin olunur. Hiddet ve gazap anlarında bu isim afüv ismiyle beraber okunsa gazab ve hiddeti geçer. Hakeza karşıdakinede okunsa ismin vefki çok ağlayan çocuklarda faydalıdır yazılıp taşıtılırsa اَلْجَامِعُ114-Telhayail Bir araya getiren, toplayan, birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan zıt şeyleri bir araya getirebilen, toplayıp düzenleyen, kıyamet günü hesaba çekmek için mahlûkatı toplayan, zât, sıfat, isim ve fiillerinde her türlü kemâli toplayan; en büyük mahlukâtındaki hikmet ve sanat numunelerini en küçüğüne de yerleştiren, eser ve fiillerinde zıtları bir arada kullanarak büyüklüğünü gösteren; haşirde bütün mahlukâtı yüce divanında toplayan, istediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan. Cem, dağınık şeyleri bir araya toplama demektir. Allah Teâlâ, vücudlarımızın çürüyerek suya, havaya, toprağa dağılmış zerrelerini tekrar birleştirecek, bedenlerimizi yeni baştan inşa edecektir. Allah Teâlâ birbirine benzeyen şeyleri bir araya getirip topladığı gibi, birbirinden ayrı varlıkları da bir araya getirmektedir. Onların iç içe birlikte yaşamalarını temin etmektedir. Sıcaklık ile soğukluk, kuruluk ile nemlilik gibi birbirine zıd unsurları bir arada tutması da yine Allah;ın Câmi; isminin tecellisindendir. Müşteride zikrine devam eden cümle mahlukat arasında makbul olur. kamer süreyya menzilene girdiğinde Fatiha ve Mülk suresiyle iki rekat namaz kılınır. 207 defa da ya Cemil ya Cami’ esmaları okunur, dua ve niyazda bulunulursa arzu edilen şeye ulaşılır. Cami İsm-i Şerifi Cebrail,Azrail,Mikail, İsrafil, Aleyhümesselam hazretlerinin isimlerinin baş harflerinden meydana gelmiştir. Bir kimseyle görüşmek ya da kaybettiğini bulmak isteyen, 3 defa Duha suresini okuduktan sonra “Allâhümme Yâ Câmiünnâsi li yevmin la raybefıh, innAllahe la yuhliful mîâd. İcma; beyni ve beyne kaybettiği eşya veya şahsın ismi” duasını, kaybettiğini bulmaya veya görüşmesini yapıncaya kadar okumalıdır. “Yâ Câmî” ism-i şerifini 114 defa okumaya devam eden, sevdiklerine kavuşur. Dargın oldukları akrabalarıyla barışmak isteyen, parmaklarıyla sayarak 114 defa “Yâ Câmî” ism-i şerifini okuduktan sonra ellerini kapatıp 11 defa salavatı şerife okuyup dua etmelidir. Bu isim toplayıcı esmalardandır onun için kaybolan her şeye uygulanır bir araya gelmeleri istenenler, kaçanların gelmesi, ulvi ve sufli maddi ve manevi toplayıcıdır gaflet اَلْبَدِيعُ86-Hafyail-Şekceyail Örneksiz ve maddesiz yaratan, kâinatı yoktan, taklitsiz, modelsiz ve benzersiz bir surette yaratan, onu bin bir isminin sonsuz güzellikleriyle süsleyen, örneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden, çok güzel yaratan, eşi ve örneği olmayan, sanatkârane yaratan, zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. Bedî;, mübdî mânasınadır. Mübdî, ibdâ eden, yani örneği bulunmayan bir şeyi îcad eden demektir. Allah herhangi bir kuluna peygamberlik veya velilik vererek üstün kılmışsa, bu üstünlükle o kul, kendi zamanındaki diğer insanlara nisbetle bedî; eşsiz, misilsiz zikrine devam eden haline göre terakki eder bu esmanın ehli Tarık olanlara seyrde çok faydası vardır. Bilindiği üzere Hz. Alinin celcelutiye kasidesi bedi demektir bu kasidenin kullanım esmalarındandır ki sırrı çoktur. Bu esmayı mühim hacetlerde 2 rekat namaz kılıp peşinden bu ayeti Bedius semavati vel ard, ve iza kada emran fe innema yekulu lehu kun fe yekûn.bakara 117 ayetini 70 101 veya 277 kere okuyup sayısız bedi ismini de okuyup sonra haktan hacetini dilese biiznillah müstecabdır. Bu esmanın bir sırrı da her şeyi çabuklaştırıcı özelliği vardır. Her hangi bir isteğinizde ona uygun esmaların yanında veya okumaların bu esmayıda zikretmek istediğiniz çabucak kabulune vesiledir. Bazı risalelerde nakledilmiştir ki; bu isim işlerin düzelmesi için çok faydalıdır. Bunu isteyen kimse iki rekat namaz kılıp peşinden yukarda verdiğim ayeti 1001 diğer rivayette 70 bin defa zikrederse bütün müşkülü asan olur. Yine çocuğu olmayan bu isimleri mübdiu musavvir esmalarıyla zikrederlerse çocukları olur. Hakeza düşük yapanlarda bu isimleri okurlarsa biiznillah düşük yapmaz. Sanat erbabının bilim erbabının bu isimle meşguliyeti bir çok yeni keşiflere imza atmalarına sebep olur. Şeyh Bursi buyurmuştur ki; bu ismin zikrine çokça devam eden kimseye Cenab-ı Hak rızk marifeti ihsan eder. Bu ismin diğer bir özelliği de içinde alim esmasını da barındırmasıdır ilim sahibi olmak isteyenler bu esmanın zikrine devam ederlerse bir çok hususta bilgi sahibi olur. Hakeza hafıza ve zekasının artmasını isteyenlerde okumalıdırlar. Aynı şekilde bu ismi allamul ğuyub ismiyle okuyanlar hatta alim ve hakem isimlerinide ekleyerek okuyanlarda gaybi hikmetler bilgileri açılır. Bu isim yazılarak korunması istenen malın içine konulsa zararlardan korunur. İş yerlerinde haksızlığa uğramış, işinden olmuş makımdan azledilmiş kimselerin aynı makamı kazanmaları için bu ismin zikrine devam ederlerse kaybettikleri geri Gününün Cin PadişahıPerşembe günü, Şemharuş;tır Şemhurış. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi,beyazdır. Çok bilge bir görüntüye sahiptir. Görüntü itibariyle insana çok benzer. Görevi; altın, hazine vs. işlere hakimlik yapmak ve bu işleri bağlı cin Sarfayail adlı meleğe bağlıdır. Bu burcun cinni isimleriYay BurcuCinin ismi Karakaş ibni Veşvaş Cin taifesinin mekanı viran yerler, kapı arkaları ve hamam burca mensup olan kimseye rüzgarı ile vurduğu zaman, o kişinin dizlerinin bağı çözülür, uyku uyuyamaz, kasıkları çok ağrır ve kuvveti kalmaz. Başı döner, gözleri kararır ve bazı zaman aklını kaybeder. Harareti çoğalır ve geceleri ise hastalığı Burcu Cinin ismi Şeşter ibni Şeman burca mensup olan kişiyi rüzgar gibi tuttuğu zaman, gözüne Kara Köpek şeklinde görünür ve avazı O kişinin kulağına giderek vücudunun tüyleri diken diken olur. Daha sonraları hastanın başı ağrır ve sıtmalı gibi titremeye başlar. Rengi değişir ve hararetide çoğalır. Yemek yemez ve bütün azaları kesik kesik olur. Bazı zamanda aklını ve Boğa Burcu- Zühre- Cuma - VENÜS ZÜHREMizan Terazi burcu Bu burcun tabiatı nemli sıcak olup, anasırı Hava ve gezegeni Zühre Venüs dir. Terazi burcunun cinsiyeti erkek, madeni bakır, günü Cuma, gecesi Salı ve buhuru Lüban;dır Rengi gri-beyaz. Günün harfi Ha Esması Habir ulvi Anyail Ardi Ebyad. Dost burcu Yay, düsman burcu Oglak;tır. Tabiatı itibariyle düsmanı dört unsurdan biri olan Boga burcu Bu burcun tabiatı kuru soguk olup, anasırı toprak ve gezegeni Zühre dir. Venüs Boga burcunun cinsiyeti disi, madeni bakır, günü Cuma, gecesi Salı ve buhuru Lübandır. Günün harfi Ha Esması Habir ulvi Anyail Ardi Ebyad Dost burcu Yengeç, düsman burcu Aslan dır. Tabiatı itibariyle düsmanı Hava HastalıklarıTerazi Burcu Böbrekler ve bel bölgesi en hassas kısımlardır. Sırtın alt tarafında adale, kemik ve sinir uçları ağrıları olur. Yorgunluk, ağır yük taşımak belde ağrı yapar. Siyatik ve bel fıtığına yol açabilir. Nefrit, lumbago, soğuk algınlığı, bulaşıcı hastalıklara karşı dirençleri azdır yorgunluklar yaşar. Şişmanlamamak için sık sık yapılan rejimler sorun olur. Zıt burç olan koçtan gelen sert etkilerle baş bölgesi, gözler hassas olur. Görme bozuklukları, gözde çeşitli rahatsızlıklar, kızarma, kanlanma, şişme gibi durumlar olabilir. Terazilerin canları çok tatlıdır. Zor bir hasta olurlar. Aşırı ilgi ve sevgi görmek, naz yapmak isterler. Aksi halde huysuz Burcu Boğaz, boyun ve ense bölgesi hassastır. Troid bezi, yutak, ses telleri, bademcikler, kulaklarla ilgili sağlık sorunları sık görülür. Kilo almaya istidatlıdır. Kilo ile ilgili diyabetik rahatsızlıklar, tansiyon, astım, soğuk algınlığı, anjin, hassas organlarla ilgili iltihaplanmalar olabilir. Aşırı yemek vücudun hastalıklara karşı savunma sistemini bozabilir. Akrep burcundan gelen zıt etki ile cinsel organlar, salgı bezleri, boşaltım sistemi de hassas olabilir. Erkeklerde prostat, kadınlarda yumurtalık ve rahim hastalıkları görülebilir. Boğalar genel olarak kuvvetli bir bünyeye sahiptirler. Kendilerini daima genç hissederler. Yaşlanmayı kabul etmezler. Açık havayı, gezmeyi ve yürümeyi sevdikleri için sağlıkları genellikle iyi EsmalarıEL-GAFFÂR اَلْغَفَّارُ1281-Ğafrayail-Ceriyail Çok bağışlayan, kusurları/günahları örten, mağfireti pek bol olan, daima affeden, tekrarlanan günahları bağışlayan, sonsuz rahmet, fazl ve keremiyle kullarının günahlarını çokça bağışlayıp silen. Gafr, örtmek ve sıyânet etmek korumak mânâsınadır. Allah müminlerin günahlarını örter. Dilediği kullarını da günahlardan sıyânet eder, korur. Bu, onlar için en büyük nimetlerden biridir. Zühre saatinde meşgul olsa büyüklerin ve zalimlerin hışmından emin olur. Düşmanlarına galebe gözünün senden başkasını görmemesi içinde Zühre saatinde meşgul olunur. Cuma namazından sonra yüz defa “Ya Gaffar” ism-i şerifini okuyanlar affa mağfirete mazhar olurlar bu ismin vefkini her hangi bir ayın son günlerinde yazıp taşıyan düşmanlarından emin olur. Savaş meydanlarında mahfuz olur düşmanları görmezler. Yaptığı gizli işlerin ayan olmaması için bu isimle meşgul olunmalıdır. Yine bu isim yapılan hata ve günahlarda sığınılacak isimlerdendir. Bu ismin gafur şekur hamid tevvab gibi isimlerle okunması kötü işlerin iyliklere dönüşmesine katı kalplilerin yumuşamasına günahkarların kötü yolda olanların bağışlanıp hidayete ermelerine Vesiledir. Tarikat yolcularının ilerlemelerine zulmet hicaplarından geçmelerine yardımcı esmalardandır. Bu ismi Afüv gafur esmalarıyla beraber zikredilmesi büyük bela ve musibetlere karşı çok faydalıdır. Acıları dindirir. Kanser ve migren gibi rahatsızlıklarda Şafi esmasıyla beraber zikrine devam edilmesi şifadırEL-VEHHÂB اَلْوَهَّابُ14-Ğafzeyail-Hatyail Hibe eden, karşılıksız veren, karşılık beklemeden bol bol veren, sayı ve hesaba sığmaz çeşit çeşit nimetleri, türlü türlü rahmet hediyelerini her varlığa lâyık olduğu şekilde, her an ve karşılıksız olarak ihsan eden, çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Vehhâb kelimesi hibe kökünden gelmektedir. Hibe, “herhangi bir karşılık ve menfaat gözetmeden birine bir malı bağışlamak” manasınadır. Vehhâb ise, “Her zaman, her yerde ve her şeyi çok çok ve bol bol veren ve karşılık beklemeyen” demektir. Zühre saatinde meşgul olsa veya Her saatte meşgul olsa hatta 5 vakitte namazların akabinde daima zikretmiş olsa dünya darlığı görmez zengin olmadan ölmez. Dua arasında yedi defa “Ya Vehhâb” ism-i şerifini okuyanın duası kabul olur. Her Duha namazından sonra, secde vaziyetinde iken on dört defa “Ya Vehhâb” ism-i şerifini okuyan manevî iklimlerde hakikat ilmi gibi ilerler. Rızık darlıklarında rızık esmalarının yanında bu isimde zikredilirse maksat çabuklaşır. Her hangi bir yerde bir istekte bulunan 21 defa bu ismi istediği şahsın yüzüne karşı okusa isteğini verir. Çocuğu olmayanlar ve bir şeyi isteyipte elde edemeyenler hallerine uygun esmalarla bu ismi okumaları hakeza aynı faydalıdır. Manevi ilimlerde ilerlemek isteyen fettah vehhab alim gibi esmalarla çok meşgul olmalıdırlar. Bu esmanın zikrine devam eden ve kulluğunda titiz davrananlara bu ismin tecellileri mazhar olur bu şahsa maddi ve manevi itaat etmeyecek hiçbir varlık yoktur. Bu esmalar yakini bilgi ve imanı artırıcı esmalardandır. Akıl ve zeka sorunu yaşıyanlara bu isim yazılıp üzerinede 1001 defa zikredilip suyunu hastaya içirse düzelir. Bu esmanın diğer bir özelliği de hiç ummadığın yerlerden hayırlı kapıları aralamasıdır bu isim manevi ilimlerin kapılarından biridir. ER-REZZÂK اَلرَّزَّاقُ308-Gadmeyail-Cehiryail Bol bol rızık veren, rızıklandıran, azıkları yaratıcı, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren, her bir yaratığın rızıklarını ayrı ayrı, tam bir ölçü, intizam, rahmet ve hikmetle aksatmaksızın vakti vaktinde veren, yaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden. Rızık, Allah Teâlânın bilhassa yaşayan mahlûkatına faydalanmalarını nasib ettiği her şeydir. Rızık yalnız yenilip içilecek şeylerden ibaret değildir. Kendisinden faydalanılan herşeye rızık denir. Maddî rızık, her türlü yiyecek ve içecek, giyilecek ve kullanılacak eşya, para, mücevher, çoluk-çocuk, vücudun çalışma kudreti, bilgi, mal-mülk, servet gibi şeylerdir. Manevî rızık ise, ruhun ve kalbin gıdası olan şeylerdir. Başta iman olmak üzere insanın manevî hayatına ait bütün duygular ve o duyguların ihtiyacı olan şeyler, hep manevî rızıktır. Zühre saatinde meşgul olamaya devam eden malı tahsil eder dünyalık kapısı açılır maddi ve manevi rızık darlığı çekmez. Sabah namazından sonra evin sağ köşesinden başlayarak her köşede on defa “Ya Rezzâk” ismi şerifini okuyup evinin dört bir köşesini dolaşanların evlerinde bereket artar. Yirmi bir gün yemeklerden önce “Ya Rezzâk” ismi şerifini yüz defa okuyanın zihni açılır ve ilmî incelikleri kavraması kolay olur. Rızık bolluğu için her gün yüz yirmi bir kere “Innallahe hüverrezzaku zül kuvvetil metin Zariyat 58 Ayeti celîlesini okuyanın rızkı bol olur. Ya Fettâh, Ya Rezzâk ism-i şeriflerini günde yüz yirmi defa okuyanın Cenab-ı Hak rızkını kolaylaştırır ve kapalı kapıları açar. Kısmet kapalılıklarında ve her türlü hacetlerde yasin suresinin her mubininde yukardaki ayeti 121 kere okuyup Ya Rezzak Ya Fettah Ya Vehhab zikrini sayısız okuyup yasini tamamlasa ve haktan dileğini istese müstecabtır. Tarikat yolcularında bu ismin manevi rızık kapılarını açıcı özelliği vardır. Borçu kişiler zikrine devam ederse borçtan kurtulur. Kazançlarını helalinden kazanırlar. Unutmayın bu esma bütün rızıkları içine alan bir esmadır maddi manevi her şeyi. Aslolan insanın bu esma ile baki kalacak rızıklara talip olup fani olan dünya rızıklarına talip olmamasıdır. Alttaki ayette çok büyük hikmetler vardır. Önemli isteklerde hacetlerde bu ayetleri mümkünse 2 rekat namazın içinde fatihadan sonra okuyup namazı kılmak eğer mümkün değilse başka ayet sure okunur namazın bitiminde bu ayetleri 41-70 kere okuyup peşinden Ya Rezzak Ya Vehhab zikrini okuyup haktan isteğinde bulunsa haceti revadır. Bu ayetlerde gerçekten çok sır saklıdır. Mesela bir özelliğinide yazayım her hangi bir işinize birileri engel oluyor veya isteğiniz var yerine getirilmiyor hakkınızken bu ayetleri 41 kere okuyup hakka tevessül edin düğümler yeftehillahu lin nasi mir rahmetin fe la mumsike leha, ve ma yumsik fe la mursile lehu mim ba;dih, ve huvel azizul hakîm. Ya eyyuhen nasuzkuru ni;metellahi aleykum hel mim halikin ğayrullahi yerzukum mines semai vel ard, la ilahe illa huve fe enna tu; insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak engelleyecek yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? Fatır 2-3EL-BÂSİT اَلْبَاسِطُ72-Tafhayail-Bastyail Bollaştıran, rızık dağıtan, rızkı genişleten, ömürleri uzatan, ruhları bedenlerine yayan, bütün zaman, mekân ve varlıklarda, ilim, yaratma, cisim ve rızık gibi her işteki genişlik, ferahlık ve bolluk yalnız Onun rahmet ve iradesiyle meydana gelen, maddî ve manevî rızıkları çoğaltan, açan, genişleten. Allah, istediği kuluna da yepyeni bir hayat verir, neşe verir, rızık bolluğu verir, bu da Bâsıt isminin tecelliyatıdır. Zühre saatinde meşgul olsa dünya esiri olanların dünyayı kalben terk etmesine sebeptir. Sadreddin Konevi Hazretleri “Ya Bâsıt” ism-i şerifi bereketiyle çok büyük lütfü ilahiye kavuşmuştur. Yine mal ve mülkü artırıcı genişletici özelliğe sahibtir. Duha namazından sonra; On defa “Ya Bâsıt” ismi şerifini okuyanın rızkı ve şerefi artar. Ellerini yağmur yağarken veya ay bedir halindeyken göğe doğru kaldırıp yetmiş bir defa “Ya Bâsıt” ism-i şerifini okuyarak yüzüne süren kimse fakir olmaz, zenginleşir ismi Muhammed olanların baktığı esmalar basit ve vedud esmalarıdır bu isimdekiler bu esmaları okumaya devam ederlerse hayatta hiç sıkıntı yaşamazlar. Sıkıntı darlık musibet anlarında ve güğüs daralmaları kalp sıkışmaları damar tıkanıklıklarında manevi daralmalarda ki bunlar kabıd esmasının tecellileridir bu ismi okurlarsa zikriyle meşgul olurlarsa bütün darlıkları اَللَّطِيفُ129-Rafeyail-Katyail-Atıfyail Müşfik, lütüfkar, varlıkların en ince noktalarını bilen, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip sezilmez yollarla karşılayan, varlıkları en nâzik incelikler ve güzellikler içinde yaratan, her bir canlıya lütufkarlıkla ihsan ve ikramlarda bulunan; ince ve sezilmez yollardan kullarına çeşitli faydalar ulaştıran. Zühre saatinde meşgul olsa bir dileği için nereye giderse gitsin dileği olur. Her gün yüz otuz üç defa “Ya Latif İsm-i şerifini okuyanların zor işleri kolaylaşır. Her Gün Altı yüz Doksan Sekiz Defa “Bismillahil Latif” diyenin ne dileği varsa Allah;ın izni ile yerine gelir rızkı bollaşır ilahi tecellilere mazhar olur. Sıkıntı ve maişet darlıklarında Fatiha ve aşağıdaki ayetle iki rekat namaz kılınır. Sonra 129 kere yada sayısız ya Latif esması okunursa keder ve üzüntü izale olur. Okunacak ayetAllahu latifum bi ibadihi yerzuku mey yeşa;, ve huvel kaviyyul kullarına çok lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. Şura 19İşleri bozulan kişi bu ismin sayısınca zikrine devam ederse işleri düzelir. Bu isim İcabeti çabuk esmalardandır. hapse esarete düşen maddi darlık ve borç sıkıntısı yaşayan, şiddetli bir hastalıktan yatan zalimlerin zulmune haksızlığa uğrayan bu isimle hakka tevessül ederlerse hak teala bulunduğu sıkıntıları giderir. Tarikat erbabı olanlara da manevi seyr halinde düştükleri sıkıntı ve tıkanmalarda bu adın faydası çoktur. İstihare ettiği şeyi rüyada görmek isteyen Mülk suresi 14 ayetini ki Latif esması bu ayette geçer 124 kere okuyup uykuya yatsa istihare ettiği şeyi kusursuz görür. AyetEla ya;lemu men halek, ve huvelletifulhabîr ayetinin bir çok hassaları vardır hastalara şifa vesilesi olur, belaları def eder, musibetleri geri çevirir, fakirliği önler, gaib den haberler alır, defineler hazinelerle alakalı çeşitli bilgileri öğrenme fırsatı olur bu hassalarından faydalanmak isteyenler bu ayetlerle ibni mubarekin tavsiyesiyle meşgul olmalıdır okuma adeti 2012 bu ilimlerle meşgul olup görümü tam olmayanlar bu ayetle ve Kaf suresi 22 ayetiyle meşgul olurlarsa inşallah çok faydasını göreceklerdir zaten görümü olanlarda veya cinlerle bakım yapanlar görümü olmadan mendel yapanlar bilginin doğru ve hızlı olmasını istediklerinde bakım anında bu ayetle meşgul olsunlar maksatları hasıl esmaya devam edenler her türlü semavi arzi kazalardan korunurlar. Latif esmasının ruhanileri çeken toplayan azametli bir sırrı vardır. Bu esmaya devam edenler ruhani alemlerle irtibat kurabilirler. Sıkıntı içinde kalıp bunalıma düşenler bu adı zikir vasıtası kılarak dua ettiklerinde içinde bulundukları felaketlerden kurtarılırlar. Bu esmaya devam edenler oturmaları kalkmalarıyla oldukça kibar olurlar. Tıpta çaresiz kalınan hastalıklardan kurtulmada bu esmanın azametli bir sırrı vardır. Latif esması Mehdi Aleyhisselamın ism-i azam esmalarından biridir. Bu esmaya devam edenler hoşlarına gitmeyecek bir muamele ile karşılaşmazlar. Kaderin kaza oklarını rüyalarında atlatma bereketine nail olurlar. Esmanın,belaları atmada, işleri kolaylaştırmada, rüya alemlerinde isteneni görmede çok büyük bir yararı vardır. Kim bu esmaya devam ederse ruhani alemle kolayca irtibat kurabilir, o alemlerdeki sırlara ulaşabilir. Bu adla yapılan dualar çok seri bir şekilde karşılık bulur. Bunalımlı felaketli anlarda bu ada sarılmak kurtuluşa vesile olurEL-HASÎB اَلْحَسِيبُ80-Sehayail Matyail Hesab gören, hesaba çeken, herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatiyle hesabını iyi bilen; kullarına yeten; sonsuz acizlik ve hadsiz düşmanlara karşı mahlukâtın imdadına kudret ve rahmetiyle yetişen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen. Allah Teâlâ, neticesi hesapla bilinecek ne kadar miktar ve kemmiyet varsa hepsinin neticelerini hiçbir işleme muhtaç olmadan doğrudan doğruya ve apaçık bilir. Zühre saatinde meşgul olunsa teshir etmeye istidat kazanır. Cimri hasis olanların üzerine okunsa o kötü huyundan kurtulur. . Şeyh Bursi buyurmuştur ki; Perşembe gününden başlayıp yedi hafta, günde yetmiş kere hasbiyallahü’l-hasib zikrine devam edilirse, taleb edilen her şey gerçekleşir. Her şey yeterli gelir ve korkulan her şeyden kurtulunur. Bu isme devam hesabların düzgün çıkması ve karışık işlerin aralanıp düzelmesi için mücerrebdir. Bu ismin yetmiş defa zikrine devam hasid ve gammazların şerrinden korunmak hususunda çok faydalıdır, düşmanı def’ için de mücerrebdir. Güneş doğmadan önce seksen defa “Yâ Hasîb” diye bu ism-i şerifi okumaya devam edenin; akrabaları ile arasındaki dostluk ve sevgi bağları kuvvetlenir. Aynı zamanda, düşmandan, hırsızdan, nazardan ve tüm kötülüklerden emin olur. Muhasebeci olanlar hesapla işlerini yapanlara çok faydalıdır. Matematik dersleri kötü olanlar anlamayanlar bu isimle meşgul olsunlar. Yine mahkeme gibi durumları olanlar hesap ve ifade verecekleri durumlarda bu isimle meşgul olurlarsa biiznillah faydasını görürüler. EL-KERÎM اَلْكَرِيمُ270-Vefayail-Rafzeyail Şerefli, cömert, çok cömert, fazilet türlerinin hepsine sahip, bütün hayatları binlerce duygu, âlet ve organlarla donatıp süsleyen; sonsuz rahmet hazinelerinin süslü ve tatlı nimetlerini karşılık beklemeden önlerine seren, sonsuz keremi, yarattığı bütün sanatlı mahlukât üzerindeki tezyinat ve bunların terbiyelerindeki dikkat ve titizlikle açıkça görünen, keremi, lütuf ve ihsânı saatinde meşgul olunsa gamları def olur malı ziyade artar. Bayanlar için gayet kuvvetlidir. Erkek için müşteri saatinde meşgul olmak lazımdır. Zührede devam eden Hak’ka karşı hatalardan arınır. Hastaların üzerine okunsa şifa olur. Uykudan önce 270 defa “El-Kerîm” ism-i şerifini okuyan kimse halk vasıtasıyla Hakk;ın ikramına erişir kerim isminin bin altı yüz yetmiş altı defa zikrinde ve bu zikre devamda; izzet ve kerem sahibi olma, işlerin açılması ve rızkın artması, bereket konularında çok büyük faydalar vardır. Bu simin zikrine devam dünya ve ahiret maksadına ulaşmaya, izzet ve kerem sahibi olmaya sebeb olur. Bu isim rızık ve bereketin anahtarıdır. Perişanlığın ortadan kaldırılması hususunda çok faydalıdır. Bu ismin zikrine devam edildiği zaman umulmadık yerlerden rızık ulaşır. Zenginlik için; sabah namazından sonra bir kere Vakı’a suresi okunmaya ve bin kere de ya kerim ya vedud esmaları zikredilmeye devam edilirse bir seneye varmadan Allahu teala o kimseyi zengin eder. Bütün halktan önde olur, zenginliği her göreni şaşırtır. Bu adın cömertliğe bakan bir tecellisi vardır. Esmaya devam edenler maddi manevi cömert olmaya başlarlarER-RAKÎB اَلرَّقِيبُ312-Beyhayail-Samsıyail Gözetleyen, gözeten, gözetleyip kontrol eden, mahlukâtın hareket, davranış, hal ve işlerini devamlı kontrol ve gözetimi altında tutan, bunları kaydeden, bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. Bir şeyi koruyan ve devamlı kontrol altında bulundurana rakîb derler; bu da bilgi ve muhafaza ile olur. Allah Teâlâ, bütün varlıkları her lâhza gözetip duran bir şâhid, bir nâzırdır. Hiçbir şeyi kaçırmaz. Her birini görür ve herkesin yaptığına göre karşılığını saatinde meşgul olmak saadeti kazandırır. Muradının hasıl olmasına sebep olur her ne dilese müstecab olur. 312 defa “Er-Rakîb” ism-i şerifini okuyan kimse, çalınmış malını bulur. Yolcu ise evine, ailesine ism-i şerifini okuyan hamile bayanlar, doğum esnasında zahmet çekmekten kurtulup kolay doğum yapar. Vasıtaya binildiğinde yirmi beş kere “Yâ Rakîb” ism-i şerifinin okunması tavsiye edilmiştir. Bu ismi şerif manevi bir yolunda salikin Muhsinlerden ihsan makamından çabucak nasiplenmesi için bu esmayla meşgul olması çok faydalıdır. Bu esmaya devam edenler yavaş yavaş Allah;ın koruması altına girerler. Allah esmaya devam edenlerin işlerine kolaylık verip yardım eder. Düşmanları çok olanlar bu esmaya devam ederlerse düşmanların saldırısına karşı korunurlar. Korku içinde kıvranan, sebebi belli olmayan bir huzursuzluk içinde olan,ailesinde huzur bulunmayanlar bu esmaya devam ederlerse bu illetlerden kurtulurlar. Bu esmanın tecellisinide çok büyük esrar vardır. Özellikle evinde nazar, haset ya da sihir olanlar; şer ve sıkıntı eksik olmayanlar bu esmaya devam ederlerse sihirden, nazardan, hasetten ve sıkıntıdan eser kalmaz. Sihri, nazarı, hasti vurup kahreden yok eden bir tecellisi vardır bu azametli adın. O eve ne kadar büyü yapılmışsa seri bir şekilde etkisini yitirir. Cinni şeytanlar Rakip esmasının tecellisinden kahrolup yanarlar. Bu esma olağanüstü bir enerji yaymaktadır; bu enerji de şer dairede kalan her şeyi yakıp mahvetmektedir. Bu isme devam edenler giriştikleri her işte bir kolaylık yolu bulurlar, önlerindeki engeller birer birer kaldırılır. Bu da esmanın tecellisinin açığa çıkmaya başlaması sonucu ortaya çıkar. Bu ada devam edenlere bir sekine gelir ve işlerinde yardımcı olur. Nereye yönelse Allah;tan yardım görür. Bu ismin bazı ayetlerle okuma usulü vardır ki çok hızlı bir şekilde kişiyi ğayb alemine ulaştırır ve bilgilendirir. Müşahede makamlarından nasiptar eyler. Kişide aşırı derece bir heybet ve izzet oluşur. Bu ismin riyazetine asla bilen birileri Mürşidin kontrolü ve izni olmadan girilmemelidir. Define hazine gibi gömülü olan yerlerde bu ismi çokca zikretmek definenin görünmesine mani olan hicapları perdeleri kaldırır. EL-HAKEM اَلْحَكَمُ68-Şedyail-Fehyail-Hatyail Anlaşmazlıklarda son hükmü veren, hükmedici, iyiyi kötüden, ayırt edici, varlıklar dünyasında ve haklı ile haksız arasında hiçbir ada¬letsizliğe, yanlışlığa ve itiraza yer bırakmayacak şekilde hükmeden, hakkı yerine getiren. O;nun hükmü olmadan hiçbir şey, hiçbir hâdise meydana gelemediği gibi, O;nun hükmünü bozacak, geri bıraktıracak, infazına mâni olacak hiçbir kuvvet, hiçbir hükûmet, hiçbir makam da yoktur. Zühal veya kamer saatinde meşgul olunur. Bayanlara teshir için. Erkekler için müşteri saatinde meşgul olmak gerekir. Hasta üzerine okunduğunda Allah’ın izniyle şifa bulur. Hakem ismi bilimlere hükmetme, sırları açığa çıkarıp yayma, başkaları üzerinde etkili olma tecellisini açığa çıkaran bir esmadır. Bu adı ananların sözleri her yerde geçerli olur ve kabul edilir. Özellikle öğretmenlere, avukatlara, idarecilere bu adın çok büyük bir yararı vardır. Hakim adı yalnız dünyevi değil ruhani alemleri de kapsayan bir esmadır. Bu adı ananlar ruhani alemlere de hükmedip söz geçirebilirler. Gece yarısı altmış sekiz defa “Ya Hakem” ism-i şerifine devam eden kimse ilim, adalet ve hilmin birleşmesinden doğan hikmet sıfatını kazanır. Bilindiği üzere Hz. Alinin ismi azam esmalarından biride hakemdir. Bu ismin hakim adlün alim esmalarıyla beraber okunması hikmet kapılarını açar kalbinden diline hikmetler akar. EL-MECÎD اَلْمَجِيدُ57-Vekayail-Retyail Şanlı, şerefli, şerefi yüksek, zâtı şerefli, fiilleri güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. Bu ism-i şerîfin mânasında iki mühim unsur vardır a Azamet ve kudretinden dolayı yaklaşılamaz olmak. b Yüksek huylarından, güzel işlerinden dolayı övülüp sevilmek. Zühre saatinde meşgul olanın Cenabı bari Teala’dan dünyevi ve uhrevi hacetleri kabul olur. Fiili ne işe niyet etse o işte hayır bulur gerçekleşir. Kamerî ayların 13, 14 ve 15. gününü oruçlu geçirip iftar vakitlerinde “Yâ Mecîd” ism-i şerifini 100 defa okuyan 50 yaşına geçmemişse baras illetinden kurtulur. Baras; Tedavi edilmesi mümkün olmayan, vücutta beyaz lekeler meydana getiren hastalığın sebeplerinden en büyüğü Çarşamba günü hacamat yaptırmaktır “Yâ Mecîd” ism-i şerifini her gün 62 defa okuyanın sahip olduğu şan ve şeref artar. Bu adın pek çok dairede tecellisi vardır. Şifa vermede oldukça etkilidir. Bu ada devam edenler sedef ve kalp hastalıklarından salim kılınırlar ve şifaya ve cinniler bu adı anana yaklaşıp ona vesvese verme gücünü kendilerinde bulamazlar. Ruhi bunalım geçirenler bu ada devam ederlerse şifa bulurlar. Bu ada devam edenler başkalarının kalbinde taht kurarlar. Dostluğu aranılan biri olurlar, herkesçe sevilirler. Ailerinde huzur ve bereket olur iki rekat namaz kılınıp hastanın üzerine Selamdan sonra 90 kere ya Melik, 75 kere ya Mecid esmaları zikredilirse sıhhat bulur. Aynı şekilde kendisi içinde yapsa sağlıklı ve nimet bol ve devamlı olur. Bu ismi bais esmasıyla beraber zikretmek insanlar arasında yükselmeye اَلْحَقُّ108-Gakhayail-Teyhayail-Bermiyail Fiilen var olan, varlığı ve ulûhiyyeti gerçek olan ve hiç değişmeyen, ibâdete lâyık ve her hakkın sahibi olan. Hak, varlığı hakikî bulunan zâtın ismidir. Yani, varlığı daima sâbittir. Allah Teâlâ;nın zâtı, yokluğu kabûl etmediği gibi, herhangi bir değişikliği de kabûl etmez. Hakikaten vâr olan yalnız Allah; saatinde zikrine devam eden nefsinde varlık duygularından sıyrılır. Kaybolan bir nesne veya kimse için bir kağıdın dört köşesine şehid hakk yazılır, ortasına da kaybın adı da kağıdın ortasındaki boşluğa yazılır. Gece yarısı dışarı gökyüzünün altına çıkılır, gökyüzüne nazar edilerek yetmiş kere eş-şehidü’l-hak zikredilir. O kayıb kısa bir süre de ortaya çıkar Bu ismin yüz sekiz defa zikrine devam hakkın alınması için mücerrebdir. Kalbin tenviri, batının safa bulması ve insanların kalbinde olanı keşf için her gece kalkılıp iki rekat namaz kılınır. Sonra eller semaya kaldırılıp yüz kere ya Hakk denilir. Bu şekilde bu zikre devam edilirse istenilen gerçekleşir. Bin defa “Yâ Hakk” ism-i şerifini okuyan; kötü akibetten kurtulur. Hayırlı işlerde başarılı olur. Sabahları 100 defa “La İlahe İllAllahul Melikul hakkul mubîn” şeklinde dua etmeye devam edenler zengin olur. Heybet sahibi olurlar. Bu ismin zikrine devam edenler büyüklerin yanında hacetleri reva olur ismin vermiş olduğu heybetten büyükler etkilenirler. Bu ismin bir diğer özelliği de batıl olan şeyleri yok etmektir. Hayal görenler, şizofren hastalıklar yaşayanlar bu ismi okusalar şifaya kavuşurlar. Tılsımları sihirleri özellikle cinler tarafından yapılan ve şahsa halüsinasyon gibi gösterdikleri sihirleri yok اَلْوَكِيلُ66-Setveyail-Kehyail- Her şeyi uhdesine alan, güvenilip dayanılan, kulların işlerini yerine getiren, bütün varlıkları bütün halleriyle idare eden, bütün ihtiyaçlarını karşılayan, bütün hal ve davranışlarını bilen ve gözeten; kendisine tevekkül edenlerin her şeyine kâfi gelen, usûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren. Kendisine iş ısmarlanan zâta vekîl denir. Allah Teâlâ en güzel ve en mükemmel vekildir. İşlerin hepsini tedvîr döndüren, tedbîr tedbir eden ve idare eden Odur. Fakat kendisi hiçbir işinde vekile muhtaç değildir. Zühre saatinde zikrine devam edenler muratlarına ererler ve belalardan emin saatinde bayan için meşgul olunur. Erkek için müşteride fazlasıyla hararete sebeptir. 66 defa “Yâ Vekîl” ism-i şerifini okuyan yangından, selden, yıldırım, zelzele ve fırtınadan zarar görmez Hayır ve rızkı artar. İsmi hilal ve Muhammed olanlar bu ismin zikrine devam ederlerse çok faydasını görürler. Efendimizin isimlerinden biridir bu Vekil kolaylaşması için 2 rekat namaz kılıp selamdan sonra 46 defa ya Veli, 66 defa ya Vekil ve 20 defa da ya Vedud esmaları zikredilirse, zorluklar kolaylaşır, arzu edilene ulaşılır. Bu ismin zikrine devam edenler asla hayatta rızıksız erbabı Bu isimle hakka yaklaştıkçada hikmet sahibi olurlar. Ve tevekkülün son derecesine olaşırlar müttakilerden olurlar. Hasbiyallahu ve nimel vekil veya hasbunallah ve nimel vekil şeklinde okumaya devam edenler her türlü hayrın kapısını açmış olurlar her türlü sıkıntı darlık kederden bu dua sayesinde mahfuz olurlar. Aynı şekilde dünya ve ahrette Hakkın her hususta kişiye kafi gelmesini isteyen her gün 7 defa bu evradı behaiyede geçen duayı yapsın. Hasbünellahü li dinina hasbünellahü li dünyana hasbünellahül kerimü lima ehemmena Hasbünellahül halimül kaviyyü li men beğa aleyna Hasbünellahüş şedidü li men kadena bi su’ Hasbünellahür rahıym ındes sam Hasbünellahür raufü ındel mes’eleti fil cedes Hasbünellahül latiyfü ındel mizan Hasbünellahül kadiru indes sırat Hasbiyellahü la ilahe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym EL-MUHSÎ اَلْمُحْصِيُّ148-Kehıtyail-Gasheyail Her şeyi kaydedip sayan, bilen, her şeyi tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen “Bilinmeyen nice hazineler ve görünmeyen gayb aleminin anahtarları O’nun yanındadır. Onları kendisinden başkası bilemez. Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir. O’nun haberi olmadan bir tek yaprak bile düşmez. Yer altı tabakalarının karanlıkları içindeki tek bir tane, hasılı yaş ve kuru hiç bir şey yoktur ki açık, net bir kitapta bulunmasın” En'âm 6/59], ilmiyle maddî ve manevî bütün her şeyi kuşatan; ne zâtı ve ne de ilmi hiçbir şekilde ihata edilemeyen, bildirdikleri dışında hiçbir şey bilinemeyen; dünyada kullarının küçük-büyük bütün yaptıklarını bilen ve mahşerde sayıp dökecek olan, herşeyin sayısını bir bir bilen. İlmi herşeyi ihâta eden ve herşeyin miktarını bilip eksiksiz tastamam sayabilen Allah;dır. Allah Teâlâ, herşeyi olduğu gibi görür ve bilir, yani bütün mevcûdatı toptan bir yığın hâlinde birbirinden seçilmez karışık bir şekilde değil; cinslerini, nevilerini, sınıflarını, ferdlerini, zerrelerini birer birer saymış gibi gayet açık görür ve bilir. Zührede zikrine devam edenler ahrette hesabını kolay verirler. İnsanları etkilemek, cezbetmek isteyen kimse, 20 lokma ekmeğe, her birine yirmişer defa “Yâ Muhsî” ism-i şerifini okuyup dilediğine yedirirse isteğine kavuşur. Anlayışında zekasında hafızasında eksiklik olanlar bu ismin zikrine devam ederlerse bu hasletleri kaybolur. Bu ismin zikrine devam edenlerin gaybi bilgileri artar. Hesap işleriyle uğraşanlar hasip esmasıyla beraber zikrine devam ederlerse hata yapmazlar. Hesap verilecek yerlerde mahkemede bu isimlere sığınanı hak teala korur hesaplarını kolay verirler adalet tahakkuk eder. Yine bu ismin zikrine devam edenler bela ve musibet anlarında ilahi yardıma mazhar اَلْمُحْيِِي58-Fedveyail-Keryail Dirilten, hayat veren, can veren, cansız maddelerden canlı maddeler yaratan, hayatı veren ve onu rızıkla devam ettiren; hayat için gerekli olan şartları hazırlayan; bütün canlıları vasıtasız olarak kudretiyle ihya eden ve ölüleri dirilten; manen ölü kalpleri imanla hayatlandıran; kışta ölen sayısız canlıları baharda yeniden dirilten, sağlık veren. Allah Teâlâ, cansız maddelere hayat ve can verir. Her gün, her saat, her saniye yeryüzünde milyonlarca varlık hayat bulup dünyaya gelmektedir. Bütün bunlar, Allahın emr ü fermaniyle, yaratmasıyle ve müsaadesiyle olmaktadır. Allah yoğu var edip hayat verdiği gibi, ölüyü de tekrar canlandırabilir. Buna ihyâ, yani diriltme denir. Hayatı hiç yoktan veren zâtın, ölülere yeniden hayat verip diriltmesi elbette son derece kolaydır. Asıl zor olan bir şeyi ilk defa yapmaktır. Yapılanın tekrarı ise zikrine devam eden daima sıhhat üzere olur. Bu isim Hz. İsa esmalarındandır. Bir hastaya adedince 7 gün üst üste “Yâ Muhyî” ism-i şerifi okunduğu taktirde hasta sıhhat bulur. Günde 68 defa “Yâ Muhyî” ism-i şerifini okuyan haksız yere mahkum edilmişse hapisten yarışmalarda galip olur, sevdiğinden ayrılmaz. Her gün 68 defa “Yâ Muhyî” ism-i şerifini okuyan iman ve irfan nuruyla hayat bulur, hayra ulaşır. Bu ismin zikrine devam edenlerin maddi ve manevi canlanırlar kalpleri hayat bulur hidayet nuru inkişaf eder. Bu ismin mümit ismiyle beraber zikrinde devam etmek nefsin bütün pis hasletlerinden temizlenmesine اَلْوَاجِدُ14-Acyail-Hatyail Bulan, istediğini istediği anda bulan, istediği her şeyi bulabilen, elinden hiçbir şey kaçmayan, sonsuz derecede varlıklı olan, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. Zühre saatinde zikrinde devam edenlere sihir kar etmez hilekarların hileleri bozulur işe yaramaz.. Evladı olmayanlar zikrine devam ederse hak teala Salih bir evlat verir. Telef olmasından korkulan bir eşyanın üzerine okunursa mahfuz olur. Keşif erbabının cinli rahatsızlıklarda hastaya sıkıntı veren varlığı nerede olursa olsun hemen bulması bu ismin bereketiyledir. Eğer bulmada güçlük çekilirse bu isim zikredilerek bakıma devam edilir. Aynı şekilde kayıp olanların yerlerini tesbit etmede saklı olan şeyleri tespitte bu isimden faydalanılırsa çabucak Ehad اَلْوَاحِدُ13-19-Nevyail-Saceyail- Bir, zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde ve hükümlerinde asla ortağı veya benzeri ve dengi bulunmayan tek, bölünüp parçalara ayrılmaması ve benzerinin bulunmaması anlamında tek, eşi bulunmayan; birliğinin tecellisiyle kâinatı bir fabrika gibi çalıştırıp varlıkları o fabrikanın çarkları ve bir vücudun azaları gibi birlik, dayanışma ve bütünlük içerisinde birbirinin yardımına koşturan. zührede zikrine devam edenlerin kalbi masivanın bütün kirlerinden temizlenerek vahdete tevhide ererler. Yâ Vâhid” ism-i şerifini her gün 1000 defa okuyanın kalbindeki boş emeller, düşünceler yerlerini Allah sevgisine bırakır. Kalbi nur ile dolar. Maddi ve manevi rızıkları kesilmez. İhlası elde ederler. Bu ismin tarikatta seyr sülükte çok büyük faydası vardır ki tevhid makamlarına kavuşmayı hızlandırır. Bu ismin bir diğer hususiyetide çocuğunun olmasını istemeyen kadın bu ismi zikrine devam ederse çocuğu olmaz. EL-MUĞNÎ اَلْمُغْنِي1100-Ğakyail-Ğakyezeyail Zengin kılan, kullarından dilediğini lütfü ile zengin kılan, dilediğini muhtaç olmaktan kurtaran, zenginlik verip tatmin eden, bütün mevcudatın bütün ihtiyaçlarını tükenmez servet ve hazinelerinden karşılayan ve varlık sahibi her bir yaratığa servet ve zenginliği ihsan eden. Allah Teâlâ dilediğini zengin eder, ömür boyunca zengin olarak yaşatır. Dilediğini de ömür boyunca fakirlik içinde bırakır. Bazı kullarını zenginken fakir, bazılarını da fakirken zengin yapar. Yahya bin Muaz “Kıyamet günü fakirlik ve zenginlik tartılmayacak; fakirliğe ne ölçüde sabredildiği, zenginliğe de ne ölçüde şükredilmiş olduğu hesab edilecek. Mesele, çok fakir veya çok zengin olmak değil, çok sabretmek veya çok şükretmektir”. Zührede zikrine devam edenler maddi ve manevi zenginliğin sahibi günleri cumanın peşinden adedi kadar okuyanlar 2 hafta bu şekilde devam edenler borçluysalar borçlarını öderler maişet darlığı çekiyorlarsa rızıklarında genişleme olur. Duha suresiyle beraber 40 gün okumaya devam edenler istedikleri şeyleri rüyalarında görürler. EN-NÂFİ; اَلنَّافِعُ201-Tahtıyail-Rayhayail Fayda veren, dilediğine fayda veren, bütün hayır ve menfaat elinde bulunan; hayır murat ettiği kimseden o hayrı geri çevirecek kendisinden başka kimse bulunmayan, hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan. Menfaatları ve mazarratları, hayır ve şerleri yaratan Allah Teâlâdır. İnsana menfaat ve zararlar belli bazı sebebler altında geliyorsa da, o sebebler o menfaat ve zararların sahibi ve müessiri değil, birer perdesidir. Gerçekte zararın da faydanın da, hayrın da şerrin de yaratıcısı Allahtır. zührede zikrine devam edenlerin düşmanları dost olurlar. Hiç ummadık yerlerden faydaları celp türlü semavi ve arzi felaketlerden korunmak için bu ismi Dar ismiyle baraber zikretmek faydalıdır. Sefer sırasında “Yâ Nâfî” ism-i şerifini okuyan, kötülüklerden emin yolculuğu esnasında 100 defa Yâ Nâfî ismi şerifini okuyan sağ salim karaya ism-i şerîfi günde 201 defa okuyan bol rızıklı ve sağlıklı olur. Yine bu kimsenin mesh ettiği hasta şifa bulur. Çok ağır hastalıklara bu ismin şifa verici özelliği vardır. EN-NÛR اَلنُّورُ256-Edayail-Rehyail- Nurlandıran, aydınlatan, nurun/aydınlığın kaynağı, bütün kâinatı maddeten aydınlattığı gibi, kullarının hayat yolla¬rını akıl nimetiyle, gönderdiği kitap ve peygamberlerle aydınlatan; müminlerin kalplerini iman ile nurlandıran, âlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr yağdıran. Bütün eşyayı aydınlatan nûr, şübhesiz ki, Allah;ın zâtının nûrundandır. Çünkü göklerin ve yerin nûru O;dur. Nasıl ki, güneşin aydınlattığı her zerre, güneşin varlığına bir delildir, kâinatın her zerresinde görünen aydınlık da, o aydınlığı yaratan varlığın mevcud olmasına bir delil teşkil etmektedir. zührede zikrine devam edenler eş dost akraba herkesin yanında sevilir hürmet bulurlar. Yemeğin her lokmasında “Yâ Nur” ism-i şerifini okuyan hasta, şifaya kavuşur. Günde 256 defa “Yâ Nûr” ism-i şerifini okuyanın kalbi nurlaır, kalbiyle gerçekleri hissetme gücü kuvvetlenir, sıkıntılardan kurtulur, sözü dinlenir. Bir ay geceleri bu ismin zikriyle meşgul olanlarda kulak daveti gerçekleşir varlıkların sesini duymaya başlar. Kötü yolda olanlara ve kötü ahlak sahibi olanlara bu isim hadi ismiyle beraber okunsa veya kişi zikretse hidayete erer kalbinde iman nuru yolunda olanlar nur 35 ayetiyle ve bu isimle meşgul olurlarsa seyrlerini fenaya ulaştırabilirler. Yerlerin ve göklerin melukutun bir çok sırrı bunlarda inkişaf eder. Her hangi bir haceti olanlar nur 35 ayetini 2 rekat namazın peşinden 35 defa okuyup peşinden bu ismi sayısız zikredip hakka tevessül etse haceti revadır. Gözlerinde sorun olanlar sabah namazının sünneti ve farzı arasında 35 veya 256 kere bu ismi okuyup parmaklarına üfleyip gözlerini meshederlerse şifayap olurlar. EL-VÂRİS اَلْوَارِثُ707-Zekdeyail-Derdyail-Hezyail Servetin, mülkün gerçek sahibi, her şeye varis olan, varlığının sonu olmayan, mülkün ezelî ve ebedî olan; kendinden başka her şey ölüm ve yokluğa mahkûm olan, yaratıklar öldükten sonra da varlığı devam eden ve her şey kendisine dönecek olan, servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi. Allah Teâlâ mülkün gerçek sâhibi olduğu gibi, gerçek vârisidir de. İnsanların mülk sâhibi olmaları geçici olduğu gibi, varislikleri de geçicidir. Mülkün gerçek vârisi, mülk sâhibi Allah;tır. Kıyâmet hengâmında bütün canlılar ölecek, bütün mülk tamamıyla O;na kalacaktır. Zührede zikrine devam edenler her neye niyet etse ondan mahrum olmazlar sahip olurlar. Güneş doğmadan önce 100 defa “Yâ Vâris” ismi şerifini okuyana sıkıntı, keder ve dert isabet etmez. Yâ Vâris” ism-i şerifini 707 defa okumaya devam eden çocuğu olmayan kimse hayırlı bir evlat sahibi olur Cuma Gününün Cin PadişahıCuma günü Ebyab Ebyed ya da Zevba;dır Zubea. Bunun iki adı vardır. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi yeşildir. Ay;ın etkisindeki cin padişahıdır. Her yanı beyazdır ve ürkütücü bir şekli vardır. Soğukkanlı bir görünümdedir. Bilgin ve akıllı cin liderlerinden biridir. Emrinde onlarca cin hizmetkârı bulunur. Aşk ve iki şahsı birleştirme gücüne sahiptir. Görüntü olarak ihtişamlı bir kral görümündedir. Davetlere hemen hemen hiç cevap vermez. Buna bağlı cin Anyail adlı meleğe bağlıdırTerazi burcuCinnisi ismi Rabi’ ibni Zeban Zevbaa ibni Mervan Cin taifesinin mekanı virane yerler, çeşme ve kuyu başlarıdır. Bu burca mensup olan kişiye tasallut ettiği zaman kasığına girer. Hasta günden güne kötüleşir, başı şiddetli bir şekilde ağrır ve sarhoş gibi burcu Cinnisi ismi Haytanuş ibni Samsan dır. Yahya ibni Leys de denir.Bu Cin taifesinin mekanı sular ve eski virane yerlerdir. İnsana tasallut ettikleri zaman kuşlar gibi uçup, o kişinin üzerine konar, vücudunu ateş gibi yakar. Bütün bedeni kesik kesik olur. Yüzünün rengi sararır, iki ayağınıda tutup, dizlerinin kuvveti kalmaz. Karnı büyür ve şişer. Kalçaları ve başı ağrır, gözlerini açamaz, iştahı olmaz ve harareti çoğalır. Ayrıca Su içmeside artar ve günden güne hastalığı ve Kova Burcu- Zuhal- Cumartesi - SATURN ZÜHALCedi Oğlak burcu Bu burcun tabiatı kuru soğuk olup, anasırı Toprak ve gezegeni Zühal Satürn dir. Oğlak burcunun cinsiyeti dişi, madeni kursun, günü Cumartesi, gecesi Çarşamba ve buhuru Üzerlikdir Rengi Siyah Günün harfi Ze Esması Zeki Ulvi Kesfeyail Ardi Meymun dur. Dost burcu Balık, düşman burcu Koçtur. Tabiatı itibariyle düşmanı dört unsurdan biri olan Hava Kova burcu Bu burcun tabiatı nemli sıcak olup, anasırı Hava ve gezegeni Zühal Satürn dir. Kova burcunun cinsiyeti erkek, madeni kursun, günü Cumartesi, gecesi Çarşamba ve buhuru Üzerlikdir Rengi Siyah Günün harfi Ze Esması Zeki Ulvi Kesfeyail Ardi Meymun olup, dost burcu Balık, düşman burcu Akreptir. Tabiatı itibarıyla düşmanı HastalıklarıOğlak Burcu Vücutlarının hassas kısımları kemikler ve deridir. İskelet sistemi, dişler, eklemler, diz kapağı ve çeşitli ortopedik sorunları olabilir. Romatizma ağrıları çekebilirler. Deri hastalıkları, egzama, çıban, sivilce görülebilir. Aşırı sabır mide rahatsızlıklarına yol açar. Mide asidi çok salgılanır. Yengeç burcundan gelen zıt etki mide ve sindirim sistemlerinin hassasiyetine sebep olur. Ağır kanlı, sakin oluşları sinir sistemlerinin sağlam olmasını sağlar. Acılara çok dayanıklıdırlar. Başkalarının hemen şikayet ettikleri ağrılara onlar günlerce dayanırlar. Kimseye belli etmezler. Kendilerine dikkat ederler. Hemen doktor ve ilaca sarılmazlar. Gerektiği zaman da tedaviyi disiplinli bir şekilde uygularlar. Etrafını rahatsız etmeyen bir hasta Burcu Adaleleri ve dolaşım sistemleri hassastır. Kan dolaşımı kan serumuyla ilgili sorunlar olur. Zehirlenme, yüksek ateş, kramplar, bacak damarlarında varis görülebilir. Adale ağrıları, baldır, bilek, topuk kısımları rahatsız olabilir. Bilek burkulmaları olur. Dişlerde sorunlar çıkabilir. Aslan burcundan aldıkları zıt etki ile kalpleri ve omurgaları hassas olur. Kovalar genellikle kendilerine iyi bakarlar. Sağlık konularına akıllıca yaklaşır. drı yorgunluklar yaşar. Genel idealleri, umut ve hedefleri düş kırıklığına uğrarsa sağlıkları bozulabilir. Ama akılcı yoldan kendilerine yeni bir ytkön çizerek çabuk EsmalarıEL-HALÎM اَلْحَلِيمُ88-Akayail-Cehtıyail Kızgınlıkla ve acele ile muamele etmeyen, yumuşaklık sahibi, günah ve isyanlarına rağmen kullarını hemen cezalandırmayıp onlar için tevbe ve ümit kapılarını açık bırakan; onları sonsuz rahmet ve keremiyle nzıklandırmaya devam eden. Hilm, suçluların cezasını vermeye gücü yetip dururken bunu yapmamak, onlar hakkında yumuşak davranmak ve cezalarını geriye bırakmaktır. Suçluyu cezalandırmağa iktidarı olmayana halîm denmez. Halîm, kudreti yettiği halde, bir hikmete binaen cezalandırmayana denir. Allah Teâlâ Halîm;dir. Her günah işleyeni hemen cezalandırmaz. Hışım ve gazapta acele etmez, mühlet verir. Bu mühlet içinde yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri afveder. Israr edenler hakkında, hüküm artık kendisine devam eden kimse imandan ve kabir azabından emin zikrine devam edenlerin düşmanları def olurlar dağılırlar onların zulmünden emin olur Hz. Musa Firavunun yanına geldiği zaman bu esmayı zikrederdi. “Yâ Halım” ism-i şerifini günde seksen sekiz defa okuyanlar rasgele iş yapmaz, ani kararlarla veya düşünmeden bir işe başlamazlar. Kötü bir kimsenin yanına girerken bu ism-i şerifi okuyanlara o kimsenin zararı dokunmayacağı gibi o kimseden iyilik bile görebilir. İdareciler, günde seksen sekiz kere bu ism-i şerifi okumaya devam ederlerse başarıları sürekli olur. Halım ism-i şerifi gül suyu ile yazılıp, bu su; esnaf iş yerine, ziraatçılar tarlaya, bahçeye serpseler bereket, bolluk olur. Gemiye serpilse gemi batmaktan kurtulur. Eve serpilse tüm kötülüklerden emniyette olur. . Bu esmanın öfkeli insanların gazabının söndürmeden yana büyük bir sırrı vardır. Özellikle sinirli fıtratlar, hem parlayıp çevresine zarar verenler bu esmaya devam ederlerse çok büyük yarar görürler. Öfkeli birinin huzuruna çıkılacağı vakit bu esma ebcetsel sayı değerince çekilip dua edilirse huzuruna çıkılan öfkeli kimse bunu okuyanı güzellikle karşılar. Her gün yüz defa zikredilmesi gönlün sükununa, cehl ateşinin sönmesine ve hışım ve gazabın dinmesine sebeb kimse her namazdan sonra yüz defa zikre devam ederse, kibir, hased, cimrilik gibi ahlak-ı zemimeden kurtulur, ahlakı hastanın başında bir fatiha ve on bir kere de bu isim okunursa hasta şifa gün, günde yüz yirmi yedi defa okunmaya devam edilirse, okuyan kimse hilim sıfatı kazanır, hilm sahibi olur. Cin ve ins ona itaat eder. Cuma günü yüz yirmi sin harfi yazılır, yazma esnasında devamlı ya halim ya mu’id zikredilir ve üstte taşınırsa, bütün halkın gözünde şirin görünür, sayılır ve sevilir, sözü dinlenir kimselerden olunur. Birinin kulağına bir şey kaçtığında ya ali ya azim ya halim ya azim okunursa biznillahi teala dışarı çıkarEL-HAFÎZ اَلْحَفِيظُ998-Denayail-Cefyail Koruyan, muhafaza eden, koruyup gözeten ve dengede tutan, bütün varlıkların her türlü davranış, hal ve hareketlerini kaydeden, insanların bütün yaptıklarını sorgulama için inceden inceye dikkatle kaydeden; milyonları aşan canlı türlerinin nesillerini, tohum ve nutfelerinde çekirdeklerinde, özlerinde, spermlerinde muhafaza edip devam ettiren; bütün varlıkları devamlı gözetimi altında tutan; onları heı türlü zarar ve kötülüklerden koruyan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklıyan. Hıfz, korumak, demektir. Bu koruma iki şekilde olur a Varlıkların devamını sağlamak, muhafaza etmektir. b Birbirlerine zıd olan şeylerin, yekdiğerlerine saldırmasını önlemek, birbirlerinin şerrinden onları korumaktır. Allah her mahlûkuna, kendine zararlı olan şeyleri bilecek bir his ilham buyurmuştur. Bu Hafîz ism-i şerîfinin tecelliyatındandır. Bir hayvan kimyevî tahlil raporuna muhtaç olmadan kendine zararlı otları bilir ve onları yemez. Kulların amellerinin yazılması, zâyi olmaktan korunması da Hafîz isminin gereğidir. Bu bakımdan âhirette yeniden dirilme ve yaptıklarından hesaba çekilme ile Hafîz isminin yakından alâkası vardır. Kahriye olan isimlerdendir zühre saatinde meşgul olsa düşmana galip gelir. Muradı hasıl saatinde bir hastanın üzerine okunsa şifadır. Günde “Yâ Hafîz” ism-i şerifini okuyan kimse, sudan, ateşten, insanlardan, cinlerden, vahşi hayvanlardan, gelecek korku, panik ve zararların tümünden emin olur. Her kim bu ismi Cuma namazından sonra, ince bir hatla dokuz yüz doksan sekiz defa yazıp koluna bağlarsa, şeytan vesvesesinden, korkudan, yılan ve akrepten ve fasid hayallerden Hakk tealanın korumasında olur. Bir oturuşta üç yüz üç defa fallahu hayrun hafızan ve hüve erhamu’r-rahimin zikrinin okunması düşmanın perişan olması, hastanın şifa bulması, hacetlerin gerçekleşmesi, fakirlikten kurtulunması hususlarında gayet mücerrebdir. Her kim bir oturuşta bin bir defa inna nahnu nezzelna’z-zikra ve inna lehu lehafizun ayetini zikrederse düşman ve hasımlarının dili bağlanır. Bu ismi yeni doğmuş bir çocuğun üzerine okusa veya yazıp taşıtsa her türlü şerden mahfuz olur. Bu isim insi ve cinnilerin zararlarına karşı oldukça etkilidir. Yolculuğa çıkanlar, yolculuğa çıkmadan önce bu adı ebcetsel sayı değeri kadar anıp Allah;a sığınırlarsa Allah onları yolculuk boyunca bütün felaketlerden korur. Korktukları neyse ondan emin olurlar. Bu ad , cinnilerin saldırısına karşı çok etkilidir; hastalık ve felaketlerden korunmaya yarayan çok yüce bir addır. Öğrenciler bu ada devam ederlerse bilgileri kavrama yetenekleri gelişir. Çok büyük bir felaketle baş başa kalacak olanlar, savaş, çatışma, şerli insanların hücumu ve benzeri abdest alıp iki rekat nafile namazı kılıp korunmaya niyet ederek 7 defa ayetel kürsiyi okuyup son okuyuşta ayetel kürsinin velayeuduhu hıfzuhuma vehüvel aliyyül azim; ayetini yetmiş defa tekrarlayıp Hafiz esmasını 998 defa anarak Allah;a sığınırlarsa hiçbir kimse onlara zarar veremez. Ruhaniler ve melekler ordusu, kötülük vermeye çalışanları mahvederler, ona insandan ve cinnilerden gelecek kötülüğü bertaraf ederler. O kimse Allah;ın himayesi altında اَلْمُعِيدُ124-Haygayail-Hafyail Tekrar yaratan, öldürüp yeniden dirilten, ölmüş ve dağılmış, yok olmuş sayısız canlıları her baharda ilk yaratılışlarında olduğu gibi yeniden diriltip inşâ eden yaratan; gönderdiği rızıklarla varlıkların mevcudiyetini her an tazeleyen; mahşerde ise bu ismin azamî derecede tecellîsiyle bütün varlıkları oraya uygun bir tarzda yeniden yaratan. Herşey mukadder olan ömrünü tamamlayıp öldükten sonra, Allah;tan başka kimse kalmaz, fakat varken yok olan bu insanları âhiret günü Allah Teâlâ diriltip yeniden hayatlandırır, yeniden yaratır. Sonra da dünya hayatlarında yaptıkları işlerden hesaba çeker. Zikrine devam edenler fani dünyadan yüzlerini çekerler gafletten kurtulurlar. Utarit saatinde deli divane ve saralı olanlara okunursa şifadır. Günde 100 defa “Yâ Mübdî, Yâ Muîd” ism-i şeriflerini okumak unutkanlık için ilaçtır. Günde 124 defa “Yâ Muîd” ism-i şerifini okuyan ömrünü gafletle geçirmez. Sabahları 124 defa “Yâ Muîd” ism-i şerifini okuyanın kaybettiği eline geçer, işleri yolunda gider. bu ismi Mübdi ismiyle beraber daima zikredenler ledünni ilimlerden nasiplerini اَلْمُقَدِّمُ184-Racyail-Tarafyail Öne alan, istediğini öne alan, ileri geçiren, istediğine, zaman ve mekân yönünden; maddî manevî yönden, şeref ve rütbe bakımından öncelik veren. Allah Teâlâ bütün mahlûkatı yaratmıştır. Ancak seçtiklerini ileri almıştır. İnsanların bazısını dince, dünyaca bazısı üzerine derece derece yükseltmiştir. Fakat bu yükseltme ve seçme, kulların kendi amelleri ile ona lâyık olmaları neticesinde saatinde zikrine devam eden ebediyen saadet bulur adavet bulmaz. Tarikat yolunda olanlar bu ismin zikriyle konakları çabucak aşarlar. Harb zamanında, “Yâ Mukaddim” ism-i şerifini okumaya devam edenler, galip gelirler. Sınav öncesinde bir kaç pirinç tanesi üzerine 184 defa “El-Mukaddim” ism-i şerifini okuyan ve yutan sınavında başarılı olur, en azından stresi az olur. Her hangi bir işte işin ertelenmesi gecikmesi olduğunda bu ismin zikriyle meşgul olunursa aradaki prüz اَلْمُؤَخِّرُ847-Cercyail-Dazveyail Erteleyen, geri bırakan, istediğini geri koyan, istediğini zaman ve mekân yönünden, maddî-manevî yönden, şeref ve rütbe bakımından sona bırakan; her şeyi eceli gelinceye kadar erteleyen; imtihan gereği genellikle kullarının cezasını hemen vermeyip âhiret gününe bırakan. Allah Teâlâ istediğini ileri, istediğini geri aldığı gibi, bâzan da kullarının teşebbüslerini, onların bekledikleri zamanda neticelendirmez, maksadlarını arkaya bırakır. Bunda birçok hikmetleri vardır. Bu hikmetleri araştırmak, sezmeğe çalışmak gerekir. Zikrine devam edenler düşmandan iftiradan, nifaktan emin olur. Zalimlerin zulmü ertelenmiş olur. Günde “Yâ Muahhir” ism-i şerifini okuyan için, sağlam bir tövbe etmek nasip olur ve o kimse takva sahibi olur. 100 defa “Yâ Mukaddim, Yâ Muahhir” ism-i şeriflerini okuyanın gönlündeki zararlı ve gereksiz düşünceler kaybolur, kalbi huzura اَلظَّاهِرُ1106-Ra’zeyail-Ğakkehayail Açık, aşikar, varlığı açık olan, varlığını ve birliğini belgeleyen birçok delilin bulunması açısından aşikâr, varlık ve birliğinin delilleri her şeyde apaçık görünen; bütün varlıklar dış görünüşleriyle ve sanatlı yapılışlarıyla O’nun kudret ve sanatına şahitlik eden, katî delillerle bilinen. Allah Teâlâ;nın varlığı her şeyden âşikârdır. Gözümüzün gördüğü her manzara, kulağımızın işittiği her nağme, elimizin tuttuğu, dilimizin tattığı her şey, fikirlerimizin üzerine çalıştığı her mana, hâsılı, gerek içimizde, gerek dışımızda şimdiye kadar anlayıp sezebildiğimiz her şey O;nun varlığına, birliğine, kemal sıfatlarına şâhiddir. Zühalde zikrine devam eden korkulu rüyalar evham ve hayalden korunmuş olurlar. Aynı şekilde bunlar kimde varsa okusa bu illetten kurtulur. İşrak namazından sonra 900 defa “Yâ Zahir” ismi şerifini okuyanın gözünün nuru artar. Her gün 100 defa “Yâ Zahir” ism-i şerifini okumaya devam edenin kalbinde velayet velilik nuru belirir. Yine Günde “Yâ Zahir” ism-i şerifini okumaya devam eden, bazı ilahi sırlardan haberdar olur. “Yâ Zahir” “Yâ Bâtın” ism-i şeriflerini 100 defa okuyan, şeytanın vesvesesinden kurtulur. Yine zahir ve batın esmalarını beraber devamlı zikredenlere eşyanın sır ve hikmetleri izhar olur açılır. Her kim elli gün, günde 6,502 defa bu ismin zikrine devam ederse düşmanları maglub ve kahr olur. Her kim güneş doğarken bin kere okursa asla kör olmaz, körlükle ilgili bir hastalığa mübtela olmaz. Her kim bu ismi kuşluk vakti beş yüz defa zikre devam ederse, kalbi nurlanır ve gaflet uykusunda risalelerde naklolunmuştur ki; bu ismin zikrine devam iksir-i ahmer gibidir Hasta olan bir kimse için; bu ismin ilk harfi olan zı harfi Cuma gecesi dokuz yüz on defa yazılır ve taşınırsa şifa bulur. Düşmanın zararlarından korunmak için gece 2 rekat namaz kılıp selamdan sonra 900 zahir esması okuyup hakka tevessül eden düşmanın her türlü zararından kurtulur. Bu ismin saklı gömülü olan şeyleri bulmada da çok faydası vardır. Bir kılıca bu ismi yazıp savaşa giden korunmuş olur. Merak ettiği veya öğrenmek istediği bir şeyi rüyada öğrenmek isteyen bu ismi nur ve basit esmalarıyla beraber 2 rekat namaz kılıp selamdan sonra sayısız okuyup yatarsa arzu ettiği şey ona gösterilir. Yâ Evvel Yâ Âhir Yâ Zahir Yâ Bâtın esmasını günde 41 defa okuyan Hızır a rastlar. Bu ismi Ya Zahir Ya Batın şeklinde zikredenler fena düşünceler den halas olurlar sırlara müttali olurlar. Bu isimi el-evvelu el-ahiru el-zahiru el-batınu esmalarıyla zikrederse insanların gizledikleri bütün sırlar, o kimseye keşf olur. Her varlığın batınını ve zahirini görür ve bilir. Eşyanın havassı, zahiri ve batıni ilimler ona malum اَلرَّؤُفُ287-Eriyail-Şevyail Şefkati olan, şefkati çok, rahmet ve şefkatiyle her bir canlının üzerinde titreyen; en gizli ve en küçük ihtiyaçlarına cevap veren; son derece merhamet ve şefkat sahibi. Zikrine devam eden saadeti ebedi sahibi olur. Sinirlendiği anda 10 defa “Yâ Rauf ism-i şerifini ve 10 defa salavat-ı şerife okuyanın hiddeti kaybolur, sevaba kavuşur. Haksızlığı uğrayan bir kimsenin zalimin elinden kurtulması için 287 defa “Yâ Rauf ism-i şerifi okunur. Eşlerden biri haram işler ve diğerini de aynı haramı işlemeye zorlarsa, zorlanan eş, 287 defa Ya Rauf ism-i şerifini okuyup dua ederse haram işleyen eş ıslah olur, o haramı terk eder. Bu esmanın zikrine devam eden kötü ahlak sahibi katı kalbi birisi bu kötü hasletlerinden Gününün Cin PadişahıCumartesi günü, Meymun Ebu Nuh;tur. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi, siyahtır. Görünüm olarak yaşlıdır ve elinde bir asa ile dolaşır. Çenesinde yedi kıl vardır. Genelde kuyu kenarları ve harabe yerlerde dolaşır. Uçma özelliğine de sahiptir. Babasının adı, Deybac Afif; aynı zamanda zühreninde bağlı cin Kesfiyail adlı meleğe Burcu Cinnisi ismi Bülbüle ibni Küzzab dır .Bu Cin taifesinin mekanı viraneler, pis yerler ve yol geçitleridir. Bu burca mensup olan kişiye rüzgar gibi vurduğu zaman, o kişiye uyku hayal olur. Daha sonra bütün azasına girer ve o kişinin başı ağrır, sarhoş gibi olur. Yüreği yanar, yemek yemez ve sıtmalı gibi titrer. Ellerinin ve ayaklarının kuvveti kalmaz. Aklı gider ve rahat uyku Burcu Cinnisi ismi Keşkatür ibni Beşyaş burca mensup olan kişiye rüzgar gibi vurduğu zaman, iki küreği arasına girer. O kişinin yemek yemesi azalır ve harareti çok olur. Başı ağrır ve kuvveti kalmaz. Öyle kuvvetli tutarki, o kişinin aklı gider ve geceleri hastalığı daha şiddetli olur .Esmaların Vücutta Tesir Bölgeleri veya Esma Vücut HaritasıBurada verilen bilgiler esmaların genelde vücutta tesir bölgeleridir. Rahatsız olan bölgelerin baktığı esmalarla meşgul olunursa inşaAllah şifa ihsan edilir. Ama unutmayın maddi rahatsızlıklarda bunlar doktor tedavisinin yanı sıra uygulanacak alternatiflerdir. Genelde tesir bölgeleri verilen yerlerdir. Sizde esmaların kendi vücudunuzda baktığı yerlerin doğru olup olmadığını kıyaslayabilirsiniz. Abdestli bir şekilde kıbleye dönerek oturun ve tamamen vücudunuzu rahatlatın gözlerinizi yumun beyninizi bütün gereksiz düşüncelerden arıtın. Sadece okuyacağınız esmaya odaklaşın ve esmayı zikre başlayın mesela Ya Vasiu Ya Vasiu şeklinde ve vücudunuzda bu ismi zikrederken hangi uzvunuzda veya bölgede değişiklikler olduğunu hissetmeye çalışın normalde kalbi odaklamayı başardıysanız esmanın 10 defa okunmasıyla maksat hasıl olur. Eğer okumanıza rağmen olmuyorsa kalbinizi iyi toparlamadınız demektir. Esmanın Tesir ettiği bölgede yanma, sızı, seğirme, hafif sancı şeklinde hissedebilirsiniz. Esmanın tesir bölgesi zikri esnasında çok bariz bir şekilde kendini belli eder. Bu usulün benzeri eskiden bazı tarikat şeyhlerince talebelerinin İsmi Azam esmasını bulmada kullandıkları usuldür. Şeyhe bir talebe geldiğinde önce onu riyazete sokar oruçlu hayvansal gıdalardan uzak kara üzüm hurma vs. şeylerle iftar ettirir ve gece- gündüz ibadetle uğraştırır ruhu hafifletirlerdi 7 ile 40 gün arasında talebinin durumuna göre, bu süre bitince talebeyi önüne oturtur ve esmaları tek tek söyler talebenin de tekrar etmesini isterdi ve kontrol ederdi talebe hangi esmayı okurken daha çok şevk ve iştiyakla okur. Hangi esmayı daha iştiyaklı okursa o ismi zikir olarak telkin eder ve tarikat yollarında ilerlemesi sağlanırdı. Bu usül aslında kişinin havas ilimlerinde verilen ebced hesabıyla ismi azamını bulma usülünden daha sağlıklı ve doğruluğu yüksek bir usuldür. Bizler bu ilimlerle meşgul olanlara bu usulü tercih etmelerini tavsiye ederiz. Ama unutmayın yol rehbersiz gidilmez. Ne olursa olsun bir bilenin dizinin dibinde olmak her zaman getirisi fazla götürüsü azdır. Tek başına danışmadan yola çıkanlar yolu bilmediklerinden yolda kalmaları, kaybolmaları kaçınılmazdır. Evet bu kısa bilgilerden sonra, amacımız bu ilimlerle uğraşanlara ve esmaların özellikleri, yüceliğinin bilinmesi “ve huve meaküm eyne ma küntüm” Hadid 4 her nerede olursanız o sizinle beraberdir ayeti sırrınca Müslüman kardeşlerimin bu tür bilgiler verilerek imanlarının artmasına vesile olmak, onların esmalardan faydalanmalarına vesile olmak ve bu fakiri de belki dualarınızda anarsınız ümidiyle bunları izah alem Vücut Haritasına gelince ALLAH Bütün esmaları içinde barındırdığından bütün vücuda bakan bir esmadırRAHMAN Beynin Tamamı göğüsRAHİM Kalp, burun üstü, Rahim bölgesiMELİK Sol gözKUDDÜS Sağ göğüs KaraciğerSELAM Başın Tepe noktasıMÜMİN Başın arka tarafıMÜHEYMİN İki ayak diz kapağından aşağıAZİZ Sol taraf BeyinCEBBAR Sol göğüs AkciğerMÜTEKEBBİR Sadır-Beyin TepeHALİK Diyafram ve üzeri, sol BöbrekBARİ Sol sırt kemiği, sağ kolMUSAVVİRSol omuz kol ve Vücudun yanlarıGAFFAREklem yerleri bacak ve kol yanlarıKAHHAR Sol ayak içi, göbek üstüVEHHAP Alın Sağ-Sol kulaklar Sağ ayak ve sol ayakaltıREZZAK Mide sol kaval kemiğiFETTAHBaşın sağ orta kısmı, damarlarALİMAlın şakak, göğüs kompleKABİD Sol kürekBASİTSol kolun dışıHAFİDBurun üstü, sinüsRAFİ Sağ el üstü, sol ayakMUİZZ Sağ kulak ve sağ bacak damarlarıMÜZİLLAlın ortası sağ elmacık kemiğiSEMİBeynin tepesi gözler ve kulaklarBASİRGözler, Sağ kol damarlar, ApandisitHAKEMSağ ve sol el işaret parmaklarıADLTansiyon, sağ göz ve sol bacakLATİF Göbek ve kollar, Tansiyon, şekerHABİR Alın sol avuç içiHALİMSağ ayak bileği, Sol dirsekAZİM Yemek borusuGAFUR Alın üstü sol ayakŞEKUR Başın ön sağ tarafı iki elALİYY Sol böğür sağ ayak ucuKEBİR Sol kürek altı ve böğürHAFIZSağ dizden aşağı ayakMUKİTSol şakak sol kulak içiHASİB KalpSETTAR Göğüs bölgesi sağ taraf, sağ taraf boğaz ve kulakCEMAL Yüz ve Ayak damarlarıCEMİL Yüz Başın ön kısmıKERİM BöbreklerRAKİB Eller ve AyaklarMUCİB Sağ ve sol baldırlar, bademcik boğazVASİ Damar sertlikleri ve tıkanıklıklardaHAKİM Sağ köprücük kemiğiVEDÜDMesane, kalbin altı ve sağ ayak topuğuMECİDSol yüz ve avuç içleriBAİSGeniz, Kasık ve sağ bacak kaslarıŞEHİDSol böğür sol kolHAKKBaşın sol kısmından sol ayak ucuna kadarVEKİL Beynin sol kısmı, kalp ve kuyruk sokumuKAVİY Kemikler omurilikMETİN Mide kapakçığı, Diyafram ve sağ kolVELİYBaşın sol kısmı ve boğazın sol kısmıHAMİDSol Böbrek altı ve sol kol pazuMUHSİ Sağ bacak kompleMÜBDİ Gırtlak ve nefes borusuMÜİD Sol kürek sol kulak arkasıMUHYİ Kalbin arkası ve sol kolMÜMİT Sol kol sol böğürHAYY Başın tamamı, sağ ve sol kollarKAYYUM Sırt ve kalp damarlarıVACİD Sağ bacak sol kolMACİD Tansiyon sol kolVAHİD Sağ omuz ve karın kaslarıSAMED Bağırsaklar ve MesaneKADİR Başın sol kısmı sol göz sol kulak dahilMUKTEDİR İki omuz ve Boyun köküMUKADDİM Sağ dirsek altı damarlarMUAHHİR Sağ ayak ve lenflerEVVEL Omurilik ve şah damarlarıAHİR Sağ ayak diz altıZAHİR Sol ayak altıBATIN Yüzün sol kısmı ve KarınVALİ Sağ kol pazu, Başın tepesiMÜTEAL Mide ve 12 parmak bağırsakBERR Sindirim sistemiTEVVAB Sol omuz sol kolMÜNTEKİM Yüz sinirleri ve hayal bölgesiAFÜV Sol el üstüRAUF Alın sağ ve sol kolMALİKÜLMÜLK Göğüs kafesi ve sırtZÜLCELALVELİKRAM Karaciğer, Pankreas ve Safra kesesiMUKSİT dudak altı sol kısım göğüs kafesiCAMİ Toplar damarlarGANİY Göğüs komple ve boyunMUĞNİ AğızMANİ Sağ el başın üstü kalbin altıDARR Gırtlak boğaz yemek borusuNAFİ Bel sağ kısım, GuatrNUR Başın tepesi ve kalpHADİ Kalp ve iki ayak altıBEDİ Karın bölgesi bağırsaklar ve rahim içiBAKİ SadırVARİS Kasık ve üreme organlarıREŞİD Omurilik sağ ayakSABUR Sol kulak ve arkasıCELLECELALÜH Göğüs, sol kolRabbimizin bilinmeyen bazı EsmalarıAşağıda verilen esmalar Kuran ve sünnetten çıkarılmıştır. Bu esmalar Hem Havas eserlerinde pek geçmez ve herkesçe de bilinmez hem de 99 Esmanın haricindedir. Bazıları Mevcut olan, bilinen Esmaların içeriğinde vardır. Bazıları ise Müstakil olarak vardır. Rabbimizin bu güzel isimleri de diğerleri gibi bilinsin ihtiyaç halinde vesile edinilsin diye bu konuyu açıyoruz. ER-RAFÎK-REFİK Bu isim Rasûlullahın sahih bir hadisinden alınmadırAllah rafîkdir/nazik bir dosttur. Rıfk ile, yumuşaklıkla muamele edilmesini sever. Sertlikle veya başka bir şekilde yapılana vermediğini rıfk ile/yumuşaklıkla yapılana verir. Müslim III/2004.Malumunuz Efendimizin son anlarında en çok yaptığı dua Refiki ala Teâlâ, fiillerinde yumuşaklıkla muamele eder. Bütün mahlukatı hikmetine ve rıfkına/yumuşaklığına uygun bir şekilde tedrici olarak/aşama aşama yaratmıştır. Bir kimse, Allah;ın yaratma kanunlarına ve O;nun peygamberine uyarak işlerini yumuşaklık, sükunet ve vakar ile yürütmelidir. Bu metod peygamberin metodudur. Bu şekilde işler ona kolaylaşıverir. Özellikle insanlara iyiliği emredip kötülükten sakındırırken ve onları irşat ederken yumuşaklık ve ağırbaşlılık son derece ismin ebced değeri 390/152100-Telhail-Burcu Akreb-Gezegeni MerihMerih saatinde bu ismin zikriyle meşgul olan her işini sukunet ve vakar ile yapar. Özellikle aceleciliği olanlar, tabiatında hışım, sertlik olanlar bu ismin zikriyle meşgul olurlarsa yumuşak huyluluğu Hilmi kazanırlar. Bu ismin diğer mazharı ise Hilmdir. Aynı şekilde zikrine devam edenler maddi ve manevi alem bissavabEL-HAYİY, ES-SETÎRBu isimler, Rasûlullahın şu hadislerinden alınmadırŞüphesiz ki Allah hayâlıdır. Kulu elini Ona uzattığı zaman onu boş çevirmekten haya eder. Diğeri Şüphesiz ki Allah halimdir, hayâlıdır, iffetlidir, haya ve iffeti sever; sizden biriniz yıkanırken kendisini gizlesin. Ebû Davud, II/78; Tirmizî, V/556, İbnu Mâce, II/331. Neseî, I/200; Beyhakî, 1/19Allah hayâ, edeb sahibidir, hayiyy günahları, ayıpları örtendir, setîr hayâyı, edebi, edep yerlerini örtmeyi sever. Biriniz guslettiği zaman avret yerlerini örtsün. Ebû Dâvud, Hammam, 2Canlı olmak, utanmak, yol açık ve işlek olmak anlamındaki h-y-y; kökünden türeyen hayîy utangaç demektir. Allah;ın sıfatı olarak hayiy çirkinlikleri bulunmayan; bağış, nimet ve ihsanı terk etmeyen O;nun rahmeti ve keremindendir, kemâli ve hilmindendir. Kul, Rabbine şiddetle muhtaç olduğu halde O;na karşı açıkça günah işler, -hatta Rabbinin verdiği nimetler olmasa günah işlemeye bile kuvvet bulamaz- Rabbi ise bütün mahlûkattan müstağni soyutlanmış olduğundan ve kereminden dolayı Onun perdesini kaldırıp ayıbını ortaya dökmekten ve Onu hemen cezalandırmaktan haya eder. O, iffet ve hayalıdır, iffet ve haya sahibi olanları sever. Kim bir müslümanın ayıbını örterse Allah da onun dünyada ve âhirette ayıplarını örter. Bu sebeple kulu günah işlediği zaman bunu ifşa etmesini hoş karşılamaz. Bilakis kendisinden ve Allah;tan başka kimsenin bilmediği günahları için tövbe etmesini ve bunları insanlara açıklamamasını ister. O;nun nazarında insanların en kötüsü gece günah işleyip, Allah bu günahını gizlediği halde gündüz bunu ifşa edip anlatandır. Yüce Allah şöyle buyururİnananlar arasında çirkin şeylerin yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da âhirette de çetin bir ceza vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz. Nur 19Hayiy Ebced değeri 28/784 Nezail ; Boğa-ZühreSetir Ebced değeri 660/435600 Rayecail- Terazi-ZühreBu isimlerin zikrine saatinde devam edenler Haya ve iffet sahibi olurlar. Bir çok günah ve hatalarını Mevla örter. İfşa olmasını duyulmasını istemediği bir iş, proje veya sırrını bu isimleri zikre dek saklı tutabilir. Aynı şekilde düşmanlarına karşıda okursalar kendine bir yol bulamaz zararları alem bissavab EN-NASÎRNasîr; faîl kalıbında yardım eden veya yardım edilen anlamına gelir. Çünkü birbiriyle yardımlaşanlardan her biri hem yardım eden, hem de yardım edilen dostunu ve müttefikini teslim etmeyeceğine ve onu zillete terketmeyeceğine dair kendisinden güvence alınan, bu hususta söz veren demektir. Allah Teâlâ en-Nasîr;dir. O;nun yardım etmesi mahlûkun yardım etmesi gibi değildir. Bu ismi kuranda aşağıda ki ayetlerde açıkça gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter. Furkan 31Allah, dost olarak yeter. Allah, yardımcı olarak da yeter. Nisa 45 O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır! Hac 7“ Nasir Ebced değeri 350/122500 Şe’dail- Terazi-ZühreSaatinde zikrine devam edenler daim izzet ve yardım bulurlar. Özellikler yukarda verilen ayetleri veya sadece bu ismi veya ayetleri okuyup peşinde sayısınca bu zikri darlık, sıkıntı, çözülmeyenler işler zamanında okuyup hakka rucu edeni hak teala yardımsız bırakmaz. Özellikle düşmanlarına hasedcilerine karşı Nisa 45 Kasas 35 ayetleriyle beraber okumak onlardan gelebilecek zararları def eder. Manevi ilimlerde ehli tarıkın bu isimle meşgul olması manevi tıkanıklık ve yolda kalma durumlarda çok faydalıdır Rabbimizin Tevfikine alem bissavab ZÛL-FAZLYüce Allah;ın kullarına karşı üstün fazilet sahibi olduğudur. Bu adın mana ve medlulü da ona yakışan bir hu¬sustur ki kullarına karşı olan bağışı ihtiyaçlarının üstünde olmaktadır. Zenginliği sonsuz olduğundan kulların fazla olarak verdiği nesneye ih¬tiyacı yoktur. Bu isim Kuranda şu ayetlerde Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf sahibidir. Bakara 105O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir. Aliimran 74Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir. Enfal 29Zül-Fazl Ebced değeri 1647 Teyail- Yengeç-KamerSaatinde zikrine devam edenler çok fazilet ve izzet sahibi olurlar. Bu ismi gerek sade gerekse Zül celali ve ikram ve Zit Tavl mümin 3 ayetinde geçer esmasıyla beraber her türlü darlık, sıkıntı anlarında zikrederlerse sıkıntıları zail olur. Özellikle maişet sıkıntılarında rızık ayetlerinin peşinden bu ismi sayısınca zikredip hakka sığınanlara Rabbimiz sebepler halk eder sıkıntısını giderir. Basiret ve Furkan sahibi olmak isteyenler bu ismi yukarda verdiğim Enfal 29 ayetiyle beraber devamlı zikrederse maksadına nail olur. Allahu alem bissavabMÜBTELÎEbul-Hakem Berrecan el-Endülüsî, bu adın Ibtilâ; dan müştak oluğunu ve bunun anlamının imtihan yani sınav, tecrübe gibi anlamlara geldiğini söylemektedir. Bu isim kuranda aşağıdaki ayetlerden çıkarılmıştır. Ayetlerden de açıkça görüleceği üzere rabbimizin kullarını imtihan etmesidir. Ayetin ifadesiyle gelen imtihanlara sabredip hakka tevekkül edenler müjdelenmiştir. Sabredemeyenler ise yerilmiştir. Bir zümre kurtulmuşken diğer zümre azaba duçar zaman Rabbi İbrahim’i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu “Ben seni insanlara önder yapacağım.” İbrahim de, “Soyumdan da önderler yap, ya Rabbi!” demişti. Bunun üzerine Rabbi, “Benim ahdim verdiğim söz zalimleri kapsamaz” demişti. Bakara 124Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Bakara 155Mübteli Ebced değeri 482 Tefbail- Koç-MerihBu isim mani ismiyle beraber olmasını istemediğiniz işler için saatinde okunursa o işler iptal olur. Bu isim imtihan sıkıntı zamanlarında Vekil, Nasir gibi isimlerle beraber okunursa faydalıdır. Tek başına okumamaya gayret edilsin. Hastalıklarda özellikle tıbbın aciz kaldığı rahatsızlıklarda bu isim mani ve Şafi gibi isimlerle okunursa faydalıdır. Allahu alem bissavabVefiyHak Teâlâ insanların inanç ve amellerine göre hak ettiklerini ödemektedir. Kullarından kendisine bir ödeme yapma¬larını istememektedir. Aksine kullarının hesabını Mürîd adıyla ödemektedir. Bu ödeme işinde “Ben ona ödedim veya onlara öderim.” bu ve benzer sözlerin cümlesi Mûcid adının işidir. Zira her şeyi ödeyen Hak Teâlâ’nın Vefiy adıdır. Bu isimde kurandan çıkarılmıştır.“İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükâfatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez Aliimran 57Vefiy Ebced değeri 96/9216 Fecail- İkizler-MerkürBu ismin zikrine devam edenler her gittikleri yerde izzet ikram ve saygı görürler. Maişet darlıklarında ve hakkının yenildiği zamanlarda bu isimle meşgul olanlar darlıktan kurtulur ve hakkı ödenir. Özellikle birinde alacağı olup da bir türlü alamayanlar bu ismin zikriyle meşgul olurlarsa maksadları hasıl olur. Bu ismi hacetlerde kullananlar her 10 okumada aşağıdaki duayı da okurlarsa istekleri biiznillah verilir. Yine önemli bir isteği olan bir gece rızaellillah 2 rekat namaz kıldıktan sonra bu ismi bin defa okuyup her 10 da bir kerede duayı okurlarsa hacetleri bi bidâatin müzcâtin, fe evfi lenâ Yâ Vefiy! – Ey herşeyin karşılığını tam olarak veren en VefalıBu ismin en büyük özelliği ise halvette çok faydalıdır. Haktan isteklerinin bir an önce verilmesine sebeptir. Bu husus ehline alem bissavabER-RÂTIK EL-FÂTIKBu isimlerde Kurandan çıkarılmıştır. Aşağıda görüleceği üzere ratk bitişik olma ve fatk ayırma manalarındadır. Her şeyi birleştiren ve ayıran hak tealadır. Kainatta zerreden küreye her cismi, varlığı, birleşikken ayıran, ayrı iken birleştiren edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? Enbiya 30Ratık Ebced değeri 700/ Şesvail- Boğa-ZühreFatık Ebced değeri 580/ Senzail- Koç-MerihBu isimler Tarikat yolunda Tevhid makamlarında meşgul olunan isimlerdendir ki başlangıçtakilere verilmez. Fikir hareketleri ta¬hayyüller ve vehimler şek ve şüpheler ve bunlar arasındaki muhalefetler ve anlaşmalar, bağlanmalar ve ayrılmaların tümü rıtk ve fıtk; görülen sadık ve yalan rüyaların mertebeleri ve birbirine meczolmuş görüntüsü fıtk ve rıtk;dır. Bütün bunlar Allah Teâlâ;nın Râtk adının fiilleridir. Bu sebeple bu adı başlangıç ehli zikir etmez, onların maksad ve muradları ayrılık değil birleşmektir. Ancak arif kimseler bu adı anar. Bu isimlerden ayrı eşlerin birleşmeleri için veya küskünlerin barışmaları için faydalanılır. Aynı şekilde düşmanlarının tuzaklarının dağılması güçlerinin yitirilmesi ve birliklerinin ayrılması içinde sayı değeri ve saatinde faydalanılır. Birde gözleri tam görmeyenler ve şaşı olanlar için faydalıdır. Allahu alem bissavabEL-VÂKÎBu isim Allahu Tealanın koruması demektir. Muiz adı zilletten, tevazu ve teslimiyyet ise koruyucu olan Hak Teâlânın Vâkî adındandır. Keza hastalıklarda şifaya kavuşmak onun Kâfî adındandır. Bunlar olmasaydı, özellikle Mâni adı önleyici olmasaydı nasıl korunabilirdik? Keza Dâfı adı olmasaydı insanlar nasıl yardım görüp kurtulabilirdi? İşte Hak Teâlâ kendi özel adlarının manalarıyla hususan Vâkî adıyla mevcudatını yere inenler, semavî afetlerden Mü’min adının yardımıyla her şeyi vikaye etmektedir. Ateşin alevini söndürerek kulunu ve mevcu¬datını koruyan Gafir ile Cebbar bir şey atılmaz ki, Allah Teâlâ;nın Vâkî adı o şeyi korumuş olmasın. Bu hakikatten dolayı Sallallahü Aleyhi ve sellem efendimizin bir sözü vardır ki, bu sözü ile Vâkî adının hayır ve şerle tavırlarıyla zuhuruna işaret eder “Senin yaptıklarından sana sığınırım. buyurmuştu. Hak Teâlâ Vâkî adıyla ken¬dine sığınanları dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur. Rad 34Vaki Ebced değeri 107/11449 Sazail- Yengeç-KamerBu ismin zikrine devam edenler her türlü varlığın şerlerinden mahfuz olurlar. Aşırı korku anlarında, korkulacak şeylerle karşılaşılınca, zararlı haşeratlar akrep, yılan vs. ins ve cin korkularında onlardan gelebilecek zararlardan korunmak için bu isimle hakka sığınanı hak teala korur yardım eder. Tüm korkuları zail olur. Korkulu rüya görenler içinde faydalıdır. Allahu alem bissavab
İsmin çoğulu olan esmâ ile "güzel, en güzel" anlamındaki hüsnâ kelimelerinden oluşan esmâ-i hüsnâ el-esmâü'l-hüsnâ terkibi naslarda Allah'a nisbet edilen isimleri ifade eder. Sadece Kur'an'da geçen ilâhî isimler 100'den fazladır; muhtelif hadislerde Allah'a nisbet edilen başka isimler de mevcuttur. Esmâ-i hüsnâ terkibinin, geniş anlamıyla bunların hepsini kapsamakla birlikte terim olarak daha çok doksan dokuz ismi içerdiği kabul edilir. Esmâ-i hüsnâ terkibinde yer alan hüsnâ kelimesi "güzel" mânasında sıfat veya "en güzel" anlamında ism-i tafdîl sayılmıştır Lisânü'l-ʿArab, "ḥsn" md.; Ebü'l-Bekā, el-Külliyyât, "ḥüsn" md.. Her iki halde de buradaki güzellik bir gerçeği vurgulamakta olup Allah'ın güzel olmayan bir isminden söz edilemeyeceği için mefhûm-i muhâlifini hatıra getirmez. İlâhî isimlerin güzellikle nitelendirilmesinin sebeplerini Ebû Bekir İbnü'l-Arabî şöyle sıralamaktadır 1. Esmâ-i hüsnâ Allah hakkında yücelik ve aşkınlık ifade eder ve kullarda saygı hissi uyandırır. 2. Zikir ve duada kullanılmaları halinde kabule vesile olur ve sevap kazandırır. 3. Kalplere huzur ve sükûn verir, lutuf ve rahmet ümidi telkin eder. 4. Bilginin değeri bilinenin değerine bağlı bulunduğu ve bilinenlerin en şereflisi de Allah olduğu için esmâ-i hüsnâ bilgisine sahip olanlara bu bilgi meziyet ve şeref kazandırır. 5. Esmâ-i hüsnâ Allah için vâcip, câiz ve mümteni' olan sıfatları içermesi sebebiyle O'nun hakkında yeterli ve doğru bilgi edinmemize imkân verir el-Emedü'l-aḳṣâ, vr. 4b-5a. Fahreddin er-Râzî ise hüsnânın bu mânalarından Allah'a ait olanları zikretmekle yetinerek O'nun hakkında kullanılacak güzel kavramının kemal ve celâl niteliklerini dile getirdiğini ifade etmiştir Mefâtîḥu'l-ġayb, XV, 66. İnsanların büyük çoğunluğu kâinatın bir yaratıcı ve yöneticisinin bulunduğunu kabul etmekle birlikte madde özelliği taşımadığından O'nu duyularıyla idrak etmeleri mümkün değildir. Şu halde yaratıcı ancak kâinat ve insanla olan ilişkisi bakımından tanınabilir. Bundan dolayı esmâ-i hüsnâ bilgisi, Allah-âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah'ı tanıtması açısından önem taşımaktadır. Yaratıklara benzetme teşbih endişesiyle Allah'a isim veya sıfat nisbet etmekte tereddüt gösteren filozofların aslında nefiy değil ispat konumunda kaldıklarını belirten Mâtürîdî, ilâhî isimleri benimsemek istemeyenlere şu soruların yöneltilmesini önerir Evrenin yaratılışını kime nisbet ediyor ve hangi dini benimsiyorsunuz? Neye tapınıyor, hangi varlığa karşı dua ve niyazda bulunuyorsunuz? Dinî emir ve yasakları hangi kaynaktan alıyorsunuz? Kitâbü't-Tevḥîd, s. 25 Mâtürîdî bu sorularıyla, büyük yaratıcının sadece zihnî bir varlık olmayıp fiilen de mevcut bulunduğunu, O'nun ancak isim ve sıfatları yoluyla aklen idrak edilebileceğini vurgulamak istemektedir. Şunu da belirtmek gerekir ki evrenin bir parçasını oluşturan insan, aklî istidlâlleri yanında gönül hayatı bakımından da yaratıcı ile münasebet kurmak ihtiyacındadır. Bu münasebetin sağlanmasında esmâ-i hüsnânın vazgeçilmez bir rolü vardır. İsimlerin kelimeler ve seslerle ifade edilmesi ve bu seslerin kulaklarda yankılanması söz konusu iletişimi geliştiren ve güçlendiren âmillerdir. Kur'ân-ı Kerîm'de dua ve zikrin ısrarla tavsiye edilmesinin bir sebebi de bu olmalıdır. Hz. Peygamber'den rivayet edilen dua metinlerinde esmâ-i hüsnânın çokça yer alması dikkat çekicidir meselâ bk. Nevevî, el-Eẕkâr, s. 111-113, 117, 348, 350. Muhyiddin İbnü'l-Arabî'ye göre insan ve genel olarak kâinat ilâhî isimlerin bilinmesi ve tecelli etmesine vesile olmuştur. Kulun çeşitli halleri ilâhî isimlerin farklı tecellileriyle bağlantılıdır. "Her kulun haline uygun düşen ilâhî bir isim vardır ki onun rabbi o isim sayılır; kul bir bedendir, ona tekabül eden ilâhî isim ise onun kalbi gibidir" el-Fütûḥât, I, 41-42. Allah'ı birden fazla isimle anmak veya bazı sıfatlarla nitelendirmek acaba İslâm'ın çok önem verdiği tevhid ilkesini zedeler mi? "Zât-ı ilâhiyyeye nisbet edilen mâna" şeklinde tarif edilebilen isim veya sıfatlar isim-sıfat farkı için bk. DİA, II, 482 zihnin dışında müstakil bir varlığa sahip bulunmadıkları için böyle bir endişeye mahal görülmemiştir. Mâtürîdî'nin de belirttiği gibi Kitâbü't-Tevḥîd, s. 24-25, 93-96 insanlar ancak duyularıyla idrak ettikleri konularda bilgi sahibi olabilirler. Bu sebeple duyular ötesi olan Allah kendisini duyulur âleminin kavramlarıyla tanıtmıştır. Ancak Allah ile diğer şeyler arasında benzerlik kurulamayacağını bildiren âyet eş-Şûrâ 42/11, Allah hakkında akıl ve hayale gelebilecek her türlü yaratılmıştık özelliğini bertaraf eder. Aslında yaratılmışlar arasındaki benzetmeler sadece bir isimlendirmeden kaynaklanmaz. İki şey arasındaki benzerlik genellikle duyular yoluyla tesbit edildikten sonra ortak bir kelime ile adlandırılır. Halbuki Allah hakkında böyle bir tesbitten söz etmek mümkün değildir. Allah'a nisbet edilen isimler içinde, ısı olayının ifade edilebilmesi için "sıcaklık" kelimesinin icat edilmesi vaz' gibi insanlarca konulmuş bir ad yoktur. Çünkü böyle bir adlandırma, nesne ve olayların ya doğrudan veya dolaylı bir şekilde duyular yoluyla tanınması ile mümkün olur. Allah'ın bu yöntemle tanınması ise söz konusu değildir. Bu açıdan bakıldığında ilâhî isimlerin zâtî olmadığını, ancak övgü, dua ve niyazla gönül hayatının derinleşmesi, zenginleşmesi ve mânevî doyuma kavuşması için vesile teşkil ettiğini söylemek gerekir. Ancak Cenâb-ı Hak zâtını bildiği için kendisine verdiği isimler zâtı niteliği taşır. Ebü'l-Berekât el-Bağdâdî mistik bir telakki ile, Allah'ın vaz'î ve zâtî isimlerini bildireceği kulları olabileceğini kabul eder. Bu ârif kullarına bildirdiği isimlerle dua edenlere kâinattaki her şey boyun eğer el-Muʿteber, III, 128. Kur'an'da Allah'ın zâtına birçok isim nisbet edilmiştir. Bunların sık sık tekrar edildiği de görülür Tevbe sûresi dışındaki 113 sûre besmele ile başlamakta, aynı terkip iki âyetin içinde de yer almaktadır. Ayrıca "ism" kelimesi dokuz yerde "ismullah", dokuz yerde "ismü rabbik", iki âyette de zamire muzaf olarak "ismuh" şeklinde yirmi yerde zikredilmektedir bk. M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, "ism" md.. Esmâ-i hüsnâ terkibi ise dört âyette yer alır. İslâm literatüründe genellikle kabul edilen nüzûl sırasına göre bu dört âyetin ilki el-A'râf 7/180 Allah'ın esmâ-i hüsnâsı bulunduğunu, kendisine onlarla dua edilmesi gerektiğini ifade etmekte ve O'nun isimlerinde "ilhâd"a düşenlere itibar edilmemesini istemektedir. "Haktan sapmak, itidalden ayrılmak" anlamına gelen ilhâdın bu âyetteki mânası iki noktada yoğunlaşmaktadır a İsimleri ya tamamen inkâr etmek veya inkâra götürecek şekilde te'vile tâbi tutmak; b İsimleri ancak Allah için geçerli olan anlamlarıyla Allah'tan başkasına nisbet etmek teşrîk veya O'nu yaratılmışlara ait isim ve kavramlarla adlandırmak teşbih; bk. Taberî, IX, 91; Ebû Bekir İbnü'l-Arabî, vr. 5b; Fahreddin er-Râzî, Mefâtîḥu'l-ġayb, XV, 71-72. Siyak ve sibakıyla birlikte göz önünde bulundurulduğunda bu âyetin İslâm'ın ilk yıllarında ısrarla üzerinde durulan tevhid inancını pekiştirdiği görülür. İkinci esmâ-i hüsnâ âyeti Tâhâ 20/8 Allah'ı kâniatın yaratıcısı, yöneticisi ve mâliki olarak niteleyen ve en gizli şeyleri bildiğini ifade eden bir grup âyetten sonra gelmekte ve yine tevhid akîdesini vurgulamaktadır "Allah kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O'na mahsustur." İslâm'dan önce özellikle Güney Arabistan'da "rahmân" kelimesinin Tanrı'nın ismi olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu sebeple Taberî'nin naklettiğine göre Hz. Peygamber'in dua, niyaz ve ibadetlerinde rahmân ismini kullanması müşrikler tarafından yadırganmış, bu tutumun onun ana ilke olarak kabul ettiği tevhid inancına ters düşeceği ileri sürülmüş, bunun üzerine İsrâ sûresinin 110. âyeti nâzil olmuştur Câmiʿu'l-beyân, XV, 121. Bu âyette, "Allah" adına veya "rahmân" adına dua edilmesinin neticeyi değiştirmeyeceği, çünkü O'nun birden fazla isminin bulunduğu ifade edilmektedir. Nihayet Medine döneminde nâzil olan Haşr sûresinin son üç âyetinde 59/22-24 Allah'ın on altı "tesbih" kavramı göz önünde bulundurulduğu takdirde on yedi ismi sıralanmış ve bir defa daha O'nun esmâ-i hüsnâsının bulunduğu belirtilmiştir. Bu âyetlerde Allah'ın birliği vurgulandıktan sonra tenzîhî, sübûtî ve fiilî bazı sıfatlarını dile getiren isimler örnek bir adlandırma niteliğinde ihsâ; zikredilmiştir. Kur'ân-ı Kerîm'de mutlak mânada aşkınlık ifade eden "tesbih" kavramı ile, ardı arası kesilmeyen hayır ve bereket lutfetmekte erişilmezlik ifade eden "tebâreke" fiili hem doğrudan doğruya Allah ve rab isimlerine veya O'nu niteleyen diğer kelimelere, hem de rabbe muzaf olan isim kelimesine nisbet edilmiştir bk. M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, "sebbeḥa", "tebâreke" Bunun yanında zikir kavramı da çeşitli âyetlerde Allah'ı zikretme, rabbi zikretme, rabbin ismini zikretme şeklinde veya Allah'a işaret eden bir zamirle birlikte kullanılmış "ẕikr" md., ayrıca Alak sûresinin ilk âyetinde okuma işinin rabbin adıyla olması emredilmiştir. Sûrelerin başında ve bazı âyetlerde tekrarlanan besmele de Allah'ın ismini öne çıkarmaktadır. Bütün bu kullanımlardan anlaşılacağı üzere kulun yaratıcısına yönelik hürmet, tâzim ve sığınma fiilleri bazan O'nun en yaygın özel isimleriyle Allah ve rahmân veya O'nu gösteren bir zamirle, bazan da bunlarla bağlantılı olan isim kelimesiyle irtibatlandırılmıştır. Buna bir de "mâna sıfatları" denilen hayat, ilim, kudret gibi müstakil zâttan ayrı düşünülebilen kavramların Allah'a nisbet edilemeyeceğini ileri süren Cehmî-Mu'tezilî telakkiyi eklemelidir bk. SIFAT. Bu sebeple olacaktır ki erken dönemlerden itibaren akaid ve kelâm literatürünün "esmâ ve sıfât" bahislerinde bir isim-müsemmâ tartışması başlamıştır. Genellikle Mu'tezile ile Şîa âlimleri Allah'a nisbet edilen isim veya sıfatların müsemmânın yani zât-ı ilâhiyyenin gayri olduğunu iddia ederken Ehl-i sünnet âlimleri "gayri" kelimesini kullanmaktan çekinmiş, bazan, "İsim müsemmânın aynıdır" demiş, bazan da kanaatini, "Ne aynı ne de gayridir" şeklinde belirtmiş, bir kısım kelâmcılar da isimler arasında gruplandırma yaparak bir sonuca varmak istemişlerdir bk. İSİM-MÜSEMMÂ. İbnü'l-Arabî'nin de belirttiği gibi el-Fütûḥât, I, 205 konuyla ilgili tartışma daha çok lafzîdir. Her dindar insanın mânevî yöneliş ve ibadetlerinin yüce yaratıcının bizzat kendisine olduğu şüphesizdir. O'nunla iletişim kurmak ve söyleşmek dindar için vazgeçilmez bir ihtiyaç, paha biçilmez bir haz olup bu iletişime zihinle kalbin yanında bunlarla etkileşim halinde bulunan dilin ve kulağın da katılması lâzımdır. Dil O'nun isimlerini zikreder, kulak da bu zikri algılar. Böylece dindar insan bu ruhî yüceliş çabasında Allah, rab ve benzeri esmâyı duyuş ve yüceliş aracı, yani iletişim vasıtası olarak kullandığı gibi bazan esmâya yaklaşabilmek için isim kelimesinden faydalanmayı gerekli görebilir. Meselâ müslümanın, hayatı boyunca dua ve iltica cümlesi olarak en çok tekrar ettiği besmelede "Allah ile başlıyorum" بالله yerine "Allah adıyla başlıyorum" بسم الله demesi onun kulluk konumu bakımından çok daha uygun görünmektedir. Konuya teknik açıdan nasıl yaklaşılırsa yaklaşılsın gerçekte bu tür kelime ve kavramlar, delâlet ettikleri varlığın bizzat kendisi değil onun hatırlatıcısı ve tanıtıcısı durumundadır. Bu sebeple isim müsemmânın gayridir. Bunun yanında Allah, rab ve benzeri esmâ ile veya bunlara isim kelimesinin eklenmesiyle yapılan tesbih, tâzim, hamd ve zikirlerde gönlün amaçlayıp bağlandığı varlık yüce yaratıcının kendisi olup kelimeler O'na ulaştıran önemli vasıtalardır. Bu bakımdan da isim müsemmânın aynıdır. İlâhiyat alanında isim veya sıfat terimi "zât-ı ilâhiyyeye nisbet edilen mânalar" diye tarif edilir. İbn Hazm yadırganacak bir tutum sergileyerek Allah'a izâfe edilecek bütün kavramların isim olduğunu, "mevsûfa yüklenmiş arazlar"dan başka bir anlam taşımayan sıfat kelimesinin O'na nisbet edilemeyeceğini öne sürer el-Faṣl, II, 120, 150-151, 173. Halbuki sıfat kelimesi Kur'ân-ı Kerîm'de geçmemekle birlikte hadislerde yer almış bk. Wensinck, el-Muʿcem, "ṣıfat" md. ve İslâm literatüründe Allah'a yaraşır bir muhteva ile kullanılagelmiştir. Kelâm âlimleri, İbn Hazm'ın iddiasının aksine isim veya sıfat ayırımı yapmaksızın zât-ı ilâhiyyeye nisbet edilen bütün kelimeler içinde sadece Allah lafzı için bir mâna aranmadığını, diğerlerinin ise muhtevalarıyla birlikte zâta izâfe edildiğini ve bu bakımdan önce sıfat, sonra isim özelliği taşıdıklarını kabul ederler. Aksi takdirde bunlar kuru birer isimden ibaret kalır. Nitekim Kur'an'da geçen esmâ-i hüsnâ ya lafza-i celâli nitelemekte veya içinde bulunduğu âyetin mâna ve hükmünü açıklayıp pekiştirmektedir. Esmâ-i Hüsnânın Sayısı. Bu konuda ilk akla gelen şey, sayıyı doksan dokuz olarak belirleyen ve müslümanlar arasında meşhur olan hadistir. Ebû Dâvûd ile Nesâî dışında Kütüb-i Sitte'de, Ahmed b. Hanbel'in el-Müsned'inde bk. Wensinck, Miftâḥu künûzi's-sünne, "ism" md., Nesâî'nin es-Sünenü'l-kübrâ'sında "Nuʿût", 1, IV, 393, Hâkim'in el-Müstedrek'i ile I, 16-17 diğer hadis mecmualarında yer alan Süyûtî, III, 613 ve hepsi de Ebû Hüreyre'ye ulaşan rivayetlerin muhtevası iki kısma ayrılır. Bütün rivayetlerin kaydettiği birinci kısmın meâli şöyledir "Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen ihsâ cennete girer." Hadisin bu kısmını içeren bazı rivayetlerin sonunda, "O tektir, tek olanı sever" şeklinde bir ilâve de mevcuttur. Metindeki "ahṣâhâ" lafzı bazı rivayetlerde "ḥafiẓahâ" ibaresiyle nakledilmiştir. Hadiste cennete girmeye vesile olarak gösterilen "ihsâ" kelimesinin buradaki anlamı üzerinde Buhârî'den itibaren önemle durulmuş ve kelimenin "saymak, ezberlemek, anlamak" bk. Fîrûzâbâdî, el-Ḳāmûsü'l-muḥîṭ, "iḥṣâʾ" md. şeklindeki sözlük anlamının ötesinde bir mâna taşıdığı görüşü ağırlık kazanmıştır konu ile ilgili çeşitli yorumlar için bk. İbn Hacer, XI, 228-230. Öyle anlaşılıyor ki bu kelime "İslâm'ın ulûhiyyet inancını naslara başvurmak suretiyle tesbit edip anlamak, benimsemek ve bu inanca uygun bir ruhî yetkinlik kaydetmek" anlamını içermektedir. Ebû Hüreyre hadisine yer veren on beş civarında ana hadis kaynağı içinde sadece Tirmizî ile İbn Mâce tarafından metne, doksan dokuz isim ihtiva eden bir liste ikinci kısım olarak eklenmiştir. Tirmizî hadis için kaydettiği dört ayrı senedin sadece birine "Daʿavât", 82, İbn Mâce de iki senedin birine isim listesini ilâve etmiştir "Duʿâʾ", 10. Buna karşılık Buhârî, Müslim, es-Sünenü'l-kübrâ'sında Nesâî ve hadisi yedi ayrı senedle tekrarlayan Ahmed b. Hanbel Müsned, II, 258, 267, 314, 427, 499, 503, 516 bu listeye yer vermemişlerdir. Tirmizî'nin Sünen'inde kaydedilen liste lafza-i celâl ile başlayıp sabûr ismiyle sona ermekte ve daha sonra İslâm dünyasında meşhur olmuş şekliyle doksan dokuz ismi içermektedir. Bunların ilk on dördü Haşr sûresinin son âyetlerinde 59/22-24 sıralandığı şekliyle alınmıştır. İbn Mâce'nin rivayet ettiği listede ise bu düzen korunmadığı gibi farklı isimler de yer almış, ayrıca metnin sonundaki ahad ismiyle sayı 100'e çıkarılmıştır. İbn Mâce rivayetinde yer alan esmâ-i hüsnâ الباطن الظاهر الآخر الأول الصمد الواحد الله المؤمن السلام الحق الملك المصور البارئ الخالق اللطيف الرحيم الرحمن المتكبر الجبار العزيز المهيمن المتعالي البارّ العظيم العليم البصير السميع الخبير العلي القاهر القادر القيوم الحي الجميل الجليل الشكور الودود الواهب الغني المجيب القريب الحكيم الحليم الغفور العفو الراشد الوالي الواجد الماجد المبين الشهيد الولي المجيد الرب التواب الكريم القوي الوارث الباعث المعيد المبدئ الرؤف البرهان الرافع الخافض الواقي الباقي النافع الضار الشديد ذو القوة الرزاق المقسط المذل المعز الباسط القابض السامع الفاطر الوكيل الحافظ الدائم القائم المتين الكافي الهادي الجامع المانع المميت المحيي المعطي القديم التام المنير النور الصادق العالم الأبد الأحد الوتر Esmâ-i hüsnâ hadisi Ebû Hüreyre'den başka Selmân-ı Fârisî, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer ve Hz. Ali'den de farklı şekillerde rivayet edilmiş, ancak bunların hepsi zayıf kabul edilmiştir. Müfessir İbn Atıyye, Ebû Hüreyre hadisinde liste dışındaki kısmın mütevâtir olduğunu ileri sürmüşse de İbn Hacer bunun doğru olmadığını, bu bölümün olsa olsa meşhur derecesine çıkabileceğini belirtmiştir el-Muḥarrerü'l-vecîz, VII, 213; Fetḥu'l-bârî, XI, 218-219. Bununla birlikte Ebû Zeyd el-Belhî gibi bazı âlimler, bu kadar önemli bir sonuç doğuracak olan hadisin sayı verdiği halde güvenilir bir isimler listesi ihtiva etmemesini gerekçe göstererek rivayetin birinci kısmına bile güvenilemeyeceğini ileri sürmüşlerdir. Fahreddin er-Râzî ise bu belirsizliği, beş vakit namaz içinde "orta namaz"ın salât-ı vüstâ, bk. el-Bakara 2/238, ramazan ayı içinde Kadir gecesinin gizlenişi gibi doksan dokuz ismin bütün ilâhî isimler içinde gizli tutulmuş olmasıyla açıklamak istemiştir Levâmiʿu'l-beyyinât, s. 77-78. Hadisin birinci kısmındaki doksan dokuz sayısına, "Neden daha fazla veya daha az değil?"; yüzden bir eksik kaydına ise, "Bu değişik ifadenin amacı nedir?" şeklinde itirazlar yöneltilmiştir. Yüzden bir eksik kaydının doksan dokuz sayısını belirgin hale getirme amacını taşıması kuvvetle muhtemeldir. Arapça'da harflerde noktaların kullanılmadığı dönemlerde doksan dokuz ile yetmiş yedinin benzer şekilde ىىىىعه وىىىىعىﮟ yazılması sebebiyle sayının yetmiş yedi değil doksan dokuz olduğunu vurgulamak maksadıyla bu kaydın râviler tarafından eklenmiş olduğu da düşünülebilir. Öte yandan hadisteki doksan dokuz sayısının sınırlandırıcı değil çokluktan kinaye olduğunu söyleyenler de vardır. Hatta Nevevî bu konuda ittifak bulunduğunu kaydeder. Çünkü Hz. Peygamber dua mahiyetindeki bir hadisinde Allah'ın, kitabında beyan ettiği veya yaratıklarından herhangi birine öğrettiği isimlerinden başka gayb ilminde sakladığı isimlerinin de mevcut olduğunu ifade etmiştir Şerḥu Ṣaḥîḥi Müslim, XVII, 5; krş. Müsned, I, 391, 452; Hâkim, I, 509. Ayrıca namazlardan sonra okunan doksan dokuz tesbihte olduğu gibi bu sayının da Hz. Peygamber'e vahiy yoluyla bildirilmiş bir özelliği bulunabilir. Bazılarına göre ise söz konusu hadisteki isim sayısı doksan dokuz değil 100'dür. Bu durumda İbn Mâce rivayetinde yer alan "vitr" ismini, yahut listenin başındaki gāib zamirini veya "ellezî lâ ilâhe illâ hû" ibaresini sayıya almak gerekecektir. Abdülkāhir el-Bağdâdî ile Fahreddin er-Râzî gibi bazı müellifler tek sayının önemi üzerine bazı açıklamalar da yaparlar el-Esmâʾ ve'ṣ-ṣıfât, vr. 49b-50a; Levâmiʿu'l-beyyinât, s. 81-82. Birçok âlim, Ebû Hüreyre hadisinin ikinci kısmındaki doksan dokuz ismin asıl metinde bulunmayıp râvi tarafından eklendiği görüşündedir. Listenin Buhârî ile Müslim'de yer almayışı da bununla açıklanmıştır. Nitekim listeye yer veren iki muhaddisten Tirmizî'de bulunan yirmi beş isim İbn Mâce'de, onda bulunan 100 isimden yirmi altısı Tirmizî'de mevcut değildir. İki listenin toplamı ise 125 isme çıkmaktadır. İbn Mâce rivayetinde bulunup da Tirmizî'de yer almayan isimler المبين الرب الراشد القريب القاهر الجميل البارّ الحافظ الدائم القائم ذو القوة الواقي الشديد البرهان الصادق العالم الأبد الكافي المعطي السامع الفاطر الأحد الوتر القديم التام المنير Tirmizî rivayetinde bulunup da İbn Mâce'de yer almayan isimler الكبير العدل الحكم الفتاح القهار الغفار القدوس المحصي الحميد الواسع الرقيب الحسيب المقيت الحفيظ مالك الملك المنتقم البرّ المؤخر المقدم المقتدر الصبور الرشيد البديع المغني ذو الجلال والإكرام Bununla birlikte Kur'an'da yer aldığı halde bu iki rivayette görülmeyen isimler bulunduğu gibi aynı kökten türeyen veya ayrı kökten olmakla birlikte aynı mânaya gelen isimler de listede mevcuttur Bağdâdî, el-Esmâʾ ve'ṣ-ṣıfât, vr. 48a-b; Beyhakī, el-Esmâʾ ve'ṣ-ṣıfât, s. 32; İbn Kesîr, III, 257; İbn Hacer, XI, 219. Kaynakların belirttiğine göre II. VIII. yüzyıldan itibaren doğrudan doğruya Kur'ân-ı Kerîm'den esmâ-i hüsnâ listeleri çıkarma çalışmalarına başlanmıştır. Bu teşebbüslerde İbn Abbas ile İbn Ömer'den nakledilen şu hadisin de etkisi olmuştur "Allah'ın doksan dokuz ismi vardır ki onları sayan cennete girer, onlar Kur'an'da mevcuttur" Süyûtî, III, 615. Bazı âlimler meşhur hadiste bulunup da Kur'an'da yer almadığını tesbit ettikleri isimleri oradan tamamlamaya çalışmışlar, bazıları da kendilerinin koyduğu ölçüler çerçevesinde yeni tesbitler yapmışlardır. İbn Hacer, Tirmizî'nin listesinde yer aldığı halde Kur'an'da bulunmayan isim sayısını yirmi yedi olarak belirlemiş ve bunların yerine Kur'ân-ı Kerîm'den aynı sayıda isim bularak yeni bir liste düzenlemiştir. Fakat bu yeni listede de lafız ve mâna bakımından mükerrerlerin bulunduğuna, bunların listeden çıkarılarak yerlerinin sahih hadislerle doldurulmasının gereğine de işaret etmiştir Fetḥu'l-bârî, XI, 222, 224. İbn Hacer'e göre Kur'ân-ı Kerîm'de isim sîgasıyla bulunduğu halde Tirmizî rivayetinde yer almayan isimler الشديد الشاكر الكافي القدير المحيط الإله الرب النصير المولى القاهر الغافر الفاطر الحاكم القائم الأكرم الخلاق الكفيل المليك الرفيع الخالق الغالب الحافظ الأحد القريب الحفي المبين الأعلى İbn Hacer'e göre Tirmizî rivayetinde yer aldığı halde Kur'ân-ı Kerîm'de isim sîgasıyla bulunmayan isimler العدل المذل المعز الرافع الخافض الباسط القابض الواجد المميت المعيد المبدئ المحصي الباعث الجليل المقسط ذو الجلال والإكرام الوالي المؤخر المقدم الماجد الصبور الرشيد الباقي النافع الضار المانع المغني İbn Hacer'in Kur'ân-ı Kerîm'den derlediği doksan dokuz esmâ-i hüsnâ المؤمن السلام القدوس الملك الرحيم الرحمن الله المصور البارئ الخالق المتكبر الجبار العزيز المهيمن الفتاح الرزاق الخلاق الوهاب التواب القهار الغفار القيوم الحي الحكيم الواسع العظيم الحليم العليم المحيط الكبير العلي الخبير اللطيف البصير السميع المجيب القريب الرقيب الكريم النصير المولى القدير الوارث المجيد الودود المقيت الحفيظ الحسيب الوكيل المتين القوي المبين الحق الحميد الولي الشهيد الكافي القاهر المقتدر القادر الشديد المالك الغني الآخر الأول الغافر البديع الفاطر المستعان الشاكر الرفيع العالم الحكم الغالب الكفيل الباطن الظاهر المتعالي المليك الجامع المحيي القائم المنتقم الحافظ الأكرم الرؤف العفو الشكور الغفور الهادي النور الأحد الواحد الإله الرب الحفي البر الأعلى الصمد Ancak İbn Hacer'in bu tesbitinde bazı hatalara düştüğü görülmektedir. Kendisi eserinde Tirmizî'nin rivayetini, "Doğruya en yakın olup esmâ-i hüsnâ şârihlerinin ekseriya güvendiği rivayet budur" kaydıyla naklederken hâlik ismine yer verdiği halde XI, 219 bu defa onu Kur'an'da bulunup da Tirmizî'de mevcut olmayan isimler listesine almıştır. Esasen elde bulunan el-Câmiʿu'ṣ-ṣaḥîḥ Sünen nüshalarında ve bu esere dayanarak meşhur olan esmâ-i hüsnâ listesinde hâlik ismi mevcuttur. İbn Hacer ayrıca Rahmân sûresinde iki defa geçen zü'l-celâli ve'l-ikrâm ismini 55/27, 78 Kur'an'da yer almayan isimler arasında zikretmiştir. Buna göre doksan dokuz isim içinde Kur'an'da isim olarak bulunmayan esmâ-i hüsnânın sayısı yirmi altıdır. Ancak bunların yirmisi daha çok fiil sîgasıyla olmak üzere çeşitli kelime şekilleriyle Allah'a izâfe edilmiştir. Bu yolla doksan dokuz isimden Kur'an'da yer almayanların sayısı altıya düşürülebilir hâfıd, mâni', dâr, nâfi', reşîd, sabûr. Daha ilk dönemlerden itibaren Kur'an'dan doksan dokuzluk liste çıkarma denemeleri yapılmıştır. Meselâ esmâ-i hüsnânın etimolojisiyle ilgili müstakil bir eser kaleme alan Zeccâcî, Ebû Zeyd el-Ensârî'nin ö. 215/830 Kur'an'dan çıkardığı ve Süfyân b. Uyeyne'nin de tasvip ettiği doksan dokuzluk bir listeyi sûreleriyle birlikte vermiştir İştiḳāḳu esmâʾillâh, s. 19-21. Ca'fer es-Sâdık'ın da doksan dokuz ismin Kur'an'da mevcut olduğunu söylediği nakledilmiştir. Ancak Fâtiha'dan İhlâs sûresine kadar yirmi sekiz sûrede gösterilen isim sayısı 111'e çıkmaktadır Süyûtî, III, 615-616. Doksan dokuzluk listede bulunup da Kur'an'da yer almayan isimlerin sayısını yirmi beş olarak gösteren İbnü'l-Vezîr ise Kur'ân-ı Kerîm'de mevcut ilâhî isimlerin en sahih ve en makbul esmâ olduğunu, kimseyi taklit etmeden bizzat kendisinin Allah'ın kitabında tesbit ettiği isimlerin 155'e ulaştığını ve fiillerden çıkarılabilecek isimlerle bazıları bunların sayısını 1000'e kadar çıkarmaktadır selbî-tenzîhî isimlerin bu sayıya dahil olmadığını belirtir Îs̱ârü'l-ḥaḳ, s. 158-162. Fakat İbnü'l-Vezîr'in kitabında yer alan isimlerin 167 olduğu görülmektedir. Bu tür tesbitler sonunda verilen listelerin zaman zaman bizzat tesbitte bulunanın belirlediği sayıya bile uymamasının sebebi eş anlamlı kelimelerin tekrarı, izâfet vb. bir bağlantı ile oluşan veya fiil sîgasıyla geçen bir kavramdan türetilen isimlerin alınıp alınmaması hususundaki tereddütler, dikkatsizlik ve bir de istinsah hatası olarak düşünülebilir. Şiî literatüründe doksan dokuz isim hadisi Hz. Ali'den rivayet edilerek liste verilmekte Meclisî, IV, 186-187, bazı kaynaklarda ise Ali ile Ebû Hüreyre rivayeti birleştirilerek sayı 133'e çıkarılmaktadır. Şiî âlimlerinin Kur'an'dan çıkardığı esmâ sayısının 127 olduğu ifade edilmektedir. Bu âlimlerin önem verdiği Cevşen-i Kebîr'de ise her biri onar isim içeren 100 bölüm halinde 1000 isim mevcuttur bk. CEVŞEN; Şiî literatüründeki esmâ-i hüsnâ çalışmaları için bk. Âgā Büzürg-i Tahrânî, II, 66-67; V, 287; XIII, 88-90. En önemli konusunu ulûhiyyetin oluşturduğu ilâhî dinler içinde İslâmiyet Allah'ın isim ve sıfatlarına ayrı bir önem vermiş, tevhid inancının açık bir şekilde anlaşılabilmesi için yaratanla yaratılmışların niteliklerinin vuzuha kavuşturulmasını fevkalâde gerekli görmüştür. Zât-ı ilâhiyyenin bilinmesi isimleri ve sıfatlarıyla mümkün olacağından Kur'ân-ı Kerîm'de Allah'ın güzel isimlerinin bulunduğu, O'na bu isimlerle dua, niyaz ve ibadette bulunulması gerektiği, bu konuda doğru yoldan ayrılanlara itibar edilmemesi lâzım geldiği, ayrıca esmâ-i hüsnânın hangisiyle olursa olsun dua edilebileceği el-İsrâ 17/110 belirtilmiş ve son nâzil olan sûrelerden birinde de on altı kadar isim bir arada zikredilmiştir el-Haşr 59/22-24. Esmâ-i hüsnânın tertibi konusunda örnek teşkil eden bu son âyetler Allah'a nisbet edilen bazı tenzîhî ve sübûtî sıfatları içerdiği gibi isim, fiil ve terkip şeklindeki esmâya da yer vermektedir. Bu âyetlerden ilham alan birçok âlim eski dönemlerden itibaren Kur'an'da bulunan isimleri doksan dokuz sayısına bağlı kalmadan araştırıp listeler düzenlemeyi denemişlerdir. Allah'ın isim veya sıfatları O'nun zâtına nisbet edilen mâna ve kavramlardan ibarettir. Bu kavramlar şekil itibariyle isim, fiil veya zarf olabileceği gibi izâfet veya başka yollarla oluşmuş bir terkip halinde de bulunabilir. Kur'ân-ı Kerîm'in edebî üslûbu gereği aynı kökten gelen veya ayrı köklerden olmakla birlikte eş anlamlar taşıyan isimler de az değildir. İslâm'a mahsus ulûhiyyet inancında ilim, kudret ve yaratıcılık büyük bir yer tutar ve Kur'an âyetlerinin temel örgüsünü oluşturur. Bundan dolayı çeşitli kalıplarla Allah'a nisbet edilen fiillerden birçok isim ve sıfat türetmek mümkündür. Konuyla ilgili çalışmalarda Kur'ân-ı Kerîm'den değişik sayılarda esmâ-i hüsnâ tesbit edilmiştir. Abdülkādir el-Kureşî'nin Hattâbî'den naklen Ebû Abdullah ez-Zübeyrî'ye nisbet ettiği listede Kur'an'dan çıkarılan esmânın 313 olduğu ifade edilmekte ve bunlar alfabetik sıraya konularak verilmektedir el-Cevâhirü'l-muḍıyye, I, 22-28. Ancak el-Cevâhirü'l-muḍıyye'nin yazma Süleymaniye Ktp., nr. 840, 841 ve matbu nüshalarından yapılan tesbitte bu sayının 302-305 arasında değiştiği görülmüştür. Ayrıca bu isimlerden otuz beş kadarının Kur'an'da kök olarak Allah'a nisbet edilmediği, bir o kadarının da sadece fiil sîgalarıyla O'na izâfe edildiği, buna karşılık "râmî" el-Enfâl 8/17, "târik" el-Kehf 18/99, "mâhî" er-Ra'd 13/39 gibi kavramların Kur'an'da yer aldığı halde listeye alınmadığı tesbit edilmiştir. J. W. Redhouse tarafından kaleme alınan bir makalede JRAS, XII, 1-69 Kur'an'da yer aldığı bildirilen, ayrıca bazı Batılı araştırmacılarca düzenlendiği ifade edilen listelerden çıkarılıp alfabetik olarak sıralanan isimlerin sayısı ise 552'ye ulaşmaktadır. Ancak Kur'an'da fiil şeklinde geçen ve bu listeye alınan kavramların bir kısmı için "Kur'an'da geçmiyor" kaydı konulurken meselâ bk. 60, 87, 549. isimler birçok isim de bazı eklerin getirilmesiyle tekrar edilmiştir. Meselâ Allah ismi on dokuz, ilâh on bir defa tekrarlanmıştır. Bu yolla meydana gelen toplam tekrar sayısı 309'u bulmaktadır. Daniel Gimaret'nin telif ettiği eserde ise çoğu Kur'ân-ı Kerîm'de geçen 285 isim üzerinde durulmuştur Les Noms divins en Islam, s. 431-436. Kur'ân-ı Kerîm'in incelenmesi ve muhtelif hadis kaynaklarının taranması sonunda ilâhî isim veya sıfat sayılan birçok kavramın ortaya çıktığı görülmektedir. Ayrıca bunlara naslarda geçmediği halde kelâm, tefsir ve tasavvuf literatüründe kullanılan, müslüman milletlerin dil ve edebiyatlarında yer alan kelime ve terkipleri de eklemek gerekir. Nasta yer aldığı halde bk. el-En'âm 6/19; el-Kasas 28/88 orada Allah'a nisbet edilip edilmediği tartışmalı olan isimlerden biri şeydir. Cehm b. Safvân, kelimenin yeterince kemal ifade etmediğini ileri sürerek Allah'a nisbet edilmesini doğru bulmamışsa da Mâtürîdî ve Kādî Abdülcebbâr'dan itibaren âlimlerin çoğu "mevcut" mânasına aldıkları şeyin zât-ı ilâhiyyeye nisbetini câiz görmüşlerdir. Mevcûd kelimesi de aynı nitelikte görülmüştür. Kur'an'da yer alan evvel ve âhir isimleri, zât-ı ilâhiyyenin varlığı için başlangıç ve sona eriş düşünülemeyeceğini vurgular. Bu nitelikleri ifade etmek üzere İslâm düşünce tarihinde kadîm, ezelî, bâkī, dâim, vâcibü'l-vücûd li-zâtih mevcudiyeti için başkasına muhtaç olmayan gibi kelime veya terkipler kullanılmıştır diğer bazı kullanımlar için bk. Fahreddin er-Râzî, Mefâtîḥu'l-ġayb, I, 119-130. Özellikle kelâm literatüründe kullanılan sâni' ismi "bilgi, maharet ve incelikle yapan, yaratan" mânasına gelip Kur'ân-ı Kerîm'de fiil ve masdar şeklinde Allah'a nisbet edilmiştir Tâhâ 20/41; en-Neml 27/88. Ebû Hüreyre rivayetindeki doksan dokuzluk listede bulunmayan bazı isimler çeşitli hadis kaynaklarında Allah'a nisbet edilmiştir. Bunlar arasında vitr bir, tek; Buhârî, "Daʿavât", 68, mukallibü'l-kulûb, musarrifü'l-kulûb kalpleri halden hale çeviren; Buhârî, "Ḳader", 14, "Tevḥîd", 11, sübbûhun kuddûs her zaman ve her dilde yüceltilen; Müslim, "Ṣalât", 223, cemîl Müslim, "Îmân", 147 en çok kullanılanlardır. Bir hadiste, "Dehre sövmeyiniz, zira -sizin telakkinize göre- dehr Allah'tan başka bir varlık değildir" denilmişse de Buhârî, "Edeb", 101, "Tefsîr", 45/1, "Tevḥîd", 35; Müslim, "Elfâẓ", 2-4 burada ilâhî kudretle gerçekleşebilen olayları "mutlak zaman" anlamındaki dehre nisbet eden Câhiliye anlayışına bk. el-Câsiye 45/24 karşı zımnî bir eleştiri bulunduğundan hadiste yer alan dehrin esmâ-i hüsnâdan sayılması mümkün değildir. Ancak esmâ-i hüsnâdan adl isminin "âdil" anlamında kullanılması gibi bu hadisteki dehr kelimesinin de "dâhir" olayları yöneten, çekip çeviren mânasında isim olduğunu, dolayısıyla esmâ-i hüsnâdan sayılması gerektiğini ileri sürenler de vardır Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, "dhr" md.. Âyet ve hadislerde Allah hakkında "ene" ben, "nahnü" biz, "ente" sen, "hüve" o zamirleri de kullanılmıştır. Kur'an'da daha çok Hz. Mûsâ ile Meryem'den bahseden Tâhâ ve Meryem sûreleri mütekellim zamirlerinin çok kullanıldığı örnek sûreler olarak zikredilebilir. İslâm'da en faziletli ibadet kabul edilen namazda daima tekrarlanan ve Allah ile kul arasındaki ilişkiyi dile getiren Sübhâneke, Fâtiha, Salli-Bârik metinleriyle selâmdan sonra okunan "Allahümme ente's-selâm" tesbihinde muhatap zamirleri hâkim bir üslûp oluşturur. Öte yandan özellikle tasavvuf literatüründe "hüve" hû zamirine büyük bir önem atfedilmiştir. Kuşeyrî'nin, tasavvuf ehlince Allah'a yakınlığın en veciz ifadesi olarak kabul edildiğini belirttiği et-Taḥbîr fi't-teẕkîr, s. 25, İbnü'l-Arabî'nin "zikirlerin doruk noktası" diye değerlendirdiği el-Fütûḥât, II, 146 hüve zamiri mâbudun niteliklerini değil doğrudan doğruya zâtını, başka bir deyişle bütün vasıflarını ihtiva eden lafza-i celâli simgeler Fahreddin er-Râzî, Levâmiʿu'l-beyyinât, s. 109-113. Özellikle tasavvuf çevresinde hüvenin geniş ölçüde önem kazanmasında, lafza-i celâl kadar olmasa da cehrî zikre elverişli olan söyleyiş kolaylığı ve ses vurgusunun da etkisi bulunabilir. Hüve, bir kısım esmâ-i hüsnânın yer aldığı Haşr sûresinin son âyetlerinde 59/22-24 yedi defa müstakil olarak, iki defa da bitişik zamir şeklinde tekrar edilmiş, tevhid inancını veciz bir üslûpla dile getiren İhlâs sûresinin başında ise sûrenin içerdiği tenzîhî sıfatların mevsufu olarak kullanılmıştır. Bazı sûrelerin başında bulunan hecâ harflerinin hurûf-ı mukattaa esmâ-i hüsnâdan birinin ilk harfini oluşturduğu ve onun yerini tuttuğu ileri sürülmüşse de bu telakki itibar görmemiştir bk. Beyhakī, I, 163-165. Türk edebiyatındaki manzum esmâ-i hüsnâlar üzerinde bir çalışma yapan Halil İbrahim Şener, doksan dokuz ismin dışında Türkçe'de kullanılan altmış altı ismin listesini vermiştir Türk Edebiyatında Manzum Esmâü'l-hüsnâlar, s. 45-47. Arapça, Farsça ve Türkçe kelime veya terkiplerden oluşan bu isimlerin bir kısmının ilâhî fiillerden türetildiği, bir kısmının da övgü ifade ettiği görülmektedir. Esmâ-i hüsnâ ile ilgili eserlerde ele alınan konulardan biri de ism-i a'zamdır. Allah'a izâfe edilen yüzlerce isim arasından birini "en büyük isim" diye tercih etme girişimleri erken dönemlerden itibaren başlamıştır. Ancak Taberî, Eş'arî ve Bâkıllânî başta olmak üzere birçok âlim, belirli bir isme "en büyük" özelliğini nisbet etmek için naklî veya aklî bir delil bulunmadığını söylemiştir. Esasen mâna ve şümulünün genişliği sebebiyle bu özelliği taşıyacak bir isim varsa o da lafza-i celâldir. Hangi ismin neye göre ism-i a'zam kabul edileceği hususu belirsizdir. Eğer bu seçimde kulun mânevî hayatını en çok etkileyen bir isim olma özelliği dikkate alınacaksa o takdirde tercih sebebi isimden çok kişinin şahsî durumu olacaktır. Eğer kul mâsivâdan sıyrılıp aklı, fikri ve gönlüyle sadece Allah'a yönelirse onun dua ve zikrinde yer alan her isim en büyük etkiye sahip olur. İsm-i a'zamın varlığını kabul eden, fakat insanlar tarafından bilinmesinin imkânsız olduğunu savunan görüş de farklı bir sonuca varmamaktadır. Bir ism-i a'zamın varlığını ve insanlarca da bilindiğini ileri sürenler ise İbn Hacer'in sıraladığı on dört ayrı isim önermektedir Fetḥu'l-bârî, XXI, 227-228. Bu belirsizlik de konuyla ilgili kesin bir delilin bulunmadığını gösterir ayrıca bk. İSM-i A'ZAM. Müteahhir dönem Selef âlimlerinden İbnü'l-Vezîr'in de belirttiği gibi Îs̱ârü'l-ḥaḳ, s. 174, 186 esmâ-i hüsnâyı özelleştiren kriter, Allah'ı kusurlardan tenzih etmek ve yetkinlik kavramlarıyla nitelemekten ibarettir. Bu temel ilke kelâm ilminde selbî tenzîhî ve sübûtî sıfat gruplarıyla işlenmektedir. Selbî sıfatlar acz ve noksanlık ihtiva eden mânalar taşıdıkları için ulûhiyyet makamıyla bağdaşmayan nitelikleri reddeden kavramlar olup Allah'ın ne olmadığını ifade eder. Bunların hedefi tevhid inancını oluşturmaktır. Sübûtî sıfatlar ise Allah'ın varlığını, etkinliğini ve zâtının yetkinliklerini kemal dile getiren kavramlardır. Allah çeşitli âyetlerde her iki grup isim veya sıfatla da kendini nitelemiştir. Bazı hadis metinlerinde de aynı mahiyette isimler yer almıştır. Öte yandan Allah'ı naslarda bulunmayan kavramlarla nitelemenin câiz olup olmadığı meselesi, Cehmiyye ve Mu'tezile gruplarının ortaya çıkışından itibaren tartışma gündemine girmiştir. Âlimler özel isimlerin "mürtecel" olduğunu, yani kendileri bir mâna taşısa bile bunu müsemmâlarına yüklemediklerini göz önünde bulundurarak Allah'a kendisinden başkasının isim koyamayacağı hususunda ittifak etmişlerdir. Genellikle Selef âlimleriyle muhaddisler muhafazakâr bir yaklaşımla bütün esmâ-i ilâhiyyenin Allah'ın bildirmesine bağlı tevkīfî olduğu ve dolayısıyla naslarla sınırlı bulunduğu görüşünü savunmuşlardır. Eş'arî'nin naklettiğine göre Mu'tezile'nin Bağdat kolu da aynı görüştedir Maḳālât, s. 197, 525. İbn Fûrek bizzat Eş'arî'nin de aynı kanaatte olduğunu kaydeder Mücerredü'l-Maḳālât, s. 42, 49-50. Esmâ-i ilâhiyyenin tevkīfî olduğunu kabul eden İbn Hazm, tereddütsüz övgü ifade etse bile naslarda yer almayan kavramların Allah'a nisbet edilmesine şiddetle karşı çıkmıştır. Ebû Hüreyre'den rivayet edilen esmâ-i hüsnâ hadisinin liste dışındaki kısmını sahih gören İbn Hazm, naslarda fiil sîgalarıyla zâta izâfe edilen kavramlardan isim türetmeyi de uygun bulmaz. Çünkü bu takdirde sayı doksan dokuzu aşacaktır. İbn Hazm Allah'a nisbet edilemeyecek birçok ismi de örnek olarak sıralar. Bunların içinde doksan dokuzluk listede yer alan yirmiye yakın isim de vardır el-Faṣl, II, 341-346. Ancak İbn Hazm'ın kesin kabul ettiği doksan dokuz sayısını kendi ölçüleri uyarınca nasıl tamamladığı bilinmemektedir. Bağdat ekolü dışındaki Mu'tezile âlimleriyle birçok kelâm âlimi ise naslarda yer almamakla birlikte tenzih mahiyetinde olan kelime ve terkiplerle Allah'ın nitelendirilmesinde sakınca görmemişlerdir. Sübûtî sıfatlara gelince, ulûhiyyetin şanına yakışan ve herhangi bir şekilde eksiklik anlamı içermeyen bütün kavramlar kemal mertebesinde olduğundan O'na nisbet edilebilir. Allah'ın bizzat kendini tanıtması, bir insanın da başkalarını tarif etmesi nasıl doğru ise akıl yoluyla O'nun tarif edilmesi de doğru olur. Aslında ulûhiyyetle bağdaşan bu tür adlandırma ve nitelendirmelerin, naslarla sabit olan zengin isim ve sıfatlardan bir veya birkaçının çerçevesine gireceğine muhakkak nazarıyla bakılmaktadır. Gazzâlî de bu nitelikteki isimlerin tevkīfî olmadığını kabul eder. Ancak Gazzâlî, anlam kadrosu içinde yetkinlikle birlikte eksiklik ve kusur işaretleri de bulunan, dolayısıyla Allah'a isim ve sıfat olarak verilmesi sakıncalı olan kavramlara da dikkat çekmiştir. Meselâ mânasının içinde menetme, engelleme unsuru bulunan "âkıl", önceden bilinmeyen bir şeye sonradan vâkıf olma unsuru bulunan "ârif", önceden bilinmeyeni süratle idrak etme unsuru bulunan "fatîn, zekî" kelimeleriyle Allah'ın adlandırılması doğru değildir. Kur'an'da fiil sîgasıyla veya belli bir söz dizisi içinde Allah'a nisbet edilen "remy" atmak ve "zer'" ekip biçmek kavramlarından hareketle el-Enfâl 8/17; el-Vâkıa 56/63-64 "yâ râmî, yâ zâri'" demek de mümkün değildir; çünkü bunlar üslûp ve ifade açısından küçümsemeyi andırır. Buna karşılık sabûr, halîm, rahîm gibi isimler beşer çerçevesinde düşünüldüğü takdirde duygusal unsurlar taşıdığı halde nassın müsaadesiyle Allah'a nisbet edilmiştir el-Maḳṣadü'l-esnâ, s. 194-196. Ancak bunlar ilâhî sıfat olarak düşünüldüğünde bütün olumsuz unsurlardan sıyrılıp şân-ı ulûhiyyete yakışacak bir muhteva kazanır. Şu halde dil, üslûp ve muhteva bakımından yetersizlik ve küçümseme ifade etmeyen, ulûhiyyet makamıyla bağdaşabilen kavramlarla Allah'ı adlandırıp nitelemekte bir sakınca bulunmasa gerektir. Müfessir Âlûsî, Allah'a isim nisbet edilmesini vahye dayalı olma şartına bağlayanların çoğunluğu teşkil ettiğini söylüyorsa da Rûḥu'l-meʿânî, IX, 121-122 bu doğru değildir. Nitekim "tevkīf" ilkesini benimseyenlerin bile kendi eserlerinde bu ilkeye tam anlamıyla uymadıkları gözlenmektedir. Gerek kelâm ve felsefe kitaplarında gerekse tasavvufî eserlerde, hatta bunların etkisiyle kaleme alınan tefsir kitaplarında Allah'ın çeşitli kavramlarla adlandırıldığı görülmektedir. Arap olmayan müslüman milletler de kendi dilleriyle Allah'a isim ve sıfatlar nisbet etmekte, bunlarla dua ve niyazda bulunmaktadırlar. Türkler'in İslâmiyet'i kabul etmelerinden sonra başta "tanrı" ve "çalap" olmak üzere eskiden kullandıkları bazı isimleri kullanmaya devam ettikleri, daha sonra Farsça'nın tesiriyle bunlara "hudâ" vb. isimleri de ilâve ettikleri bilinmektedir. Nitekim XV. yüzyıl başlarında yapılan satır arası Kur'an tercümesinde Allah lafzının Tanrı, rab isminin de çalap ile karşılandığı görülmektedir Topaloğlu, II, 119, 556-557. Böylece esmâ-i hüsnânın tevkīfî olmadığı yönünde fiili bir icmâın oluştuğunu söylemek mümkündür. Esmâ-i Hüsnânın Tasnifi ve Muhtevası. Değişik şekil ve kalıplarla Allah'a nisbet edilen isimler yüzlerle ifade edilecek kadar çoktur. Esmâ-i hüsnâ telif türünün ortaya çıkışından itibaren bu isimleri gruplandırma temayülleri de belirmiştir. İlâhî isimler aynı zamanda Allah'ı niteleyen sıfatlar olduğundan bu kavramların tasnifiyle kelâm âlimleri de eskiden beri ilgilenmişlerdir. Ancak kelâm ilminin temel konusu Allah'ın varlığı, birliği, O'nun kâinat üzerindeki yaratıcı ve yönetici tasarrufu olduğundan ilâhî isim veya sıfatlardan bu konuları ilgilendirenler kelâm literatürüne alınmış, diğer isimler ve onlara dair konular üzerinde durulmamıştır. Doksan dokuz isim listesini veren rivayetin sıhhatini şüphe ile karşılayan müellifler bile bu listeyi esmâ-i hüsnâ için düşünülebilecek dizilerden biri olarak kabul edip içerdiği isimleri tasnif etmeye çalışmışlardır. Birçok müellif tarafından yapılan farklı esmâ-i hüsnâ tasnifleri içinde birbirine benzeyenler bulunmakla birlikte bunların önemli bir kısmı ortak bir ilkeye bile dayanmış değildir. Çünkü isimlerin bir bölümü birden fazla özellik ve mâna taşıdığı için ayrı ayrı gruplarda mütalaa edildiği gibi onları tasnif etmeyi amaçlayan âlimler de farklı açılardan bakış yapmışlar ve değişik yöntemler kullanmışlardır. Bütün müellifler lafza-i celâlin diğerlerinden farklı bir isim olduğunu kabul etmektedir. Öteki isimlerin hepsi belli köklerden türediği ve belli mânaları zât-ı ilâhiyyeye izâfe ettiği halde tercih edilen telakkiye göre Allah lafzı câmid türetilmemiş bir isim olup herhangi bir kök anlamı taşımaz. Diğer isimler gerçekte zâtı niteleyen sıfatlardan ibarettir; esmâ-i hüsnânın nitelediği yüce zâtın özel ismi olan lafza-i celâl ise bütün sıfatların muhtevasına delâlet etmektedir. Nitekim Allah kelimesinin Kur'an'da 980 defa tekrarlanırken göze çarpan kullanılışı da onun bu konumunu göstermektedir. İslâm dininin ulûhiyyet anlayışını ifade etmek üzere başka dillerde kullanılan Tanrı, Hudâ, Dieu gibi özel isimler de aynı mahiyettedir. Bundan dolayı Allah ismi zât-ı ilâhiyyeye mahsus olup başka hiçbir varlığa nisbet edilemez. Bu açıdan bakıldığı takdirde esmâ-i hüsnânın isim lafza-i celâl ve sıfatlar diye ikiye ayrılması mümkündür. Esmâ-i hüsnânın tasnifinde takip edilen yöntemler teknik, muhteva ve ilgilendikleri alanlar etkinlik, taalluk olmak üzere üç grup halinde incelenebilir. a Teknik tasnif türlerinden biri alfabetik sıralamadır. Fazla kullanılmadığı anlaşılan bu yöntemi Abdülkādir el-Kureşî, Ebû Süleyman el-Hattâbî'den naklettiği listede uygulamıştır el-Cevâhirü'l-muḍıyye, s. 21-29. Ayrıca Abdülkāhir el-Bağdâdî de kendi eserinde doksan dokuz ismi şerhederken alfabetik sıralamayı takip etmiştir el-Esmâʾ ve'ṣ-ṣıfât, vr. 53b-240b. Allah'a nisbet edilen kavramlar şekil bakımından isim, masdar, sıfat, zarf olabileceği gibi fiil kalıplarından biri veya zamir de olabilir. Esmâ-i hüsnâ ile ilgili eserlerin çoğunda bu kelime şekilleri birer tasnif modeli oluşturmaktadır. Özellikle fiil sîgalarıyla zât-ı ilâhiyyeye nisbet edilen kavramlar Kur'an'da çoktur. Bunların bir kısmı sadece fiil şeklinde, bir kısmı hem fiil hem de isim sîgalarıyla geçmektedir. Fiil şeklindeki kavramların bazıları Cenâb-ı Hakk'ın zâtını sürekli niteleyen kavramlar olmayıp insanların davranışlarına aynı türden karşılık verme amacı taşır. Meselâ münafık ve kâfirlerin Allah ile, O'nun diniyle ve bu dinin mensuplarıyla alay etmelerine, hile ve aldatma taktikleri kullanmalarına Allah'ın mukabelede bulunması "muhâdaa", "istihzâ" ve "mekr" kavramlarıyla ifade edilmiştir meselâ bk. el-Bakara 2/9, 15; el-Enfâl 8/30. "Aldatmak, alay etmek, hile yapmak" mânalarına gelen bu kelimeler Allah'ı sürekli şekilde niteleyen kavramlar olmayıp inkârcıların kötü fiillerini kendi aleyhlerine çevirmeyi, kötülüğe karşılık verip onu bertaraf etmeyi ifade eder. Sözlükte "şiddetle tutmak, yakalamak" anlamına gelen "batş" ve "ahz" fiilleri de Allah'a nisbet edildiği âyetlerde "kötü hareketlerinden dolayı fert veya toplumları helâk etmek, azapla cezalandırmak" mânasını taşır. Bu sebeple Kur'ân-ı Kerîm'de Allah'a nisbet edilen birçok fiil veya türevleri vardır ki tek başına bir kavram olarak değil konunun gelişine göre bir terkip veya kompozisyon içinde ulûhiyyet makamına yaraşır anlam ifade eder. İnsanların kulluk tarzındaki bazı fiillerinin muhatabı olması dolayısıyla Allah'a nisbet edilen isimler de vardır. Meselâ insanlar Allah'a ibadet ettikleri için Allah "mâbud", O'nu zikrettikleri için "mezkûr", şükrettikleri için "meşkûr" isimleriyle anılır. İlâhî fiillerle ilgili bu farklılıklar da bazı müelliflerin tasnif işlemlerine malzeme sağlamıştır. Fiiller dışında, "sahip" anlamına gelen "zû" kelimesiyle oluşan bazı terkipler de ancak bu şekilde Allah'a nisbet edilebilir; "zü'l-fazl", "zü'r-rahme", "zü'l-arş" gibi bk. M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, "ẕû" md.. Esmâ-i hüsnâ konusunda tatminkâr bir eser telif eden Abdülkāhir el-Bağdâdî, ilâhî isimleri sarf ve nahiv ilimlerini ilgilendiren özellikleri açısından bile tasnife tâbi tutmuştur zengin tasnif çeşitleri için bk. Bağdâdî, Uṣûlü'd-dîn, s. 116-130; el-Esmâʾ ve'ṣ-ṣıfât, vr. 7a-11b. b Esmâ-i hüsnânın muhtevasıyla ilgili olarak yapılan en önemli tasnif bunların zâta; sübûtî, selbî ve haberî olanlarıyla birlikte sıfatlara ve bir de ilâhî fiillere taksim edilmesidir. Zât-ı ilâhiyyeye delâlet eden kavramların başında Allah ismi gelir. Bundan başka mevcûd, şey, zât, vâhid, ferd gibi isimler de bu grupta mütalaa edilmiştir. Zâtı niteleyen sübûtî kavramlar kıdem ve süreklilik ifade eden yetkinlik sıfatları olup bunlardan kâinatı ilgilendirenler için kelâmcılar tarafından hay, alîm, semî', basîr, kadîr, mürîd, mütekellim şeklinde bir seçim yapılmıştır. Acz ve noksanlık ifade eden selbî veya tenzîhî isimler ulûhiyyete yaraşmayan mânaları O'ndan nefyeden ve bu açıdan Allah'ın ne olmadığını ifade eden kavramlardır. Bunların sayısı pek çoktur. Ebû Bekir İbnü'l-Arabî otuz üç tanesini sıralayarak açıklamaya çalışmıştır el-Emedü'l-aḳṣâ, vr. 16a-58b. Muhteva bakımından tenzîhî isimler içinde yer alması gerektiği halde naslarda Allah'a nisbet edilen bazı kavramlar da vardır. Bunları selbî sıfatların istisnası olarak düşünmek veya haberî sıfatlar diye ayrı bir grup şeklinde mütalaa etmek mümkündür. Yed, vech, nüzûl el, yüz, yukarıdan aşağıya inme gibi beşerî mânalar ihtiva eden bu tür sıfatların yorumuyla ilgili olarak yazılan eserlerden biri de Fahreddin er-Râzî'nin Esâsü't-taḳdîs'idir. Naslarda çeşitli fiil kalıplarıyla zât-ı ilâhiyyeye nisbet edilen esmâ ise pek çok olup bunları da kendi aralarında taksime tâbi tutanlar olmuştur bk. Bağdâdî, Uṣûlü'd-dîn, s. 124-127; el-Esmâʾ ve'ṣ-ṣıfât, vr. 52a. Esmâ ve sıfât konusunda ilk telif edilen eserlerin müelliflerinden biri olan Ebû Abdullah el-Halîmî Kur'an, sünnet ve icmâ ile sabit olduğunu belirttiği esmâ-i hüsnâyı beş grupta inceler. 1. Ulûhiyyeti inkârı bertaraf etmek amacıyla Allah'ın varlığını kanıtlayanlar. 2. Her türlü şirk anlayışını çürütmek amacıyla Allah'ın birliğini ispat edenler. 3. Teşbih inancını reddetmek amacıyla tenzih ifade edenler. 4. İllet-mâlul ilkesini pekiştirmek amacıyla kâinatın yaratılışını konu alanlar. 5. Tabiatın kendi kendini yönettiği, yahut yıldızlar veya melekler tarafından idare edildiği inancını ortadan kaldırmayı amaçlayan ve bu yönetimi Allah'a havale edenler el-Minhâc, I, 183-185. Halîmî'nin bu tasnifi yukarıda kaydedilen tasnifin değişik bir şekli niteliğindedir. Esmâ-i ilâhiyyenin vâcip zâta nisbeti zaruri, müstahîl zâta nisbeti imkânsız ve câiz nisbet edilmesi de edilmemesi de mümkün şeklinde bir ayırıma tâbi tutulması yukarıdaki tasnife nisbetle herhangi bir farklılık göstermez. Âlimler esmâ-i hüsnâyı, başka varlıklara nisbeti câiz olan ve olmayan isimler olarak da tasnife tâbi tutmuş ve ulûhiyyete has mânalar taşıyan isimlerin dışında kalanların insanlar için de kullanılabileceğini belirtmişlerdir. Abdülkāhir el-Bağdâdî, ulûhiyyete has isimlerin sayısının lafza-i celâl dışında dokuz olduğunu söylemiştir İlâh, rahmân, hâlik, kuddûs, rezzâk, muhyî, mümît, mâlikü'l-mülk, zü'l-celâli ve'l-ikrâm. Bunların dışında kalan isimlerin sınırlı anlamlarla insanları nitelendirmesi câiz görülmüştür Uṣûlü'd-dîn, s. 128. Doksan dokuz ismin sevgi ile korku, lutuf ile kahır açısından yapılan tasnifinde korku ve kahır mânası ihtiva eden dört isim tesbit edilmiştir Hâfıd, müzil, kābız, dâr. Bu kavramlar ilk bakışta kahır ifade eder gibi görünüyorsa da aslında her biri mukabil bir isimle birlikte terkip halinde kullanılmış ve beşer âlemine uygulanan bir dengenin varlığını dile getirmiştir Hâfıd-râfi' alçaltan-yücelten, müzil-muiz zillete düşüren - izzet ve şeref veren, kābız-bâsıt rızkı daraltan veya canlıların ruhunu alan - rızkı genişleten yahut ruhları bedenlerine yayan, dâr-nâfi' zarar veren - fayda veren ayrıca bk. DİA, II, 485. c Esmâ-i hüsnâ etkinliği taalluk bakımından da tasnife tâbi tutulmuştur. Bu açıdan isimler taalluku olan ve olmayan diye başlıca iki gruba ayrılır. Taalluku olmayanlar zât-ı ilâhiyyeyi niteleyen ve sadece O'na münhasır bulunan isimlerdir. Doksan dokuz ismin yarısı bu gruba girer. Ayrıca şey, mevcûd, zât gibi kavramlar da bu grup içinde mütalaa edilir. Diğer isimler ise Allah'ın bütünüyle kâinat ve özellikle insan üzerindeki etkinliğini dile getiren kavramlardır her iki grubun listesi için bk. II, 484-485. Muhyiddin İbnü'l-Arabî, her nesne ve olayın fiilen meydana gelişini sağlayan ilâhî isim sayısının çok olduğunu söyler. Meselâ cevher-i ferdin icadı kādir, düzenli oluşu âlim, alternatiflerinden ayrılması ihtisas mürîd ve zuhur şekli basîr isimlerinin tesirine bağlıdır el-Fütûḥât, II, 124-125. Bununla birlikte İbnü'l-Arabî, kelâmcıların kâinatın yaratılış ve işleyişini açıklayabilmek için tercih ettikleri yedi ismin sıfât-ı sübûtiyye isabetli bir şekilde seçildiğini de kabul eder II, 125-127; IX, 79. Buraya kadar sıralanan esmâ-i hüsnâ tasnifleri bu alana giren çeşitli eserlerde uygulanan tasniflerin belli başlıları olup konunun temel ilke ve yöntemlerini göstermektedir. Kādî Abdülcebbâr'ın el-Muġnî'sinde V, 219-240, Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin İnşâʾü'd-devâʾir'inde s. 27-32 ve Afîfüddin et-Tilimsânî'nin Şerḥu'l-esmâʾi'l-ḥüsnâ'sında vr. 4b-5b daha başka tasnifler de görmek mümkündür. Esmâ-i hüsnânın yüzlerle ifade edilecek kadar çok oluşu İslâm ilâhiyyatı alanında zengin bir malzeme oluşturmuş, ulûhiyyet inancının açıklık kazanmasına, kulun dua, niyaz ve zikirlerle Allah'a yaklaşmasına yardımcı olmuştur. Ancak bu durum zaman zaman bazı teknik problemleri de gündeme getirmektedir. Birçok âyetin son kelimesini esmâ-i hüsnâdan birinin oluşturduğu bilinmektedir. Bunun yanında birçok âyette bu isimlerden iki veya üçü ardarda sıralanmaktadır. Bazı müsteşrikler bu sıralanışın muhteva açısından bir önem taşımadığını zannetmiş ve bu tür tekrarların âhengi sağlamaya yönelik seci görevi yaptığını ileri sürmüşlerdir. Vahiy ürünü olan Kur'ân-ı Kerîm'in erişilmez üstünlüğü i'câz bir yana nâzil olduğu dönemde Arap edebiyatının kaydettiği gelişmelerin hiçbir zaman böyle bir suniliğe ihtiyaç hissettirmeyeceği açıktır. Suat Yıldırım, bu sıralı isimlerin tek tek içermedikleri bazı anlamları bu terkiplerle kazandıklarını ispat etmiş ve bu sıralanışlarıyla ait oldukları âyetlerin mânalarına olan katkılarını açıklamıştır Kur'an'da Ulûhiyyet, s. 67-78. Naslarda yer alan ilâhî isimler içinde anlamları aynı veya birbirine çok yakın olanlar müterâdif var mıdır? Gazzâlî, konunun kendisinden öncekiler tarafından dikkate alınmadığını kaydettikten sonra doksan dokuz isim içinde bazı kelimelerin eş anlamlı görünmesine rağmen gerçekte böyle olmadığını söyler. Meselâ aynı kökten geldikleri için eş anlamlı gibi görünen gāfir, gafûr, gaffâr isimleri Kur'an'da geçmekte, son ikisi doksan dokuz isim hadisinin listesinde de yer almaktadır. Ancak gāfir bağışlayıcılık vasfının sadece mevcudiyetini gösterirken mübalağa sîgaları olan iki isimden gafûr "birden fazla günahı bağışlayan", gaffâr ise "sürekli bağışlayıcı olan" mânasına gelir. Gazzâlî'ye göre doksan dokuz isim listesinde anlam farklılıkları anlaşılamayan, dolayısıyla müterâdif zannedilen kelimeler varsa bunların aslında müterâdif olmadığına inanmak gerekir. Zira bir nevi gereksiz tekrar demek olan eş anlamlılığın nasta yer alma ihtimali yoktur el-Maḳṣadü'l-esnâ, s. 36-38. Muhyiddin İbnü'l-Arabî ise konuya farklı bir açıdan bakmaktadır. Ona göre her isim biri Allah'ın zâtı, diğeri kendi hakikati ve özel muhtevası olmak üzere iki delâlete sahiptir. İsmin zâta müsemmâ delâleti demek, zâtın bütün niteliklerini içermesi ve kendi ufkunda onları temsil etmesi demektir. Bunun içindir ki Kur'ân-ı Kerîm'de ister Allah adına ister rahmân adına, esmâ-i hüsnânın hangisiyle olursa olsun Allah'a dua edilebileceği ifade edilmiştir el-İsrâ 17/110. Her ilâhî isim esmâ-i hüsnânın bütününe delâlet etmeseydi o isimle dua, zikir ve ibadette bulunmak mümkün olmazdı el-Fütûḥât, II, 129-130; III, 297-298, 318. İbnü'l-Arabî'nin, bu görüşüyle esmâ-i hüsnâdan her birini lafza-i celâl gibi zâtî isim kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bu ise âlimlerin genel anlayışına, esmânın tasnif ve genel kullanılışına aykırı düşmektedir. Doksan dokuz isim ihtiva eden liste üzerinde yapılan bir tesbitte on dört isim grubunun eş anlamlılık sınırına girdiği, bunların toplam sayısının otuz dörde ulaştığı ve on tanesinin de ortak kökten türediği rahmân-rahîm, gaffâr-gafûr, alî-müteâlî, mâcid-mecîd, kādir-muktedir görülmüştür. Doksan dokuz esmâ-i hüsnâ listesinde yer alan yakın anlamlı veya eş anlamlı isimler HÂLİK BÂRİ' MUSAVVİR MÜBDİ' ALÎM HABÎR LATÎF AZÎM KEBÎR CELÎL AFÜV GAFFÂR GAFÛR ALÎ MÜTEÂLÎ KUDDÛS RAHMÂN RAHÎM GANÎ MELİK HÂFID MÜZİL RÂFİ' MUİZ AZÎZ KAHHÂR KAVÎ METÎN MÂCİD MECÎD KĀDİR MUKTEDİR BÂKĪ VÂRİS Esmâ-i hüsnânın Kur'ân-ı Kerîm'de kullanıldığı her yerde gereksiz tekrar niteliği taşımadığı muhakkaktır. Ancak Gazzâlî'nin önem verdiği doksan dokuzluk listede göze çarpan eş anlamlı veya çok yakın anlamlı isimlerin varlığını inkâr etmek de mümkün değildir. Esasen muhaddislerin ve konuyla ilgilenen âlimlerin çoğunluğuna göre doksan dokuzluk liste Ebû Hüreyre hadisine râviler tarafından sonradan eklenmiştir. Bu sebeple de onu nas olarak kabul etmek mecburiyeti yoktur. Şunu da ilâve etmek gerekir ki söz konusu listede mevcut isimlerin sıralanışı, tekrarları ve diğer hususlarına yönelik itirazlar Gazzâlî'den önce başlamıştır. Sonuç olarak Kur'ân-ı Kerîm'de ve sahih hadislerde yer alan esmâ-i hüsnâ kullanımında gereksiz tekrarın bulunmadığını söylemek gerekir. Esmâ-i hüsnânın muhtevası hakkında bir fikir edinebilmek için doksan dokuzluk listeyi model olarak göz önünde bulundurmak veya isimleri muhtevaya yönelik bir yöntemle tasnife tâbi tutup incelemek gerekir. İlâhî isimlerle ilgili görüşleri kendisinden sonraki birçok âlimi etkileyen Halîmî'nin Allah'ın varlığını, birliğini, yaratıcılığını, benzersiz oluşunu ve kâinatı yönettiğini ifade eden isimler olmak üzere yaptığı beşli tasnifi el-Minhâc, I, 187-209 ikiye indirgemek mümkündür Allah'ın zâtını niteleyenler ve kâinatla ilgisini belirtenler. Ancak insanın kâinat içindeki önemi göz önünde tutularak birinci derecede ona hitap eden isimleri ayrı bir grup halinde mütalaa etmek yerinde olacaktır. Doksan dokuz ismin doksan dördünün çeşitli kelime şekilleriyle Kur'ân-ı Kerîm'de yer aldığını, bunların bütün esmânın ana ilkelerini içerdiğini ve asırlardan beri kabul görüp şöhret bulan bir tertip niteliği taşıdığını dikkate alarak muhtevayı bu listeden takip etmek uygun görünmektedir esmâ-i hüsnânın zâtî, kevnî ve insanla ilgili gruplarına ayrılmış muhtevası bir kompozisyon halinde "Allah" maddesinde zikredilmiştir, bk. DİA, II, 484-485. Aynı muhteva aşağıda şema halinde gösterilmiştir TİRMİZÎ RİVAYETİNDE YER ALIP YAYGINLIK KAZANAN ESMÂ-i HÜSNÂNIN ALFABETİK SIRALANIŞI 1 ADL العدل Mutlak adalet sahibi, aşırılığa meyletmeyen insanla ilgili 2 AFÜV العفوّ Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden insanla ilgili 3 ÂHİR الآخر Varlığının sonu olmayan zâtî 4 ALÎ العليّ İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın zâtî 5 ALÎM العليم Hakkıyla bilen zâtî 6 ALLAH الله Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere lâyık bulunan zâtın özel kapsamlı adı zâtî 7 AZÎM العظيم Zâtının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu zâtî 8 AZÎZ العزيز Yenilemeyen yegâne galip zâtî 9 BÂİS الباعث Ölümden sonra dirilten kevnî 10 BÂKĪ الباقي Varlığının sonu olmayan zâtî 11 BÂRİ' البارئ Bir model olmaksızın canlıları yaratan kevnî 12 BÂSIT الباسط Rızkı genişleten, ruhları bedenlerine yayan kevnî 13 BASÎR البصير Gören zâtî 14 BÂTIN الباطن Zâtının görülmesi ve mahiyetinin bilinmesi açısından gizli zâtî 15 BEDÎ' البديع Eşi ve örneği olmayan, sanatkârane yaratan kevnî 16 BER البرّ İyilik eden, vaadini yerine getiren zâtî 17 CÂMİ' الجامع Toplayıp düzenleyen, kıyamet günü hesaba çekmek için mahlûkatı toplayan kevnî 18 CEBBÂR الجبّار İradesini her durumda yürüten, yaratılmışların halini iyileştiren zâtî 19 CELÎL الجليل Azamet sahibi kevnî 20 DÂR Zâr الضارّ Zarar veren kevnî 21 EVVEL الأوّل Varlığının başlangıcı olmayan zâtî 22 FETTÂH الفتّاح İyilik kapılarını açan, hakemlik yapan insanla ilgili 23 GAFFÂR الغفّار Daima affeden, tekrarlanan günahları bağışlayan insanla ilgili 24 GAFÛR الغفور Bütün günahları bağışlayan insanla ilgili 25 GANÎ الغنيّ Her şeyden müstağni, kendi dışındaki her şey O'na muhtaç zâtî 26 HABÎR الخبير Her şeyin iç yüzünden haberdar olan zâtî 27 HÂDÎ الهادي Yol gösteren, murada erdiren insanla ilgili 28 HÂFID الخافض Alçaltan, zillete düşüren insanla ilgili 29 HAFÎZ الحفيظ Koruyup gözeten ve dengede tutan kevnî 30 HAK الحقّ Fiilen var olan, mevcudiyeti ve ulûhiyyeti gerçek olan zâtî 31 HAKEM الحكم Son hükmü veren insanla ilgili 32 HAKÎM الحكيم Bütün emirleri ve işleri yerli yerinde olan zâtî 33 HÂLİK الخالق Takdirine uygun bir şekilde yaratan kevnî 34 HALÎM الحليم Acele ile ve kızgınlıkla muamele etmeyen insanla ilgili 35 HAMÎD الحميد Övülmeye lâyık zâtî 36 HASÎB الحسيب Kullarına yeten, onları hesaba çeken insanla ilgili 37 HAY الحيّ Ebedî hayatla diri zâtî 38 KĀBIZ القابض Rızkı tutan, canlıların ruhunu alan kevnî 39 KĀDİR القادر Her şeye gücü yeten, kudretli zâtî 40 KAHHÂR القهّار Yenilmeyen, yegâne galip zâtî 41 KAVÎ القويّ Her şeye gücü yeten, kudretli zâtî 42 KAYYÛM القيّوم Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden kevnî 43 KEBÎR الكبير Zâtının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu zâtî 44 KERÎM الكريم Fazilet türlerinin hepsine sahip zâtî 45 KUDDÛS القدّوس Her eksikten münezzeh zâtî 46 LATÎF اللطيف Yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip sezilmez yollarla karşılayan insanla ilgili 47 MÂCİD الماجد Şanlı, şerefli zâtî 48 MÂLİKÜ'l-MÜLK مالك الملك Mülkün sahibi kevnî 49 MÂNİ' المانع Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere engel olan kevnî 50 MECÎD المجيد Şanlı, şerefli zâtî 51 MELİK الملك Görünen ve görünmeyen âlemlerin sahibi kevnî 52 METÎN المتين Her şeye gücü yeten, kudretli zâtî 53 MUAHHİR المؤخّر Geriye bırakan kevnî 54 MUĞNÎ المغني Zenginlik verip tatmin eden kevnî 55 MUHSÎ المحصي Her şeyi tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen zâtî 56 MUHYÎ المحيي Can veren kevnî 57 MUÎD المعيد Tekrar yaratan kevnî 58 MUİZ المعزّ Yücelten, izzet ve şeref veren insanla ilgili 59 MUKADDİM المقدّم Öne alan kevnî 60 MUKĪT المقيت Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren, bilip gücü yeten ve koruyan kevnî 61 MUKSİT المقسط Adaletle hükmeden insanla ilgili 62 MUKTEDİR المقتدر Her şeye gücü yeten, kudretli zâtî 63 MUSAVVİR المصوّر Şekil ve özellik veren kevnî 64 MÜBDİ' المبدئ İlkin yaratan kevnî 65 MÜCÎB المجيب Dileklere karşılık veren insanla ilgili 66 MÜHEYMİN المهيمن Kâinatın bütün işlerini gözetip yöneten kevnî 67 MÜ'MİN المؤمن Güven veren, vaadine güvenilen insanla ilgili 68 MÜMÎT المميت Öldüren kevnî 69 MÜNTAKIM المنتقم Suçluları cezalandıran insanla ilgili 70 MÜTEÂLÎ المتعالي İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın zâtî 71 MÜTEKEBBİR المتكبّر Azamet ve yüceliğini izhar eden zâtî 72 MÜZİL المذلّ Alçaltan, zillet veren insanla ilgili 73 NÂFİ' النافع Fayda veren kevnî 74 NÛR النور Nurlandıran, nur kaynağı zâtî 75 RÂFİ' الرافع Yücelten, izzet ve şeref veren insanla ilgili 76 RAHÎM الرحيم Bağışlayan, esirgeyen zâtî 77 RAHMÂN الرحمن Bağışlayan, esirgeyen zâtî 78 RAKĪB الرقيب Gözetleyip kontrol eden insanla ilgili 79 RAÛF الرؤف Şefkatli zâtî 80 REŞÎD الرشيد Bütün işleri isabetli ve hedefine ulaşıcı, irşad edici zâtî 81 REZZÂK الرزّاق Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren kevnî 82 SABÛR الصبور Çok sabırlı insanla ilgili 83 SAMED الصمد Arzu ve ihtiyaçları sebebiyle herkesin yöneldiği ulular ulusu bir müstağni zâtî 84 SELÂM السلام Esenlik veren zâtî 85 SEMÎ' السميع İşiten zâtî 86 ŞEHÎD الشهيد Her şeyi gözlemiş olarak bilen zâtî 87 ŞEKÛR الشكور Az iyiliğe çok mükâfat veren insanla ilgili 88 TEVVÂB التوّاب Kullarını tövbeye sevkeden ve tövbelerini kabul eden insanla ilgili 89 VÂCİD الواجد Dilediğini dilediği zaman bulan bir müstağni zâtî 90 VÂHİD الواحد Bölünüp parçalara ayrılmaması ve benzerinin bulunmaması anlamında tek zâtî 91 VÂLÎ الوالي Kâinata hâkim olup onu yöneten kevnî 92 VÂRİS الوارث Varlığının sonu olmayan zâtî 93 VÂSİ' الواسع İlmi ve merhameti her şeyi kuşatan zâtî 94 VEDÛD الودود Çok seven, çok sevilen insanla ilgili 95 VEHHÂB الوهّاب Karşılık beklemeden bol bol veren insanla ilgili 96 VEKÎL الوكيل Güvenilip dayanılan insanla ilgili 97 VELÎ الوليّ Yardımcı ve dost insanla ilgili 98 ZÂHİR الظاهر Varlığını ve birliğini belgeleyen birçok delilinin bulunması açısından âşikâr zâtî 99 ZÜ'l-CELÂLİ ve'l-İKRÂM ذو الجلال والإكرام Azamet ve kerem sahibi zâtî Literatür. İnanan her insan Allah ile zihnî ve kalbî bir ilişki içinde bulunur ve bu ilişkisini geliştirmek ister. Öyle anlaşılıyor ki kelâmcılar "sıfât"a dair araştırmalarıyla insanın bu zihnî ihtiyacını karşılamak istemiş, edebî ve tasavvufî literatürde ise esmâ-i hüsnâya dair az çok farklı bir üslûp ve yaklaşımla insanın Allah ile ilgili gönül ilişkisinin zenginleştirilmesi amaçlanmıştır. Şu bir gerçek ki dinler arasında Allah'ın isimleri konusunu mistik tavsiyelerin ötesinde teoloji meselesi haline getiren sadece İslâmiyet'tir. Kur'ân-ı Kerîm'in baştan sona kadar ilâhî isim ve sıfatlarla örülü olduğu görülür. Bu bakımdan Kur'an nazmı metni bütünüyle Allah ile kul arasında cereyan eden aktif bir hitap vasıtasıdır. Bu hitap önce ilâhî âlemden emir ve irşad niteliğinde insana yönelmekte, onun nazargâh-ı ilâhî olan kalbinde teslimiyet ve niyaza bürünerek ulvî âleme yücelmektedir. Zira Kur'an'da Allah'ın emir ve tebligatını ihtiva eden âyetler yanında O'nun esmâ-i hüsnâsı ile kendisine yükselecek dua ve niyazın eğitimi de yer almakta, yeryüzünün insanla şenlendiği tarihten itibaren birçok salih kulun mânevî yücelişlerinden de bol örnekler verilmektedir. İslâm'da Allah-kul ilişkisini en yoğun biçimde düzenleyen namazda günde kırk defa tekrar edilen Fâtiha sûresinde biri özel isim Allah, dördü sıfat sîgası rab, rahmân, rahîm, mâlik, dördü zamir, altısı da fiillerden çıkarılabilecek sıfat ve isim mahmûd, mâbud, müsteân, hâdî, mün'im, gazap olmak üzere toplam on beş kavram esmâ-i hüsnâ çerçevesine girmektedir. Yine namazda tekrar edilen tekbir, tesbih, salât ve selâm gibi metinlerde yer alan kelimelerin çoğu da Kur'an'dan alınmış ilâhî isimlerdir. Rivayet veya dirâyet metoduyla kaleme alınan tefsir kitaplarında gerek esmâ-i hüsnâ terkibinin geçtiği dört âyetin tefsirinde, gerekse muhtelif isimlerin yer aldığı diğer birçok âyette esmâ-i hüsnâ hakkında bilgi verilir. Taberî'nin Câmiʿu'l-beyân'ı ile Râzî'nin Mefâtîḥu'l-ġayb'ı her iki türdeki tefsirler içinde tatminkâr bilgi veren eserlerdendir. Hadis kaynaklarında konuyla ilgili müstakil bir bölüme rastlanmıyorsa da Buhârî'nin "Tevḥîd" ve "Daʿavât", Müslim'in "Ẕikir", Tirmizî'nin "Daʿavât" ve İbn Mâce'nin "Duʿâʾ" bölümlerinin çeşitli bablarında esmâ-i ilâhiyyeyi konu edinen birçok hadis mevcuttur ayrıca bk. Wensinck, Miftâḥu künûzi's-sünne, "duʿâʾ", "ism", "tesbîḥ" Hadis şârihleri arasında özellikle İbn Hacer esmâ-i hüsnâ hakkında çok değerli ve doyurucu açıklamalar yapmıştır meselâ bk. Fetḥu'l-bârî, XI, 218-231. Genellikle Selef âlimleri akaidin ilâhiyyât bölümüyle ilgili konuları esmâ-i hüsnânın ışığı altında açıklamayı ve karşı görüşleri eleştirmeyi tercih etmişlerdir. İbn Hazm'ın el-Faṣl'ı bk. bibl., Takıyyüddin İbn Teymiyye'nin Mecmûʿu fetâvâ'sı içinde yer alan iki ciltlik Kitâbü'l-Esmâʾ ve'ṣ-ṣıfât'ı V-VI, Riyad 1381, İbnü'l-Vezîr'in Îs̱ârü'l-ḥaḳ ʿale'l-ḫalḳ'ı bk. bibl. ve Mer'î b. Yûsuf el-Kermî'nin Eḳāvîlü's̱-s̱iḳāt fî teʾvîli'l-esmâʾ ve'ṣ-ṣıfât'ı nşr. Şuayb el-Arnaût [Beyrut 1406/1985] bu hususta kayda değer örneklerdir. Kelâmcılar da esmâ-i hüsnâya dair eserlerinde kelâm ilminin ilâhiyyât bölümüyle ilgili konularının çoğuna temas etmişlerdir. Bunun en iyi örneklerinden biri Abdülkāhir el-Bağdâdî'nin el-Esmâʾ ve'ṣ-ṣıfât'ıdır. Müellif eserinin mukaddimesinde kelâmcıların ve nahivcilerin metodunu birleştirdiğini, "ehl-i işaret" ve "ehl-i ibâre"nin inceliklerini bir araya getirdiğini söyledikten sonra Sünnî akîdeye bağlı kalarak tevhid, sıfat, ta'dîl-tecvîr, va'd-vaîd, esmâ ve ahkâm konularına yer verdiğini belirtir vr. 1b. Ebû Hanîfe'den itibaren Allah'ın zâtına nisbet edilen kavramların isim ve sıfat şeklinde tasnife tâbi tutulduğu bk. el-Fıḳhü'l-ekber, mukaddime, konunun Eş'arî ve Mâtürîdî'de daha açık bir şekil aldığı bilinmekle beraber bk. Kitâbü't-Tevḥîd, s. 25, 93; İbn Fûrek, s. 38-59 günümüze kadar ulaşan müstakil esmâ-i hüsnâ eserlerinin ilki lugat ve nahiv âlimi Ebû İshak ez-Zeccâc'a ö. 311/923 aittir Tefsîru esmâʾillâhi'l-ḥüsnâ, bk. bibl.. Kur'an ve Sünnet'teki kullanımlar dahil olmak üzere Arap dilinin gramer ve lugat özelliklerine dayanılarak kaleme alınan bu eseri, müellifin talebelerinden Ebü'l-Kāsım ez-Zeccâcî'nin aynı nitelikteki kitabı takip etmiştir İştiḳāḳu esmâʾillâh, bk. bibl.. Esmâ ve sıfât alanında eser telif eden âlimlerin birçoğunun faydalandığı anlaşılan Ebû Süleyman el-Hattâbî'nin hacimli eseri henüz ele geçmemiştir. Rabat'taki evkaf yazmaları arasında yer alan el-Hizânetü'l-âmme, nr. 1142 kırk varaklık risâle Tefsîrü'l-esmâʾ ve'd-daʿavât; krş. Şeʾnü'd-duʿâʾ; nşr. Ahmed Yûsuf ed-Dekkāk, Dımaşk 1404 kısaca esmâ-i hüsnâya ve ona bağlı olarak çeşitli durumlarda okunacak dualara yer vermektedir. Ebû Abdullah el-Halîmî'nin, başta Beyhakī olmak üzere daha sonraki birçok müellifin kaynağını oluşturan el-Minhâc fî şuʿabi'l-îmân'ı esmâ-i hüsnâya münhasır olmasa da bu sahanın vazgeçilmez kaynaklarından biridir. Ayrıca Abdülkāhir el-Bağdâdî'nin, alanında fevkalâde değer taşımakla birlikte pek tanınmayan el-Esmâʾ ve'ṣ-ṣıfât'ı ile Beyhakī'nin aynı adla anılan eserini de zikretmek gerekir. Abdülkerîm el-Kuşeyrî'ye ait et-Taḥbîr fi't-teẕkîr ise bk. bibl. Eş'arî geleneğinin yanında tasavvufî muhtevaya da yer veren bir eserdir. Esmâ-i hüsnâ ile ilgili müstakil telifler içinde ilk akla gelen eser, Gazzâlî'nin el-Maḳṣadü'l-esnâ fî şerḥi meʿânî esmâʾillâhi'l-ḥüsnâ'sıdır. Müellifin, akıcı üslûbu ve konunun inceliklerine nüfuzu yanında açıklamalarında tasavvufî neşveyi de ihmal etmemesi ve her isimden kulun alabileceği nasibi belirlemeye çalışması esere büyük değer kazandırmıştır. el-Maḳṣadü'l-esnâ daha sonra telif edilen birçok eseri ismine varıncaya kadar etkilemiştir. Gazzâlî'yi Ebû Bekir İbnü'l-Arabî el-Emedü'l-aḳṣâ, bk. bibl., onu da Fahreddin er-Râzî Levâmiʿu'l-beyyinât, bk. bibl. takip etmiştir. Râzî'nin, tefsirindeki açıklamalardan farklı bir muhteva taşımayan eseri de meşhur olmuş, buna karşılık İbnü'l-Arabî'nin zengin bir muhtevaya sahip bulunan kitabı araştırmacıların dikkatini yeni yeni çekmeye başlamıştır. Gazzâlî ve Fahreddin er-Râzî'nin kalemiyle olgun şeklini alan esmâ-i hüsnâ telif türü müteahhir dönemlerde de devam etmiştir. Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin genel olarak ilgilendiği esmâ-i hüsnâ konusunda kendisine nisbeti sahih olan müstakil bir eseri tesbit edilememiştir. Özellikle geniş hacimli el-Fütûḥât'ın çeşitli ciltlerinde yer alıp doğrudan veya dolaylı olarak esmâ ve sıfatı ilgilendiren açıklamalarının bir kısmı kelâm literatürüyle uyum sağlıyorsa da müellifin kendine has ve pek tutarlı görünmeyen görüşleri de mevcuttur bk. el-Fütûḥât, nşr. Osman Yahyâ, "el-Efkârü'r-reisiyye" ve "el-Müfredâtü'l-fenniyye" indeksleri. Bu arada müfessir Kurtubî'nin el-Kitâbü'l-Esnâ fî şerḥi esmâiʾllâhi'l-ḥüsnâ'sına da Süleymaniye Ktp., Yazma Bağışlar, nr. 691; Pertevniyal, nr. 448 ilgili çalışmalarda sık sık atıfta bulunulmaktadır. Son dönem Türk âlimlerinden Trabzonlu Cûdî Efendi'nin el-Kenzü'l-esnâ fî şerhi'l-esmâi'l-hüsnâ adlı manzum eseri yanında Trabzon 1325; Latin harfleriyle, nşr. Murat Yüksel, İstanbul 1989 günümüz esmâ-i hüsnâ çalışmaları içinde, Ali Osman Tatlısu tarafından büyük ölçüde Gazzâlî ile Râzî'den faydalanılarak kaleme alınan Esmâü'l-Hüsnâ Şerhi 2. bs., Ankara 1957, uzun yıllardan beri Türkiye'de konuyla ilgilenenlerin ihtiyacını karşılamaktadır. Ezher Üniversitesi öğretim üyelerinden Ahmed eş-Şerebâsî'nin Lehü'l-esmâʾü'l-ḥüsnâ'sı, eski kaynakları başarılı bir şekilde özetleyen hacimli bir kitaptır I-II, Beyrut 1402/1981-82. Metin Yurdagür'ün Allah'ın Sıfatları - Esmâü'l-Hüsnâ adlı doktora tezinde İstanbul 1984 Kur'an ve Sünnet ışığında ilâhî isimler incelenmiş, kelâm literatürü açısından da Allah'ın sıfatları konusu işlenmiştir. Suat Yıldırım tarafından kaleme alınan Kur'an'da Ulûhiyyet adlı eserde İstanbul 1987 esmâ-i hüsnâya geniş yer verilmiştir. Dikkatli ve sabırlı bir çalışmanın ürünü olan araştırmada zengin İslâmî literatür yanında Batılı araştırmacıların görüşleri de ele alınmıştır. Halil İbrahim Şener'in Türk Edebiyatında Manzum Esmâü'l-hüsnâlar adıyla hazırladığı doktora tezi esmâ-i hüsnâ konusunda genel ve dokümanter bilgiler de içermektedir bk. bibl.. Mehmet Mustafa Aydın tarafından hazırlanan bir yüksek lisans çalışmasında Mâide sûresinden Mü'minûn sûresinin sonuna, Abdülvedûd Makbûl Hanîf'in yaptığı diğer bir çalışmada ise Nûr sûresinden Kur'an'ın sonuna kadar, âyetlerin bitiminde yer alan esmâ-i ilâhiyye ve bunların dahil olduğu âyetlerin muhtevasıyla olan münasebetleri üzerinde durulmuştur el-Esmâʾü'l-ḥüsnâ ve münâsebetühâ li'l-âyâti'lletî ḫutimet bihâ..., Câmiatü Ümmi'l-kurâ Külliyyetü'd-Da've ve Usûliddîn, Mekke 1409-1410. Bunlardan başka Hüseyin Şahin'in yüksek lisans tezi olarak hazırladığı Esmâ-i Hüsnâ ve Eserleri adlı çalışmada MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü yazma veya basma yetmiş dört eser tanıtılmıştır. Yine yüksek lisans tezi olarak Musa Koçar'ın hazırladığı İmam Mâtürîdî'de Esmâ-i Hüsnâ'da MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Kitâbü't-Tevḥîd ile Teʾvîlâtü'l-Ḳurʾân'da yer alan ilâhî isimler Mâtürîdî'nin bakış açısından işlenmiştir. İslâm telif tarihinde birçok âlim esmâ ve sıfâta dair eserler yazmıştır. Ancak Arapça, Türkçe, Farsça, Urduca vb. dillerde kaleme alınan bu eserlerin hepsini ihtiva eden dokümanter bir çalışma henüz mevcut değildir. Keşfü'ẓ-ẓunûn ve zeylinde 100 civarında kitap ismi yer almakta, çeşitli kütüphanelerin kataloglarında da birçok esmâ-i hüsnâ eserine rastlanmaktadır. Halil İbrahim Şener Arapça, Türkçe, Farsça ve İngilizce'de otuz biri manzum olmak üzere 144 eserin mevcudiyetini tesbit etmiştir DÜİFD, IV, 227. Esmâ-i hüsnâ geleneği müslümanların namazda ve namaz dışındaki dua, niyaz ve zikir ibadetleri, tarikatların kendilerine has evrâd ve zikirlerinden başka edebiyat ve sanatta da varlığını göstermiştir. Türk şiirinde ilâhî isimler üzerinde yapılan sınırlı bir çalışmada Anadolu sahası dışında kırk altı, Anadolu halk şiirinde yirmi, tekke şiirinde kırk dokuz, divan şiirinde de kırk sekiz isim kullanılışlarıyla birlikte gösterilmiştir Şener, Türk Edebiyatında Manzum Esmâü'l-hüsnâlar, s. 91-115. Türbe, medrese vb. binalarda, hatta müslümanların kullandığı eşya ve âletlerde bazı isimlerin yer aldığı bilinmektedir. Özellikle cami, müze ve şahısların özel koleksiyonlarında esmâ-i hüsnâ levha ve yazıları hat sanatının nâdide örneklerini teşkil etmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'de bizzat bu ilâhî vahyin şifa olduğu ifade edilir bk. Yûnus 10/57; el-İsrâ 17/82; Fussılet 41/44. Bu tür âyetlerin genel muhtevasına bakıldığında buradaki şifanın inkâr ve sapıklık gibi mânevî hastalıklar için söz konusu olduğu anlaşılır. Bununla birlikte ilk dönemlerden itibaren Kur'an'ın bedenî hastalıklara da şifa olabileceğine inanılmıştır. Büyük çoğunluğu Kur'an'da yer alan esmâ-i hüsnâdan bu maksatla da faydalanılabileceği kabul edilmiş ve bazı isimlerin özel tesirleri olabileceği umulmuştur bk. HAVAS. İslâm öncesi din ve inançlarının da etkisiyle oluşan cin çağırma, muska yazma, tütsüleme ve büyü uygulamalarında esmâ-i hüsnânın da kullanıldığı bilinmektedir. Zaman zaman suistimallere ve hurafelere kadar varan bu tür uygulamalarla naslarda ve ilmî literatürde yer alan esmâ-i ilâhiyye arasında bağlantı kurmak mümkün değildir. Esmâ-i hüsnâdan "Allah" lafzı ile sadece zât-ı ilâhiyyeye delâlet eden diğer kelimelerin Allah'tan başkasına ad olması câiz görülmemiştir Bu şartlar çerçevesinde daha çok "abd" kelimesiyle oluşturulan birçok terkip müslüman çocukların özel adlarını teşkil etmiştir. İlâhî isimlerden de rahmân, rahîm, latîf gibi sevgi ve rahmet bildirenler tercih edilmiştir. Abdürrezzâk b. Ahmed el-Kâşânî, esmâ-i ilâhiyyenin tecellilerine mazhar olanları "abâdile" Abdullahlar kelimesiyle niteledikten sonra doksan dokuz ismin her birinden abd kelimesiyle bir terkip meydana getirmiş ve bunları Allah yolundaki makamların sahibi olarak kabul etmiştir Iṣṭılâḥâtü'ṣ-ṣûfiyye, s. 91-123. Kaynak Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi
reklam Esma isminin anlamını, Esma isminin analizini ve Esma ismiyle ilgili birçok bilgiyi bu sayfadan öğrenebilirsiniz. Hızlı menüden istediğiniz kısma geçiş yapabilirsiniz. Esma İle İlgili BilgilerEsma isminin cinsiyeti Kız, PembeEsma isminin kökeni ArapçaEsma ismi Kuran’da geçiyor mu? ✔Evetreklam Hızlı MenüEsma İsminin AnlamıEsma İsminin İstatistikleriEsma İsminin ResmiEsma İsminin NumeraolojisiEsma İsminin Anlam FalıEsma İsminin Kader Sayısı Ve Kişilik ÖzellikleriEsma İsminin AnaliziEsma İsminin Anlam YorumuEsma İsmi Caiz Mi?Esma İsmili ÜnlülerEsma İsminin Arapça YazılışıEsma İsminin Çince YazılışıEsma İsminin Japonca YazılışıEsma İsminin Hiyeroglif Mısır YazılışıEsma İsminin Parmak Alfabesiyle YazılışıEsma İsminin Anlamıreklam Esma isminin anlamı, Esma ne demektir, Esma ne anlama gelir? Esma isminin anlamı1. Adlar. 2. Kulaklar, işitme. – Esmaü’l-Hüsna Allah’ın güzel isimleri. – Hz. Esma Hz. Ebu Bekir’in kızı, Hz. Aişe’nin isminin sözlük anlamı ç. a. esma esk. Adlar, esma Cinsiyet KızAdlar, İl İl, Kaç Tane Esma var?Esma İsminin İstatistiklerireklam Esma isminin Türkiye sıralaması 504Türkiye’de kaç tane Esma isminden var? kaç tane Esma isminden var? 22463Esma isminin kullanım sıklığı Türkiyede her 595 kişiden birinin ismi isminin harf sayısı 4 Türkiyede En Çok Kullanılan İsimler İçin TıklayınEsma İsminin ResmiEsma ismi bir resim olsaydı nasıl görünürdü? Bu eğlenceli fikir Türkiye’de sadece olarak bizde! Esma isminin anlamından yola çıkarak şöyle bir resim hazırladık. Cinsiyete takılmayın. =Esma İsminin Numeraolojisireklam Esma isminin baş harflerine karşılık gelen alfabe sııra numaralarının toplamı olan numeraloji sayısına aşağıdan İsminin Anlam Falıreklam Esma isminin falına baktık ve sonuçları sizin için derledik!Karakterinizin en belirgin özelliği özgürlükçülük. Bir kişiye ya da bir yere bağlanmaktan hoşlanmıyorsunuz. Monoton bir yaşam size göre değil. Bulunduğunuz ortam sizi mutlu ediyor olsa bile, oraya bağlanmak istemiyorsunuz. Hayatınızın her alanında böyle davranıyorsunuz. Kısıtlanmayacağınız işlerde çalışmak istiyorsunuz. Özgürlüğünüze gelen en ufak bir tehdit istifa etmenize neden olabiliyor. Bu nedenle, "kendi işinizi kurma ve patron olma" taraftarısınız. Baskıcı bir aileye sahipseniz genç yaşta evden ayrılabilirsiniz. Kimsenin size karışmadığı, rahat bir yaşam kurmak istiyorsunuz. Özgürlüğünüze olan düşkünlüğünüz karşı cinsle olan ilişkilerinizi de etkiliyor. Kıskanç ve sizi kısıtlayan biriyle beraber olmanıza imkan yok. Aradığın özellikler ise "neşe ve zeka"Esma İsminin Kader Sayısı Ve Kişilik ÖzellikleriEsma isminin kader sayısını bulurken aşağıdaki tablodaki rakamları izlemelisiniz. Esma isminin her harfine karşılık bir kader rakamı belirlenmiştir. Bunların toplamı Esma kader sayısını 5 + s 1 + m 4 + a 1 = => 1+1 = 2Kader sayınız 2. Şimdi kader sayınıza göre numeroloji yorumunuzu Numeroloji AnaliziMümkün olan en iyi ortaklardan birisisiniz. Sevgi dolu bir kalbiniz var ve barış yanlısı bir karaktere sahipsiniz. Olan biteni eleştirmekten kaçınmıyorsunuz ve eleştirilerinizi yaparken kimseyi kırmamaya önem gösteriyorsunuz. İlişkilerinizde aşırı bağımlısınız. Ayrıca etrafınızda gelişen olaylara çok duyarlı davranıyorsunuz. Çok fazla detaycısınız ve bunun zararlarını görmektesiniz. Aşırı detaycılıktan kaçınmalı ve yalnız İsminin AnaliziEsma isminin analizi baş harflerinin taşıdığı anlam ile dünyası çok karışıktır. Üzüntü ve sevinci bir arada yaşayabilir ve bundan rahatsızlık kurmak onun için bir eğlencedir. Ve bunu yaparken aşırıya kaçmaktan hiç korkmaz. ve zeki olduğu kadar başarılıdır. Özellikle ticaret faaliyetlerini sever ve başarılı algılama duygusu gelişmiştir. Mantıklı düşünme en üst gizil gücünüz paylaşımcılıktır. Sempatinizi ve anlayışınızı geliştirmeyi öğrenmelisiniz. Paylaşım sadece iki kişi arasında olmaz, gurup içinde işbirliği yapmayı öğrenin. Nazik ve saygılı olun, siz titiz ve arkadaş canlısı bir kişisiniz. Evrensel barışı sağlamak için çalışacaksınız. Paylaşımcılık her zaman için sadece iki kişi arasında değildir, bu ortaklığı tüm evrene hayatınızı paylaşanlar arasında uyum yaratarak ortaya koyacaksınız. Her zaman geri planda kalmayı tercih ediyorsunuz. Tinsel çalışmalarınızı kollektif olarak yapacaksınız. Duygusal doğanız sizi yeteneklerinizi gizleyecek kadar mütevazi yapıyor. Hayata ilgisizlikle bakmaya çalışın, aksi takdirde aşırı duygusal tepkileriniz size zarar verebilirEsma İsminin Anlam Yorumuİsimler kendisini taşıyan kişiye bazı özellikler katar. Esma isminin sizi anlatan, kişiliğinizi yansıtan bazı özellikleri İsmi Caiz Mi?Esma ismini çocuğuma koyabilir miyim, anlamı uygun mu diye düşünüyorsanız, aşağıda araştırmalarımızın sonucunu görebilirsiniz. Dinen caiz olup olmadığına ve konulabilir olup olmadığına dikkat etmeniz ne güzel.✔ Esma ismi caiz olmayan isimler listesinde yok. Yani bu ismi çocuğunuza koyabilirsiniz. Fakat isim koyarken Esma isminin anlamına dikkat edin!reklam Esma İsmili ÜnlülerEsma isimli ünlüleri, içinde geçen veya Esma isminin anlamına benzeyen terimleri araştırdık. Bu ilginç bilgilere aşağıdan 99 ismi Allah’ın isimleri ya da Allah’ın 99 ismi Arapçaاَلأَسْماَءُ الْحُسْنَى, El Esmâ ül Hüsnâ / En Güzel İsimler, Kur’an ve hadislerde Allah’a izâfe edilen fiil veya sıfatlardan türetilmiş veya doğrudan Allah’ı ifâde amacıyla kullanılmış olan isimlerdir. Esma Recepova Esma Recepova Makedonca Есма Реџепова, dünyaca ünlü Roman kökenli Makedon sanatçı, derlemeci ve şarkı sözü yazarı. Esmahanım, Akçakoca Esmahanım, Düzce ilinin Akçakoca ilçesine bağlı bir Sultan Abdülaziz’in kızı Esma Sultan d. 1873 – ö. 1899 Osmanlı padişahı Abdülaziz’in bir Sultan III. Ahmet’in kızı Esma Sultan d. 14 Mart 1726 – ö. 13 Ağustos 1788 Osmanlı padişahı III. Ahmet’in Sultan I. Abdülhamit’in kızı Esma Sultan d. 17 Temmuz 1778 – ö. 9 Haziran 1848 Osmanlı padişahı I. Abdülhamit’in Sırrı Grbavica, 2006 Almanya, Avusturya, Bosna-Hersek, Hırvatistan yapımı drama filmi. Türkiye’de Grbavica, Esma’nın Sırrı adıyla gösterime girmiştir. Esma Sultan Esma Sultan Osmanlı tarihinde adı geçen aynı adı taşıyan birden fazla padişah kızlarından herhangi biri olabilirEsma Sultan Yalısı Esma Sultan Yalısı, İstanbul, Ortaköy’deki sahil İsminin Arapça YazılışıEsma isminin Arapça dilinde ve Arap alfabesiyle yazılışına aşağıdan ulaşabilirsiniz. اسمهEsma İsminin Çince YazılışıEsma isminin Çince dilinde ve Çin alfabesiyle yazılışına aşağıdan ulaşabilirsiniz. Not Çince anlamı Esma İsminin Japonca YazılışıEsma isminin Japonca dilinde ve Japon alfabesiyle yazılışına aşağıdan İsminin Hiyeroglif Mısır YazılışıEsma isminin eski Mısır’da nasıl yazıldığını merak ediyor musunuz?Esma İsminin Parmak Alfabesiyle YazılışıEsma isiminin Türk işaret dilinde ve parmak alfabesiyle yazılışını aşağıdaki hareketli resimlerle öğrenebilir ve işitme engelli sağır insanlara isminizi İsim ArayınEsma anlamı ile yetinmeyip tanıdıklarınızın da isminin anlamını öğrenin. Ve onları Tepki Ver!Beğen Kalp Hahaha Oha Üzüldüm Yuh2417451
Televizyon ekranlarında yayınlanan ve her bölümü reyting rekorları kıran diziler yeni doğan bebeklerin isimleri üzerinde de oldukça etkili oluyor. Binlerce isim arasından tercih yapmaya çalışan aileler, ekranlarda izledikleri ve sevdikleri karakterlerin adlarını kendi bebeklerine vermeyi tercih edebiliyorlar. Bir dönem yayınlanan Medcezir dizisi de bu etkiye yol açan dizilerden bir tanesi. Bu yüzden dizi başladığı andan itibaren Mira isminin anlamı nedir şeklinde araştırmalar yapılmaya başlanmıştı. İşte Mira ne demek sorusunun yanıtı ve bu güzel ismin analizi ile manası... MİRA İSMİNİN ANLAMI NEDİR? Hoş bir tınısı olan ve çok sayıda isimli kolayca uyum sağlayabilen Mira isminin pek çok farklı anlamı bulunuyor. İsmin en yaygın bilinen hali ise eski Likya kentlerinden bir tanesinin adı olması. Bunun yanı sıra aynı isimle bir kuyruklu yıldız da bulunuyor. Aynı zamanda bu kelime farklı dillerde farklı anlamlara gelebiliyor. İşte farklı dillerdeki anlamlarından birkaçı İspanyolca'da "bak" Rusça'da "dünya" Farsça'da "emir, bey, komutan" Slav dillerinde "barış" Sanskritçe'de "okyanus, limit, deniz" İbranice'de "sınır" Arapça'da "tartışma" Bazı ebeveynler çocuklarına bir isim koyarken bu ismin Kur'an-ı Kerim'de geçmesine de özen gösteriyor. Mira ismi Kur'an'da Kehf suresinin 22. ayetinde geçiyor. Dolayısıyla böyle bir beklentisi olan aileler, bu ismi rahatlıkla çocuklarına koyabiliyor. Bu ismin toplumda yaygın olarak tercih edilen isimlerden bir tanesi olmasına vesile olan dizi Medcezir dizisi olmuştu. Dizide, ünlü oyuncu Serenay Sarıkaya, Mira adlı bir karakteri canlandırıyordu. 2013 yılında yayınlanan diziyle ilk olarak en yaygın kız çocuğu isimleri arasında 91. sırada olan bu isim, 2014 yılında 19. sıraya yükselmişti. Ancak dizinin hafızalardaki yerinin azalmasıyla beraber sıralaması da düşmeye başlamıştı. Özellikle 2014 yılında çok sayıda bebeğin isminin Mira koyulduğu biliniyor. MİRA İSMİNİN ANALİZİ İsimler anlamlarına ek olarak analiz ile farklı çıkarımlara da yol açabiliyor. Çünkü ismin içerisindeki her bir harf farklı karakteristik özelliklere karşılık geliyor. Böylece ismin analizi yapılarak bu isme sahip olacak kişinin nasıl bir karakter özelliği taşıyacağına dair fikir sahibi de olunabiliyor. Özellikle yeni ebeveynler bu noktaya da dikkat ediyor. İşte bu güzel ismin içerisinde harflerin taşıdığı anlamlar M Ticaret ile yakından alakalı, zeki ve başarılı İ Kırılgan yapıda, duygusal ve hassas R Sert ve güçlü bir yapıya sahip A Enerjik, atılgan, analiz ve algılama yetisi gelişmiş, mantıklı düşünmeye eğilimli Bu isme sahip kişilerin kafalarının ticarete çok iyi çalıştığı biliniyor. Bu nedenle bu kişilerin kendi işlerinin patronları olabilecekleri öngörülüyor. Sert bir mizaca sahip olsalar da oldukça kırılgan bir yapıda oldukları için hassas davranılmaya da ihtiyaç duyabiliyorlar. Girişken yapıları sayesinde çevrelerine enerji saçtıkları biliniyor. MİRA İSMİNİN MANASI Mira ismi TDK'nın kişi adları sözlüğünde yer almıyor. Ancak TDK'nın güncel Türkçe sözlüğünde bu isme dair anlamları görmek mümkün. Buna göre bu kelime, arazi üzerinde seçilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren, yön belirtmek için uzaktan gözlenen, geometrik biçimli tahta lata anlamına geliyor. Kökeni İtalyanca olan bu kelime, isim olarak genellikle kız çocukları için tercih ediliyor. Bir ismin analizi ve anlamının yanı sıra o ismin falına dair çıkarımlar yapmak da mümkün. Böylece bu isme sahip olacak kişinin geleceğine dair yorumlamalar yapılabiliyor. Özgür yapılarıyla bilinen Miralar yine bu yapıları nedeniyle karşı cinsle olan ilişkilerinde bazı sorunlar yaşayabiliyorlar. Monotonluktan hoşlanmadıkları için bağlanmak da istemiyorlar. Ancak her ne kadar rahatlarına çok düşkün olsalar da karşılarındaki kişinin de beklentilerini ve isteklerini göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Mira isminde bir kişiyle beraber olmak isteyenler için en önemli tüyo ise bu kişiler karşı cinste özellikle neşe ve zeka arıyor. Aynı zamanda bu kişilerden patron olmaları ve kendi işlerini kurmaları beklenebiliyor. Mira isminin yanına ikinci isim olarak ise Su, Defne, Nil, Nur, Ahu, Esma, Asel, Esila, Ahsen ve Elif isimleri önerilebiliyor.
esma nın yanına yakışan isimler