1thought on “ Kişiyi kendime nasıl aşık ederim ” ERK 10 Mart 2018 at 03:19. Medyum burak bey hocaya şükranlarımı sunarım eşimle aramızdakiş ciddi nedenler yüzünden ayrılmak istiyordum ama boşnamaya ikna edemedim ne yaptımsa olmamıştı burak hocam bana celp diye bişi yaptı biraz bende geç oldu ama neticeye bakmak lazım dileğim oldu önce soğudu
JoeVitale Zero Limit Ho'oponopono Yöntemi by ERTO_ in Types > Books - Non-fiction > Self-Help, joe, and Zero
İknabüyüsünün bozulması için muhakkak medyumlara başvurulmalıdır. Bu konuda uzman olan medyumlar, doğru adımları uygulayarak büyünün bozulmasını sağlayabilir. Büyü bozma işleminde birtakım sure ve dua okunduğu bilinmektedir. Bahsi geçen bu sure ve dualar okunurken ortamın oldukça sessiz olması önemlidir.
Rüyamdabir arkadaşım(eskiden çalışdıgım yerden arkadaşim) bana mesaj atıyorki geçen sana mesaj yazdım neden cevaplamadin. Bende universitedeyken smsi okuyup derslerden vakit bulamadim diyorum(bu arada men universiteyi bitireli cok oldu)Sonra bir üniverteden arkadaşim(henuz daha universiteyi bitiremedi)bana instagramdan yazıyoki bana yazıyorki sen
Akrabalarımızınhepsi kapalı, muhafazakar düzeyde insanlardı. Onlara göre bir kız, belli yaşa kadar efendice okur; sonra evlenir. Bu kadar geri kafalı bir sülalede kendime ait bir hayat kurdum. Öncelikle her istediğimi yaptım. İstediğimi giydim. Kendimi, ailemi, herkese farklı
cash. Merhaba. Uzun zamandır bu siteyi takip ediyorum ve bütün hikayeleri sıkılmadan, usanmadan okudum diyebilirim. Bu siteyi “Açılmak istiyorum, ailemi nasıl ikna ederim” diye aramaya yazdığımda keşfettim ve çok şaşırdım, meğer benim gibi ne çok kız kardeşim, ablam varmış… Bu mektubu yazmamın sebebi, şu an ağlıyor olmam ve yaşadığım şeylerin verdiği dolulukla içimi dökmek hikayeme geçsem iyi olur. Bunun bir başarı hikayesi olmasını inanın ki çok isterdim hatta bunu hedeflemiştim, başardığım zaman yazacağım diye ama başaracağımı sandığım gün başaramadım. Bu yüzden içim çok dolu. Her neyse…Ben 13 yaşında, 7. sınıfın yaz tatilinde Ramazan Bayramı’nın ilk günü kapandım. Keşke diyorum, keşke direnseydim, keşke biraz daha erteleseydim de kapanmasaydım. Annemin kapanmam konusundaki baskıları ben 5. sınıftayken başladı. Sürekli erteledim ancak 7. sınıfın yaz tatiline kadar dayanabildim ve Ramazan Bayramı’nın ilk günü taktım başörtüyü. O gün sanki saçlarım daha bir güzeldi, içimden “Şimdi ben bu güzelim saçları kapatacak mıyım” dediğimde, annem “Hadi artık, bayram ziyaretine gelecekler, çabuk hazırlan” demişti. Hiç unutmam ben o günü. Her gün lanet ettiğim o günü. Hiçbir zaman saçlarımı kapatmayı istemedim, hep dışarda güzel giyinen kızlara özendim. Saçlarına şekil veren kızlara özendim durdum. Bazıları için o kadar çok basit ki ama benim için bu bir hayal… Bunu gerçekleştirebilmek için o kadar çok çaba gösterdim ki. En azından ne yaptım biliyor musunuz, saçlarımı gizlice dışarıda açtım. Bulunduğumuz ilçenin biraz dışına çıktığımda, bir mağaza kabininde veya bir apartman girişinde açtım saçlarımı, öyle gezdim dışarıda. Saçlarımı savurdum, kuaföre gittim gizlice ve beni normal hayatımda açık zanneden arkadaşlarımla hatta sevgilimle buluştum. Annemin bana verdiği süre dolmak üzereyken ve benim sürem daraldıkça daha bir stres olurdum. Bir bahane uydurup arkadaşlarımın yanından ayrılırdım, o an tek derdim “Nerede başımı kapatacağım, kimse görmeden hemen halletmeliyim” tarzında şeyler olurdu. Benden başka durumda olan kızlar ise o gün çektiği fotoğrafları kız arkadaşlarından isteyip akşam hangisini paylaşsam diye düşünürdü. Ama ben bunların hiçbirini yapamadım, biliyorum, evet, saçlarım kapalıyken de güzelim ama ben kapalı olmasını istemiyorum ve arkadaşlarım beni birçok kez saçlarım açıkken görmüşken bir daha kapalı olmak neyse işte, saçlarımı okulun kursuna gidiyorum bahanesiyle açtım her seferinde. Ta ki koronavirüs gelinceye dek… Okullar kapandı, her şey, her yer kapandı, yasaklar geldi. O zamanlar kafama dank etti, “Ben şimdi nasıl dışarı saçlarım açık çıkacağım” dedim kendime. Başladım kendime süre tanımaya, şu gün şu gün söyleyeceğim dedim ama hep erteledim. Bir de, sokağa çıkma yasağı varken gençler için dışarı çıkma izni verilen saatler vardı. Ben o zamanlar o kadar çok üzülürdüm ki… Keşke ben de dışarı çıksam, istediğim gibi arkadaşlarımla buluşsam diyordum kendime. Bakın, dışarı çıkmak mesele değil; mesele iki tane hayatımın olması. Birinci hayatım, ailemin beni kapalı bildiği hayat; ikinci hayatım arkadaşlarımın beni açık bildiği hayat. Ben bundan çok yoruldum. Dışarı istediğim gibi çıkamamak tek sorunum olsaydı keşke ama değildi daha bugün konuştum ben. Babamla konuşmaya hiç cesaretim yoktu, birden söyleyiverdim “Saçlarımı açmak istiyorum” diye. Bana iyi davrandı, hatta bana ilk defa “Kızım” dedi, “ne istersen hiç çekinmeden bana söyleyebilirsin, ama bunu benden isteme” dedi, “bu olmaz” dedi, “bunu aklından çıkar” dedi, “sen amcalarının yanında nasıl dolaşacaksın.”. Evet konu yine el aleme geldi, lanet olası el alem… Annem de araya girdi, “Biz insanların yüzüne nasıl bakarız” dedi. “Biz İslam’a göre yaşıyoruz, günler geçiyor, yarın var olacağımız bile belli değil, bugün yaşadığın için bile şükret” dedi. “Başörtünü çıkarırsan kötü yola düşmüş olursun, sen kötü bir insan mısın” dedi. Ben de “Hayır, kötü bir insan değilim” diye cevap verdim ama sonra yine “Kötü bir insan değilsen bunu yapmamalısın” dedi. Genel konuştu işte, bilirsiniz hem el alemle hem de dinle karışık bir muhabbet döndü durdu. Hala üzgünüm, bunu biliyorlar. Odamda şu an üzgünce oturuyorum ve onların hiçbir şey olmamış gibi davranmasına anlam veremiyorum. Babam bana bir de çok üzgün olduğumda da bağırmıştı. “Bak, bu yaşına kadar seni dövmedim, yaşın da büyüdü, seni dövmek istemiyorum” dedi, yani bu açılma mevzuna tamamen karşı şu an. Tabii ki hemen olumlu bir cevap beklemiyordum ama kalbim kırıldı, keşke halledebilseydim bunu ama olmadı işte. Çok çaresiz hissediyorum şu an de biliyor musunuz, Instagram’da saçlarım açık resim paylaştım diye adım orospuya bile çıktı çünkü benim gizlice açıldığımı bilen birkaç kişi vardı, onlara yalan söylemiştim “Ben artık tamamen açıldım” diye ama biriyle yolda karşılaştım. Bir kapalı bir de açık olduğum için orospu muamelesi gördüm, bu çok önemli bir olay değildi, o kişi umurumda olan biri de değil ama yine de zoruma gitmişti. Ailemden, akrabalarımdan birkaç kişiye daha yakalandım. Halama, yengeme… Yengem bana “Evlenince zaten her şeyi yaşayacaksın, neden böyle yapıyorsun” demişti. Yani o da bana orospu muamelesi yaptı içten artık yapamıyorum, lütfen bana bir şeyler deyin, içim hiç ferah değil. Her gün dua edip ağlıyorum ve psikolojik olarak çöktüm. Ayrıca okula gitmiyorum, açık öğretimden okuyorum. İmam Hatip’te okudum aslında, oraya kendi istediğimle gittim, kuzenim de gidiyor diye. Ama sınıfta kaldım, yapamadım, nakil yapmak istediğimde kız mesleğe gönderdiler, başka bir okulu kabul etmediler. Yani mesele karma okula gidip ahlakımın bozulmamasıydı…Babamın ve amcamların yanında çalışıyorum. Bu da ayrı bir zorluk, açılırsam oraya gidemem artık ve başka bir yerde çalışmama da babam izin vermez. Bunu kendisi de söyledi bugün zaten ama ben sadece bu saç denilen kılı kapatmak istemiyorum artık. Bu yani, bu kadar büyütülecek bir konu değil ki. Sadece aile yapım böyle olduğu için buna mecbur bırakılıyorum ve bu çok acı. Keşke kolayca açılabilen kızlardan olabilseydim. Hayatımın her alanında hep zorluk çektim. İnancımı kaybetmek istemiyorum ben ve inanmak istiyorum. Bir gün ben de özgürlüğüme kavuşacağım. Saçlarımı savuracağım. Benim de saçlarıma yağmur değecek. Benim de kafam üşüyecek, kulaklarım üşüyecek. Boynuma rüzgar çarpacak. Umarım bir gün saçlarımızı rüzgarda savurabiliriz, hep umutlu olalım, olur mu? Umut, birini hayatta tutacak tek şey çünkü..Ayrıca bana ulaşmanızı çok istiyorum, konuşmaya fazlasıyla ihtiyacım var. Psikolojik olarak çok yıprandım, yardımınıza ihtiyacım var. Instagram hesabı olarak bunu bırakıyorum elifsaydannnGörsel Laura KnightYazı dolaşımı
Merhaba arkadaşlar. Hep içimde köpek besleme sevgisi olamasina rağmen ailemden yanıt alamadığım için olmadı belki bilirsiniz yok ses çıkarır komşu rahatsız olur vs. Ailemi nasıl ikna edebilirim gerçekten bu duruma düşmüş olan arkadaşlarımız varsa yardımcı olabilir mi tavsiyeleriniz varmı onları ikna etme yönünden? 16 CEVAP Sevmeniz, bakmak istemeniz çok güzel ancak bir ailenin olmaz demesi riskin de çok olması demek oluyor. Riskten kastımı soracak olursanız izah edeyim. Birçok hayvan belki aileye bin bir ısrar sonucu belki de ailenin haberi olmadan eve getiriliyor. Kimi ısınıp çok seviyor kimi ise ne kadar zaman geçerse geçsin kabullenemiyor. Ve bu hayvanlardan birçoğunun sonu sokak, barınak vs oluyor. Bu sizde de böyle olur diye söylemiyorum. Ancak gerçekçi olmak gerek, ihtimaller bu şekilde. Şöyle de bir durum var. Eğer siz okuyorsanız, çalışmıyorsanız o hayvanın maddi tüm ihtiyaçlarını aileniz karşılayacak demektir. Başka bir değişle güç onlarda Tüm bu ihtimalleri göz önünde bulundurduktan sonra uzun uzun düşünün derim. Kendinize güveniyorsanız, sorumluluğu alabilecekseniz, hayvancağızın sonunun başka türlü olmayacağına eminseniz ailenizle bunu ciddi ciddi konuşun. Hayvan bu tabii ki ses çıkaracak. Bu işi tüm artılarıyla, eksileriyle ailenizle paylaşırsanız bir orta yol bulabilirsiniz. Zeynep hanım staj görüyorum bana aylık kesilmeden parası geliyor herşeyin planını kuruyorum fakat aile başından salıyor dediklerinizin tümüne katılıyorum tek çare onları yumuşak dille ikna etmektir sanırım Seni çok iyi anlıyorum ancak aile de bir kisinin bile hayır demesi tüm dengeleri bozar. Sonra bırakmak zorunda kalırsınız vs. Hem sen hem de sahiplendigin hayvan yıpranmış olursunuz. Gerçek bu yönde. Yarın öbür gün bu söylediklerimiz gerçek olur dersin ki ne kadar doğru söylemişler. Gerçekler incitebilir ancak bunun gerçek olduğunu değiştirmez seni aksi yönde de yonlendirebilirsin al vs gibi ancak sonuçlar... sonuçlar... En iyisi duygu sömürüsü ve tatlı dil. Benim annemde kediyi eve ASLA almam diyordu ama ben o kadar kedi sahibi olmak istiyordumki kedi sahiplenmeden son 1 hafta önce hiçkimseyle konuşmamaya başladım okula gitmedim gitmem için zorladılar bağırdım çağırdım psikopat taklidi yaptım D yataktan asla çıkmadım yemek yemedim 3 gün boyunca yarım ekmekle durdum ve 1 hafta sonunda annem kabul etti duygu sömürüsü herşeyin çaresi Ya deren hanımDD gerçekten duygu sömürüsüD ne denilebilir ki o taktiği denedim fakat ben sabirsizim biraz D Bende sabırsız birisiydim fakat mecburdum 10 yıllık hayalimdi inat ettim ve başardım şuan annem kedimi o kadar seviyorki çarşıya her çıktığında petshopa gidip 2-3 tane yaş mama alıyor hediye diye mamasınıda çoğunlukla annem veriyor bence inat yapıp aileni ikna edebilirsin Umarım münasip bir dille onları ikna edebilirim son çare sizin taktiginiz olabilirDD Benim annemde evde asla hayvan istemeyen bir kadındı. Titizliğinden dolayı ufak ufak aa erkek arkadaşım bana sürpriz yapıp bir hayvan alabilirmiş diye laf arasında takılmaya başladım. 1 ay kadar sonra aradım bir gece sevinçle ağlayarak anne bana kedi almış dedim.. halbuki gittik beraber aldık eve annemden önce geldim, 2 aylık bebeği görünce o an da eridi annemin yüreği.. ertesi gün ben okuldayken annemin kucağına çıkıp yatmış bizimki, o harekette bağladı onları.. şuan 10 aylık oldu oğlumuz, annem kedimizi Ananem diye seviyor sürekli seviyor koruyor kolluyor, besliyor. Ne olacağını bilemezsiniz yaşamadan. Umarım sizinkilerde bağrına basar Şansınızı deneyin ama emin olarak deneyin, madur olan hayvancağız olmasın Aileniz tarafından kabul görmüyor ise boşa cabalamayin. Hem onları üzmüş olursunuz hem de istenmeyen sonuçlar ortaya çıkar. Bu gibi durumlar çok fazla. En iyisi bu sevdadan vazgecmektir; Abi öyle diyonda evlenene kadar bu sevgiden mahrum mu kalicam ben Ya çok iyi D umarım elimden geleni yapicam ya galiba birazda nasip mi diyelim oluyorsa bir şekilde biyerden olmuşD Ya tabiki emin olmadan hareket etmem. Ona birşey olsun istemem Bence önce şunlar konusunda emin olun kendi içinizde sahiden bir canlıya bakabilir miyim, ilgilenebilir miyim, bakımıyla alakalı doğru şeyleri öğrenip uygulayabilir miyim, bütçem buna uygun mu, sağlıklıyken bu canlı iyi ama hastalanırsa ne yaparım sorularını sorun ve samimi bir şekilde cevaplayın. Çünkü gerçekten bir sorumluluk ve heves kaldırmıyor. Köpekler bebek gibilerdir sanki bir çocuğunuz var gibi olursunuz. Normalde çok hareketli biri değilseniz tutup köpek sahiplenmek sizin için yanlış olur çünkü yaz kış demeden günde 2 defa dışarı çıkaracaksınız onu. Tatil, vs. durumlarda ne yapacağınızı da düşünün. Bundan sonrasında ailenizi ikna etmek emin olun mesele olmaz. Duygu sömürüsü veya emrivaki bu konuda işe yarıyor genelde ama bunu yapıp bir de o canlıya sonradan bakmayacağım demeyin, ha derseniz de sokağa bırakmayın başka bir hayvansevere sahiplendirin. Benim annemle babam istemiyordu evde hayvan. Açıkçası ben de istemiyordum. Çünkü benim köpeğim vefat etmişti kanlı ishalden. Ondan sonra korktum artık hiçbir hayvanın sorumluluğunu alamam dedim. Bir gün kızımı 3 kardeşiyle annesi ölmüş bi vaziyette bulunca kıyamadım sahiplendim. Ailem de başta olmaz falan dese de şimdi seviyor. Yani sen de sokakta buldum sahibi dışarı atmış falan de çok üşüyordu kıyamadım falan de D yalanı tasvip etmesek de böyle durumlarda işe yarıyor. Soruya cevap yazabilmek için üye girişi yapmalısınız. Üye Ol Giriş Yap
İknanın psikolojisi Hemen hemen hepimiz birilerini bir şey hakkında ikna etmeye çalışırız. Hatta bazen kendi kendimizi ikna etmeye çabalarken bile buluruz. Bazen patronumuzu iknaya çalışırken, bazen amirimiz bizi ikna etmeye çalışır. Bazen iş arkadaşımızı ikna etmeye çalışırken, bazen oğlumuzu ikna etme ile uğraşırız. Peki neden ikna etmeye çalışırız? İknanın psikolojisi nedir? Sosyalleşmenin ve beraber yaşayabilmenin en temel aracıdır ikna. Eşinizle, sevgilinizle, arkadaşınızla, çocuklarınızla, ebeveynlerinizle geçirdiğiniz vaktin büyük bir kısmı bir birinizi ikna ile geçer. Bazen ikna olur bazen de ikna edersiniz. İkna etmek deyince birçoğumuzun aklına bir satış tekniği gelir. Ama ikna sadece bir satış tekniği olamayacak kadar önemli ve geniş bir konudur. Bu yazımızda bir satış tekniği olan iknadan bahsetmeyeceğiz. Size sosyal hayatınızı düzenleyecek, iş hayatınızda çok işinize yarayacak ikna tekniklerinden bahsedeceğiz. İkna etme konusunda; ilk önce kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor. İkna etmeye çalıştığım konuya kendim inanıyor muyum? O halde ikna tekniklerini ikiye ayırarak başlayalım konuya. İnanarak ikna, inanmadan ikna. İnanmadan ikna etmek etik olmayan bir iknadır. Çünkü amaç sadece karşıdakinden faydalanmaktır, bu teknikleri en çok satış elemanları kullanır. Ancak bu teknikleri kullanan insanları, iş hayatında ve sosyal hayatınızda da sıklıkla görebilirsiniz. Genel itibari ile ikna etmeye çalıştıkları konu hakkında bir menfaat elde edecek kişiler, kendileri ikna olmasa da sizi ikna etmeye çalışabilir. Hali ile bu tekniği kullanan kişiler karşıdaki kişiyi inanmadan bir şeye ikna etmeye çalıştıkları için; hem işleri çok zordur hem de etik olmayan bir davranış sergilemiş olurlar. Bizim bu yazımızda üzerinde duracağımız konu, inanarak ikna teknikleri. Atalarımızın da dediği gibi “inanmak başarmanın yarısıdır.” Eğer anlatacağınız konuya inanırsanız, ikna etme ihtimaliniz çok daha kuvvetlenmektedir. İkna nedir? İkna etmenin temelinde karşıdaki kişiyi arzu ettiğiniz düşünceye yönlendirmek ve bu düşünceyi temel inanış ve görüş sisteminde olağan bir durum haline getirmek vardır. Günlük hayatta çok defa karşılaştığımız bu olayın bazen farkına bile varmayız. İkna esasında zor bir faaliyettir, ancak doğru teknikleri kullanırsanız da bir o kadar kolaylaşır. İkna teknikleri ve ikna yöntemleri İnan Yukarıda açıkladığımız üzere; ikna etmenin temeli sizin de konuya olan inancınızdır. İnandığınız takdirde ikna etmek çok daha kolaylaşmaktadır. Öncelikle konuya kendinizi inandırmanız ve bunun için yeteri kadar araştırma yapmanız gerekmektedir. Karşıdakini tanı Kişinin yaşadıklarını, inançlarını ve değerlerini anlamak gerekmektedir. Bunlar kararları etkiler. Karşıdaki kişinin zihnindeki modellemeyi, olaylar karşısındaki algoritmasını anlamak, onu ikna etmek için doğru yöntemleri tercih etme konusunda yardımcı olur. Konuşmalarımızda; kişinin/toplumun tarihine, inançlarına, değerlerine ve ilgi alanlarına göre cümleler seçilmelidir. Kişinin özelliklerine göre bir yaklaşım tarzı benimsenmelidir. Bu durumu küçük bir fıkra ile açıklamaya çalışalım. “Bir grup İngiliz, Amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına kopmuş. Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş. Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış. - Git bir de sen dene onları gemiden atlamaları için ikna etmeye çalış, demiş. Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş - Eee, ne oldu? - Hepsi atladılar efendim. Kaptan çok şaşırmış -Nasıl olur, daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara? -Çok kolay kaptanım. İngilizlere “sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalılar” dedim. Amerikalılara deniz suyunun insan vücudu için çok faydalı olduğunu söyledim. - Peki ya Türklere ne dedin? - Onlara da “Denize girmek yasak! ” dedim.” Burada görüldüğü gibi kime nasıl hitap edeceğini, hangi cümlelerin kimler üzerinde daha etkili olduğunu bilmek; onları ikna edebilmenin en iyi yoludur. Bunun için yapılması gereken en önemli husus Etkin Dinlemedir. Karşınızdaki kişiyi tanımaya yönelik tüm anlattıklarını dikkatli bir şekilde dinlemek, kendisini tanıtacak şekilde sorular sormak; onu tanıma konusundaki en etkin yöntemdir. Empati yap Karşıdaki kişinin yerine kendinizi koyup sorun olabilecek tüm problemleri ve bunlara çözüm önerilerini, cevapları belirlemek gerekir. Kişi tarafından size sorulabilecek tüm soruları düşünmeli, bunların cevaplarına yönelik hazırlık yapmalıdır. İkna etmeye çalıştığınız konuya, karşıdaki kişi neden ihtiyaç hissetmeli sorusuna cevap bulmaya çalışılmalıdır. İhtiyacı hissettir İnsan bir konuya ikna olması için genelde ona bir ihtiyaç hissetmelidir. İhtiyaç varsa ikna kolaylaşır, ihtiyaç yoksa ikna zorlaşır. Kişinin kendini ikna etmesi içinde ilk olarak o konuda bir ihtiyaç duyması gerekir. Bu nedenle öncelikle kişi bu konuda bir ihtiyacı olduğuna inanmalıdır. Güven kazan Karşıdaki kişinin güvenini kazanıp onun güvende olduğunu hissettirme, ikna edeceğiniz konuda sizi daha dikkatli dinlemesine neden olur. Daha önce söylediğimiz karşıdaki kişiyi tanıma konusunu yaparken bir yandan da kendinizi tanıtmalısınız. İnsanlar, güvenliklerinin zedelenmeyeceğini anlarlarsa, ikna olmanın kapılarını açarlar. Burada genel olarak Maslov’un ihtiyaçlar piramidinin birinci basamağını sağlamaktan bahsediyoruz. “İnsan güvende olmak ister.” Güvendiğin, tanıdığın, hoşlandığımız kişilere daha çabuk evet deriz. Örneğin, konuştuğumuz kişi bize konunun negatif yönlerini açıkça söyleyip, pozitif yönlerinden de bahsediyorsa; biz de bir güven duygusu kazanmış olur. Peki bir kişinin beğenisini ve güvenini nasıl sağlarız? Bunun için en basit yol kişinin bilinçaltını etkileyen hareketler sergilemektir. Örneğin; karşıdaki kişi ile aynı duruş, hareket, aksan, kelimelerle konuşarak onu kopyalarsanız kişinin etkilenmesi daha kolay olur. Kişiye karşı kompliman yapılıp, övgü dolu cümleler kullanılabilir. Ancak inandığınız şeylerin söylenmesi gerekir aksi halde karşı tarafta daha itici olur. Kafa hareketleri sıkılıkla kullanılmalıdır. Anladığını belli etmek için abartmadan kafanı sallamak ona değer verdiğinizi ve şu ana kadar söylediklerini anladığınızı belirtmektedir. Aşağıda belirttiğimiz başlıklar aynı zamanda kişinin güvenini kazanmak için de önemlidir. Doğru iletişim kanalını seç Yapılan araştırmalar karşıdaki kişinin; %7 söz ile, % 38 ses tonu ile, %55’de beden dili ile etkilenebileceğini belirtmektedir. Bu üç kanalda, kişiyi ikna etmek için etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Görüldüğü üzere kurduğumuz cümlelerin anlamları ve tonlaması yanında, beden dilinin önemi çok büyüktür. Size güven kazandıracak iletişimin, beden dili bölümüne yeterli ilgi ve alakayı gösterdikten sonra; konuştuğunuz kişiye karşı yaptığınız tonlamaları da iyi ayarlamak gerekmektedir. Doğru tonlamayı kullandığınızda bazen ne dediğinizin bile bir önemi kalmayabilmektedir. Her ne kadar söz, bu etki çarkında en düşük orana sahip olsa da kurduğunuz cümlelerin anlamı ve düzeni de son derece önemlidir. Sade ve anlaşılır cümleler seçilmeli, fazla karmaşa yaratacak uzun cümlelerden uzak durmalı ve anlaşılmayacağını veya bilinmediğini düşündüğünüz kelimeler kullanılmamalıdır. Konuşurken anlamlı ve pozitif kelimeler kullanmalıdır. Kişinin yaşadıklarına, inançlarına ve değerlerine göre cümleler tercih edilmelidir. Karşıdaki kişinin yanlış olduğunu düşündüğünüz başlıkları değil doğru düşündüğü başlıklar üzerinden gitmelidir. Yanlış olduğunu düşündüğümüz bölümleri negatif cümlelerle değil, pozitif cümlelerle ifade etmelidir. Yani “bu konuda yanlış söylüyorsun” cümlesi yerine “bu konuda şöyle bir bakış açısı sizce nasıl?” gibi cümleler tercih edilmelidir. Bu yazımızda sizleri fazla sıkmamak için kısa bir ara verelim. Bir dahaki yazımızda konuya kaldığımız yerden devam edelim.
açılmak istiyorum ailemi nasıl ikna ederim