“En güzel deniz / Henüz gidilmemiş olandır / En güzel çocuk / Henüz büyümedi / En güzel günlerimiz / Henüz yaşamadıklarımız. / Ve sana söylemek istediğim en güzel söz / Henüz söylememiş olduğum sözdür” Konuşmamı Mülksüzler’in yazarı Ursula K. Le Guin’in bir sözüyle bitirmek istiyorum. Dasschönste Meer ist das noch nicht befahrene /En Güzel Deniz Henüz Gidilmemis Olanidir: Gedichte deutsch /türkisch | Hikmet, Nâzim, Pschera, Mario, Dagyeli-Bohne, Helga, Dagyeli, Yildirim | ISBN: 9783935597036 | Kostenloser Versand für alle Bücher mit Versand und Verkauf duch Amazon. En güzel deniz, henüz gidilmemiş olandır. En güzel çocuk, henüz büyümedi. En güzel günlerimiz, henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz, henüz söylememiş olduğum sözdür. Stronsium 90. Acayipleşti havalar, bir güneş, bir yağmur, bir kar. Atom bombası denemelerinden diyorlar. En güzel deniz: henüz gidilmemiş olandır. En güzel çocuk: henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür 30 Eylül 1945 Seni düşünmek güzel şey ümitli şey dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir engüzel deniz: henüz gidilmemiş olandır. en güzel çocuk: henüz büyümedi. en güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız. ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür cash. Popüler Yayınlar Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu. İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bi... En güzel deniz Henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk Henüz büyümedi. En güzel günlerimiz Henüz yaşamadıklarımız. ... Hayat; Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir. Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın... Zenginlik bize ne iyilik eder, ne de kötülük Her ikisi için de malzeme verir bize. Ondan daha güçlü olan ruhumuz ve malzemeyi dil... Bilinçaltı, günümüzdeki tüm araştırmalara rağmen gizemini korumuş ilginç ve büyüleyici bir alandır. Bilinçaltımızın yapabilecekleri -daha... Günümüzde popüler akımlardan biri olan Hint felsefesi, yaşama farklı bir gözle bakabilmeyi temel alır. Bu felsefenin 4 temel kuralı şunla... İnternette gördüğüm ve oldukça ilginç bulduğum bir soygun hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum "Don't make people into heroes John. Heroes don't exist and if they did I wouldn't be one of them." "İnsanla... Ve bazen başımızı derde sokmak için karanlığın elçileri iblisler bize doğruları söyler. yalansız birkaç ıvır zıvırla, yemle avlayıp biz... Başarılı Öğrenciler - Başarılı Kişilikler Öğrencilik hayatı çok zorlu ve rekabetin hat safhada olduğu bir ve fin... Soru Cevap8 ay önce1 Cevap328 Kezen güzel deniz henüz gidilmemiş olandır sorusunun cevabı nedir? Bu soruya 1 cevap yazıldı. Cevap İçin Alta Doğru İlerleyin. İşte Cevaplar Deniz mavi2021-11-20 221901Cevap En güzel deniz Henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk Henüz büyümedi. En güzel günlerimiz Henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz Henüz söylememiş olduğum sözdür... Nazım Hikmet Ran Bu cevaba 0 yorum yazıldı. Soru Ara? den fazla soru içinde arama YazBilgilendirme 2022 yılı YKS, AÖF, AUZEF, ATA-AÖF, AÖL, LGS, AÖO, AÖIHL-MAÖL, YDS, TUS, MSÜ, ALES, KPSS, İSG, YKS, DGS, EUS, TYT, AYT, ADES, ADB, Amatör Denizcilik Eğitimi Sınav takvimleri belli The URL you requested could not be found. hani hep derler ya; en güzel yer henüz gidilmemiş olandır, en güzel şarkı henüz çalınmadı ve en güzel söz henüz söylenmemiş olandır. Bende hep sona saklarım en’leri, en hacimlilerini. Seni sana anlatmak, bilmediğin, bilemediğin, hiç keşfetmediğin yönlerini açığa çıkarmak değil benim niyetim. Çoktan baharlara kapımı kapamışken ve başlamışken vazgeçmeye birçok şeyden çıktın karşıma. En yenik, en zayıf, en çıkmaz halimle tanıdın beni. Tanıdığın bu ben ben değildim aslında. Ama ben seni dosdoğru tanıdım, olduğun gibi kavradım, ama biliyorum sen bu değilsin. Yaşadığın mekan dar gelir zaman zaman, başını alıp gitmek istesen de ayak basılmamış yamaçlara, cesaret denilen sözcüğe takılır isterdin kimbilir, nelere göz yumardın elinden tutup götürecek yürekler bulduğunda seni!Konuşurken seninle farkediyorum ki, aynı yerlere yolculuk etmek niyetimiz, hani otobüs yolculukları vardı ya hayal ettiğimiz, gecenin bir yarısı durup Afyon’da ekmek arası sucuklar, sabahın ayaza çalan saatinde içilen sıcacık çaylar, ve vardığımız noktada yolculuğumuzun çekilen derin nefesler. Evet senle çok isterdim yaşanmamışlıkları yaşamayı, ve iz bırakmayı hayatın beni nasıl algıladın bilmiyorum, yada nasıl yargıladın kendince, ama benimde var bir hikayem; diğer bildik hikayelere pek benzemesede. Hikayelerin arasında öyleleri vardır ki, devam ettirsen koca bir roman olur. Eğer devam edersek, bence öyle bişey olacak bizimkisi. Çıkardan uzak, yalın ve apaçık okunur bişey kokacak. Dostluk kokacak, yada öyle olmak zorunda olduğu için yürek parçalanacak. Neden diye sorma, nedensizdir bazı şeyler. Çok önceden adı konmuştur insanın yaşadıklarının ve sonradan buna dahil olanlar oynamak zorundadırlar kendilerine verilen rolü, başka rollerde olmak ne kadar da çok isteseler. Bilirim başka roller güzel dururdu sende, güzel dururduk beraber yıla girmeye az bir zaman var, ve ben 2004’e noktayı senle koyuyorum,2005’te gene olacaksın,aslında sen artık bende hiç yanında rahatlamayı sevdim, kendim gibi olmayı, gözlerindeki anlamı evdim, ve bana anlamlı bakmanı. Adımı söylediğinde, adımın ardından dilinde kalan tortuları sevdim ben, o kalıntılarda yeniden anlam kazanmak isterdim, ama olamaz ki, aslında bu hayatta olmayacak dediğin olur dimi.!” Dostum, dostum, güzel dostum; bu ne beter çizgidir bu; bu ne çıldırtan denge;yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe”Sen aklıma gelince hatırlayacağım çok şeyim var, şu kısacık zamanda yeni bir hayat tanıttın bana, uzun zamandır unuttuğum ve hatırlamaktan korktuğum. Ne olur hiç hayatımdan çıkma, ve hayatın hakkını vererek yaşa. Son söz benden yana... Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran zamanı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken Senin bana geç kaldığını Murathan MUNGAN Var olanla yetinmemek hep daha iyi olanı arayış, insanoğlunun hayat ta var olma savaşında daima itici bir güç olmuştur. En güzele, en iyiye ulaşıncaya kadar sürekli arayış içinde olmak, sürekli gelişmek bizi hep daha iyiye güzele mükemmelliğe ulaştırır. Yeni buluşlar, yeni ürünler, yeni düşüncelerin gelişimi hep bu arayışla olmuyor mu? Bu arayıştır ki bizi durağanlığın, tembelliğin tuzaklarından kurtarır devamlı yeni kalmamızı, günceli yakalamamızı ve daima ilerlememizi sağlar. Çalıştığımız kurumlardaki işimizde, kurduğumuz işletmelerdeki çalışmalarımızla hep ileriye gitmek zorundayız. Yaptığımız işte ne kadar iyiyiz? Buna nasıl karar veriyoruz? Neye göre iyiyiz? Bize göre mi? Çevremize göre mi? Arkadaşlarımıza göre mi? Yaptığımız işte, görevimizde, ürettiğimiz üründe, verdiğimiz hizmette bu iş bu kadar yapılır, bu iş bundan daha iyi yapılamaz, demememiz gerekiyor. Çünkü el elden üstündür, yapılan her şeyin mutlaka daha iyisi, daha güzeli vardır. Çevremize baktığımız da birçok üründe, hizmette her şeyde gelişmeye dönük izler görürüz. Hiçbir şey durağan değildir, sürekli değişmekte ve gelişmektedir. “Bundan daha iyi olamaz, bu kadar yeterli” demek gelişmeyi, yeniliği, verimliliği engeller. Bizi rehavette bırakır. Oysa rakiplerimiz yerinde durmamaktadır, onlarda sürekli yenilik ve gelişme içerisindedir. İşimiz maraton koşusu gibidir, durduğumuzda geçiliriz. Geçilmemek için devamlı koşmamız gerekir. Hayat sürekli bir devinim, gelişme ve değişim içerisindedir. Rakiplerimiz, müşterilerimizin beğeni, beklenti ve istekleri, çevremizdeki her şey, ürünler, sistemler, hizmetler sürekli gelişiyor, yenileniyor, farklılaşıyor. Bizim bu gelişmelerin dışında kalmamız mümkün değildir. Bu nedenle sürekli kendimizi yenilememiz, hizmet ve ürünlerimiz için devamlı arayış içinde olmamız gerekiyor. Biz gelişmelere kayıtsız kalamayız yaptığımız işlerde sürekli iyileştirmeler yapmak zorundayız. Bu iyileştirmeleri düzenli olarak yapmalıyız. Amacımız çok iyi bir şirket olmak değil dünyanın en iyi şirketi olma hedefiyle çalışmamız gerekiyor. Yaptığımız işi en mükemmel nasıl yaparım anlayışıyla çalışmamız gerekiyor. İlerleme çıtamızı sürekli yükseltmemiz gerekiyor. En büyük rakip kendimiziz. Kendimizi devamlı aşmalıyız. Ancak böyle ilerleyebiliriz, kalıcı olabiliriz, rakiplerimiz den önde olabiliriz. Başlangıç için şu soruyu kendimize sormalıyız; “Yaptığım işi daha verimli daha iyi yapmak için neler yapabilirim ?” Bu anlayışı ekibimizle, çalışma arkadaşlarımızla paylaşmalıyız ve işletmemizin çalışma temel ilkesi haline getirmeliyiz. Eğer en iyiyi, daha güzeli yapmak için çaba göstermezsek yaptığımız işi yeterli görürsek asıl en büyük hatayı o zaman yapmış oluruz. Çünkü durmak bizi geriletir bize en büyük zararı verir. Devamlı koşmak zorundayız… Hep daha iyi daha güzel için çalışmalıyız. Bu süreç bir başladı mı hiç bitmez. “İyi mükemmelin düşmanıdır”.Usta şairimiz Nazım Hikmet ne güzel söylemiş “En güzel deniz Henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk Henüz büyümedi. En güzel günlerimiz Henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz Henüz söylememiş olduğum sözdür.”

en güzel yer henüz gidilmemiş olandır