23 Sure. Müminûn Suresi 115. Ayet Meali, Müminûn 115, 23:115. “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”
Nisasuresi 115. ayet - Açık Kuran. Erhan Aktaş - Kerim Kur'an. Kendisine doğru yol belli olduktan sonra, her kim Resul'e karşı gelir, mü'minlerin yolundan başkasına yönelirse, onu saptığı yolda bırakırız. Onu Cehennem'e atarız.
114 Allah şöyle buyuracak: “Doğrusu siz, çok az bir süre kaldınız. Keşke bunu vaktiyle bilseydiniz!”. 115: “Yoksa bizim sizi boşuna yarattığımızı, sonunda bizim huzurumuza geri döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”. Âhiretin zaman ölçülerine göre dünya hayatı çok kısadır. İnsan, içinde bulunduğu sırada
Bu sayfada #Elmalılı Hamdi Yazır ve #Diyanet #Kuran #Meali ve @tefsiri yayınlanmaktadır.Her #sure sıralı bir şekil de @ayet @ayet takipçilere sunulur. #öğretmen
Bukurallar, dürüstlüğü öğreten ve hep dürüst yaşayan bir insanın, yalancı ve menfaatçi olmadığının açık bir delilidir. 23-24. Gerçekten Biz Mûsa'yı âyetlerimiz, mûcizelerimiz ve apaçık bir yetki ile Firavun'a, Hâman'a ve Kârun'a gönderdik de onlar: "Bu yalancı bir sihirbazdır" dediler. [51,52-53] 25.
cash. Meal Ayet Arapça رَف۪يعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِۚ يُلْقِي الرُّوحَ مِنْ اَمْرِه۪ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ لِيُنْذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِۙ Türkçe Okunuşu * Rafî’u-dderacâti żû-l’arşi yulkî-rrûha min emrihi alâ men yeşâu min ibâdihi liyunżira yevme-ttelâki 1. Ömer Çelik Meali Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan Allah, o büyük buluşma gününün dehşeti ile korkutmak üzere kendi emrinden olan vahyi kullarından dilediğine indirir. 2. Diyanet Vakfı Meali Dereceleri yükselten, Arş'ın sahibi Allah, kavuşma günüyle korkutmak için kullarından dilediğine iradesiyle ilgili vahyi indirir. 3. Diyanet İşleri Eski Meali Arş sahibi, varlıkların en yücesi olan Allah, kavuşma gününü ihtar etmek için kullarından dilediğine emriyle vahyi indirir. 4. Diyanet İşleri Yeni Meali O, dereceleri hakkıyla yükseltendir, Arş’ın sahibidir. Buluşma günü hakkında insanları uyarmak için, irâdesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine, kendi indirir. 5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali O dereceleri yükselten Arş'ın sahibi Allah, o buluşma gününün kıyametin dehşetini haber vermek için kullarından dilediği kimseye emrinden ruh melek indiriyor. 6. Elmalılı Meali Orjinal Meali O dereceleri yüksek, Arşın sahibi telâkıy gününün dehşetini haber vermek için kullarından dilediğine ruh indiriyor 7. Hasan Basri Çantay Meali Sıfatları yüce, arşın saahibi Allah, insanları o kavuşma günü ile korkutmak için, kendi emrinden olan vahyi kullarından kimi dilerse ona ilkaa eder. 8. Hayrat Neşriyat Meali O, ihlâslı kullarının derecelerini hakkıyla yükseltendir, Arşın sâhibidir. Karşılaşma günü ile korkutmak için, kendi emrinden olan rûhu vahyi, kullarından dilediği kimseye ilka eder indirir. 9. Ali Fikri Yavuz Meali O dereceleri yükselten arşın sahibi Allah, mahlûkatın birbirine kavuşacağı kıyamet gününün dehşetini haber vermek için kullarından dilediğine Hz. Muhammed Aleyhissalâtü vesselâm'a, kendi emrinden vahy indiriyor. 10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali Dereceleri yükselten Arş'ın sahibi olan Allah Teâlâ, kendi emrinden olan vahyi, kullarından dilediğine ilkâ buyurur ki, kavuşulacak gün ile korkutulmakta bulunsun. 11. Ümit Şimşek Meali Dereceleri yükselten ve Arş'ın sahibi olan Allah, kendi emrinden olan ruhu, kavuşma günü hakkında insanları uyarması için kullarından dilediğine indirir. 12. Yusuf Ali English Meali Raised high above ranks or degrees, He is the Lord of the Throne of Authority by His Command doth He send the Spirit of inspiration to any of His servants he pleases, that it may warn men of the Day of Mutual Meeting,- Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin anlaşılması mümkün değildir. Mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. Mü'min Sûresi 15. ayetinin tefsiri için tıklayınız * Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir.
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Keżżebet kablehum kavmu nûhin vel-ahzâbu min ba’dihims ve hemmet kullu ummetin birasûlihim liye/ḣużûhus ve câdelû bilbâtili liyudhidû bihi-lhakka feeḣażtuhums fekeyfe kâne ikâbiOnlardan önce de Nuh kavmi, yalanladı, onlardan sonraysa bölükbölük halk ve her ümmet, peygamberini yalanlamayı kendine iş edindi, buna kasdetti, onu öldürmek istedi ve gerçeği boşa çıkarmak için boş şeylere dayanarak çekiştiler, derken onları helakediverdim; azap nasıl olurmuş, görsünler. Bunlardan önce Nuh kavmi de peygamberlerini yalanlamış ve kendilerinden sonra sayısı çok fırkalar da böyle yapmışlardı. Her azgın ve sapkın ümmet, kendi elçilerini susturmak ve tutuklayıp etkisiz bırakmak üzere yakalamaya kalkışmışlardır. Hakkı yürürlükten kaldırmak için, bâtıla dayanarak zalim ve kâfir güçlere yaslanarak mücadeleye başvurmuşlardır. Sonunda Ben de onları zillet ve hezimete uğratıp yakaladım. Artık bir bak ki Benim sonunda yakalayıp cezalandırmam ve intikam almam nasılmış!Onlardan önce Nuh kavmi, sonra da Allah'ın elçilerine karşı birleşen öteki kavimlerin tümü, peygamberleri ve gelen mesajları yalanladılar. Bu toplulukların herbiri, kendilerine gönderilen elçileri yakalayıp öldürmek için, onlara karşı tuzaklar kurdular ve tek gerçeği boşa çıkarmak için, değersiz ve geçersiz delillerle karşı koydular. Bu yüzden onları yakaladım, azabım nasıl olurmuş önce Nûh kavmi, onlardan sonra çeşitli topluluklar, gönderilen peygamberleri yalanlamışlardı. Her millet kendisine gelen Rasulü yakalayıp cezalandırmaya, ona suikast yapmaya niyetlendi. Bâtılı hakkın, hak, kutsal kitapların yerine koymak için batıl delillerle mücadele ettiler. Ben de onları kıskıvrak yakalayıp işlerini bitirdim. Peygamberlerimi yalanlama, hakkın yerine bâtılı koyma suçuna denk, onları adâletle nasıl cezalandırdığımı bir Kur’an-ı Kerim, 3/196-197; 31/ önce Nuh kavmi ve onlardan sonraki fırkalar da yalanladılar. Her ümmet peygamberlerini yakalamaya yeltendi. Hakkı ortadan kaldırmak için batıla dayanarak mücadele ettiler. Böylece ben de onları yakaladım. Benim cezalandırmam bak nasıl oldu?Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra sayısı çok fırkalar da. Her ümmet, kendi elçilerini susturmak için yakalamaya yeltendi. Hakkı, onunla yürürlükten kaldırmak için, 'batıla-dayanarak' mücadeleye giriştiler. Ben de onları azapla yakaladımm. Artık Benim cezalandırmam nasılmış? görmüş oldular.Senin kavminden önce Nûh kavmi, Nûh kavminin arkasından da peygamberlerine karşı birleşen kâfirler tekzib etmişlerdi; ve her ümmet kendilerinin peygamberini yakalayıb öldürmek kasdinde bulundu. Hakkı bâtıl ile yok etmek için boşuna mücadele ettiler. Nihayet ben de onları azabımla yakalayıverdim. Bak, nasıl oldu azabım!...Onlardan önce de Nuh kavmi ile onlardan sonra gelen müttefikler, peygamberleri yalanladılar. Her bir toplum kendilerine gelen peygamberi tutmak engellemek için uğraştılar. Ona karşı hakkı ezmek için batıl bir silah ile mücadele ettiler. Bunun üzerine Ben, onları yakalayıverdim. İşte ağır azabımın nasıl olduğunu görün!Onlardan önce Nûh toplumu ve bunların ardından da işbirlikçi gruplar, peygamberlerini yalanlamışlar ve her toplum kendi peygamberini yakalayıp etkisiz hale getirmek istemiştir. Bâtılı hakkın yerine koymak için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. İşte, cezalandırmamın nasıl olduğunu gör!Onlardan önce Nuh'un ulusu, onlardan sonra da, birtakım bölükler yalanlamıştı, her ümmet peygamberini yakalamak istedi, hakkı batırmak için, bâtılla uğraştılar, ben onları yakaladım, imdi, azap niceymişOnlardan önce Nuh'un kavmi ve onlardan sonraki topluluklar da elçileri yalanlamıştı. Öyle ki, her ümmet kendi resulünü yakalayıp cezalandırmaya öldürmeye azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış gördüler!Ânlardan evvel Nûh’ın kavmi ânı tekzîb itdiler. Ândan sonra da bir çok ümmetler ’aynını yapdılar. Her ümmetin kâfirleri rasûlleri ’aleyhine fesâd tertîb itdi, ânları cebren ellerine almak istiyorlar idi. Bâtıl kuvvetiyle hakka galebe içün mücâdele idiyorlar idi. Lâkin ben anları zabt itdim, tâ ki ’azâbımın nasıl oldığını önce, Nuh milleti, ardından, peygamberlere karşı gelen topluluklar da peygamberlerini yalanlamış; her ümmet, peygamberini cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı batılla gidermek için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine Ben onları yakaladım. Cezalandırmam nasılmış?Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, gördüler!Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da peygamberlerini engellemeye, her ümmet kendi peygamberini yakalamaya azmetmişti. Bâtılı hakkın yerine koymak için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. İşte, cezalandırmamın nasıl olduğunu gör! Âyette, Mekke kâfirlerinden önce gelen, Âd, Semûd ve Lut kavimleri gibi birtakım milletlerin inkârlarına, peygamberlerini yakalayıp öldürme çabaların... Devamı..Onlardan önce Nuh'un halkı da yalanlamıştı ve onlardan sonra bir çok parti de... Her topluluk elçilerini etkisiz hale getirmeye çalıştı. Gerçeği gidermek için boş ve yalnış şeylerle tartıştılar. Sonunda onları yakaladım; cezalandırmam nasılmış?Onlardan önce Nuh kavmi, arkalarından da çeşitli topluluklar yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamak kastında bulundu. Hakkı batılla gidermek için boşuna mücadele ettiler. Ben de onları tuttum, alıverdim. Bak o zaman azabım nasıl oldu?Onlardan evvel Nuhun kavmı arkalarından da Ahzab tekzib etmişlerdi ve her ümmet kendi Resullerini yakalamak kasdinde bulundu ve hakkı batılla gidermek için boşuna mücadele ettiler de ben onları tuttum alıverdim o vakıt nasıl oldu ıkabım?Onlardan önce Nuh halkı ve onlardan sonraki topluluklar da yalanladılar. Her ümmet, kendi resûllerini yalanlamaya yöneldi. Hakk'ı, Batıl'la yok etmek için mücadele ettiler. Ben de onları yakalayıverdim. Akabinde cezalandırmam nasılmış gördüler!Onlardan evvel Nuuh kavmi de, bunlardan sonraki sürü sürü fırkalar da peygamberlerini yalan saydı lar. Bunlardan her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamayı kasdetdi. Hakıykatı olmayan şeyler le hakkı yok edebilmeleri için savaşıb durdular. Neticede ben de onları tutub yakaladım. İşte bak benim azabım nice imiş!Onlardan önce Nûh kavmi ve onların ardından Âd ve Semûd gibi çeşitli topluluklarda yalanlamışlardı. Her ümmet kendi peygamberlerine kasdetmişti, tâ onu öldürmek içinyakalayıversinler; ve bâtıl uğruna mücâdele ettiler, tâ onunla hakkı ortadan kaldırsınlar! Derken onları o hâlleri üzere azâbımla yakalayıverdim; artık bak azâbım nasıl oldu!Daha önceden Nuh kavmi ve onlardan sonra da bir topluluk ahzab yalanlamıştı. Her ayrı inanç sahibi topluluk, kendilerine gelen elçiyi yakalayıp yok etmek için saldırmış, batıl inançlarıyla hakkı yok etmek için mücadele etmişlerdi. Bende onları yakalamıştım. Şimdi bak bakalım onların sonu nasıl olmuş?Onlardan önce Nuh ulusu, onlardan sonra gelen bölüntüler de elçilerini yalancı saymışlardı. Her ulus kendi elçisini yakalayıp öldürmek istedi. Doğruyu eğri ile yoketmek için tartışıp durdular. Derken Ben de onları yakaladım. Bak, benim azabım nice evvel Nuh kavini, onlardan sonra gelen fırkalar da [⁶] peygamberlerini yalancı saymışlardı. Her bir ümmetin maksadı peygamberlerini yakalayıp öldürmekti. Hak/kı ayak altına almak uğrunda boş sözlerle çene çalmışlardı. Ben de onları yakaladım, ukubetim nasıl oldu? Bak azabımdan kurtulabildiler mi?[6] Âd ve Semud önce Nûh kavmi ve onlardan sonra gelen gruplar [ahzâb] da yalanlamışlardı. Her ümmet kendi elçilerini yakalayıp öldürmeye kastetmiş ve hakkı batılla yok etmek için mücadele vermişlerdi. Bu yüzden onları yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış gördüler.Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra da çeşitli topluluklar yalanladı. Her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamaya yeltendi ve hakkı batılla gidermek için mücadeleye girişti. Ben de onları yakalayıverdim. İşte benim cezalandırmam nasılmış gördün mü?Onlardan önce Nûh kavmi ve daha sonraki inkârcı toplumlar da ayetlerimi yalanlamışlardı. Her toplum, kendilerine gönderilen Peygamberi veya dâvetçiyi yakalayıp ortadan kaldırmaya yeltenmiş; elçilerin ortaya koyduğu hakikati çürütüp geçersiz kılmak amacıyla, onlara karşı yanlış ve yanıltıcı delillerle, yalan ve iftiralarla, çirkin komplolarla, yani bâtıl ile karşı koymuşlardı. Fakat sonunda onları, korkunç bir azapla yakalayıvermiştim! İşte o zaman gördüler; nasılmış Benim cezalandırmam!Nûh’un kavmi onlardan önce yalanladı, onlardan sonraki Hızipler / Partiler de yalanladı! Her ümmet, tutup yakalamak için rasûlüne suikast yaptı. Hakk’ı ortadan kaldırmaları için Bâtıl’ın mücadelesini verdiler. Derken, onları yakaladım. Cezalandırmam nasıldı?Daha önceki Nuh Kavmi; işbirlikçi Ad ve Semûd halkları da inkarcıydılar. Hepsi de kendi elçilerini öldürmeye kalkıştılar. Hakikati yok etmek için akıl almaz şeyler yaptılar. Ben de onları öyle bir yakaladım ki takip nasıl olurmuş önce Nuh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da ayetlerimizi yalanlamıştı. Her toplum kendilerine gönderdiğimiz elçileri yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Elçilerimizin onlara tebliğ ettiği gerçekleri yok etmek için yalanlarıyla tartışmışlardı. Bu nedenle onları kıskıvrak yakaladık. Onlara cezalar yağdırdık. Cezam nasılmış gördüler. Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki gruplar da peygamberlerini yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi elçisini yakalamaya azmetmişti. [*] [Batıl] sayesinde gerçeği iptal etmek için mücadele etmişlerdi. [*] Bunun üzerine onları kıskıvrak yakalamıştım. Azabım bak nasıl olmuştu!Ayette geçen [hemmet] fiili “azmetmek”, “harekete geçmek”, “canla başla uğraşmak”, “tuzaklar kurmak”; “plan ve entrikalar yapmak” gibi anlamlar içerme... Devamı..Onlardan önce Nûh toplumu ve daha sonra gelen farklı toplumlar da Peygamberlerini yalanladılar. Hattâ her ümmet, kendi Peygamberini öldürmeğe bile yeltenip, hakkın yerine bâtılı hâkim kılmak için çalıştılar. Ben de onları helâk ediverdim. Sonunda Benim cezâlandırmam, nasılmış? gördüler.Onlardan önce Nûh kavmi, sonra da [Allah’ın elçilerine karşı] birleşen [öteki kavim]lerin tümü ² hakikati yalanladılar; bu toplulukların her biri kendilerine gönderilen elçileri yakalayıp ortadan kaldırmak için onlara karşı tuzaklar kurdular; ³ ve hakikati etkisiz hale getirmek için [elçilerin getirdikleri mesaja] yanlış ve yanıltıcı delillerle karşı koydular; bu yüzden onları hesaba çektim ne çetindir Benim intikamım!2 Karş. 3812-14, bu ayette “birleşenler”in ahzâb bir kısmı tek tek sayılmıştır; ayrıca bkz. bu surenin 30. ayeti Lafzen, “her topluluk kendi e... Devamı..Nitekim onlardan önce Nuh Kavmi ve onların peşinden gelen topluluklar da elçilerini yalancılıkla suçlamış, hatta her topluluk elçilerini yakalayıp ortadan kaldırmanın planlarını yapmış, hakkı etkisiz kılmak için batıl yollara başvurarak canla başla mücadele etmişti. Fakat sonuçta ben de onları kıskıvrak yakalamıştım. Benim cezalandırmam nasılmış görsünler! 6/34, 11/120Onlardan önce Nûh kavmi ve peşlerinden gelen tüm kafadarlar da yalanlamıştı; her toplum kendi elçisini yakalayıp ondan kurtulmanın planlarını yapmıştı;[⁴¹⁷³] bâtıl uğruna hakikati kendi kendisiyle alt etmeye çalışmak gibi yanlış ve yanıltıcı bir mücadele yöntemini benimsediler. Fakat, sonuçta Ben onları yakaladım ve cezalandırma nasıl olurmuş gördüler![4173] Hz. Musa’ya yapılan gibi 2820. Nebi’ye, suikast planları imâen haber evvel Nûh kavmi peygamberlerini tekzîp etmişti. Onlardan sonraki tâifeler de tekzîpte bulunmuşlardır. Ve her kavim, peygamberlerine kastetmişlerdi, onu yakalayıversinler diye ve bâtıl ile mücadelede bulunmuşlardı, onunla hakkı gidermek için. Sonra onları yakaladım. Artık ukûbetim nasıl oldu bir düşünülmelidir!.Kendilerinden önce Nûh halkı, onlardan sonra gelen daha birtakım gruplar da dini yalan saydılar. Her toplum tartaklamak için, resullerine karşı harekete geçtiler ve hakkı yıkmak için birtakım batıl iddialar ileri sürdüler, ama Ben de onları kıskıvrak yakalayıverdim. İşte düşünün Benim cezalandırmam nasılmış, bir görün! [3, 196-197; 31, 24]Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra gelen kollar da yalanladı. Her millet, elçisini yakalamağa yeltendi; hakkı gidermek için boş şeyler ileri sürerek tartıştılar. Bu yüzden onları yakaladım. Bak işte Azabım nasıl oldu?!Onlardan önce Nuh’un halkı ve arkalarından gelenler de yalana sarıldılar. Her toplum ümmet, kendi batıllarıyla bu hakkı ortadan kaldırmak için mücadeleye girerek, kendilerine gelen elçiyi avuçlarının içine almaya çalıştılar. Ben de onları oradan aldım. Cezalandırmam nasılmış gördüler?Onlardan önce Nuh Kavmi ve onlardan sonra da peygamberlerine karşı gelen her toplum yalanlamış, peygamberlerini yakalamak ve hakkı ortadan kaldırmak için batılın mücadelesini vermişti. Ama ben, onları yakalamıştım. Cezalandırmam nasıldı?Bunlardan önce Nuh kavmi ile onu izleyen topluluklar da peygamberlerini yalanlamışlardı. Herbir ümmet, peygamberini ele geçirmeye kalktı ve hakkı gidermek için bâtıla sarılarak mücadele etti. Sonra Ben onları yakalayıverdim de cezamın nasıl olduğunu önce Nûh kavmi yalanlamıştı. Onlardan sonra gelen oymaklar da. Her ümmet kendilerine gelen elçiyi yakalasınlar diye uğraştı. Ve hakkı işlemez kılmak için yanlışı/tutarsızlığı esas alarak mücadele ettiler; nihayet onları yakaladım. Nasıl olmuştu azabım?!yalan duttı anlardan ileri nūḥ ķavmı daħı bölükler anlardan śoñra. daħı ķaśd eyledi her ümmet yalavaçlarına tā dutalar anı daħı dartışdılar bāŧıl-ıla tā bāŧıl eyleyeler anuñ-ile ḥaķķı. pes duttum anları pes nite oldı 'aźābum!Yalanladı anlardan burun nebīleri Nūḥ ḳavmi, aḥzāb daḫı Nūḥ ḳavmindenṣoñra. Daḫı ḳaṣd itdi her ümmet nebīlerini öldürmeg‐içün. Daḫı çekişdilerbāṭıl bile ḥaḳḳı gidermeg‐içün. Pes helāk itdüm anları. Gör nice oldı benüm əvvəl Nuh qövmü, sonrakı kafir firqələr də Ad, Səmud tayfaları və başqaları peyğəmbərlərini təkzib etmiş, hər ümmət öz peyğəmbərlərini yaxalamağa tutub öldürməyə cəhd göstərmiş və haqqı yalana çıxartmaq məqsədilə boş sözlərlə mübahisə aparmışdılar. Buna görə də Mən onları əzabla yaxaladım. Ya Peyğəmbər! Bir görəydin Mənim cəzam necə oldu!The folk of Noah and the factions after them denied their messengers before these, and every nation purposed to seize their messenger and argued falsely, thinking thereby to refute the Truth. Then I seized them, and how awful was My there were people before them, who denied the Signs,- the People of Noah, and the Confederates4361 of Evil after them; and every People plotted against their prophet, to seize him, and disputed by means of vanities,4362 therewith to condemn the Truth; but it was I that seized them! and how terrible4363 was My Requital!4361 Cf. 3811-13, and n. 4158. All the hosts of wickedness collected together from history will have no power against Allah's Truth, or the Messenger... Devamı..
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Vemen yuşâkiki-rrasûle min ba’di mâ tebeyyene lehu-lhudâ veyettebi’ ġayra sebîli-lmu/minîne nuvellihi mâ tevellâ venuslihi cehennemes vesâet masîrânKendisince doğru yol apaçık belli olduktan sonra Peygambere aykırı hareket eden ve inananların yolundan başka bir yola giden kişiyi döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme atarız; orası, ne de kötü yerdir. Her kim kendisine ’dosdoğru yol’ apaçık belli olduktan hidayet ve hakikati bilip tanıdıktan, Hakk ile Bâtıl’ın farkına ve şuuruna vardıktan sonra, dünyalık makam ve menfaat hırsıyla Elçiye Peygambere ve Hakk dava rehberine muhalefet edip haklı ve hayırlı hareketten ayrılırsa ve mü’minlerin yolundan başka bir yola Siyonist ve Haçlı İttifakına ve şeytani kurallarına uyarsa, onu dönüp gittiği yanda şerli ortam ve ortaklıkta bırakırız bu hıyanet ve hakaretinden dolayı tekrar Hakka ve hidayet yoluna dönmesine fırsat tanımayız ve hidayetini karartırız ve ahirette de cehenneme sokarız. O ne kötü ve sürekli bir zindan karargâhıdır! [Not İmamı Şafii Bu ayet, “icma”ya ve Hakk hâkim olsun diye ortaya çıkan oluşuma bağlı kalmayı gerekli sayan en önemli ayetlerin başındadır” buyurma... Devamı..Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra, peygamberle bağını koparıp, mü'minlerin yolundan başka bir yola saparsa, onu tercih ettiği o yolda bırakır ve cehenneme sokarız. O ne kötü bir kendisine haklar sağlayan, doğru, hak yol, Allah'ın kitap ve peygamberle gösterdiği yol açıkça ortaya konduktan sonra, ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasulullah'a, sünnetine karşı çıkar mü'minlerin yolundan İslâmî hayat tarzından ayrılıp, başka bir yola giderse, onu tercih ettiği, sorumluluğuna katlandığı yolda bırakırız. Onu cehenneme atarız, cehennemde kalmaya mahküm ederiz. Orası ne kötü bir cezalandırma ve nihaî bir dönüş Kur’an-ı Kerim, 4/114; 5/82-83; 6/110; 18/53; 37/22; 57/27,28; 61/5; 68/ kendisi için doğru yol açıklık kazandıktan sonra Peygamber'e muhalefet eder ve mü'minlerin yolundan başka yola uyarsa onu döndüğü yöne çeviririz ve cehenneme atarız. Orası ne kötü bir varış yeridir!Kim kendisine 'dosdoğru yol' apaçık belli olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!..Her kim de, kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra, Peygambere aykırı harekette bulunur ve mü'minlerin yolundan başkasına uyar giderse, onu döndüğü sapıklıkta bırakırız. Âhirette de kendisini cehenneme koyarız ki, o, ne kötü bir dönüş yeridir!...Kim, doğru yol ona açıklandıktan sonra Peygamber’e karşı gelip Müminlerin yolundan başka bir yol tutarsa; onu gittiğine bırakırız ve Cehenneme dayatırız. Orası varılacak ne kötü bir için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygambere karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir!Doğru yol kendince belli olduktan sonra, Peygambere karşı düşmanlık yapanları, inanmışlar yolundan, başka bir yola sapanları, o yolda yürüdükçe yollarında bırakırız, cehenneme göndeririz, o ne kötü döneydirKendisine hidayet bahşedildikten sonra Resûl'e muhalefet edip müminlerin yolundan başka bir yola sapana gelince; onu kendi tercih ettiği o sapık yolda bırakırız. Sonra âhirette kendisini cehenneme atarız. O ne kötü bir varış yeridir!Bkz. 4/114, 5/82-83, 6/110, 18/53, 37/22, 57/27-28, 61/5, 68/ hidâyet irişdikden sonra rasûl ile hemrâh olmıyanlardan ve mü’minlerin yolundan gayrı bir yol gidenlerden yüz çevireceğiz nasıl ki ânlar hakdan yüz çevirdiler, ânları cehennem âteşine yaklaşdıracağız ve fenâ netîce!Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra, Peygamberden ayrılıp, inananların yolundan başkasına uyan kimseyi, döndüğü yöne döndürür ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir!*Kim, kendisine hidayet doğru yol besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir. Yukarıda hikâyesi anlatılan Tu’me’nin taraftarları toplantılar yaparak aralarında gizli gizli konuşmuş, onu berat ettirmenin yollarını aramışlardı. T... Devamı..Doğru yol kendisine belli olduktan sonra kim elçiye karşı gelir ve inananların yolundan farklı bir yol edinirse, seçtiği yöne kendisini yöneltir ve onu cehenneme atarız. Ne kötü bir dönüş noktasıdır kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş kim de kendisine hak tebeyyün ettikten sonra peygambere muhalefette bulunur ve mü'minler yolunun gayrısına giderse biz onu gittiğine bırakırız ve kendisine Cehennemi boylatırız ki o ne fena gidişdirKendisine doğru yol belli olduktan sonra, her kim Resul'e karşı gelir, mü'minlerin yolundan başkasına yönelirse, onu saptığı yolda bırakırız. Onu Cehennem'e atarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir. Kim kendisine doğru yol besbelli oldukdan sonra peygambere muhalefet eder, mü'minlerin yolundan başkasına uyub giderse onu döndüğü o yolda bırakırız. Fakat ahiret de kendisini cehenneme koyarız. O, ne kötü bir yerdir!Kim de kendisine hidâyet belli olduktan sonra, peygambere karşı gelir ve mü'minlerin yolundan başkasına tâbi' olursa, onu kendi tercîh ettiğinde bırakırız ve kendisini Cehenneme atarız! Ve o ne kötü varılacak yerdir!Allah’ın doğru olanları açıklayıcı ayetleri geldikten sonra, elçi ile kendini ayıran ve inananların yolundan başka yollara uyanları, istedikleri yöne uymalarını sağlarız ve onları kıyamet günü cehennem ateşine atarız. Dönüş yerleri ne kadar kötü!Herkim kendisine doğru yol apaçık göründükten sonra Allah’ın elçisinden ayrılır da inananların yolundan ayrı bir yol tutacak olursa biz onu döndüğü yolda bırakırız. Onu Cehennem’e sokarız. Onun döneceği yer ne doğru yol belli olduktan sonra hâlâ peygamberden ayrılarak mü/minlerin tuttuğu yoldan başkasına gidenleri biz sevdikleri yola çeviririz [²]. Onları Cehenneme atarız. Cehennem ne kötü uğraktır.[2] Onları kendi hallerinde de kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra, elçiye karşı gelirse, mü’minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, Biz onu, döndüğü yola yöneltiriz ve cehenneme sokarız/yaslarız, varılacak ne kötü bir yerdir orası!Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra kim peygambere muhalefet eder ve iman edenlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu sevdiği şeye doğru döndürür ve cehenneme sokarız. Orası pek de kötü bir dönüş yeridir!Fakat kim de doğru yol kendisine açıkça gösterildiği hâlde, kalkıp Peygambere karşı gelir ve dinden dönerek Müslümanların takip ettiği yolu terk ederse, onu kendi tercihiyle baş başa bırakacak fakat sonunda cehenneme atacağız! Ne korkunç bir son!O hâlde, Allah’ın merhametine ve affına sığınmaktan başka çareniz yokturKim kendisi için Hüdâ / Doğruyol açıkça belli olduktan sonra Rasûl’den ayrılır, Müminler’in yolundan başkasına uyarsa, onu girdiği yolda bırakırız, Cehennem’e atarız. Ne kötü bir gidip varılacak yer!Biz, ne güzel düze çıkmış ve önü aydınlanmış iken resulden kopup, Müslüman’ların aksine bir yol takip edenleri yolundan çevirmeyiz, ama sonunda ateşe atarız. Öf gir artık girebilirsen...Kim kendisine doğru yol açıkça belli olduktan sonra; Resule karşı çıkar, Müminlerin yolundan başkasına uyarsa, O’nu yöneldiği yolda bırakarak cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir. Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Elçi’ye karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu kendisinin döndüğü yere döndürecek ve cehenneme atacağız. Ne kötü varış yeridir orası!Kim de kendisine dosdoğru yol¹ belli olduktan sonra mü’minlerin yolundan başka bir yola giderek Peygambere isyan ederse, onu döndüğü yolla baş başa bırakır ve varılacak yerlerin en kötüsü olan cehenneme Yani Allah’a, Peygambere ve Müslümanların kendilerinden olan devlet yöneticilerine itaat yolu… Bunun dışındaki bütün yollar, Müslümanların yolu deği... Devamı..Ama, kendisine hidayet bahşedildikten sonra Peygamber ile bağını koparan ve müminlerin yolundan başka bir yola sapana gelince, onu kendi tercih ettiği yolda bırakacak ¹³⁹ ve ona cehennemi tattıracağız o ne kötü bir sondur!139 Lafzen, “Onu [kendisinin] döndüğü yere dön[dür]eceğiz” -İnsanın seçme özgürlüğünün kim de kendisine hak ve hakikat apaçık belli olduktan sonra elçiye karşı gelir ve müminlerin yolundan başka bir yola uyarsa; onu döndüğü sapıklıkta bırakır ve cehenneme atarız. Orası ne kötü bir yerdir! 47/25-32, 58/5Fakat kendisine doğru yol ayan açık belli olduktan sonra Rasûl ile yollarını ayıran ve mü’minlerin yolundan başka yollara sapan kimseyi kendi tercihiyle baş başa bırakacak ve onu cehenneme sokacağız O ne berbat bir ikametgâhtır!Her kim de kendisine doğru yol zahir olduktan sonra Peygamber'e muhalefet eder ve mü'minlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu o takip ettiği yola sevkederiz ve onu cehenneme daldırırız. Ve ona ne fena bir gidilecek kim de, hidâyet yolu kendisine iyice belli olduktan sonra, Resulullaha muhalefet eder ve müminlerin yolundan başka bir yola tâbi olursa, Biz onu döndüğü yolda bırakırız. Fakat âhirette kendisini cehenneme koyarız. Orası ne fena bir varış yeridir! [68, 44; 61, 5; 6, 110; 37, 22; 18, 53]Bu âyet, İmam Şafiî’nin dediği gibi, icmâ delilinin dayanağıdır. Durumu 109. âyetin açıklanmasında geçen Tu’me, suçu sabit olunca hakka teslim olacak ... Devamı..Kim de kendisine doğru yol belli olduktan sonra Elçi'ye karşı gelir ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü yola yöneltiriz ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir gidiş yeridir orası!Kendisine hak ve doğrı yol tebeyyün ve tezâhür iyledikden sonra muhâlefetle Rasûl'e meşâkkat viren ve müslümânların yolundan gayrı bir yola giden kimseyi de dost oldığı şeylere küfür ve şirke ısmarlar ve cehenneme sokarız. Orası ne fenâ bir mahall-i karârdır. [²][2] 103ünci âyet-i kerîmenin notunda kıssası mezkûr "Benî Zafer"den "Tu'me bin Übeyrik" hakkında nâzil olmuşdur. Merkûm hırsızlığı meydâna çıkdığı zam... Devamı..Doğru yol kendisi için apaçık belli olduktan sonra kim bu Elçiden ayrılır ve müminlerin yolundan başka[*] yola girerse onu, saptığı yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü hale gelmedir o!Kim, kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra Peygamberden ayrılır ve müminlerin yolundan başkasına uyarsa; onu döndüğü sapıklıkta bırakır ve cehenneme atarız. Ne kötü bir yerdir!Doğru yol kendisine açıkça belli olduktan sonra kim Peygambere muhalefet eder ve mü'minlerin yolundan başka bir yol tutarsa, Biz de onu yöneldiği yola sevk eder ve Cehenneme süreriz. Gidilecek ne kötü bir yerdir orası!Erdirici kılavuzluk kendisine ayan-beyan geldikten sonra, resulden kopup müminlerin yolunun dışını izleyeni biz, yöneldiğiyle kaynaştırır, sonra da cehenneme sallarız. Ne kötü bir dönüş yeridir o!daħı her kim ŧartışa yalavac-ıla, andan śoñra kim bellü oldı aña ŧoġru yol; daħı uya mü’minler yolından ayruġa iş virevüy aña anı kim iş duttı daħı göyündürevüz anı ŧamuda. daħı ne yavuzdur ŧamu dönecek yir!Daḫı kim düşman olsa nebīye, özine bellü olġandan ṣoñra doġru yol, daḫıuysa mü’minler yolından özge yola, āḫiretde cehenneme givürür‐biz yaman varacaḳ yirdür kəs özünə doğru yol aşkar olandan sonra Peyğəmbərdən üz döndərib mö’minlərdən qeyrisinin yoluna uyarsa, onun istədiyi özünün yönəldiyi yola yönəldər və Cəhənnəmə varid edərik. Ora necə də pis whoso opposeth the messenger after the guidance of Allah hath been manifested unto him, and followeth other than the believer's way, We appoint for him that unto which he himself hath turned, and expose him unto hell a hapless journey's end!If anyone contends with the Messenger even after guidance has been plainly conveyed to him, and follows a path other than that becoming to men of Faith, We shall leave him in the path he has chosen, and land him in Hell,- what an evil refuge!
وَمَن يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدَى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ الْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِ مَا تَوَلَّى وَنُصْلِهِ جَهَنَّمَ وَسَاءتْ مَصِيرًا Ve men yuşâkıkır resûle min ba’di mâ tebeyyene lehul hudâ ve yettebi’ gayra sebîlil mu’minîne nuvellıhî mâ tevellâ ve nuslihî cehennemcehenneme. Ve sâet masîrâmasîran. ve men ve kim yuşâkıkı ayrılık yapar, muhalefet eder, karşı gelir er resûle resûl min ba'di sonradan, sonra mâ olmadı tebeyyene beyan oldu, açıklandı lehu ona ait, onun el hudâ hidayet ve yettebi' ve tâbî olur, uyar gayra dışında, başka, olmaksızın sebîli yol el mu'minîne mü'minler nuvellı-hî onu çeviririz mâ olmadı tevellâ döndü ve nusli-hî ve onu yaslarız, atarız cehenneme cehennem ve sâet ve ne kötü, fena masîran gidilen yer, varış yeri Abdulbaki Gölpınarlı Kendisince doğru yol apaçık belli olduktan sonra Peygambere aykırı hareket eden ve inananların yolundan başka bir yola giden kişiyi döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme atarız; orası, ne de kötü yerdir. Abdullah Parlıyan Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra, peygamberle bağını koparıp, mü'minlerin yolundan başka bir yola saparsa, onu tercih ettiği o yolda bırakır ve cehenneme sokarız. O ne kötü bir yerdir. Adem Uğur Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir. Ahmed Hulusi Kim hakikat apaçık belli olduktan sonra Rasûle karşı gelir, iman edenlerin yolundan gayrına saparsa, gittiği yola terk eder sonunda da cehennemi boylatırız! Ne kötü bir yaşama dönüştür o! Ahmet Tekin Kim, kendisine haklar sağlayan, doğru, hak yol, Allah’ın kitap ve peygamberle gösterdiği yol açıkça ortaya konduktan sonra, ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasulullah’a, sünnetine karşı çıkar mü’minlerin yolundan İslâmî hayat tarzından ayrılıp, başka bir yola giderse, onu tercih ettiği, sorumluluğuna katlandığı yolda bırakırız. Onu cehenneme yaslarız. Orası ne kötü bir cezalandırma ve nihaî bir dönüş yeridir. Ahmet Varol Kim kendisi için doğru yol açıklık kazandıktan sonra Peygamber'e muhalefet eder ve mü'minlerin yolundan başka yola uyarsa onu döndüğü yöne çeviririz ve cehenneme atarız. Orası ne kötü bir varış yeridir! Ali Bulaç Kim kendisine 'dosdoğru yol' apaçık belli olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.. Ali Fikri Yavuz Her kim de, kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra, Peygambere aykırı harekette bulunur ve mü’minlerin yolundan başkasına uyar giderse, onu döndüğü sapıklıkta bırakırız. Âhirette de kendisini cehenneme koyarız ki, o, ne kötü bir dönüş yeridir!... Ali Ünal Her kim de, hidayet yolun, sözün, inancın, düşüncenin ve davranışın doğrusu kendisine apaçık belli olduktan sonra o şanı büyük Rasûl’e muhalefet eder ve topluluk olarak dalâlet üzerinde birleşmeleri mümkün bulunmayan mü’minlerin yolundan başka bir yol tutarsa onu, arkasını dönüp de yöneldiği o bâtıl yolla baş başa bırakır ve Cehennem’e atıp kavururuz. Ne fena bir âkıbet, son durak olarak ne kötü bir yer! Bayraktar Bayraklı Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygambere karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir! Bekir Sadak Dogru yol kendisine apacik belli olduktan sonra, Peygamberden ayrilip, inananlarin yolundan baskasina uyan kimseyi, dondugu yone dondurur ve onu cehenneme sokariz. Orasi ne kotu bir donus yeridir! * Celal Yıldırım Kendisine doğru yol açıkça belli olduktan sonra Peygamber'e düşmanlık edip uymayan, mü'minlerin yolundan başkasına uyan kimseyi tuttuğu yolda kendi haline bırakır da ileride onu Cehennem'e sokarız..! Orası ne kötü gidiş ve varış yeridiri Cemal Külünkoğlu Kendisine hidayet bahşedildikten sonra Peygamber'e muhalefet edip müminlerin yolundan başka bir yola sapana gelince; onu kendi tercih ettiği o sapık yolda bırakırız. Sonra ahirette kendisini cehenneme atarız. O ne kötü bir gidiş yeridir! Diyanet İşleri eski Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra, Peygamberden ayrılıp, inananların yolundan başkasına uyan kimseyi, döndüğü yöne döndürür ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir! Diyanet Vakfi Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir. Edip Yüksel Doğru yol kendisine belli olduktan sonra kim elçiye karşı gelir ve gerçeği onaylayanların yolundan farklı bir yol edinirse, seçtiği yöne kendisini yöneltir ve onu cehenneme atarız. Ne kötü bir dönüş noktasıdır orası. Elmalılı Hamdi Yazır Her kim de kendisine hak tebeyyün ettikten sonra peygambere muhalefette bulunur ve mü'minler yolunun gayrısına giderse biz onu gittiğine bırakırız ve kendisine Cehennemi boylatırız ki o ne fena gidişdir Erhan Aktaş Kendisine doğru yol belli olduktan sonra, her kim Rasul’e karşı gelir, mü’minlerin yolundan başkasına yönelirse, onu saptığı yolda bırakırız. Onu Cehennem’e atarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir. Gültekin Onan Kim kendisine 'dosdoğru yol' apaçık belli olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve inançlıların yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.. Hakkı Yılmaz Ve kim kendisine doğru yol apaçık ortaya çıktıktan sonra Elçi'ye karşı çıkar ve mü’minlerin yolundan başkasını izlerse, Biz, onu döndüğü şeye döndürürüz ve onu cehenneme sokarız. O da ne kötü bir gidiş yeridir! Harun Yıldırım Her kim kendisine doğru yol apaçık belli ettikten sonra Rasul’e aykırı davranır ve mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa onu döndüğü halde bırakırız ve kendisini Cehenneme atarız; o ne kötü dönüş yeridir. Hasan Basri Çantay Kim kendisine doğru yol besbelli oldukdan sonra peygambere muhalefet eder, mü'minlerin yolundan başkasına uyub giderse onu döndüğü o yolda bırakırız. Fakat ahiret de kendisini cehenneme koyarız. O, ne kötü bir yerdir! Hayrat Neşriyat Kim de kendisine hidâyet belli olduktan sonra, peygambere karşı gelir ve mü’minlerin yolundan başkasına tâbi' olursa, onu kendi tercîh ettiğinde bırakırız ve kendisini Cehenneme atarız! Ve o ne kötü varılacak yerdir! İbni Kesir Kim, kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra, peygambere karşı gelir, mü'minlerin yolundan başakasına uyup giderse; onu döndüğü yolda bırakırız. Kendisini cehenneme koyarız. Ne kötü dönüş yeridir orası. İskender Evrenosoğlu Ve kim kendisine hidayet beyan edildikten açıkladıktan sonra resûle muhalefet ederse ve mü'minlerin yolunun dışında bir yola tâbî olursa, onu döndüğü yola çeviririz ve onu cehenneme yaslarız. Ve o ne kötü varış yeri. Kadri Çelik Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra kim peygambere muhalefet eder ve iman edenlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu sevdiği şeye doğru döndürür ve cehenneme sokarız. Orası pek de kötü bir dönüş yeridir! Mehmet Ali Eroğlu Nitekim kim, kendisine hidayet apaçık belli olduktan sonra elçiye muhalif olur, İnanların yolundan başka bir yola giderse, onu gittiği yolda bırakırız gider Sonunda da cehenneme sokarız. Orası ne kadar da kötü bir varış yeridir. Mehmet Okuyan Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Elçi'ye karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu kendisinin döndüğü yere döndürecek ve cehenneme atacağız. Ne kötü varış yeridir orası! Muhammed Celal Şems Kendisine doğru yol açıkça belli olduktan sonra, Peygamber’e karşı çıkmaya devam eden ve inananların yolundan başka bir yola uyan kimseyi, peşinde olduğu şeyin arkasına salacağız. Onu, Cehennem’e sokacağız. Orası, ne kötü kalınacak yerdir! Muhammed Esed Ama, kendisine hidayet bahşedildikten sonra Peygamber ile bağını koparan ve müminlerin yolundan başka bir yola sapana gelince, onu kendi tercih ettiği yolda bırakacak ve ona cehennemi tattıracağız o ne kötü bir sondur! Mustafa Çevik Kim de Kur’an ile kendisine doğru yol tebliğ edilmesine rağmen Peygamber’e karşı çıkar ve başka bir yol seçerse, Allah da onu kendi seçimiyle baş başa bırakıp cehennemde azaba mahkûm eder. Mustafa İslamoğlu Fakat kendisine doğru yol ayan açık belli olduktan sonra Peygamber ile yollarını ayıran ve mü'minlerin yolundan başka yollara sapan kimseyi kendi tercihiyle baş başa bırakacak ve onu cehenneme sokacağız O ne berbat bir ikametgahtır! Ömer Nasuhi Bilmen Her kim de kendisine doğru yol zahir olduktan sonra Peygamber'e muhalefet eder ve mü'minlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu o takip ettiği yola sevkederiz ve onu cehenneme daldırırız. Ve ona ne fena bir gidilecek yer. Ömer Öngüt Hidayet kendisine apaçık belli olduktan sonra, peygambere muhalefet edip inananların yolundan başkasına uyan kimseyi döndüğü yolda bırakırız. Ahirette de kendisini cehenneme sokarız. Ne kötü bir dönüş yeridir orası! Şaban Piriş Kim, kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra Peygamberden ayrılır ve müminlerin yolundan başkasına uyarsa; onu döndüğü sapıklıkta bırakır ve cehenneme atarız. Ne kötü bir yerdir! Sadık Türkmen Kim kendisine hidayet doğru yol, besbelli olduktan sonra Rasûl’e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme atarız. Orası ne kötü bir varış yeridir. Seyyid Kutub Kim bu yolu iyice tanıdıktan sonra, peygambere zıt düşer de müminlerin yolundan başka bir yola koyulursa, kendisini koyulduğu yolla baş başa bırakır, sonra da cehenneme atarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir. Suat Yıldırım Her kim de, hidâyet yolu kendisine iyice belli olduktan sonra, Resulullaha muhalefet eder ve müminlerin yolundan başka bir yola tâbi olursa, Biz onu döndüğü yolda bırakırız. Fakat âhirette kendisini cehenneme koyarız. Orası ne fena bir varış yeridir! Süleyman Ateş Kim de kendisine doğru yol belli olduktan sonra Elçi'ye karşı gelir ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü yola yöneltiriz ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir gidiş yeridir orası! Süleymaniye Vakfı Doğru yol kendisi için apaçık belli olduktan sonra kim bu Elçiden ayrılır ve müminlerin yolundan başka[*] yola girerse onu, saptığı yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü hale gelmedir o! [*] Tefhim-ul Kuran Kim de kendisine 'dosdoğru yol' apaçık belli olduktan sonra, peygambere muhalefet ederse ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.. Ümit Şimşek Doğru yol kendisine açıkça belli olduktan sonra kim Peygambere muhalefet eder ve mü'minlerin yolundan başka bir yol tutarsa, Biz de onu yöneldiği yola sevk eder ve Cehenneme süreriz. Gidilecek ne kötü bir yerdir orası! Yaşar Nuri Öztürk Erdirici kılavuzluk kendisine ayan-beyan geldikten sonra, resulden kopup müminlerin yolunun dışını izleyeni biz, yöneldiğiyle kaynaştırır, sonra da cehenneme sallarız. Ne kötü bir dönüş yeridir o! En üste taşıEn alta taşıBu yazarın mealini okumaya devam et Bir sureye/ayete tıkladığınızda mealler ilk başta yazar ismine göre alfabetik olarak sıralanır. Yazar isminin solundaki kutucuğu yukarı/aşağı taşıyarak sıralamayı istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. Tarayıcınızın çerezlerini silmediğiniz sürece tercihiniz daha sonraki ziyaretlerinizde hatırlanacaktır. Ayrıca bir yazarın ismine sağ tıklayarak bu yazarın mealinin en üstte veya en altta görünmesini de sağlayabilirsiniz.
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Efehasibtum ennemâ ḣaleknâkum abeśen veennekum ileynâ lâ turce’ûneYoksa sizi ancak boşu boşuna yarattık gerçekten de dönüp tapımıza gelmeyeceksiniz mi sanıyordunuz?Cenab-ı Hakk buyuracak “Bizim sizi abes cinsinden gereksiz ve hedefsiz boş bir amaç uğruna halk edip dünyaya gönderdiğimizi ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi zannetmiştiniz?” Sizi boşuna ve amaçsız yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?“Sizi kesinkes boş yere yarattığımızı mı, sizin, huzurumuza getirilip hesaba çekilmeyeceğinizi mi sandınız?Yoksa sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?'Sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?'Sizi ancak boşuna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülmiyeceğinizi mi zannettiniz?”Yoksa siz, Bizim sizi başıboş olarak yarattığımızı ve Bize bir daha dönmeyeceğinizi mi sandınız?“Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?”Sanıyor musunuz ki Ben sizleri boş yere mi yarattım? Bize döndürülürsüz!»“Sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?”Demek insan keyfine göre yaşayacak, istediğini yapacak, iyi bir makama gelecek, şöhret olacak, yan gelip yatacak, istediği gibi gezip tozacak, evlenip... Devamı..Sizi ’abes olarak mı yaratdık, huzûrumuza bir daha çıkmayacağınızı mı zan idiyor idiniz?" Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.“Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız? Âyetten de anlaşılacağı üzere, dünyadaki bütün canlılar içinde vazife ve sorumluluk taşıyan yegâne varlık insandır. Esasen insan hayatını anlamlı kıl... Devamı.."Sizi boş yere yarattığımızı ve bize dönmeyeceğinizi mi sandınız?"Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?Ya zannettiniz mi ki biz, sizi sırf bir abes yarattık? ve siz, bize irca' edilmiyeceksiniz?“Yoksa sizi boş yere yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”Ya sizi ancak boş yere yaratdığımızı ve sizin hakıykaten bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız»?“Sizi ancak boşuna yarattığımızı ve gerçekten siz bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”22“Hatıra gelmesin ki, bu küçücük insanın ne ehemmiyeti var ki bu azîm büyük dünya onun muhâsebe-i amâli amellerinin hesâba çekilmesi için kapan... Devamı..“Bizim sizi boşa yarattığımızı ve bize dönmeyeceğinizi mi zannediyordunuz?” boş yere yaratıldığınızı, ne de olsa Bize döndürülemiyeceğinizi sanıyordunuz, değil mi?"Biz, sizi abes olarak yarattık, bizim tarafımıza da dönmeyeceksiniz mi sandınız?“Şimdi siz, Bizim sizi boşuna yarattığımızı ve Bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sanıyordunuz?”“Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve sizin gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?”“Bundan başka bir şey mi bekliyordunuz? Yoksa sizi hiçbir hikmet ve amaç gözetmeden, boş ve anlamsız bir oyun ve eğlence olsun diye yarattığımızı ve yaptıklarınızın hesabını vermek üzere, günün birinde huzurumuza çıkarılmayacağınızı mı sanıyordunuz?” Hayır, Allah boş ve anlamsız bir iş yapmaz“Sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi hesap ettiniz?”.Sizi boşuna yarattığımızı sanmıştınız. Önümüze getirilip hesap vermeyeceğinizi sanmıştınız. ""Sizi boşuna yarattığımızı, hesap için huzuruma gelmeyeceğinizi mi sandınız? Toprakta yok olup gideceğiz mi sandınız? Hâlbuki toprakta yok olduğunuzu sandığınız nice bitkileri bahar aylarında dirilterek yeryüzüne çıkarıyorduk! Hiç anlamadınız mı? Bu konudaki açıklamalarımızı hiç dinlemediniz mi? Yeryüzündeki olaylardan hiç ders çıkarmadınız mı? Gözlerinizin önünde yaratılışı döndürüp durduk! Hiç aklınızı kullanmadınız mı? Size okunan ayetlerimde bu gerçekler açıklanırken kulaklarınızı mı tıkadınız?" Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve şüphesiz ki huzurumuza döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” [*]Benzer mesaj Kıyâmet 7536. Yüce Allah mahşerde cehennem azabına atacağı inkârcılara hitap edeceğini ve yaratılışın anlam ve amaçtan yoksun olmadığın... Devamı..Ve devamla “Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve sizin gerçekten Bize döndürülmeyeceğinizi mi sanmıştınız?” dedi.Sizi boş ve anlamsız bir oyun için yarattığımızı ve Bize dönmek zorunda olmadığınızı mı sanıyordunuz?” ⁶⁷67 Lafzen, “Bize döndürülmeyeceğinizi mi ...” yani, yargı bizim sizi boş ve anlamsız yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız? 51/56, 75/36Yoksa sizi boş yere ve anlamsız bir oyun için yarattığımızı mı sanıyorsunuz? Dahası, hesap vermek için Bize döndürülmeyeceksiniz, öyle mi?Ya siz zannettiniz mi ki, Biz sizi ancak bir abes yere yarattık ve hakikaten siz Bize döndürülmeyeceksiniz?»“Bizim sizi boşuna yarattığımızı, Bizim huzurumuza dönüp hesap vermeyeceğinizi mi sandınız? ”Bizim sizi boş yere, bir oyun ve eğlence olarak yarattığımızı ve sizin bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sandınız?Biz sizi 'abes ve beyhûde olarak mı halk itdik zan itdiniz? Ve sizin bize rücû' itmeyeceğinizi mi zan idiyorsunuz?" zannetmiştiniz, sizi boşuna mı yaratmıştık; huzurumuza gelmeyecek miydiniz?”Sizi, boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?“Yoksa sizi boş yere yarattığımızı ve bir daha huzurumuza dönmeyeceğinizi mi sandınız?”"Sizi, boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?"“iy, śanduñuz mı siz kim yarattuķ sizi bāŧıl daħı bayıķ siz bizdin yaña ṣanduñuz mı ki biz sizi yoḳ yire bāṭıl yaratduḳ, daḫı siz bizümḥażretümüze dönmeyesiz ṣanursız?Yoxsa sizi əbəs yerə yaratdığımızı və qiyamət günü dirilib haqq-hesab üçün hüzurumuza qaytarılmayacağınızı güman edirdiniz?”Deemed ye then that We had created you for naught, and that ye would not be returned unto Us?"Did ye then think that We had created you in jest, and that ye would not be brought back to Us for account?"29502950 Allah's Creation is not without a high serious purpose. It is not vain, or for mere play or sport. As far as man is concerned, the highest issues... Devamı..
mü min suresi 115 ayet meali