cash. Vaaz ve Sohbet Konuları Vaaz Konuları, vaaz örnekleri kısaca, vaaz konuları örnekleri, hitabet vaaz konuları, vaaz konuları örnek vaazlar, vaaz verilecek konular, hitabet dersi vaaz konuları. Bu sayfada bulunan Vaaz Konuları, alanında uzman ilahiyatçılar tarafından sağlam kaynaklar esas alınarak hazırlanmış güncel vaaz konularından ibarettir. Yaklaşık 200 vaaz konusu tek bir sayfada alfabetik sıraya göre sıralanmıştır. Vaaz ve sohbet konuları. Bu vaaz listesi devamlı olarak güncelleştirilmektedir. Hazırlanan yeni ve güncel vaaz konuları listeye eklenmektedir. Pdf veya doc formatındaki vaaz dosyalarını indirip kullanabilirsiniz. Görüş, öneri ve hazırlanmasını istediğiniz vaaz konularını buraya veya sayfanın alt kısmındaki yorum kısmına yazabilirsiniz. Örnek Vaazlar. Alfabetik Sıralı Vaaz Konuları Listesi Kadir Gecesi Ağacı Yeşili Koruyalım ve Çevreyi Temiz Tutalım Allah Bize Yakın ve Her Daim Bizimle Beraberdir Aile Terbiyesinde Bilinmesi ve Uygulanması Gerekli On Görev Allah’ı Zikredelim ki Huzur Bulalım redakte Allah’ı Tanımak ve O’na İman Etmek Allahı Tanımak O na iman edip İtaat Etmek Allah’ı Sevmek ve Allah İçin Sevmek Sevgilerin En Yücesidir Allah’a Şükretmek Dini Bir Vecibedir Allah Yolunda Cihad Allah Temizliğe Özen Gösterenleri Sever Allah Korkusu Dünya ve Ahiret Mutluluğunun Temelidir Allah İhsanı Emreder Her Müslümanın Bilmesi Gereken Dini Bilgiler Affetmek İnsanı Yüceltir Allah Her Zaman Doğru Olmamızı İster Aile Her Türlü Faziletin Kaynağıdır Ahirete İman Ahiret Gününe İman Allah’ın Bize Emaneti Yetimler Allah’ın Has Kulları Kimlerdir Allah’ın Seçkin Yaratığı İnsandır Ana-Baba Hakları ve Yaşlılara Saygı Anne-Baba Hakkı Bayram Vaazı Bayramlar Huzur ve Sevinç Günleridir Bollukta ve Darlıkta İnfak Takva Ölçütüdür Bizi Değerli Kılan Duamız Birlik ve Beraberlik Bizi Aldatan Bizden Değildir Büyük Günahlardan Biri de Zulümdür Ayetel Kürsi Ve Sırları Büyük Günahlar Cami ve Gençlik Cami Ve Hayat Cennet ve Nimetleri Cana Kıyma ve İntihar Can ve Mal Güvenligi Camiler İslam Yurdunun Simgesi Ezan Müslümanlığın Şiarı Bayrak İstiklalin Sembolüdür Cuma Namazı ve Fazileti Çanakkale Zaferi Vaazı Çalışma ve Dürüstlük Çevreyi Koruma, Temizlik ve Önemi Çocuklarımız ve Eşlerimiz Bize Emanettir Çocuklarımızı Severek ve Eğiterek Büyütelim Din ve Dinin Fert ve Toplum Hayatındaki Yeri Duanın Önemi, Usulü ve Adabı Dua Ve Adabı Dua İbadetin İliğidir Doğruluk ve Güven Dîni Bayramlar Dinde Taassuba Yer Yoktur Düğün Adabı Edep ve Haya Vaaz Emanet Eşlerin Karşılıklı Görev Sorumlulukları Emr-i Bil Maruf Vaazı Engelliler ve Islam Engelliler ile Sosyal İlişkiler Fitne ve Zararları Gaybın Bilgisi Yalnız Allaha Aittir Güzel Söz ve Bağışlama Sadakadır Güzel Ahlak Güvenilir Olmak Müminin Özelliğidir Günah Kavramı ve Büyük Günahlar-II Günah Kavramı ve Büyük Günahlar-I Görgü Kuralları Giybet, İftira, Yalan Gıybet Vaazı Hac Vaaz Örneği Hidayet Rehberimiz Kur’an-ı Kerim Hiçbir Kimse Başkasınının Günahını Yüklenmez Hesap Gününü Unutmayalım Helal Kazanç ve Ticaret Ahlakı Helak Edilen Kavimler ve Helak Sebepleri Hayra Koşmak Hayâ-Utanma Duygusu Hayat Yalnız Dünyadan İbaret Değildir Haya Fıtrat Gereğidir Hata Edenlerin En İyisi Tövbe edenlerdir Hased İnsanın İçini Kemiren Bir Hastalıktır Hak Ve Adalet Vaazı Hak ile Batıl Bir Olur mu Hac İnfak Hac İbadeti İbadet Adabı ve Ahlakı İhlas ve Samimiyet Vaazı İyilik ve Takvada Yardımlaşmak İyiliği Emretmek Kötülükten Men Etmek Müminin Özelliğidir İyiligi Emretmek Kötülükten Sakındırmak İsraf ve Cimrilik İsraf ve Cimrilik İslamın Hoş Görmediği Kötü Huylardandır İsra ve Mirac İsraf Vaazı İslam Ve İlim Vaazı İslamiyet İnsan Haklarına Büyük Önem Vermiştir İslamın İsrafa Bakışı İslam’ın İlme Verdiği Önem-II İslam’ın İlme Verdiği Önem-I İslamda Zorluk ve Aşırılık Yoktur İslam’da Ticari ve Ahlaki Prensipler İslamda İbadet Kavramı ve Namaz İslam ve Barış İslam Tarihinin En Önemli Olayı Hicret İslam Güzel Ahlaktır İslam Barış ve Eman Dinidir İslam Ahlaki İnsan Sorumsuz Bir Varlık Değildir İman Amel İlişkisi Vaazı İman ve İmanın İnsan Hayatı Üzerindeki Etkileri İman Esaslari İman En Büyük Nimet İlim Payelerin En Üstünüdür İlahi İmtihan, Musibetler ve Sabır İbadete İhtiyacımız Vardır Kadir Gecesi Vaazı Kalbin İlacı Cömertlik ve İnfak Kabul Olan Dualar Kutlu Doğum Kurban Bayramı Vaazı Kurban ve Kurban Bayramı Kurban İbadeti Kurban İbadeti 1 Kur’ana iman Etmek, O nu Tanıyıp, Hükümlerine uymak Kur’an Ahlakı Kulluk Sadece Allaha Yapılır Kötülüğe İyilikle Karşılık Verebilmek Kötü Huylar Kötü Alışkanlıklar-İçki ve Kumar Komşuluk İlişkileri Kıyamet Gününden Bir Kesit Kıyamet Günü Allah’ın Gölgesinde Gölgelenmeyi Hak Eden Yedi Sınıf İnsan Kitaplara İman Kibirlenen ve Kendini Beğenip Gurulanan Kimseleri Allah Sevmez Kibir ve Gurur İnsanı Helake Sürükler Kehanet ve Falcılığın Dinde Yeri Yoktur Kaza-Kadere İman Kaza ve Kadere İman Kamil Müminin Özellikleri Kalbi-i Selim Kurtuluşa Erdirir Meleklere İman Merhamet Vaaz Mevlidi Nebi Vaaz Gençlik Temalı Müminlerin Kur’anda Belirlenen Nitelikleri Müminlerin Kıblesi Kabe Muharrem Ayı ve Aşure Miraç Kandili Vaazı Namaz İbadeti ve Önemi Nimetlere Şükretmek Nimetlere Karşı Şükür Borcumuz Nefis Tezkiyesi Önemlidir Nefis Muhasebesi Namazları Dosdoğru Kılabilmek Namaz Oruç İbadeti ve Nefis Terbiyesi Ölen Müslümanlara Karşı Görevlerimiz Ölüme ve Hesap Gününe Hazır Mıyız Ölüm Gerçeği ve Ölüme Hazırlıklı Olmak Peygambere İman Tevhidin Bir Gereğidir Peygamberlik Nedir ve Peygamberin Görevleri Nelerdir Peygamberler İman Peygamberimizin Ölüm Yıldönümü Münasebetiyle Ramazan Ayı Kur’an Ayıdır Ramazan ve Ramazana Mahsus İbadetlerimiz Ramazan ve Oruç Ramazan Bayramı Ramazan Bayramı Vaazı Ramazan Ayının Kazanımlarını Devam Ettirmek Ramazan Ayı Regaip Kandili Vaaz Sağlık Vaazı Sabrın Mükafatı Cennette Yüksek Makamlardır Su-i Zan dedikodu-Gıybet ve Toplumsal zararları Sözlü ve Fiili Dua Sosyal İlişkiler Açısından Selamlaşma Sorumluluk Bilincine Sahip Olmak Sıla-i Rahim Vaazı Sıla-i Rahim Salih Amel Salih Amel Cennete Götürür Sadaka Malı Bereketlendirir Şahitlik ve Önemi Şehitlik ve Gazilik Şehitlik ve Gazilik 1 Takva Ne Demektir ve Müttaki Kimdir Tövbe ve Önemi Tövbe Günahların Silinmesine Sebebtir Toplumsal Görev ve Sorumluluklarımız Ticaret Meşru Bir Kazanç Yoludur Tevhidin Öncüsü, Teslimiyet ve Sadakat Örneği Tevekkül ve Kader Tesettür Tasdik ve İnkar Bakımından İnsanlar Temiz Gıda Temiz Nesil Tevazu Ve Alçak Gönül İnsanı Yüceltir Vaaz Tevbe Vaaz Takva Vakit Nakittir Verilen Sözde Durmak Ahlaki Erdemliliktir Vefat Eden Din Kardeşlerimize Karşı Görevlerimiz Vatan Savunması Şehitlik ve Gazilik Varlığımızın Sebebi Anne ve Babamız Yalan Yere Yeminden Sakınalım Yetim ve Kimsesiz Çocuklara Sahip Çıkalım Yeryüzünde Allah’a En Sevimli Yerler-Camilerimiz Yemin Zararlı Alıskanlıklar ve Sonuçları Zulüm Zina ve Fuhuş Toplumun Temelini Sarsar Zekat Vaazı Zekat İbadeti ve Sosyal Yardımlaşma Zekat En Güzel Sosyal Yardımlaşmadır Zararlı Alışkanlıklar
Temizlik Gerçekten Ne Anlama Gelir? AVRUPA ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 18. ve 19. yüzyıllar boyunca sağlıksız koşulların korkunç bir hal alması nedeniyle, o dönemin vaizleri “temizlik doktrini” diye adlandırılabilecek bir görüşü vaaz ediyordu. Bu doktrin pisliği günahla eş sayarken, temizliğin kişiyi Tanrı’ya yaklaştırdığını söylüyordu. Belki de “Temizlik imandan gelir” sözünün bu kadar ünlü olmasının nedeni budur. Bu görüş, William ve Catherine Booth tarafından kurulan Salvation Army Selamet Ordusu tarafından da benimsenmişti. Health and Medicine in the Evangelical Tradition kitabına göre onların ilk sloganlarından biri şuydu “Sabun, Çorba ve Kurtuluş Soap, Soup and Salvation.” Daha sonra, Louis Pasteur ve başkalarının hastalıklar ile bakteriler arasındaki bağlantıyı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyması, daha iyi bir toplum sağlığına ulaşma amacı güden projelere teşvik ve bilimsel bir temel sağladı. Hemen alınan bazı tedbirler arasında mahkemede tanıktan Mukaddes Kitabı öpme talebinin ve okullarda ve tren istasyonlarında herkesin kullanması amacıyla konulan bardakların kaldırılması vardı. Dinsel törenlerde ortak bir kadeh kullanmak yerine herkesin kendi kadehi olması için bile çaba gösterildi. Evet, temizlik konusunda öncülük eden bu kişiler insanların görüşlerinin değişmesi yönünde dikkate değer bir başarı elde etmiş görünüyordu. O kadar ki, bir yazar alınan sonucu “temizlik aşkı” olarak niteledi. Bununla birlikte bu “temizlik aşkı”nın sadece yüzeysel olduğu anlaşıldı. Girişimci işadamları bildiğimiz o sıradan sabunu bir güzellik ürününe dönüştürmekte fazla gecikmedi. Zekice hazırlanmış reklamlar bazı kişisel temizlik ürünlerini kullanmanın kişiye başkalarının ulaşamayacağı bir sosyal konum sağlayacağına müşterilerini inandırdı. Bu fanteziyi televizyon devam ettirdi. Reklamlarda ve dizi filmlerde başarılı ve çekici insanları evi temizlerken, avluyu süpürürken, çöpleri toplarken ya da kedi ve köpeklerinin pisliklerini temizlerken görmek pek mümkün değildi. Ayrıca bazıları ev işinin ya da başka temizlik işlerinin parasal değer taşımadığı, dışarıda çalışmanın ise insana geçineceği parayı kazandırdığı düşüncesindedir. Hiçbir kazanç getirmediğine göre, neden çevreleriyle ilgilenmeleri gereksin? Bunun bir sonucu olarak günümüzde bazı insanlar temizlikle ilgili dikkat edilmesi gereken tek alanın kişisel hijyen olduğunu düşünüyor. Temizlikle İlgili Tanrı’nın Görüşü Temizliği öğretmekle ilgili o ilk çabaların insanların yaşam koşullarını iyileştirdiğine kuşku yoktur. Bu yerindedir, çünkü temizlik kutsal ve pak Tanrı Yehova’ya özgü ve O’ndan kaynaklanan bir niteliktir. O bize yaşamımızın her alanında kutsal ve temiz olmakla yarar göreceğimizi öğretir.—İşaya 4817; I. Petrus 115. Yehova Tanrı bu açıdan örnek oluşturur. Başka görünmez nitelikleri gibi temizlik de Tanrı’nın yarattığı doğada açıkça görülür. Romalılar 120 Doğanın hiçbir kalıcı kirliliğe yol açmadığını görebiliriz. Yeryüzü birçok ekolojik çevrimiyle kendini temizlemesi açısından bir mucizedir ve temiz, sağlıklı bir yaşam için tasarlanmıştır. Böylesine temiz bir iş ancak temiz düşünceli bir Tasarımcıdan kaynaklanabilir. Dolayısıyla, bundan Tanrı’ya tapınanların yaşamlarının her yönünde temiz olmaları gerektiği sonucunu çıkarabiliriz. Temizliğin Dört Alanı Mukaddes Kitap Tanrı’ya tapınanların temiz kalmaya çaba göstermesi gereken dört alan belirtir. Bunları ayrı ayrı ele alalım. Ruhsal. Bu temiz olmamız gereken alanların en önemlisi sayılabilir, çünkü kişinin sonsuz yaşam beklentisiyle bağlantılıdır. Bununla birlikte, genellikle temizliğin en çok göz ardı edilen yönüdür. Açıkçası, ruhsal açıdan temiz olmak Tanrı’nın gerçek tapınma ile sahtesi arasında çizdiği çizgiyi asla geçmemektir, çünkü Tanrı her tür sahte tapınmayı “murdar” ya da kirli sayar. Resul Pavlus şöyle yazdı “Rab diyor Onların ortasından çıkın ve ayrılın, ve murdara dokunmayın, ve ben sizi kabul edeceğim.’” II. Korintoslular 617 İsa’nın öğrencisi Yakub da bu konuda kesin konuşur “Allahın ve Babanın indinde temiz ve lekesiz dindarlık şudur . . . . kendisini dünyadan lekesiz tutmaktır.”—Yakub 127. Tanrı, Kendi istediği gerçek tapınmayla sahte tapınmanın karıştırılmasını onaylamadığını açıkça belirtti. Sahte tapınma çoğunlukla temiz olmayan uygulamaları ve tiksindirici putlar ve ilahları içerir. Yeremya 3235 Bu nedenle, İsa’nın gerçek takipçileri temiz olmayan tapınmaya herhangi bir şekilde yaklaşmamak konusunda uyarılır.—I. Korintoslular 1020, 21; Vahiy 184. Ahlaksal. Tanrı bu alanda da temiz olan ile olmayan arasında net bir ayrım yapar. Bu dünya bir bütün olarak Efesoslular 417-19’da anlatılan duruma gelmiştir “Anlayışlarında kararmış, Allahın hayatına yabancı olmuş . . . . her hissi kaybederek tamah ile her pisliği işlemek için kendilerini şehvete teslim etmişlerdir.” Böyle ahlaksız bir düşünüş açık ya da üstü kapalı olarak birçok şekilde kendini gösterir, bu nedenle İsa’nın takipçileri uyanık olmalıdır. Tanrı’yı sevenler, zinanın, eşcinselliğin, evlenmeden cinsel ilişkide bulunmanın ve pornografinin, Yehova’nın ahlaksal temizlik standardını ihlal etme anlamına geldiğini bilirler. Bununla birlikte, eğlence ve moda dünyası bu uygulamalarla ilgili imalarla doludur. Öyleyse İsa’nın takipçileri böyle eğilimlere karşı uyanık olmalıdır. İsa’nın takipçilerinin ibadetlerine ya da sosyal buluşmalara, dar ve kısa, açık saçık giysilerle gitmek, dikkati gereksiz yere insan vücuduna çeker ve kişinin en azından o sırada iffetli davranmayı bıraktığını gösterir. Bu şekilde giyinmek, İsa’nın takipçilerinin arasına temiz olmayan dünyevi düşünüşü getirmenin yanı sıra, başkalarında temiz olmayan düşünceler yaratma tehlikesi de taşır. Bu, İsa’nın takipçilerinin “yukarıdan olan hikmet”i göstermek üzere çok çalışmaları gereken bir alandır.—Yakub 317. Zihinsel. Kişi zihninin kıyısında köşesinde temiz olmayan düşünceler barındırmamalı. İsa şu sözlerle, böyle kirli düşüncelere karşı bizi uyardı “Bir kadına devamlı olarak şehvetle bakan her adam zaten yüreğinde onunla zina etmiştir.” Matta 528; Markos 720-23 Bu uyarı aynı şekilde pornografik resim ya da filmlere bakmak, kaba cinsel davranışları akla getiren yazıları okumak ve şarkıların açık saçık sözlerini dinlemek konularında da geçerlidir. Bu nedenle, İsa’nın takipçileri temiz ve kutsal olmayan konuşma ve hareketlere yol açabilecek kirli düşünceler besleyerek kendilerini lekelemekten kaçınmalıdır.—Matta 1234; 1518. Fiziksel. Mukaddes Kitapta kutsallık ile fiziksel temizlik birbiriyle yakından bağlantılıdır. Örneğin Pavlus şunları yazdı “Ey sevgililer, . . . . kendimizi bedenin ve ruhun her murdarlığından temiz edip Allah korkusunda kudsiyeti ikmal edelim.” II. Korintoslular 71 Bu nedenle, İsa’nın takipçileri bedenlerini, evlerini ve çevrelerini koşulların elverdiği ölçüde temiz ve düzenli tutmaya gayret etmelidir. Temizlik ve banyo yapmak için suyun kısıtlı olduğu yerlerde bile, İsa’nın takipçileri temiz ve hoş görünmek üzere ellerinden gelenin en iyisini yapmaya gayret etmelidir. Fiziksel temizliğe verilen önem, aynı zamanda herhangi bir şekilde tütün kullanmayı, içkiye aşırı düşkün olmayı ve uyuşturucu kullanmayı da olanaksızlaştırır; çünkü bunlar bedeni kirletir ve ona zarar verir. Neşideler Neşidesi’nde anlatılan çoban, Şulamlı kızın elbisesindeki güzel kokuyu beğenmişti. Neşideler Neşidesi 411 Kişisel hijyene dikkat etmemiz sevgi dolu bir davranıştır, çünkü çevremizdeki kişileri hoş olmayan kokularla rahatsız etmekten kaçınmak isteriz. Parfüm ve deodorantlar hoş olabilir, fakat bunlar düzenli banyo yapmanın ve temiz giysilerin yerini alamaz. Dengeli Bir Görüşü Korumak Fiziksel temizlik konusunda insanlar aşırı uçlara kayabilir. Bir yandan temizlik hakkında fanatik bir yaklaşım yaşam sevincimizi yok edebilir ve değerli vaktimizi alabilir. Öte yandan kirli ve dağınık evlerin onarımı pahalıya mal olabilir. Bu iki aşırı ucun arası, evimizi temiz ve hoş görünümlü tutmak üzere pratik ve dengeli bir yaklaşımdır. Basit tutun. Dağınık evlerin veya odaların temizlenmesi zordur ve böyle dağınık ortamlarda kirlilik kolaylıkla fark edilmeyebilir. Mütevazı ve düzenli evlerde temizlik fazla vakit almaz. Mukaddes Kitapta basit bir yaşam tarzı ısrarla teşvik edilir “Yiyeceğimiz ve örtüneceğimiz oldukça, onlarla kanaat edeceğiz.”—I. Timoteos 68. Düzenli tutun. Evi temiz tutmak orada yaşayan herkesin sorumluluğudur. Düzensiz evler genellikle düzensiz odalarla oluşmaya başlar. Düzenlilik her şeyin kendi uygun yerinde olması demektir. Örneğin kirli çamaşırlar yatak odasında yere atılmış olmamalıdır. Daha ciddi bir konu, ortalıkta bırakılan oyuncakların ve aletlerin büyük tehlike yaratabilmesidir. Evlerdeki kazaların birçoğu düzensizlikten kaynaklanmaktadır. Açıkçası, temizlik ve İsa’nın takipçilerine özgü yaşam tarzı ayrılmaz kavramlardır. İşaya peygamber Tanrısal yaşam tarzı hakkında “Kudsiyet yolu” ifadesini kullandı. Ayrıca şu uyarıcı düşünceyi ekledi “Murdar adam ondan geçmiyecek.” İşaya 358 Evet, şimdiden temizlikle ilgili iyi alışkanlıklar geliştirmemiz, Tanrı’nın yakında temiz bir cennet yeryüzü oluşturacağıyla ilgili vaadine duyduğumuz imanın güçlü bir kanıtı olacak. O zaman, bu güzel gezegenin her yerinde bütün insanlar O’nun kusursuz temizlik standartlarına tam olarak uymakla Yehova Tanrı’yı yüceltecekler.—Vahiy 79. [Sayfa 6’daki resim] Evi temiz tutmak orada yaşayan herkesin sorumluluğudur [Sayfa 7’deki resim] Yeryüzünün kendini temizlemesi bir mucizedir
Hz Ali bir cenazeyi teşyi ediyordu. Cenaze kabre konulduğunda yakınları feryat edip yüksek sesle ağlamaya üzerine Hz Ali Niçin ağlıyorsunuz?Allah’a yemin ederim ki eğer onların gördüklerini görmüş olsaydınız, dehşete kapılarak ölülerinizi unuturdunuz. Ölüm meleği son ferdinizi de alıp götürünceye dek size tekrar tekrar gelmeye devam edecektir dedi. Sonra da ayağa kalkarak şunları söylediEy Allah’ın kulları !Size Allah’ın takvasını O’ndan korkmanızı tavsiye ediyorum. O Allah ki size hakikatleri misaller getirmek suretiyle açıklamış, her insana sınırlı bir yaşama süresi tayin etmiş, sesleri ve konuşmaları dinleyecek kulaklar ,güzellikleri görecek gözler ve hissedebilen kalpler vermiştir. Allah Teala sizleri boşuna yaratmadığı gibi başıboş da bırakmamıştır. Sizi temiz ve güzel nimetlerle rızıklandırmış, her birinizin ismini rızık defterine yazarak bolluk ve darlık, sevinçli ve üzüntülü hallerinizde rızıklarınızı vermeye devam Allah’ın kulları !Allah’tan korkunuz! İyilik ve hayır yollarında ciddi bir şekilde çalışınız. Emel ve arzuları yarıda kesen; lezzetleri ve zevkleri acılaştıran ölüm gelmeden önce hazırlığınızı yapınız. Biliniz ki bu dünyanın nimetleri daimi bela ve musibetlerinden hiç kimse emin olamaz. O her an ortaya çıkabilecek bir yalan, zayıf ve hayal-meyal fark edilen bir karartı ve yıkılmak üzere olan bir duvar gibidir. O kendisinin peşinde koşan insanları helaka Allah’ın kulları !Geçmişlerden ve olaylardan ibret alınız. Uyarıları dikkate alıp yapılan öğütlerden yararlanmaya bakınız. İkaz ve korkutmalar sizleri yanlışlıklardan alıkoysun. Nasihatler size fayda versin! Ölümün pençeleri sizi yakalamak, topraktan yapılmış olan ev mezar de sizi içerisine almak için sabırsızlıkla üfürülerek kabirlerde yatanların haşredilecekleri, dehşetli felaketlerle karşı karşıya kalacağınız gün yakındırO gün her nefis kendisini mahşer yerine götürmek üzere sevk ve idare eden ve aleyhinde şahitlik edecek olan bir şahitle gelir. Yeryüzü Rabbinin nuruyla pırıl pırıl ortaya konulur; peygamberler ve şehitler getirilir. Sonra da hiçbir haksızlık yapılmaksızın aralarında adaletle hükmedilir. İşte o gün yeryüzü dehşetli bir şekilde sarsılır. Allah’ın münadileri tellalları bağırarak insanları haşre davet çıplak bacakları birbirine dolaştığı halde korku içerisinde Allah’ın kendileri için tayin ettiği yerde toplanırlar. Güneşin tamamen söndürüldüğü o gün vahşi hayvanlar bile o gün mahşer yerine getirilir. Gizlilikler ve bütün sırlar ortaya çıkar Kalpler korkuyla dolar ve titremeye alev yanan ateşi, gök gürültüsünü andıran korkunç sesi ile cehennem, insanların görmesi için orta yere getirilir. Sonsuza dek orada kalacak olanlara bir saniye de olsa nefes almak hak ve imkanı tanınmaz. Bu gibi kişilerin üzüntüleri asla bazı melekler vardır ki cehennemlikleri irinli kaynar su ve ateşle müjdelerle. Allah Tealanın rahmetinden yoksun olan bu kişiler, O’nun dostlarından ayrılarak doğruca ateşe Allah’ın kulları !Alçak gönüllü, yumuşak, Allah korkusundan dolayı günah ve kötülüklerden uzaklaşan, uyarılara ve nasihatlere kulak verip bu doğrultuda çalışan kimselerin korktukları gibi Allah Teala’dan ve O’nun azabından korkunuz. Böyle bir kimse iyiliklere koşar, günah ve kötülüklerden kaçarak azık olarak kendisine salih ameli yapılanı görüp bunların karşılığını verici olarak Allah, delili getirici olarak O’nun kitabı, davacı ve sevapların mükafatı olarak cennet ve ceza olarak da cehennem hem kendim, hem de sizler için af talep ediyorumKaynak M. Yusuf Kandehlevi / Hayatü’s Sahabe / C4 / bkz 212-213
Bu hadiste Peygamberimiz iman, amel ve ahlakı birbiri ile irtibatlandırmıştır. Mümin ve müslüman olmak ibadet etmeyi, güzel ahlak sahibi olmayı, kötülükleri terk etmeyi gerektirmektedir. Yoksa iman kuru bir … Rasulullahın hayatı ise baştan sona en güzel sabır örnekleri ile doludur. Bu sebeple her müslümana düşen görev, kurtuluşun sabırda olduğunu düşünerek, Allahtan sabır dilemek ve sabırlı olmaktır. Sitemize Vaaz … Bunu yapmadığımız takdirde, evlatlarımıza peygamber sevgisini aşılamadığımız sürece, bu gecelerin feyiz ve bereketinden layıkıyla istifade edemeyeceğimizi iyice anlayalım. REGAİB KANDİLİNİ İHYA ETMEK. Regaib … Örnek Vaazlar. Alfabetik Sıralı Liste Ağacı Yeşili Koruyalım ve Çevreyi Temiz Tutalım Allah Bize Yakın ve Her Daim Bizimle Beraberdir Aile Terbiyesinde Bilinmesi ve Uygulanması Gerekli On Görev Allah’ı Zikredelim ki Huzur Bulalım redakte Allah’ı Tanımak ve O’na İman Etmek Allah’ın Sevdiği Genç Allahı Tanımak O na iman edip İtaat Etmek Kahve falinda tabancaCinebonus antalya Yüzlerce vaaz örneklerini üzerine tıklayarak indirebilirsiniz Vaaz Ahid Vaaz Aile İlaveli Vaaz Aile Vaaz Ehl-i Beyt Vaaz Evlilik ve Aile Hukuku Vaaz İslamda Aile Vaaz İslam’da Terör Vaaz kadın hakları VAAZ KURBAN ANONİM Vaaz Af ve Mağfiret Vaaz Ahlak VAAZ AHLÂK Vaaz … doğru, güzel ve etkili kullanmanın incelikleri, Türkçeyi özenle Örnek vaazlar I-II / Lütfi Şentürk , Ankara Diyanet. İşleri Başkanlığı, 2004. Üç aylar, günahlarla kirlenen madde ve manamızı arındırmak için en güzel fırsat olan zaman dilimidir. Günde yetmiş ila yüz defa tevbe ettiğini söyleyen, ümmetine her defasında tevbe etmelerini tavsiye eden … Etkili Dini Sohbetler, Vaaz Konuları,islami sohbet vaaz örnekleri kısaca, doğrularla, güzel ahlaklılar ile olup mutluluk içerisinde mi olacağız, Tevbe ve istiğfarda Bulunmak Hayatımızın her anında hataya düşen biz kullar için vazgeçemeyeceğimiz en temel husustur tevbe ve istiğfar. Yapmış olduğumuz hatalarımızı gözden geçirmenin en güzel … Şair ne güzel söylemiş “Envar ile kâinat doldu, İşte bu gece sabah oldu.” Bu gecenin sabahında Hz. İbrahim AS ile oğlu Hz. İsmail AS’ın duaları ve Hz İsa AS müjdesi gerçekleşmiş oluyordu. Kur'an-ı Kerim’de … gıybet ile ilgili vaaz örnekleri Cevap gıybet ile ilgili vaaz örnekleri Desert Rose Zan,tecessüs ve Gıybet Yüce Dinimiz insanlar için en güzel ahlaki ilkeleri getirmiştir.. Bununla beraber insan hayatı … Tıkla, en ucuz vaaz kitapları seçenekleri ayağına gelsin. Kürsüden Öğütler 52 Konuda Vaaz Örnekleri-Kolektif Güzel Vaazlar ve Sohbetler Cilt 5. Video ve sesleri İNDİR linkine sağ tıklayıp Hedefi Bağlantıyı Farklı Kaydet diyerek indirebilirsiniz. “MÜ'MİN, ARZ-I ENDAM DEĞİL ARZ-I HÂL HÂLİNDE OLACAK.” En Komik Fıkralar 2022 - Okurken Güldüren Uzun ve Kısa - Sabah Vaaz Kategorileri - islam ve Hayat,Güncel Vaaz ve Hutbeler Kategori Sosyal İçerikli. Vaaz Adedi 108, Engellilik Karşılığı Cennet Olan Ağır Sınav Güzel Ahlâk İslâm"ın Özü Peygamberimizden Vefa Örnekleri PEYGAMBERİMİZDEN VEFA ÖRNEKLERİ. Hz. Peygamber üzerinde emeği olan hiç kimseyi unutmamış, hayatı boyunca onlara hep vefa göstermiştir. Her konuda bize örnek olan Hz. Peygamber vefa konusunda da en güzel … gıybet ile ilgili vaaz örnekleri Cevap gıybet ile ilgili vaaz örnekleri Desert Rose Zan,tecessüs ve Gıybet Yüce Dinimiz insanlar için en güzel ahlaki ilkeleri getirmiştir.. Bununla beraber insan hayatı …Peygamberimizden Vefa Örnekleri - İslam ve İhsan Bu hadiste Peygamberimiz iman, amel ve ahlakı birbiri ile irtibatlandırmıştır. Mümin ve müslüman olmak ibadet etmeyi, güzel ahlak sahibi olmayı, kötülükleri terk etmeyi gerektirmektedir. Yoksa iman kuru bir … May 8, 2021 Vaaz ve Sohbet Konuları En Güzel Örnek. mumsema. EN GÜZEL ÖRNEK. Peygamberlerin en önde gelen görevleri, Allah'ın emir ve yasaklarını, Size Gerçeği Söylüyorum Aklınızı Başınıza Alın / Hz İsa Vaazı. İsa Peygamber diyor ki; “Ey kötü bilginler, namaz kılarsınız, oruç tutarsınız, sadaka verirsiniz, fakat yapmakla emrolunduğunuz şeyi yapmazsınız. Gene de bilmediklerinizi öğrenmeye çalışırsınız. Hükmünüz ne kadar da kötüdür. Sitemizin binlerle ifade edilen sayfalarına her gün yeni vaaz notları, makaleler, eğitim sunumları ve köşe yazıları ekleyerek siz değerli okurlarımızın hizmetine sumaktayız. Siz de çalışmalarınızı sitemize göndermek … -“Ey iman edenler, Allah’ın size helal ettiği o en temiz ve güzel şeyleri nefsinize haram kılmayın. Haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. Allah’ın size rızk olarak verdiği şeylerden helal ve … Süm’a ise; kıraat, vaaz, zikir gibi işitilenler içindir. Yapılan bir amel hakkında konuşmak da süm’aya duyurmaya girer. Bu ise sahili olmayan bir deniz gibidir, kurtulan azdır. İnsanı riyakârlığa sevk eden sebeplerin başında, … Hadisl… Ramazan Bayram Vaazı Ramazan Bayramı Vaazı Bayram-ı şerîfiniz mübârek olsun!.. Rahmet, mağfiret ve cehennemden azad mevsi… Kadir Gecesi Vaazı Kadir Gecesi Vaazı “Kadr” Kelimesinin anlamı Arapça bir kelime olan “Kadr”… Ramazan Ayını Kur’an-ı Kerimle İhya Etmeliyiz Vaazı Özdebir sonuçları -“Ey iman edenler, Allah’ın size helal ettiği o en temiz ve güzel şeyleri nefsinize haram kılmayın. Haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. Allah’ın size rızk olarak verdiği şeylerden helal ve … Süm’a ise; kıraat, vaaz, zikir gibi işitilenler içindir. Yapılan bir amel hakkında konuşmak da süm’aya duyurmaya girer. Bu ise sahili olmayan bir deniz gibidir, kurtulan azdır. İnsanı riyakârlığa sevk eden sebeplerin başında, … Hadisl… Ramazan Bayram Vaazı Ramazan Bayramı Vaazı Bayram-ı şerîfiniz mübârek olsun!.. Rahmet, mağfiret ve cehennemden azad mevsi… Kadir Gecesi Vaazı Kadir Gecesi Vaazı “Kadr” Kelimesinin anlamı Arapça bir kelime olan “Kadr”… Ramazan Ayını Kur’an-ı Kerimle İhya Etmeliyiz Vaazı Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / Hutbe ve vaazlar / DİB Vaaz Örnekleri Pdf DİB Vaaz Örnekleri Pdf admin Kasım 19, 2015 Hutbe ve vaazlar, Pdf dosyalar Yorum Bırak 24,152 görüld 40 En güzel örnek; 41 … 52 Vaaz. Süzgeçler. Görüntüleme Sayısı 5 10 15 20 25 30 50 100 Tümü. Başlık. Yazar. Tıklamalar. Ahirete İman ve İnsan Hayatına Etkisi. ahmet unal tarafından yazıldı. Tıklamalar 66604. SINIF HİTABET DERSİ VAAZ DUALARI VE VAAZ ÖRNEĞİ. 3,405 views Oct 21, 2021 Vaaz örneği … more more. Show less. Cevap gıybet ile ilgili vaaz örnekleri. Yüce Dinimiz insanlar için en güzel ahlaki ilkeleri getirmiştir.. Bununla beraber insan hayatı için sıkıntı verecek her türlü çirkin ahlaki şeyler yasak kapsamına alınmıştır. Güzel ahlaki ilkelere uyulduğu müddetçe dünya ve ahiret huzuru elde edilebilmekte iken, kötü ahlaklı Hz Ali bir cenazeyi teşyi ediyordu. Cenaze kabre konulduğunda yakınları feryat edip yüksek sesle ağlamaya başladılar. Bunun üzerine Hz Ali Niçin Üstün Ahlak. وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ “Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” KALEM SURESİ – 4. AYET َ بُعِثْتُ لأُتَمِّمَ حُسْنَ الأَخْلاَقِ "Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” [ Muvatta, Husnü’l-Hulk,1, H. No 8, II, 904.] Fiisports tvSıfır bir 3 sezon 1 bölüm tek parça 52 Vaaz Regaip Kandili Vaaz Örnekleri. Üç aylar ve regaib kandili vaazı na başlamadan önce Yüce Rabbimizin rahmetini Müslümanlara bol bol ihsan ettiği belli vakitler vardır. Kameri aylardan Recep, Şaban ve Ramazan, manevi … ©2016 Beşiktaş Müftülüğü Sinanpaşa Tel 0 212 259 59 08 Oruç İbadeti ve Fıkhi Yönü Sunum Vaazı Mehmet Ergün 1 dosya Oruç İbadeti Sunum Vaazı 1 dosya Temel Dini Bilgiler Ibadet Sunumu 1 dosya Üç Ayların Manevi İkliminde Yoğrulmak Sunum Vaaz Yeni 1 dosya Vaaz …
Vaaz, Tesettür ve Haya TESETTÜR Gizlenmek, kapanmak gibi anlamlara gelen tesettür, bir fıkıh terimi olarak erkek ve kadının dînen örtülmesi gereken yerlerini örtmesi demektir.[2] Din ıstılahında vücudun açılması, gösterilmesi ve bakılması yasaklanan yerlerine dînî “avret” adı verilir.[3] “Setr-i avret” erkek ve kadının “avret” yerlerini örtmesi demektir. Bu ifade fıkıh dilinde daha çok namaz esnasında belli uzuvların örtülmesi anlamında kullanılmaktadır. Avret yerlerinin örtülmesi hem namaz kılma esnasında hem, namaz dışında örtülmesi dînî bir görevdir.[4] Örtünme ile ilgili Kur’ân ve hadislerde Allah ve peygamberin emir ve tavsiyeleri vardır Konu ile ilgili Kur’ân’da şöyle buyurulmaktadır “Ey Peygamberim! Mü’min kadınlara söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Yüz ve el gibi görünen kısımlar hariç, zînet yerlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zînetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri ziynetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!” Nûr, 24/31 buyurulmaktadır. Bu ayetle, mümin kadınların belli kişiler dışındakilere zînetlerini göstermeleri açık bir dille yasaklanmış, başörtülerini örtmeleri ve ziynetlerini açığa vuracak davranışlardan kaçınmaları emredilmiştir.[5] Ahzâb suresinin 59. ayetinde ise, “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine daha uygundur…” buyurulmuştur. Bu ayetle de müslüman kadınların evlerinden çıkarken üzerlerine vücut hatlarını belli etmeyecek dış elbise almaları ve ev kıyafetiyle sokağa çıkmamaları emredilmiştir.[6] Hz. Peygamberin sünnetinde giyimde; sadelik, tabiilik ve temizlik gibi hususların yanı sıra, örtünmenin dini boyutuna da vurgu yapıldığı ve elbisenin, vücudun hatlarını belli etmemesinin ve içini göstermemesinin yanında, cinsler arasındaki farklılık ve diğer din mensuplarına benzememe gibi unsurlar ilke olarak belirlenmiştir.[7] Hz. Âişe örtünme ile ilgili ilk uygulamayı şöyle nakletmektedir “Allah ilk muhâcir kadınlara rahmet etsin onlar, “Baş örtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar…” Nûr, 24/31 ayeti indiğinde, etekliklerini kesip bunlardan örtü yaptılar”.[8] Safiyye binti Şeybe şöyle anlatır “Biz Âişe ile birlikteydik. Kureyş kadınlarından ve onların üstünlüklerinden söz ettik. Hz. Âişe şöyle dedi Şüphesiz Kureyş kadınlarının birtakım üstünlükleri vardır. Ancak ben, Allah’a yemin olsun ki, Allah’ın kitabını daha çok tasdik eden ve bu kitaba daha kuvvetle inanan Ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Nûr sûresindeki, “..başörtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar…” Nûr, 24/31 ayeti inince, onların eşleri bu ayetleri okuyarak eve döndüler. Hanımlarına, kız, kız kardeş ve akrabalarına bu ayetleri okudular. Bu kadınlardan her biri etek kumaşlarından, Allah’ın kitabını tasdik ve ona iman ederek başörtüsü hazırladılar. Ertesi sabah, Hz. Peygamberin arkasında başörtüleriyle sabah namazına durdular. Sanki onların başları üstünde kargalar vardı.”[9] Hz. Âişe’den nakledildiğine göre, Peygamberimiz ince bir elbise giymiş olan baldızı Esmâ’ya, “Ey Esma! kadın ergenlik çağına ulaşınca – yüz ve ellerine işaret ederek- vücudunun şurası ve şurası dışında kalan yerlerini göstermesi doğru olmaz”[10] buyurmuştur. Erkek ve kadının namus ve iffetlerini koruması ve kadının örtünmesi gerektiğinden söz eden ayet ve hadislerde, örtünme için belli bir şekil şartı ve model önerilmediği görülmektedir. Ancak, ayetlerden anlaşıldığı kadarıyla, kadın ve erkeğin, fitneye sebep olmayacak, karşı cinsi tahrik etmeyecek ve ağır başlılığını koruyacak biçimde örtünmesi istenmektedir. Nitekim, “..Önceki cahiliyye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın…” Ahzâb, 33/33 ayetiyle Hz. Peygamberin hanımlarının şahsında bütün müslüman kadınlara bu yönde uyarıda bulunulmaktadır. Yukarıda belirtilen ayetlerle, Hz. Aişe’nin naklettiği hadis-i şerifler ve benzeri diğer hadislerden hareketle, İslam âlimleri aralarında ayrıntı sayılabilecek bazı farklılıklar bulunmakla birlikte, müslüman kadınların namaz kılarken ve namaz dışında vücudun el, yüz ve ayaklar dışında kalan kısımlarını, aralarında dinen evlilik caiz olan yabancı erkekler yanında açık bulundurmamaları gerektiği konusunda görüş birliği içerisindedirler.[11] Şekil ve ayrıntı yönüyle mahallî ve kültürel bazı farklılıklar taşıyabilse de temelde, örtünmenin dinin bir emri olduğu konusunda müslümanlar arasında bir görüş ayrılığı bilinmemektedir. İslâmî hükümlerin iki temel kaynağı olan Kitap ve Sünnet böyle anlaşılmış, sahâbe döneminden itibaren günümüze kadar da Hz. Peygamber tarafından getirilen ölçü ve açıklamalar, asırlardır ana hatlarıyla korunmuş, yaşatılmış ve örtünme dînî bir vecîbe olarak kabul edilmiştir.[12] Örtünmenin iffet ve hayayı korumak, tanınmayı ve incinmemeyi sağlama gibi bazı hikmetleri bulunsa da örtünme vecîbesinin sırf böyle bir gayeye bağlanması ve bu gayenin bulunmadığı veya başka yollarla elde edildiği durumlarda örtünmenin gerekmeyeceği görüşü de doğru değildir.[13] İslam dininin örtünme emrinin; ferdin fıtrî yapısını ve insanlar arasındaki ilişkilerde dengeyi gözetme ve insan haysiyetine yakışır bir aile hayatı kurma gibi gayelere yönelik olduğu belirtilmektedir.[14] Örtünme emrinin uygulanması noktasında erkek ve kadın arasında farklı hükümler getirilmekle birlikte, kadın ve erkekler için dinen belirlenen ölçülere uyma konusunda, temel ilke olarak cinsler arasında bir ayrım yapılmaması ve her iki cinse de aynı derecede sorumluluk yüklenmesi dikkat çekmektedir. Nitekim, “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir…” Nûr, 24/30 ifadeleriyle erkeklere uyarıda bulunulurken, diğer taraftan, “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Yüz ve el gibi görünen kısımlar müstesnâ, zînet yerlerini göstermesinler..”Nûr, 24/31 uyarısıyla da kadınların aynı ölçüde titizlik göstermeleri emredilmektedir. Örtünmede erkekle kadının farklı ölçü ve hükümlere tabi olması ise iki ayrı cinsin yaratılış özellikleri gözetilerek yapılmış bir ayrımdır. Örtünmenin dini boyutuna ışık tutan ayet ve hadisler ile İslam bilginlerinin yaklaşımlarının yanı sıra, sosyolojik bir vakıa olarak da örtünme köklü bir geçmişe sahiptir. Tarihi süreç içerisinde bazı uçta kalmış yönelişler bir tarafa bırakılırsa, çıplaklığın her dönemde toplumsal vicdan ve sağduyu tarafından tasvip edilmediği rahatlıkla söylenebilir.[15] Erkeklerin namazda ve namaz dışında örtülmesi gereken yerleri İslam bilginlerinin çoğunluğuna göre, göbek ile diz kapağı arasında kalan bölgedir. Kadınların kadınlara ve aralarında devamlı evlenme engeli bulunan erkek akrabasına mahrem karşı avret yeri, Hanefî ve Şâfiî bilginlere göre erkeğin erkeğe karşı avret yeri gibidir. Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde ağırlıklı olan görüş, kadının, oğlu, kardeşi ve babası gibi mahremi olan erkekler yanında el, yüz, kol, baş, boyun, ayak ve baldır hariç bütün vücudunun avret olduğu ve örtülmesinin gerektiği yönündedir.[16] Kadının yabancı erkekler mahremi olmayan, birbirleriyle evlenmeleri caiz olan erkekler karşısında avret yeri yüzü, el ve ayakları hariç bütün vücududur. Bu görüş Hanefîlere aittir. Diğer mezhepler, kadının ayaklarının da bu kapsamda olduğu kanaatindedirler.[17] Görüldüğü üzere sonucu etkilemeyecek detay farklılıkları bir yana bırakılacak olursa İslam bilginlerin müslüman hanımları ve müslüman erkeklerin namaz içinde ve namaz dışında avret yerlerini örtmeleri gerektiği konusunda ittifak etmişlerdir. HAYA Sözlükte, “utanma, çekinme, âr, namus, Allah korkusuyla günahtan kaçınma gibi anlamlara gelen[18] haya kelimesi, bir ahlak terimi olarak, nefsin çirkin davranışlardan rahatsız olup onları terk etmesi,[19] “kötü bir işin yapılmasından veya iyi bir işin terk edilmesinden dolayı kişinin yüzünü kızartan sıkıntı hali[20] gibi farklı şekillerde tanımlanmaktadır. Türkçe’de hayâ, insanı her türlü çirkinlikten uzak durmaya yönelten duygu ve bunu yansıtan tutumu ifade etmektedir. Arapça’da, “yerme”, “kınama” ve “onur kırıcı tutum ve davranış” anlamlarına gelen “âr” kelimesi de Türkçe’deki ağırlıklı olarak “hayâ” ile eş anlamlı olarak kullanılır.[21] Kınalızâde Ali Efendi haya hakkında şu tanım ve değerlendirmeyi yapmaktadır “Hayâ; utanma, hicap, ar anlamlarına gelir. Edebe aykırı olan olaylar meydana gelince kalbin duyarlılık kazanması ve ıstırap duymasıdır. Bu halin belirtisi derhal hayâ sahibi kişinin üzerinde görülür. Çünkü, bu çirkin olaydan dolayı, hayâ faziletine bürünmüş kişinin benliği bundan etkilenir. Hayâ, kişiye fazilet yollarını, maddeten ve mânen ilerleme yollarını gösterir. Edep ve hayâdan mahrum olan insan, her türlü iğrenç işe girişir. Yaptığı çirkin işlerden üzüntü duymayan insanı, ahlâk ve fazilet yollarına sevk etmek zordur. Toplumun gelişmesi, utanma duygusunun canlı bir şekilde aralarında yaygınlaşmasıyla yakından ilgilidir.”[22] İslâm ahlâk bilginleri, kelimenin çeşitli kullanımlarını da dikkate alarak hayayı çeşitli kategorilere ayırmışlardır. Mâverdî, hayâyı, a Allah’a karşı hayâ, b insanlara karşı hayâ c kişinin kendine karşı hayâsı olmak üzere üç kısma ayırmakta ve bunları şöyle açıklamaktadır Allah’a karşı hayâ, O’nun emir ve yasaklarına uymakla, insanlara karşı hayâ, onlara eziyet etmemek ve yanlarında çirkin işler yapmaktan ve çirkin sözler söylemekten kaçınmakla olur. Kişinin kendine karşı hayâsı ise, edepli olması demektir.[23] Mâverdî’nin haya konusundaki bu yaklaşımı genellikle “utanma duygusu” olarak algılanan haya kavramından oldukça farklı ve anlamlıdır. Ahmet Rifat ise hayâyı, fıtrî hayâ ve dinî hayâ olmak üzere iki kısımda ele almaktadır. Kişinin, edep yerlerini insanların önünde açmaktan kaçınması, fıtrî hayânın, halkın ve Hakk’ın huzurunda edepli davranmak da dînî hayânın bir ürünüdür.[24] Kur’an’da üç ayette haya kelimesinin türevleri geçmektedir. Kasas sûresinde, Hz. Şuayb’ın kızlarından birinin Hz. Musa ile utanarak konuştuğu,[25] Ahzâb sûresinde de bazı Müslümanların Hz. Peygamberi uygun olmayan zamanlarda rahatsız ettikleri, fakat Peygamberimizin, hayasından dolayı bu rahatsızlığı açığa vurmadığı, ancak Allah’ın gerçeği bildirmekten haya etmeyeceği belirtilmektedir.[26] Başka bir ayette ise, müşriklerin Kur’an’da arı, karınca, sinek gibi küçük varlıkların örneklendirilmesinin fesâhatla bağdaşmayacağı yönündeki iddialarına karşı, “Şüphesiz Allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez…”[27] ayetiyle cevap verilmektedir. Bu ayetlere bakılırsa, Kur’an’da haya kavramının; iffet ve terbiye gereği utanma ve sıkılma gibi anlamlarının yanı sıra çekinme anlamında da kullanıldığı görülmektedir. Hadis kaynaklarında da haya konusu detaylı bir şekilde ele alınmış, hayanın imanla ilişkisi ve hayanın kişiye sağladığı hayır ve iyilikler yanında, Hz. Peygamberin hayasından söz edilmektedir. Hayanın daha iyi anlaşılabilmesi için farklı yönleriyle konuyu incelemek daha faydalı olacaktır Haya ve İman Hz. Peygamber haya ile iman arasında önemli bir ilişki bulunduğuna dikkat çekmekte ve hayayı imanın bir şubesi olarak nitelendirmektedir. “İman yetmiş/altmış küsur şubedir. En üst derecesi “lâ ilâhe illallah” demek, en alt derecesi de geçenlere zarar verecek şeyleri yoldan gidermektir. Hayâ da imandan bir şubedir”[28] hadisi bu ilişkinin anlamlı bir ifadesidir. Kişinin Müslüman olabilmesi için, dinen inanılması zorunlu olan hususlara yürekten inanması tasdîk; yaşadığı toplumda müslüman olduğunun bilinmesi için imanını diliyle de ifade etmesi ikrâr gerekir. Amel, imanın bir parçası göre, hayası olmayan kişinin müslüman olmadığını iddia etmek doğur değildir. Bununla birlikte, bu kişinin “olgun bir mümin” olduğunu söylemek de zordur. Bu konuya açıklık getiren İbnü’l-Esîr şöyle söyler “Yaratılıştan gelen bir duygu olduğu halde hayâ bu hadiste, sonradan kazanılan imandan bir parça olarak belirtilmiştir. Çünkü hayâlı kişi, bu sayede günahlardan uzaklaşır. İşte bu açıdan hayâ, kişi ile günahları arasına giren ve onu günah işlemekten alıkoyan imanın fonksiyonunu yerine getirmiş olmaktadır. Hadiste, hayânın imandan bir parça olduğu ifade edilmiştir; çünkü iman, sonuçta Allah’ın emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmak şeklinde dışa yansır. İşte, günahlardan kaçınmak haya sayesinde gerçekleşince, hayâ imanın bir cüz’ü gibi olmuş olur.”[29] Fazla hayalı davranmaması konusunda kardeşine öğüt veren Ensar’dan bir adama Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur “Bırak onu. Çünkü haya imandandır.”[30] Hayanın imanla olan ilişkisine dikkat çeken bu hadislerin yanı sıra, haya İslam dininde en önde gelen ahlâkî vasıflardan biri olarak telakki edilmiş ve Hz. Peygamber, “Her dinin bir ahlâkı vardır. İslâm’ın ahlâkı da hayâdır”[31] buyurmuşlardır. Haya ve Eylem İnsan; sağ duyusu, inancı ve hayâ duygusu ile nefis ve şeytanın kötü telkinleri arasında mücadele halindedir. Allah inancı sağlam ve hayâ duygusunu yitirmeyen insan, iyilik ve güzelliklere yönelir, kötülük ve haramlardan uzak durur. Allah inancı zayıf, hayâ duygusu zedelenmiş, nefsine ve şeytana yenik düşmüş insan ise kötülük ve haramları kolayca işleyebilir. Bu tür insanlardan bazısı Allah’tan da insanlardan da çekinmez ve kötülükleri ve günah fiilleri açıkça işleyebilir. Hz. Peygamberin, “Utanmadıktan sonra dilediğini yap sözü, insanların ilk peygamberden itibaren işittiği sözlerdendir”[32] buyruğu, haya duygusunu yitirmiş kişilerin kötülükleri kolayca yapabileceğine işaret etmenin yanı sıra, edep ve hayanın ilâhî dinlerin ortak kabullerinden biri olduğunu göstermektedir. Haya bu yönüyle, kişi ve toplum üzerinde bir süzgeç ve kontrol mekanizması mahiyetindedir. Bu bağlamda hayanın, “Toplumun Manevî Savunma Sistemi” olarak değerlendirilmesi anlamlıdır. Hz. Peygamberin, “Haya ancak hayır getirir”[33], “Hayanın hepsi hayırdır”[34] buyurması ise hayanın iyilik ve hayra sevk etmenin yanı sıra, başlı başına bir hayır olduğunu göstermektedir. Allah’tan Hayâ Etmek Haya ile iman, haya ile eylem arasında var olan ilişkiler, temelde insanın Allah’tan hayâ etmesi gerektiği noktasında birleşmektedir. Hayâ duygusunun esası, kısaca Allah’tan hayâ etmektir denebilir. Allah’tan hayâ etmek, O’nun emirlerine karşı gelmekten, yasaklarına uymamaktan kaçınmak şeklinde dışa yansır. Bu yansımanın temelinde, kulun; Allah’ın istemediği bir iş ve hal üzere bulunmaktan uzak durması vardır. Bu da kişinin kendini kontrol etmesi, davranışlarını değerlendirmeye tabi tutması ve “..Nerede olsanız, o sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir” Hadîd, 57/4 ayetini iyi özümsemesi ile mümkün olabilir. Erişilen bu şuur ve bilinç halini Hz. Peygamber “ihsan” diye nitelemektedir.[35] İbn Mesud’un rivayetine göre, Hz. Peygamber, “Allah Teâla’dan gerektiği gibi hayâ ediniz” buyurmuş, kendisine, “Ya Rasûlallah! Allah’tan gereği gibi ne şekilde hayâ edebiliriz?” sorusu yöneltilmişti. Bunun üzerine Allah’ın Resûlü; başını ve başında yer alan organları, karnını ve karna bağlı organı koruyan, dünya hayatının süsüne kendini kaptırmayan, ölümü ve çürüyüp yok olmayı unutmayan kimsenin Allah Teâla’dan gereği gibi haya etmiş olacağını haber vermiştir.[36] Başın korunması, düşünce gücünün iyiye kullanılmasıdır. Baştaki organların korunması ise, dinen yasaklanan şeylere bakmamak, kötü sözlere kulak vermemek, haram yememek ve yalan söylememekle gerçekleşir. Karnın korunması ise haramla beslenmekten sakınmakla olur. Hayâ duygusunun esasını oluşturması sebebi ile Allah’tan hayâ etmek konusu İslâm ahlâkı eserlerinde de geniş yer tutmaktadır. Şeyh Sâdî’nin “Yusuf ile Zeliha” adlı hikayesinde; Yusuf’u kandırmak için ona dil döken, bu arada, tapındığı put, niyetlendiği çirkin işi görmesin diye onun üzerini örten Zeliha’ya, Yusuf şöyle seslenir “Vazgeç, benden kötülük bekleme. Sen bir taştan bile utanırken, ben nasıl olur da Allah’tan utanmam?”[37] Ediplerden biri şöyle söylemiştir “açıkta işlemekten çekindiği işi yalnızken yapan adam, kendi şahsını değersiz saymış demektir.”[38] Hz. Peygamber ve Haya Allah’ın insanlara gönderdiği vahyi tebliğ etme ve bu çerçevede Allah’a kulluk görevlerini yaparak öğretme görevi olan Hz. Peygamber, “Şüphesiz Peygamber’de size güzel bir örnek vardır..” Ahzâb, 33/21 âyeti çerçevesinde, insanlar arası ilişkilerde de uyulması gereken bir örnektir. Hz. Peygamber, görevleri arasında insan ilişkilerinin temiz ve ahlâkî bir temele oturtulmasının da bulunduğunu şu hadisi ile ifade etmektedir “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.”[39] Üstün bir haya duygusu taşıdığı,[40] evinde edebiyle oturan genç bir kızdan daha hayâlı olduğu bildirilen[41] Peygamberimiz, aynı fazilete sahip olmasından dolayı Hz. Osman’a özel bir değer vermiş; kendisini ziyarete gelen Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’i rahat bir vaziyette karşıladığı halde Hz. Osman geldiğinde hemen toparlanmış; bunun sebebi sorulduğunda ise ألا “Meleklerin bile haya ettiği kişiden haya etmeyeyim mi?”[42] diyerek cevap vermiştir. Hayayı Doğru anlamak Hayanın kavram ve kapsam olarak iyi anlaşılması gerekir. Aksi takdirde bütünüyle hayır kabul edilen bir meziyetin bazı hakların zayi olmasına, toplum bilincinin zayıflamasına, sosyal hayattan kopmaya hatta psikolojik açıdan sıkıntıya düşmeye sebep olabilir. Haya duygusu, gerçeği söylemekten, bir alacağını istemekten, dînî ve ahlâkî konularda insanları bilgilendirmekten emr-i bi’l-ma’rûf nehy-i ani’l-münker, ilim öğrenmekten, meşrû olduğu sürece beğenilmeyen bir iş de olsa çalışmaktan kişiyi alıkoymamalıdır. Dinimizin teşvik ettiği haya duygusu ile, belirtilen hallerin bir bağlantısı yoktur. Bunlar, hayanın değil; pısırıklık, çekingenlik, tembellik ve ihmalin bir göstergesidir. Hayanın bunlara dînî gerekçe yapılması ise daha da üzücüdür. Hz. Peygamberin müslüman hanımların sorduğu özel sorulara usulüne uygun şekilde cevap verdiği,[43] çoğu zaman da bu bilgileri Hz. Aişe aracılığı ile aktardığı bilinen bir husustur. Hz. Âişe’nin, dinî bilgileri öğrenme hususunda utangaçlık göstermeyen Ensar kadınları hakkında söylediği övgü dolu sözler de bu gerçeğin başka bir ifadesidir.[44] SONUÇ Örtünme ve haya duygusu, insanın yaratılıştan sahip olduğu iki olgudur, yani fıtrîdir. Bazı istisnalar bir tarafa bırakılırsa, en ilkel toplumların bile bir şekilde örtünme ihtiyacı hissettikleri ve kendilerince haya duygusuna sahip oldukları bilinmektedir. Bu itibarla, farklı kültür ve milletlerde çeşitlilik arz etse de temelde, örtünme ve haya duygusunun insanlığın ortak değerlerinden olduğu ifade edilebilir. Haya duygusu, kişilik za’fı değil, aksine erdemlilik ve fıtratın bir gereğidir. Ayrıca, kişinin davranışlarına yön vermede ve kişiliğini ortaya koymada adeta bir mihenk taşıdır. İnsanın yaratılıştan sahip olduğu bu duygunun, gelişmesinde ve davranışlara yansımasında dinin önemli bir yeri vardır. Hz. Peygamberin konu ile ilgili hadisleri, hayanın imanla ilişkisine dikkat çekmenin yanı sıra, onun bütünüyle hayır olduğuna vurgu yapmakta ve hayanın ilâhî dinlerin ortak kabullerinden biri olduğuna işaret etmektedir. Dînî haya, iman ile kazanılan bir erdemdir. Mümin, Yüce Allah’ın kişinin bütün fiillerini yakînen bildiğine, âhirette bunlardan hesaba çekileceğine ve sonuç olarak da bunların karşılığına göre cennet veya cehenneme gideceğine inanır. Bu inancı onun kötülüklerden uzaklaşmasında büyük bir rol oynar ki, bu da dînî hayânın bir sonucudur. Genellikle utanma, sıkılma ve çekinme olarak algılanan haya, İslam bilginlerince benimsenen, Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı davranmaktan sakınmak anlamıyla daha geniş bir anlam kazanmıştır. Bu yönüyle haya, birey vicdanına bağlı ahlâkî bir özellik olarak kalmaktan öte, toplumsal huzur ve barışa da önemli katkıları olan bir haslettir. [1] Bu bölüm din İşleri Yüksek kurulu Uzmanı Yüksel SALMAN tarafından hazırlanmıştır. [2] Döndüren, Hamdi, Delilleriyle Aile İlmihali, , I, 78-79. Erkam Yayınları, yer yok, tarihsiz [3] İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1986, II, 28; Şener, Mehmet, “Avret”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, IV, 125; İstanbul 1991. Kal’acî-Kuneybî, Mu’cemu Lüğati’l-Fukahâ, s. 324. .Beyrut 1988, [4] İbn Kudâme, el-Muğnî, Beyrut 1984, I, 672. [5] Kurtubî, el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’ân, , XII, 152-153. .Beyrut 1993. [6] Döndüren, I, 81-83. Aynı doğrultuda görüş ve açıklama için bkz Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 30. tarih ve 77 sayılı kararı. [7] Heyet, İlmihal İSAM, İstanbul 1999, II, 73. [8] Buharî, Tefsîru’l-Kur’ân, 24/12, VI, 13; İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, VI, 46. .Riyad, 1997. [9] Buharî, Tefsîru’l-Kur’ân, 24/12, VI, 13; İbn Kesîr, age., VI, 46. [10] Ebu Davud, Libâs, 62. [11] İbn Kudâme, I, 672; Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 43-44. İstanbul, 1984; Şener, IV, 126. Din İşleri Yüksek Kurulu’nun aynı doğrultudaki görüşü için bkz tarih ve 77 sayılı karar [12] Heyet, İlmihal İSAM, II, 73. [13] Döndüren, I, 79-80; Heyet, İlmihal İSAM, II, 73. [14] Heyet, İlmihal İSAM, II, 71. [15] Meriç, Ümid, “Sosyolojik Açıdan Kılık-Kıyafet ve İslam’da Örtünme”, Tartışmalı İlmi Toplantı İSAV, İstanbul, 1987, [16] İbn Kudâme, I, 651; Mevsılî, I, 43-44. [17] İbn Kudâme, I, 651; Mevsılî, I, 43-44. [18] Sami, Şemsettin, Kâmûsu Türkî, , I, 194. Dersaâdet, 1317. Devellioğlu, Ferit, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 411. Ankara, 1970. [19] Cürcânî, Şerif et-Ta’rîfât, s. 94. Baskı yeri ve tarihi yok. [20] Kadı İyâz, eş-Şifâ, I, 118. Beyrut, tarihsiz, I, 118. [21] Devellioğlu, Ferit, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, , s. 411. Ankara, 1970. [22] Kınalızâde Ali Efendi, Ahlak / Ahlâk-i Alâî , Baskıya hazırlayan, Hüseyin Algül, Tercüman, 1001 Temel Eser, No. 30, tarihsiz. [23] Mâverdî, Ebu’l-Hasen Ali b. Muhammed b. Habîb el-Basrî, Edebü’d-Dünya ve’d-Dîn, s. 392-393. .İkinci baskı, Daru İbn-i Kesîr, 1990, [24] Ahmet Rifat, Tasvir-i Ahlak / Ahlak Sözlüğü, s. 121. Baskıya hazırlayan Hüseyin Algül, Tercüman, 1001 Temel Eser serisi, Kervan Kitapçılık, tarihsiz. [25] Kasas, 28/25. [26] Ahzâb, 33/53. [27] Bakara, 2/26. [28] Müslim, İman, 58, I, 63. [29] İbnü’l-Esîr, en-Nihaye fî Ğarîbi’-l Hadîs, Dâru’l-Fikr, Beyrut, Tarihsiz, I, 470. [30] Buhari, İman, 16, I, 11; Müslim, İman, 12, I, 63; Ahmed, II, 56. [31] Malik, Hüsnü’l- Huluk, 2, II, 905. [32] Buhari, Edeb, 78, VII, 100 ; Ebu Davud, Edeb, 6. V,148-149. [33] Buhari, Edeb, 77, VII, 100; Müslim, İman, 60. I, 64. [34] Müslim, İman, 61, I, 64; Ahmed, IV, 445. [35] Müslim, İman, 1. I, 39. [36] Tirmizi, Kıyâme, 24. IV,637. [37] Sâdî, Bostan, s. 319 Tercüme, Hikmet İlaydın, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1950,. [38] Mâverdî,., s. 242. [39] Ahmed, II, 381; Malik, 1. II, 904. [40] Buhari, Tefsir, 33/8, VI, 24. [41] Buhari, Edeb, 72, VII, 96; Müslim, Fedâil, 67. II, 1809. [42] Ahmed , I, 71. [43] Müslim, Hayz, 13. I, 260. [44] Müslim, Hayz, 13. I, 261. Vaaz, Tesettür ve Haya
temizlik ile ilgili vaaz örnekleri